Türkiye - Haberler

Loading...

MADDE 32 - HAK ARAMA HÜRRİYETİ VE ADİL YARGILANMA HAKKI

Hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkı
Madde 32- (1) Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle, yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
(2) Hiç kimse, tabiî hâkiminden başka bir merci önüne çıkarılamaz ve bir kimseyi tabiî hâkiminden başka bir merci önüne çıkarma sonucunu doğuran yargı yetkisine sahip olağanüstü merciler kurulamaz.
(3) Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.
(4) Davalar, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız mahkemeler tarafından makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve alenî olarak görülür. Ancak, millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel ahlâkın, küçüklerin korunmasının veya davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliğinin gerektirdiği veya davanın alenî olarak görülmesinin yargılamanın selâmetine zarar verebileceği özel durumlarda, mahkemenin zorunlu göreceği ölçüde, duruşmalar tamamen veya kısmen basına ve dinleyicilere kapalı olarak sürdürülebilir.
(5) Küçüklerin yargılanması hakkında özel hükümler konulabilir.
(6) Her sanık aşağıda belirtilen haklara sahiptir:
a) Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve sebebi hakkında en kısa zamanda, anladığı bir dille ve ayrıntılı olarak bilgilendirilmek,
b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak,
c) Kendisini bizzat veya tayin edeceği bir müdafiin yardımından yararlanarak savunmak; müdafi tayini için gereken malî imkânlardan mahrum bulunuyor ve yargılamanın selâmeti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir müdafiin yardımından bedelsiz yararlanabilmek,
ç) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı şartlar altında dinlenmesini istemek,
d) Mahkemede kullanılan dili anlayamadığı veya konuşamadığı takdirde, bir tercümanın yardımından bedelsiz yararlanmak.
(7) Hukuka aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez.
(8) Mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.

288 yorum:

1 – 200 / 288   Yeni›   En yeni»
Armağan Üreten dedi ki...

Hakimlerimizin aldığı ücretleri de yaşanabilir ücret seviyesine çıkaracak önlemler de alırsak çok daha iyi olacak

M. Zeki AKTAŞ dedi ki...

(e)Kişi hürriyeti haksız bir şekilde kısıtlandığı, güvenliği, sağlığı zarar gördüğü, zaman ve iş kaybına sebep olunduğu, maddi ve manevi zarara uğradığı mahkemelerce tespit olduğu takdirde bunun bedeli daha önce karar vererek zarara uğratan mahkeme heyeti tarafından ödenir ve mahkeme heyeti cezalandırılır. (Günlük hayat içinde yanlış yapan mühendis, doktor... vs. yaptığı iş ve eylemlerden, verdiği zarardan dolayı ceza almaktadır. Aynı şekilde yanlış karar vererek zarara sebep olan mahkeme heyetlerine de ceza verilebilmelidir. Bu anayasanın eşitlik ilkesine, suç ve cezanın ferdiliği ilkesine, hukuk ve adalete uygun olur. 32. maddeye 6. fıkrasına (e) bendi olarak eklenmelidir.)

M. Zeki AKTAŞ dedi ki...

(f)Davalı, davacı veya sanık mahkeme için parası olmayıp malı varsa harcı her türlü masrafı devlet tarafından karşılanır. Davayı kazan taraf ise karşı tarafından devlet alacağını tahsilâtını yapar. Davayı kaybeden taraf ise şahsın malını paraya çevirmek sureti ile devlet alacağını tahsil eder. Tamamen yoksul ise her türlü mahkeme masrafları devlet tarafından karşılanır. ( Hak, hukuk aramanın önündeki bütün engelleri kardırmadığımız takdirde yurttaşlarımız arasında mağdurlar ve devletine küskünler, düşmanlar sürüsü oluştururuz. Buna fırsat vermeyelim. 6 fıkraya (f) bendi olarak eklenebilir.)

eylül dedi ki...

sy. aslı bende toplantının içeriğini tam olarak bilemiyorum.girip bakmak isterseniz www.anayasa.gov.tr/general yazıp bakabilirsiniz.

eylül dedi ki...

sy. aslı bende toplantının içeriğini tam olarak bilemiyorum.girip bakmak isterseniz www.anayasa.gov.tr/general yazıp bakabilirsiniz.

eski dost dedi ki...

mrb arkadaşlar .diger sitenin problemi nedeni ile yazamıyoruz.yeni yazılarımıza buradan devam edebiliriz.

eski dost dedi ki...

Suç ve cezalara ilişkin esaslar
Madde 33- (1) Suç ile ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiili gerçekleştirmesinden dolayı cezalandırılamaz ve kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
(2) Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da birinci fıkra uygulanır.
(3) Suçluluğu kesin mahkeme kararı ile hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
(4) Hiç kimse, kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
(5) Ceza sorumluluğu şahsîdir.
(6) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.
(7) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.
(8) Kamu İdaresi, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Türk Silâhlı Kuvvetlerinin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
(9) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.

eski dost dedi ki...

madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

eski dost dedi ki...

ekonomik suclara biraz daha acıklık getirilmeli.karsılıksız çek davalarından getirilen hapis cezaları kesinlikle kalkmalı,sebebi diğer yorumlarda da acıklandığı gibi bunun alacaklıya hic bir faydası yoktur.borclunun ödeyebilirliğini engellemektir.borc ortadan kalkmamalı,en azından borc meblağına ,ve borclunun konumuna göre süre verilmeli.bu alacaklının hic alamamasından daha iyidir diye düsünüyorum.günümüzde avukatların tutumu hapis kapıya gelince öder olayına katılmıyorum,varsa ödenir ,yoksa girilir ve ödenebilirliği ortadan kalkar.tabiki bu dolandırıcılk amacıyla yapılmis durumların dısında tutulmalıdır.bu ayrım mahkemelerde kolaylıkla tespit edilebilir.çeke güvenilirlik böyle sağlanamadığına inanıyorum.çünkü hic bir tacir çek yazarken veya alcaklı aldığı cekin hapis cezası tasımasını düsünerek bu işlemi yapmaz.kaldı ki ülke nin ekonomik durumu ortada,soncta yönetimin yaptığı hatalar ,piyasalara yansımasıdır ,fakat cek yazıp ödeme tahüdü veren ,insanlar hapis e giriyor.biraz daha bu konuya eğilinmesinde fayda görüyorum,tesekkürler

eski dost dedi ki...

Karşılıksız çek de cezaî yaptırımı kaldırdığımız zaman ticarî hayatın sekteye uğrayacağı, çek kullanımının azalacağı dolayısıyla dolaşıma çek yoluyla çıkarılan parasal kıymetin azalmasıyla çek yoluyla yaratılan ticarî gelişmenin gerileyeceği şeklindeki eleştiri gerçeği yansıtmamaktadır. Çeke cezaî yaptırımla sağlanan güvence sanal ve aldatıcıdır. Dürüst insanlar zarar görmektedir. Çekte cezaî yaptırımla Devletin gücünün sağladığı güvence ile rahatlayan insanlar, ticari hayatın temel kurallarından olan, iş yaptığı kişiyi araştırma soruşturma, güven duymada itidallik kısacası basiretli davranmayı terk etmektedir. Bunun sonucunda ticari hayattaki bu boşluk sahtekâr kişilerce rahatça doldurulmaktadır. Dürüst insanlara hizmet etmesi gereken bir kurum sahtekârlara hizmet etmektedir. Çekte cezaî yaptırımın kaldırılmasıyla çekin diğer kıymetli evraklardan önemli bir farkının ortadan kalkacağı bir gerçektir. Bu gerçeğin yanında şunu da söyleyebiliriz. Çek asli fonksiyonu olan nakit para karşılığı ve görüldüğünde ödenecek olması pozisyonuna, daha da yaklaşacaktır. Çek karşılıksız kaldığında cezaî yaptırım olmayacağını bilen insanlar, çok güvendikleri dürüst insanlardan çek kabul edeceklerdir. Bu durumda sözüne ve davranışına güvenilir insanlar ticari hayatta söz sahibi olacaklar, sahtekârlara bu anlamda tanınan kredi de tükenmiş olacaktır. Ayrıca taraflar arasındaki özel alacak borç ilişkisinden doğan karşılıksız çek keşide etme fiiline hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesi, devletin alacaklının yanında taraf olduğu anlamına gelir ki, devlet yargılama faaliyeti sırasında hiçbir şekilde taraf olmamalıdır.
Hürriyeti bağlayıcı ceza ancak, çok ağır ve kamu düzenini ciddi şekilde bozucu fiillerde uygulanmalıdır. Öte yandan Türkiye’nin de taraf olduğu, “İnsan Hakları ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Sözleşme” (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmeleri) çerçevesinde imzalanan ancak ülkemizin katılmadığı 4 sayılı protokolün birinci maddesi, özel hukuk alanında “borç için hapsedilmeme” kuralını öngörmüştür. Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu ve onayladığı uluslararası nitelikteki sözleşmelerde de açık olmasa da kişinin borç nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağını öngören hükümler bulunmaktadır. Uluslararası hukukta yer alan tüm bu belgeler birlikte değerlendirildiğinde genel eğilimin, borç için kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması veya insan haysiyeti ile bağdaşmayan diğer ceza ve uygulamalara maruz kalmaması yolunda olduğu görülür. Bu itibarla karşılıksız çek keşide etmek eylemi nedeniyle borçluyu, “cezaevine girmek veya cezaî yaptırımla karşılaşmak” gibi ikilemle karşı karşıya bırakarak mahkemeler ve savcılıkları borç tahsili için aracı kurum olarak kullanmanın terk edilmiş bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz.

eski dost dedi ki...

Türk Ceza Kanunu'nun hazırlanmasında emeği geçen Prof. Dr. Adem Sözüer aradı.
Söze, "Çok daha vahim bir durum var..." diye başladı.

Toplu af gibi...
Yeni Türk Ceza Kanunu'nun 2004'te yürürlüğe girdiğini anımsatıp, "TCK'nın 5'inci maddesini" anımsattı.
Sözünü ettiği madde aynen şöyle:
"Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır..."
Hukuki dildeki anlamı net...
Özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlar tek tek TCK'ya göre yeniden düzenlenecek. Bu düzenlemelerin yapılabilmesi için de Meclis'e bir yıl süre tanındı.
Ancak öngörülen bir yılda düzenlemeler yapılamayınca, birer yıl ertelenerek 31 Aralık 2008'e gelindi.

Çek kanunu atlandı
Bu çerçevede bir ay önce (Aralık 2008) Türk Parasını Koruma Kanunu'ndaki maddelerde de süratle düzenleme yapılıp 5'inci maddenin öngördüğü şekilde TCK ile uyumlaştırıldı...
Ancak hükümet Çek Hamillerini Koruma Kanunu'nu TCK ile uyumlu hale getirmedi; buna ilişkin düzenlemeleri atladı.
Yılbaşı günü de düzenleme yapılması için öngörülen süre sona erdi.
Prof. Dr. Adem Sözüer'i dün Meclis'te Adli Tıp ile ilgili bir konuda çaba gösterirken bulduk.
Çek Kanunu'nu anımsatıp, "Şimdi ne olacak?" dediğimizde yanıtı şöyle oldu:
"TCK'nın genel hükümleri Çek Kanunu için de geçerli. Maalesef Çek Kanunu'ndaki cezalar uygulanamaz hale geldi. Çünkü Ceza Kanunu'nun genel hükümlerinde örneğin tüzel kişilere adli değil, idari para cezası var. Halbuki Çek Kanunu'nda şirketlere para cezası var. Biri diğerini tutmuyor. Uyumlu hale gelmediği için uygulanamaz oluyor."
Prof. Sözüer'e bunun karşılıksız çek kesen veya çekle ilgili bir suç işleyen kişinin affa uğraması anlamına mı geldiğini sorduk.
"Aynen öyle" deyip ekledi:
"Bu kişilere ceza verilmesinin olanağı yok. Zaten birçok mahkemeden de yargı üyeleri telefon açıp davaları düşürdüklerini bildiriyor ve bir an önce çare bulunmasını istiyor. Düzenleme olmazsa çek suçlarına bakılamaz hale gelecek."

"Geçmiş olsun..."
Konuyu Adalet Komisyonu Başkan ve Başkanvekili'ne de sorduk...
Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, önce TCK'yı okudu, sonra Çek Kanunu'nu inceleyip devam etti:
"Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu..."
İyimaya "Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şeyin olmadığını, onların cezalarının ortadan kalktığını" da vurguladı.
Başkanvekili Hakkı Köylü ise daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptıklarını belirterek, "170 kadar yasa maddesinde düzenleme yapılmıştı" anımsatmasında bulundu.
Çek Kanunu ile ilgili olarak da hükümete geçmişte uyarıda bulunduklarını söyleyen Köylü, "Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir" dedi.
Meclis, TCK gibi dev boyutlu Borçlar ve Türk Ticaret kanunlarını bir an önce çıkarabilmek için çaba gösterirken, geçmişte çıkardığı kanunun yarattığı af depremiyle yüz yüze kalıyordu.
İyimaya'nın da dediği gibi; geçmiş olsun...
yani karşılıksız ceke af...

eski dost dedi ki...

KONYA 6. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
2007 / 866 E., 2008 / 211 K. Ek karar tarihi 15.01.2009

5252 saylı TCK nun yürürlük ve uygulama şeklindeki geçici 1. maddesi 5237 sy TCK nun 2,5,7/2,45/1 ve 52 maddelderinden anlaşılacağı üzere özel yasalardaki aykırı hükümlerin 31.12.2008 tarihine kadar uygulanabileceği bu tarihten sonra 5237 sy TCK nun yukarıda bahsedilen maddelerinde ve genel hükümlerinde ceza nevi olarak hapis cezası ve gün para sistemi öngörüldüğü, bu durumda çek cezaları için düzenlenen para cezalarının uygulama kabiliyetinin kalmadığı, 5728 sy Temel Ceza Kanunlarına uyum amacı ile çeşitli kanunlarda ve diğer bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanunda yapılan değişiklik ile çek yasasında değişiklik yapılmadığı, bu durumda çek yasasındaki müeyyidenin uygulama kabiliyetinin kalmadığı anlaşıldığından cezanın durdurulmasına karar vermek gerekmiştir.
Ancak 1999 yılından bu yana çıkarılan af yasaları ve TCK ile CMK nun tümü ile değiştirilmesi, uyarlama çalışmaları yapılması esnasında geriue yönelik olarak kanun haricinde Yargıtay kararları ve uyum asaları ile uygulama yapıldığından bu aşamada ortadan kaldırma kararı vermenin mevcut uygulmayaya aykırı düşeceği kanısı ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1) Hükümlü ........... ve ............ A.Ş. hakkında mahkememizden verilen ......... tarih ve .............. esas ve karar ile ilamatın ......... sırasında işlem gören İNFAZIN DURDURULMASINA
2) Bu aşamada ORTADAN KALDIRMA TALEBİNİN REDDİNE,
3) Karardan bir suretin Konya C. Başsavcılığı' na gönderilmesine
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu itirazı kabil olmak üzere karar verildi. 15.01.2009

eski dost dedi ki...

Çek suçlularının cezası kalktı'
Çek kanununun TCK ile uyumunun sağlanmaması tartışılıyor. Adalet Komisyonu Başkanı İyimaya, 'Geçmiş olsun! Bu suçu işleyenler yılbaşında kurtuldu' dedi
Takvim'in dün duyurduğu ve Prof. Adem Sözüer tarafından ortaya atılan çek yasası ile ilgili iddia gündemi değiştirdi. 31 Aralık 2008 tarihine kadar yeni TCK'ya uygun hale getirilmediği için çek yasasından ceza alanlar ve yargılananlar için adeta 'af' imkanı doğdu. Haberimiz özellikle hükümlü yakınları ve bu suçtan dolayı halen hapishanede bulunanlar arasında sevinçle karşılanırken, hukukçular arasında da tartışmaya yol açtı.

'Bir şey yapılamaz'
Çek kanunu ile ilgili düzenlemenin yapılmaması ve bununla ilgili sürenin dolmuş olması, Meclis'te de yankı buldu. Takvim'e konuşan TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, çek kanunu inceledikten sonra, "Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu. Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şey yok. Onların cezaları ortadan kalktı" dedi. İyimaya, yeni yasa çıksa bile geriye işlemeyeceğini belirterek, şu bilgileri verdi:

'Cezasızlık dönemi'
"Sonraki kanun yürürlüğe girmek için bir süre öngörmüş, suç ve cezanın tipini de değiştirmiş ise, yürürlük öncesi aksi doğrultudaki hükümler, hüküm ve sonuçlarını sonraki kanun yürürlüğe girdiği anda yitirir. Yasama organının yürürlük öncesi bir uyum yasası çıkarma Çek ması Anayasa'nın 38. maddesi kapsamında bir suçsuzluk ve cezasızlık dönemine yol açabilir. Olay bu kapsamda değerlendirilmeli." TBMM Adalet Komisyonu Başkanvekili Hakkı Köylü ise konuyla ilgili açıklamasında şunları söyledi: "Daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptık. 170 kadar yasa maddesinde düzenleme gerçekleşti. Çek yasası ile ilgili hükümete uyarıda bulunduk. Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir."
Şerife ÜSTÜNER

23.01.2009 13:58

eski dost dedi ki...

Ağır Ceza Mahkemesi 2nci Asliye Ceza Mahkemesinin çekle ilgili verdiği hapis kararıyla ilgili itirazı karara bağladı ve cezaevinde bulunan tutuklunun tahliyesine karar verdi.
Ağır Ceza Mahkemesinin çek’le ilgili kararının Türkiyenin dört bir yanında bu suçtan hüküm giyenler için emsal teşkil edebilecegi belirtiliyor.
Mahkeme çekle ilgili yasada boşluk olması nedeniyle ceza verilmeyecegini gerekçe gösteriyor .






T.C.
SAKARYA
1. AĞIR CEZA MAHKEMESİ

DEĞİŞİK İŞ KARAR
DEĞİŞİK İŞ NO : 2009/213

BAŞKAN : ABDÜLKADİR YAVUZ
ÜYE : BURHANETTİN ESENKAR
ÜYE : CEVDET BAK
KATİP : BİLGEN EL

Hükümlü vekili tarafından Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2009 tarih 2007/415-739 esas karar sayılı ek kararı ile sanık vekilinin talebinin reddine ve mahkemelerinin 2007/415 esas-2007/739 karar sayılı ilamının değiştirilmesine ve infazın durdurulmasına yer olmadığına ve infazın devamına dair kararına süresi içerisinde; müvekkilinin 3167 Sayılı Kanuna Muhalefet nedeni ile para cezasına mahkum edildiği ve para cezasının ödenmemesi nedeni ile hapse çevrildiği halen ceza evinde olduğu, 5275 Sayılı Yasanın 98. maddesi uyarınca yaptıkları başvurunun reddedildiği, bu kararın 5237 Sayılı TCK nun 5, 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesi, 3167 Sayılı Yasanın 16. maddesi ayrıca TCK 20.43.52,53,60,61 maddelerinde yer alan düzenlemelere aykırı olduğu, 31.11.2008 tarihi itibari ile karşılıksız çek keşide etmek eyleminin suç olmaktan çıktığı, böylece suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hükümlü hakkında verilen cezanın yasal dayanağının kalmadığı iddiası ile Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 29.1.2009 tarihinde infazın devamına ilişkin ek kararın itiraz incelemesi ile kaldırılmasını ve müvekkili hakkında tayin edilen cezanın bütün sonuçları ile ortadan kaldırılmasını ve tahliyesini istemiştir.
İddia makamı mütalaası alındı, dosya incelendi
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Konu ile ilgili yasal durum incelendiğinde;
1-3167 Sayılı Yasanın 16. maddesinde :
(1) Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4 üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri, kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar. Ancak verilecek para cezası seksenmilyar liradan fazla olamaz. Bu miktar, 01/03/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2 nci maddesine göre her yıl artırılır. Bu suçtan mükerrirlere, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
2 – 5237 Sayılı TCK nun 2/1-3 madde ve fıkralarında ;
(1) “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.”
(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
3- 5237 Sayılı TCK nun 5/1 madde ve fıkralarında :
“Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır. “
4-5237 Sayılı TCK nun 52/1-2-3 Madde ve fıkralarında;
(1) Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.
(2) En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsî hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.
(3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir. “
5-5252 Sayılı Yasanın 5349 Sayılı Yasanın 6. Maddesi ile değişik Geçici 1. Maddesinde:
(1) Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.
6-5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 madde ve fıkrasında:
(1) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.
(3) Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
7- 5275 Sayılı Yasanın 101/1-3 Madde ve fıkrasında:
(1) Cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri istenebilir.
(3)Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan başka mahkemeler tarafından verilmiş olan bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.” hükümleri bulunmaktadır.
Ayrıca TBMM tarafından 5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlar ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile düzenleme yapıldığı ve bu kanunun yürürlükte olduğu ancak yapılan bu düzenlemeler içerisinde 3167 Sayılı Yasanın 16. Maddesi ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı da ortadadır.
Kararına itiraz edilen mahkemenin itiraz edilen kararında 3167 Sayılı Yasanın yürürlükten kalkmadığı ve halen karşılıksız çek keşide etmek suçunun bulunduğu, bu durum karşısında kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edilmediği, 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesindeki düzenlemenin TCK nun 52. maddesi ile uyumlu olduğu, çek bedelinin 5-730 gün arasında olması halinde belirlenen tam gün sayısı ile takdir edilen bir gün karşılığı adli para cezasının çarpılması sonucu para cezası vermek olanaklı olduğu gibi çek bedelinin 5 tam günün altında olması halinde 5 tam güne yükseltilmesi, 730 tam günün üstünde olması halinde ise kanunlarda aksine hüküm bulunmayan hallerde ibaresi dikkate alınarak 3167 Sayılı Kanun 16/1 maddesi uyarınca belirlenecek adli para cezasının verilebileceği bunun TCK nun 52 maddesine aykırılık oluşturmayacağı yasal sebepleri ve diğer yasal sebeplerle sanık vekilinin talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Yürürlükte olan yasal durum incelendiğinde; TCK nun 5/1 maddesinde bu kanunun genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı belirtilerek ceza hukukunda yeknesaklık sağlanmak istenmiştir.
Bu amaçla 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesine; diğer kanunların TCK nun birinci kitabında yer alan düzenlemesine aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulanır hükmü konulmuş ve bu süre yeniden uzatılmamıştır.
Yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. Madde hükmünü dikkate alarak “ Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” adı altında 580 maddeden oluşan 5728 Sayılı Yasayı çıkartmış ve bu yasa yürürlüğe girmiştir.
Buradan da anlaşıldığı üzere yasa koyucunun amacı TCK nun genel hükümlerinin bütün özel yasalarda ve ceza hükmü içeren yasalarda uygulanmasını sağlamaktır.
5237 Sayılı TCK nun 52. maddesi dikkate alındığında adli para cezasının tanımının yapıldığı görülmektedir. Buna göre adli para cezası , beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmadığı hallerde 730 günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması sureti ile hesaplanan meblağın hükümlü tarafından devlet hazinesine ödenmesinden ibarettir
Bu maddenin 1. fıkrasında bulunan “kanunda aksine hüküm bulunmayan haller” tanımının adli para cezası gün sayısının bu genel düzenlemeye aykırı olarak 730 günün altında veya üstünde olabileceği ve bu düzenlemenin de geçerli olduğu anlamındadır. Buradan da anlaşıldığı üzere TCK genel hükümlerinde gün adli para cezası sistemi benimsenmiştir.
3167 Sayılı yasanın 16. maddesi değerlendirildiğinde; “..... çek bedeli tutarı kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar . Ancak verilecek para cezası 80 milyar liradan fazla olamaz. ” hükmünün bulunduğu, bu düzenlemenin gün para cezası içermemesi nedeni ile TCK nun 52/1 maddesine uygun olmadığı ortadadır. Bu düzenleme karşısında açık bir yasal düzenleme yokken çek bedeli kadar tam gün sayısı belirlenerek bunun 20-100 TL arasında takdir edilecek bir bedelle çarpılması sureti ile sanığın cezalandırılabileceğini değerlendirmek kıyas yapmaktır. Kıyas, TCK nun 2/3. madde ve fıkrası ile yasaklanmıştır. Buna göre kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz. Kararına itiraz edilen mahkeme gerekçesinde kıyas yasağına rağmen kıyas yaparak 3167 Sayılı 16/1 maddesindeki ceza düzenlemesinin TCK 52. maddesindeki adli para cezası sistemine uygun olduğunu belirtmiştir.
Yasa koyucunun 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesinde sözünü ettiği diğer kanunlar içerisinde 3167 Sayılı Yasanın da olduğu hususunda tereddüt yoktur. Buna göre 3167 Sayılı Yasada bulunan ve 5237 Sayılı TCK nun 1.kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümler 31.12.2008 tarihine kadar uygulanabilecektir. Bu düzenlemenin mevhumu muhalifinden 3167 Sayılı (özel) Kanunun TCK nun 1. kitabının 52. maddesinde düzenlenen gün para sistemine aykırı olan ceza kuralının 31.12.2008 tarihinden sonra uygulanmayacağı anlaşılmaktadır. Kaldı ki yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesini dikkate alarak 5728 Sayılı Yasa ile özel yasalarda ayrıntılı düzenlemeler yapmasına rağmen 3167 Sayılı Yasada herhangi bir düzenleme yapmamıştır.
Yasa koyucunun atlama yaptığı, bu konuyu unuttuğu kabul edilemeyeceğine göre yasa koyucunun muradının 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesi ile düzenlenen ceza kuralının ortadan kalkması,uygulanamaz olması olduğu kabul edilmelidir. Çünkü ceza kuralları uygulanmak amacı ile konulur. Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir. Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen, bu nedenle yasal olarak kaldırılma dışında yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek gerek Anayasa’da yapılan düzenlemeye, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslararası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanunun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır.
Bu yasal durum karşısında hükümlünün, 31.12.008 tarihinden itibaren zımni olarak yürürlükten kaldırılan ve yerine yeni hüküm konulmamakla cezasız bırakılan karşılıksız çek keşide etmek eyleminden dolayı cezalandırıldığı, hükümlü müdafiinin yaptığı itirazın hukuka uygun olmayan mülahazalarla red edildiği, itirazın yasal ve yerinde olduğu anlaşılmakla 5275 Sayılı Yasanın 101/3 madde ve fıkrasının verdiği yetkiye dayanarak ve hükümlünün telafisi mümkün olmayan zararlara uğramasını engellemek amacı ile 5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 maddesi gereğince mahkumiyet hükmünün yorumunda ve çektirilecek cezanın hesabında açıklanan nedenlerle duraksama olduğundan 3167 Sayılı Yasada yeni bir düzenleme yapılana ya da 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesinin açıkça yürürlükten kaldırılması anına kadar infazın ertelenmesine, yasa koyucunun yeni bir düzenleme yapması halinde hükümlünün durumunun yeniden mahkemesince ele alınarak değerlendirilmesi için itirazın kabülü ile hükümlüye Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2007 tarih ve 2007/415 esas 2007/739 karar sayılı ilamı ile verilen adli para cezasının infazının durdurulmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Hükümlü Hasan Sülhi Seyalıoğlu müdafiinin yapmış olduğu İTİRAZIN KABÜLÜNE,
2-Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2009 tarih ve 2007/415 esas 2007/739 karar sayılı EK KARARININ KALDIRILMASINA
3-Sanık hakkında Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2007 tarih ve 2007/415 esas 2007/739 karar sayılı ilamı ile verilen 33.000TL adli para cezasının İNFAZININ DURDURULMASINA,
4-Kararın bir örneğinin gereğinin yerine getirilmesi için Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
Dosyanın Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesine iadesine
Karardan bir örneğin hükümlü vekiline TEBLİĞİNE ,
Dair; 5275 Sayılı Yasanın 101/3 ve CMK nun 271/4 madde ve fıkrası gereğince incelenen dosya üzerinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.11.03.2009..SAKARYA

eski dost dedi ki...

Sakarya lnci Ağır Ceza Mahkemesi, Türkiye’de binlerce kişinin hapisten çıkmasına neden olacak bir karar verdi. Mahkeme 3167 sayılı çek kanunuyla ilgili yasada boşluk olması nedeniyle karşılıksız çek vermek suçundan Adapazarı Asliye Ceza Mahkemesi tarafından hapis cezasına çarptırılan ve tutuklanan İstanbul Ümraniye’de esnaflık yapan Hasan Sulhi S.na verilen 24 bin 300 lira adli para cezası sonrasında verilen hapis cezası hükmü durdurdu

Bu karar sonrasında karşılıksız çek vermek suçundan Ferizli Cezaevinde tutuklu bulunan Hasan H. Seyalıoğlu’nu tahliye ederken mahkemenin bu kararının emsal teşkil edebilecegi belirtildi.

Türkiye’de ilk olan karar , Sakarya lnci Ağır Ceza Mahkemesi başkanı Abdulkadir Yavuz mahkeme heyeti hakim Burhanettin Esenkar, Cevdet Bak tarafından tutuklanan Hasan Sulhi Seyalıoğlu’nun avukatının cezaya yaptığı itiraz sonrasında verildi.

İstanbul Ümraniye’de tavukçuluk yapan Hasan Sulhu S.(64) 17 Şubat 2007 tarihinde kestiği 24 bin 300 liralık çek karşılıksız çıkınca hakkında karşılıksız çek vermek suçundan Adapazarı lnci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından dava açıldı. 12 Aralık 2007 tarihinde karara çıkan dava sonrasında da İstanbullu tavukçu karşılıksız çek vermek suçundan çek bedeli olan 24 bin 300 YTL adli para cezasına çarptırıldı.

Mahkemenin kararı 29 Ocak 2009 tarihinde infaz edilerek Hasan Sulhi Seyalıoğlu tutuklanarak Ferizli Cezaevine konuldu.

Bu tutuklama sonrasında Seyalıoğlu’nun avukatı Sakarya lnci Ağır Ceza Mahkemesine verdiği dilekçe ile hapis cezasının 3167 sayılı çek kanunun 16ncı maddesi ile TCK’nın 20,43,52,53,60 ve 6lni maddelerini kapsayan düzenlemelere aykırı olduğunu ve 31 Kasım 2008 tarihi itibariyle de karşılıksız çek keşide etmek eyleminin suç olmaktan çıktığını belirterek müvekkilinin tahliye edilmesini istedi.

İtirazı inceleyen Sakarya lnci Ağır Ceza Mahkemesi Türkiye’de emsal teşkil edecek bir karar verdi.
İŞTE SAKARYA 1NCİ AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN VERDİĞİ KARAR


Hükümlü vekili tarafından Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.1.2009 tarih 2007/392-856 esas karar sayılı ek kararı ile sanık vekilinin talebinin redidine ve mahkemelerinin 2007/392 esas-2007/856 karar sayılı ilamının değiştirilmesine ve infazın durdurulmasına yer olmadığına ve infazın devamına dair kararına süresi içerisinde: müvekklilinin 3167 Sayılı Kanuna Muhalefet nedeni ile para cezasına mahkum edildiği ve para cezasının ödenmemesi nedeni ile hapse çevrildiği halen ceza evinde olduğu,5275 Sayılı Yasanın 98.maddesi uyarınca yaptıkları başvurunun reddedildiği,bu kararın 5237 Sayılı TCK’nun 5, 5252 Sayılı Yasanın geçici 1.maddesi,3167 Sayılı Yasanın 16.maddesi ayrıca TCK 20.43.52,53,60,61 maddelerinde yer alan düzenlemelere aykırı olduğu,

31.11.2008 tarihi itibarı ile karşılıksız çek keşide eylemenin suç olmaktan çıktığı,böylece suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hükümlü hakkında verilen cezanın yasal dayanağının kalmadığı iddiası ile Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 29.1.2009 tarihinde infazın devamına ilişkin ek kararın itiraz incelemesi ile kaldırılmasını ve müvekkili hakkında tayin edilen cezanın bütün sonuçları ile ortadan kaldırılmasını ve tahliyesini istemiştir.

İddia makamı alındı,dosya incelendi

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Konu ile ilgili yasal durum incelendiğinde:
1-3167 Sayılı Yasanın 16.maddesinde:
(1) Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4’üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri ve yetkili temsilcileri kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar,ağır para cezası ile cezalandırılır. Ancak verilen para cezası sensen milyar liradan fazla olmazsa. Bu miktar 01/03/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2’nci maddesine göre her yıl arttırılır. Bu suçtan mükerrirlere, bir yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir.

2-5237 Sayılı TCK nun 2/1-3 madde ve fıkralarında ;

(1)’’Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilmez ve güvenlik tedbiri
uygulanmaz.Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve
güvenlik tedbirine hükmolunmaz.’’

(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz.Suçve
ceza içeren hükümler,kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.

3-5237 Sayılı TCK nun 5/1 madde ve fıkralarında :

‘’Bu kanunun genel hükümleri,özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar
hakkında da uygulanır.’’

4-5237 Sayılı TCK nun 52/11-2-3 Madde ve fıkralarında;

(1)Adli para cezası,beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde
yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının,bir gün karşılığı
olarak takfir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü
tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.

(2)En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adli para cezasının
miktarı ,kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.

(3)Kararda,adli para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün
karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.’’

5-5252 Sayılı Yasanın 5349 Sayılı Yasanın 6.Maddesi ile değişik Geçici 1.Maddesinde:

(1)Diğer kanunların,5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan
düzenlemelere aykırı hükümleri,ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç
31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.

6-5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 madde ve fıkrasında:

(1) Mahkumiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında
duraksama olursa,cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri
sürülür yada sonradan yürürlüğe giren kanun ,hükümlünün lehinde olursa,duraksamanın
giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden
karar istenir.

(3)Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını
ertelemez.Ancak,mahkeme olayının özelliğine göre infazın ertelenmesine veya
durdurulmasına karar verebilir

7-5275 Sayılı Yasanın 101/1-3 Madde ve fıkrasında:

(1)Cezanın infazı sırasında,98 ila 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden
alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir.Karar verilmeden önce Cumhuriyet
savcısı ve hükümlünün görüşleri yazılı olarak bildirmeleri istenebilir.

(3)Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan başka mahkemeler tarafından verilmiş
olan bu kararlara karşı itiraz yoluna gidebilir.’’hükümleri bulunmaktadır.

Ayrıca TBMM tarafından 5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli
Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun İLE düzenleme
yapıldığı ve bu kanunun yürürlükte olduğu ancak yapılan bu düzenlemeler içerisinde
3167 Sayılı Yasanın 16.Maddesi ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı da ortadadır.

Kararına itiraz edilen mahkemenin itiraz edilen kararında 3167 Sayılı Yasanın
yürülükten kalkmadığını ve halen karşılıksız çek keşide etmek suçunun bulunduğunu,bu
durum karşısında kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edilmediğini,3167 Sayılı
Yasanın 16/1 naddesindeki düzenlemenin TCK nun 52.maddesi ile uyumlu
olduğunu,çek bedelinin 5-730 gün arasında olması halinde belirlenen tam gün sayısı ile takdir edilen bir gün karşılığı adli para cezasının çarpılması sonucu para cezası vermek olanaklı olduğu gibi çek bedelinin 5 tam günün altında olması halinde 5 tam güne yükseltilmesi,730 tam günün üstünde olması halinde ise kanunlarda aksine hüküm bulunmayan hallerde ibaresi dikkate alınarak 3167 Sayılı Kanun 16/1 maddesi uyarınca belirlenecek adli para cezasının verilebileceği bunun TCK nun 52 maddesine aykırılık oluşturmayacağı yasal sebepleri ve diğer yasal sebeplerle sanık vekilinin talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Yürürlükte olan yasal durum incelendiğinde;TCK nun 5/1 maddesinde bu kanunun
genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı belirtilerek ceza hukukunda yeknesaklık sağlamak istenmiştir.

Bu amaçla 5252 Sayılı Yasanın geçici 1.maddesine;diğer kanunların TCK nun birinci
kitabında yer alan düzenlemesine aykırı hükümleri,ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler
yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulanır hükmü konulmuş ve bu süre
yeniden uzatılmıştır.

Yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1.Madde hükmü dikkate alınarak ‘’Temel
Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik

Yapılmasına Dair Kanun” adı altında 580 maddeden oluşan 5728 Sayılı Yasaya çıkartmış
ve bu yasa yürürlüğe girmiştir.

Bundan da anlaşıldığı üzere yasa koyucunun amacı TCK’nun genel hükümlerinin bütün özel yasalarda ve ceza hükmü içeren yasalarda uygulanmasını sağlamaktır.

5237 Sayılı TCK’nun 52. maddesi dikkate alındığında adli para cezasının tamamının yapıldığı görülmektedir. Buna göre adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmadığı hallerde 730 günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığı olarak taktir edilen miktar ile çarpılması sureti ile hesaplanan meblağın hükümlü tarafından devlet hazinesine ödenmesinden ibarettir.

Bu maddenin 1. fıkrasında bulunan” kanunda aksine hüküm bulamayan haller” tanımının adli para cezası gün sayısının bu genel düzenlemeye aykırı olarak 730 günün altında veya üstünde olabileceği ve bu düzenlemenin de geçerli olduğu anlamındadır. Buradan Da anlaşıldığı üzere TCK genel hükümlerinde gün adli para cezası sistemi benimsenmiştir.

3167 Sayılı yasanın 16. maddesi değerlendirildiğinde;….. çek bedeli tutarı kadar ağır para cezası ile cezalandırılır. Ancak verilecek para cezası 80 milyar liradan fazla olmaz” hükmünün bulunduğu bu düzenlemenin gün para cezası içermemesi nedeni ile TCK’nun 52/1 maddesine uygun olmadığı ortadadır. Bu düzenleme karşısında açık bir yasal düzenleme yokken çek bedeli kadar tam gün sayısı belirlenerek bunun 20-100 TL arasında takdir edilecek bir bedele çarpılması sureti ile sanığın cezalandırılabileceğini değerlendirmek kıyas yapmaktır. Kıyas TCK’nun 2/3. madde ve fıkrası ile yasaklanmıştır. Buna göre kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılmaz. Suç ve ceza içeren hükümler kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz. Kararına itiraz edilen mahkeme gerekçesinde kıyas yasağına rağmen kıyas yaparak 3167 Sayılı 16/1 maddesindeki ceza düzenlemesinin TCK 52. maddesindeki adli para cezası sistemine uygun olduğunu belirtmiştir.


Yasa koyucunun 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesinde sözünü ettiği diğer kanunlar içerisinde 3167 Sayılı Yasanın da olduğu hususunda tereddüt yoktur. Buna göre 3167 Sayılı Yasada bulunan ve 5237 sayılı TCK’nun 1. kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümler 31/12.2008 tarihine kadar uygulanabilecektir. Bu düzenlemenin mevhumu muhalifinden 3167 Sayılı (özel) Kanunun TCK’nun 1.kitabının 52. maddesinde düzenlenen gün para sistemine aykırı olan ceza kuralının 31.12.2008 tarihinden sonra uygulanmayacağı anlaşılmaktadır. Kaldı ki yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesini dikkate alarak 5728 Sayılı Yasa ile özel yasalarda ayrıntılı düzenlemeler yapmasına rağmen 3167 Sayılı Yasada herhangi bir düzenleme yapmamıştır.

Yasan koruyucunun altlama yaptığı bu konuyu unuttuğu kabul edilemeyeceğine göre yasa koruyucunun muradının 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesi ile düzenlenen ceza kuralının ortadan kalkması uygulamaz olması olduğu kabul edilmelidir. Çünkü ceza kuralları uygulama amacı ile konulur. Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir. Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen bu nedenle yasal olarak kaldırılma dışında yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek gerek Anayasa’da yapılan düzenlemeye, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslar arası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanununun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulamaz. Kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır.


Bu yasal durum karşısında hükümlünün 31.12.2008 tarihinden itibaren zımni olarak yürürlükten kaldırılan ve yerine yeni hüküm konulmamakla cezasız bırakılan karşılıksız çek keşide etmek eyleminden dolayı cezalandırıldığı hükümlü müdafiinin yaptığı itirazın hukuka uygun olmayan mülahazalarla red edildiği, itirazın yasal ve yerinde olduğu anlaşılmakla 5275 Sayılı Yasanın 101/3 madde ve fıkrasının verdiği yetkiye dayanarak ve hükümlünün telafisi mümkün olmayan zararlara uğramasını engellemek amacı ile 5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 maddesi gereğince mahkumiyet hükmünün yorumunda ve çektirilecek cezanın hesabında açıklanan nedenlerle duraksama olduğundan 3167 Sayılı yasada yeni bir düzenleme yapılana ya da 3167 Sayılı yasanın 16/1 maddesinin açıkça yürürlükten kaldırılması haline kadar infazın ertelenmesine, yasa koyucunun yeni bir düzenleme yapması halinde hükümlünün durumunun yeniden mahkemesince ele alınarak değerlendirilmesi için itirazın kabülü ile hükümlüye Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2007 tarihi ve 2007/392 esas 2007/856 karar sayılı ilamı ile verilen adli para cezasının infazının durdurulmasına kara vermek gerekmiştir

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Hükümlü Hasan Sülhi Seyalıoğlu müdafiinin yapmış olduğu İTİRAZIN KABÜLÜNE,
2- Sakarya1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2009 tarih ve 2007/392 esas 2007/856 karar sayılı EK KARARININ KALDIRILMASINA
3- Sanık hakkında Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2007 tarih ve 2007/392 esas 2007/856 karar sayılı ilamı ile verilen 24.300 TL adli para cezasının İNFAZININ DURDURUMASINA,
4-Kararın bir örneğinin gereğinin yerine getirilmesi için Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine ,
Dosyanın Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesine iadesine
Karardan bir örneğin hükümlü vekiline TEBLİĞİNE,
Dair;5275 Sayılı Yasanın 101/3 ve CMK’nun 271/4 madde ve fıkrası gereğince incelenen dosya üzerinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 06.03. 2009

eski dost dedi ki...

SAKARYA 1NCİ AĞIR CEZA MAHKEMESİ TÜRKİYE'DE İLK KEZ KARŞILIKSIZ ÇEK VERMEK SUÇUNDAN HAPİS CEZASINA CARPTIRILAN BİNLERCE KİŞİYLE İLGİLİ OLARAK VERDİGİ TAHLİYE KARARLARINA DEVAM EDİYOR
MAHKEME SAKARYA ASLİYE CEZA MAHKEMESİNİN KARŞILIKSIZ ÇEK VERMEK SUÇUNDAN VERDİGİ HAPİS CEZASINI KALDIRDI. BU SEFERDE FARKLI GEREKÇE İLE. İŞTE MAHKEMENİN 4 SAYFALIK GEREKÇELİ KARARI

T.C.
SAKARYA
1. AĞIR CEZA MAHKEMESİ
DEĞİŞİK İŞ KARAR
DEĞİŞİK İŞ NO : 2009/247

BAŞKAN : ABDÜLKADİR YAVUZ
ÜYE : BURHANETTİN ESENKAR
ÜYE : CEVDET BAK
KATİP : BİLGEN EL


Hükümlü vekili tarafından Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.02.2009 tarih 2007/299-590 karar sayılı ek kararı ile sanık vekilinin talebinin reddine ve mahkemelerinin 2007/299 esas-2007/590 karar sayılı ilamının değiştirilmesine ve infazın durdurulmasına yer olmadığına ve infazın devamına dair kararına dosya içeriğine göre süresi içerisinde; müvekkilinin 3167 Sayılı Kanuna Muhalefet nedeni ile para cezasına mahkum edildiği ve para cezasının ödenmemesi nedeni ile hapse çevrildiği halen ceza evinde olduğu, 5275 Sayılı Yasanın 98. maddesi uyarınca yaptıkları başvurunun reddedildiği, bu kararın 5237 Sayılı TCK nun 5, 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesi, 3167 Sayılı Yasanın 16. maddesi ayrıca TCK 20.43.52,53,60,61 maddelerinde yer alan düzenlemelere aykırı olduğu, 31.11.2008 tarihi itibari ile karşılıksız çek keşide etmek eyleminin suç olmaktan çıktığı, böylece suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hükümlü hakkında verilen cezanın yasal dayanağının kalmadığı iddiası ile Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 04.02.2009 tarihinde infazın devamına ilişkin ek kararın itiraz incelemesi ile kaldırılmasını ve müvekkili hakkında tayin edilen cezanın bütün sonuçları ile ortadan kaldırılmasını ve tahliyesini istemiştir.
İddia makamının mütalaası alındı, dosya incelendi
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Konu ile ilgili yasal durum incelendiğinde;
1-3167 Sayılı Yasanın 16. maddesinde :
(1) Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4 üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri, kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar. Ancak verilecek para cezası seksenmilyar liradan fazla olamaz. Bu miktar, 01/03/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2 nci maddesine göre her yıl artırılır. Bu suçtan mükerrirlere, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
2 – 5237 Sayılı TCK nun 2/1-3 madde ve fıkralarında ;
(1) "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz."
(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
3- 5237 Sayılı TCK nun 5/1 madde ve fıkralarında :
"Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır. "
4-5237 Sayılı TCK nun 52/1-2-3 Madde ve fıkralarında;
(1) Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.
(2) En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsî hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.
(3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir. "
5-5252 Sayılı Yasanın 5349 Sayılı Yasanın 6. Maddesi ile değişik Geçici 1. Maddesinde:
(1) Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.
6-5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 madde ve fıkrasında:
(1) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.
(3) Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
7- 5275 Sayılı Yasanın 101/1-3 Madde ve fıkrasında:
(1) Cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri istenebilir.
(3)Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan başka mahkemeler tarafından verilmiş olan bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir." hükümleri bulunmaktadır.
Ayrıca TBMM tarafından 5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlar ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile düzenleme yapıldığı ve bu kanunun yürürlükte olduğu ancak yapılan bu düzenlemeler içerisinde 3167 Sayılı Yasanın 16. Maddesi ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı da ortadadır.
Kararına itiraz edilen mahkemenin itiraz edilen kararında; 5252 Sayılı Kanunun geçici 1. Maddesinde 5560 Sayılı Kanunla yapılan değişiklik üzerine belirlenen 31.12.2008 gününe değin, diğer kanunların TCK nun birinci kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümlerinin düzeltilmesinin öngörüldüğü halde bu kapsamdan olarak yasa koyucu tarafından 5728 Sayılı "Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"u va'zettiği, dolayısıyla da uyumlaştırılması murat olunan diğer kanunların bu kapsamda yeniden düzenlenildiği., ancak bu çerçevede 3167 Sayılı Kanun hükümlerinin ayrık tutulduğu, bunun ise tamamen mevzuatın "Özel" niteliğinden kaynaklandığı, hal böyle olunca da Yargıtay Yüksek Dairesi'nin pek çok uygulamalarında da "özel yasa " niteliğinden dolayı pek çok uygulanabilir (önödeme-uzlaşma...gibi) hukuk müessesesinden ayrık değerlendirildiği nazara alındığında, ekonomik düzenin önemli bir ödeme aracı teşkil eden çeklerden dolayı tayin olunacak ceza hükmünde de "çek bedeli kadar adli para cezası" olmasında hukuken aykırı bir durum görülmediğinden" sanık vekilinin talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Yürürlükte olan yasal durum incelendiğinde; TCK nun 5/1 maddesinde bu kanunun genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı belirtilerek ceza hukukunda yeknesaklık sağlanmak istenmiştir.
Bu amaçla 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesine; diğer kanunların TCK nun birinci kitabında yer alan düzenlemesine aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulanır hükmü konulmuş ve bu süre yeniden uzatılmamıştır.
Yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. Madde hükmünü dikkate alarak " Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" adı altında 580 maddeden oluşan 5728 Sayılı Yasayı çıkartmış ve bu yasa yürürlüğe girmiştir.
Buradan da anlaşıldığı üzere yasa koyucunun amacı TCK nun genel hükümlerinin bütün özel yasalarda ve ceza hükmü içeren yasalarda uygulanmasını sağlamaktır.
5237 Sayılı TCK nun 52. maddesi dikkate alındığında adli para cezasının tanımının yapıldığı görülmektedir. Buna göre adli para cezası , beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmadığı hallerde 730 günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması sureti ile hesaplanan meblağın hükümlü tarafından devlet hazinesine ödenmesinden ibarettir
Bu maddenin 1. fıkrasında bulunan "kanunda aksine hüküm bulunmayan haller" tanımının adli para cezası gün sayısının bu genel düzenlemeye aykırı olarak 730 günün altında veya üstünde düzenlenecebileceği ve bu düzenlemenin de geçerli olduğu anlamındadır. Buradan da anlaşıldığı üzere TCK genel hükümlerinde gün adli para cezası sistemi benimsenmiştir.
3167 Sayılı yasanın 16. maddesi değerlendirildiğinde; "..... çek bedeli tutarı kadar ağır para cezası (adli para cezası) ile cezalandırılırlar . Ancak verilecek para cezası 80 milyar liradan fazla olamaz. " hükmünün bulunduğu, bu düzenlemenin gün para cezası içermemesi nedeni ile TCK nun 52/1 maddesine uygun olmadığı ortadadır.
Yasa koyucunun 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesinde sözünü ettiği diğer kanunlar içerisinde 3167 Sayılı Yasanın da olduğu hususunda tereddüt yoktur. Buna göre 3167 Sayılı Yasada bulunan ve 5237 Sayılı TCK nun 1.Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümler 31.12.2008 tarihine kadar uygulanabilecektir. Bu düzenlemenin mevhumu muhalifinden 3167 Sayılı (özel) Kanunun TCK nun 1. kitabının 52. maddesinde düzenlenen gün para sistemine aykırı olan ceza kuralının 31.12.2008 tarihinden sonra uygulanmayacağı 5252 Sayıl Yasanın geçici 1. Maddesinin emredici hükmüdür. Kaldı ki yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesini dikkate alarak 5728 Sayılı Yasa ile özel yasalarda ayrıntılı düzenlemeler yapmasına rağmen 3167 Sayılı Yasada herhangi bir düzenleme yapmamıştır.
Ayrıca Adalet Bakanlığı'nın http://www.kgm.adalet.gov.tr/basbakanlik/cekkanunu.pdf adresinde bulunan ve Çek Kanunu Tasarısı Taslağı olarak Başbakanlığa gönderilen metnin 5/1 madde ve fıkrasında "Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî paracezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adlî para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz." düzenlemesinin bulunduğu, bu düzenleme dikkate alındığında yasama organının büyük çoğunluğunu oluşturan yürütmeyi (hükümeti ) temsilen Adalet Bakanlığının da itirazı reddeden mahkeme ve red kararında belirtilen Yargıtay Dairesinin inancına aykırı olarak çek kanununda verilecek adli para cezasının gün para sistemine uygun olması gerektiğini öngördüğü, bu durum karşısında subjektif değerlendirme niteliğinde olan "çekin ekonomik düzenin önemli bir ödeme aracı teşkil etmesi" bu nedenle 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesindeki düzenlemenin değiştirilmediği yani ayrık tutulduğu (temel düzenlemeden istisna edildiği) yönündeki değerlendirmenin mevcut yasal durum karşısında yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Yasa koyucunun atlama yaptığı, bir konuyu unuttuğu kabul edilemeyeceğine ve yukarıda da değinildiği gibi bu konuda değişiklik yapmak için Başbakanlığa kanun tasarısı taslağıda sevk edildiğine göre yürütmenin, (hükümetin ) ve yasa koyucunun (TBMM'nin) muradının 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesi ile düzenlenen ceza kuralının ortadan kalkması ve yeni yasal düzenleme yapılana kadar bu ceza hükmünün uygulanamaz olmasını sağlamak olduğu kabul edilmelidir. Çünkü ceza kuralları uygulanmak amacı ile konulur. Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir. Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen, bu nedenle yasal olarak kaldırılma dışında yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek gerek Anayasa'da yapılan temel haklar ile ilgili düzenlemelere, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslararası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanunun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz, kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır.
Bu yasal durum karşısında hükümlünün, 31.12.2008 tarihinden itibaren zımni olarak yürürlükten kaldırılan ve yerine yeni hüküm konulmaması nedeni ile cezasız bırakılan karşılıksız çek keşide etmek eyleminden dolayı cezalandırıldığı, hükümlü müdafiinin yaptığı itirazın hukuka uygun olmayan mülahazalarla red edildiği, itirazın yasal ve yerinde olduğu anlaşılmakla, 5275 Sayılı Yasanın 101/3 madde ve fıkrasının verdiği yetkiye dayanarak ve hükümlünün telafisi mümkün olmayan zararlara uğramasını engellemek amacı ile 5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 maddesi gereğince mahkumiyet hükmünün yorumunda ve çektirilecek cezanın hesabında açıklanan nedenlerle duraksama olduğundan 3167 Sayılı Yasada yeni bir düzenleme yapılana ya da 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesinin açıkça yürürlükten kaldırılması anına kadar infazın ertelenmesine, yasa koyucunun yeni bir düzenleme yapması halinde hükümlünün durumunun yeniden mahkemesince ele alınarak değerlendirilmesi için itirazın kabülü ile hükümlüye Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.07.2007 tarih ve 2007/299 esas 2007/590 karar sayılı ilamı ile verilen adli para cezasının infazının durdurulmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Hükümlü Hasan Sülhi Seyalıoğlu müdafiinin yapmış olduğu İTİRAZIN KABÜLÜNE,
2-Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.02.2009 tarih ve 2007/299 esas 2007/590 karar sayılı EK KARARININ KALDIRILMASINA
3-Sanık hakkında Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.07.2007 tarih ve 2007/299 esas 2007/590 karar sayılı ilamı ile verilen 26000TL adli para cezasının İNFAZININ DURDURULMASINA,
4-Kararın bir örneğinin gereğinin yerine getirilmesi için Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
Dosyanın Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesine iadesine,
Karardan bir örneğin hükümlü vekiline TEBLİĞİNE ,
Dair; 5275 Sayılı Yasanın 101/3 ve CMK nun 271/4 madde ve fıkrası gereğince incelenen dosya üzerinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi..16.03.2009.

eski dost dedi ki...

TC Şişli 11. Asliye Ceza Mahkemesi
DOSYA NO:2007/541
KARAR NO:2009/113
C.Savcılığı Esas No:2007/6970
GEREKÇELİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
HAKİM :F.O
C.SAVCISI :C.K
DAVACI :KAMU HUKUKU
KATILAN :K.K
VEKİLİ :Av.S.Y
SANIK :A.A
SUÇ :Karşılıksız Çek Keşide Etme
SUÇ TARİHİ:16.12.2006
KARAR TARİHİ:05.03.2009

Mahkememizce açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın karşılıksız çek keşide ettiğinde bahisle hakkında kamu davası açılmış ve 3167 sayılı yasanın 16/1 maddesi gereğince çek yaprağı sayısınca cezalandırılması talep edilmiştir.
Öncelikle 5237 sayılı yeni TCK'nun özel kanunlarla ilişkisini düzenleyen 5. maddesinde "Bu kanunun genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı" hükme bağlanmış TCK'nun yürürlük ve uygulama şekli hakkındaki 5252 sayılı yasanın 5560 yasayla değişik geçici 1. maddesinde ise "Diğer kanunların 5237 sayılı TCK'nun 1.kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümlerinin ilgili kanunlarda değişiklik yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulanmasına devam edileceği" belirtilmek suretiyle çek yasasının TCK'un genel hükümlerine aykırılık içeren kısımları süreye tabi tutularak bu tarihten sonra aykırı düzenlemelerin artık uygulanmayacağı açıkca ifade edilmiştir.
Yasama organı tarafından bir çok yasada TCK'nın genel hükümlerine uygun düzenlemeler yapıldığı halde 31.12.2008 tarihine kadar 367 sayılı çek yasası bakımından böyle bir düzenleme yapılmamıştır.
TCK'nun genel hükümleri yürürlüğe girmemiş gibi 01.01.2009 tarihinden itibaren karşılıksız çek keşide edenlere çek bedeli kadar adli para cezası verilmesi TCK'nın 5. maddesiyle 5252 sayılı yasanın geçici 1. maddesini anlamsız hale getirecektir.Bir başka değişle ceza içeren diğer özel yasalar bakımından TCK'nın genel hükümlerinin yürürlüğe girdiğinin kabul edip sadece çek yasası bakımından yürürlüğe girmediğini ileri sürmek böyle bir istisnai düzenleme olmadığı için mümkün değildir.
Ayrıca tüzel kişilere ceza verilemeyeceğine ilişkin lehe olan TCK'nın 20/2 maddesinin 01.01.2009 tarihinden itibaren çek yasası bakımından da geçerli olduğunu kabul edip TCK'nın genel hükümlerinde yer alan diğer hususların ise çek yasası bakımından geçerli olmadığını ileri sürmek de kendi içinde tutarsızlık oluşturacak ve TCK ile 3167 yasanın genel nitelikteki hükümlerinin karma uygulamasına yol açacaktır.
TCK'nun yürürlüğüne ilişkin 5252 sayılı yasanın 5/2 maddesinde nispi nitelikteki adli para cezalarından aksedilmiş olması,bu tür cezaların karşılıksız çek keşide etmek suçları bakımından da varlığını kabul ve 01.01.2009 tarihinden itibaren de uygulanacağı anlamına gelmemektedir.Bu düzenleme aynı maddede belirtilen alt ve üst sınırların maktu adli para cezaları bakımından geçerli olduğunu ancak nispi nitelikteki adli para cezaları bakımından geçerli olmadığını ifade etmek için yasaya konulmuştur.Dolayısıyla 31.12.2008 tarihine kadar özel ceza yasalarında belirtilen nispi nitelikteki adli para cezaları uygulamasına devam edileceği ve söz konusu tarihten sonra ise bu uygulamanın da son bulacağı amaçlanmış,zaten bu durum aynı yasanın geçici 1. maddesinde açıkca ifade edilmiştir.Eğer 5252 yasanın geçici 1. maddesindeki düzenleme söz konusu olmasaydı TCK'nın genel hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarih ile 31.12.2008 tarihleri arasındaki dönemde de çek bedeli kadar adli para cezası uygulaması yasal açıdan mümkün olmayacaktı
TCK'nın nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin 158/1-Son maddesinde nispi nitelikteki adli para cezasına yer verilmiş olması da çek yasası bakımından nispi nitelikte adli para cezasının kabul edildiği anlamına gelmemektedir.Çünkü bu düzenleme istisnai nitelikte özel bir düzenleme olduğundan ve TCK'nın genel hükümleri içinde yer almadığından çek yasası bakımından nispi adli para cezalarının kabulune imkan vermeyecektir.
Çek yasası bakımdan da 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren ve genel hükümler içinde yer alan TCK'nın 52/3 maddesinde ise ADLİ PARA CEZALARININ BELIRLENMESİNDE ESAS ALINAN TAM GÜN SAYISI İLE 1 GÜN KARŞILIĞI OLARAK TAKTİR EDİLEN MİKTARIN KARARDA AYRI AYRI GÖSTERİLECEĞİ belirtilmiş,dolayısıyla çek yasasında olduğu gibi çek bedeline bağlı adli para cezası uygulaması son bulmuştur.
Ayrıca cezanın belirlenmesine ilişkin TCK'nun 61/8 maddesinde ise ADLİ PARA CEZASINDA ARTIRIM VE İNDİRİM YAPILIRKEN HESAPLAMANIN GÜN ÜZERİNDEN YAPILMASI ÖNGÖRÜLMÜŞTÜR.Bu durumda çek miktarına bağlı olup gün hesabıyla tespiti mümkün olmayan karşılıksız çek suçuna ilişkin adli para cezasına örneğin:TCK'nın 62. maddesinde düzenlenen taktir-i indirim nedenlerini uygulama imkanı da kalmamış ve sonuç olarak çek yasasındaki yaptırım yasal süre içinde TCK'nın genel hükümlerine uygun hale getirilmediği için 01.01.2009 tarihinden itibaren zımmen yürürlükten kalkmıştır.
4814 sayılı yasa ile 3167 sayılı yasada değişiklik yapılmasından sonra her bir çek yaprağı ayrı suç oluşturduğundan karşılıksız çek keşide edenler hakkında teselsül hükümlerini uygulama imkanı kalmamış,ancak ceza içeren özel yasalar bakımından 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın genel hükümlerindeki 43.maddeye göre lehe kanun uygulaması nedeniyle belli şartların varlığı halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması tekrar mümkün hale gelmiştir.Bu durumda da gün hesabına göre tespiti mümkün olmayan çek yasasındaki mevcut yaptırımı TCK'nın 61/8 maddesindeki düzenleme nedeniyle teselsülden dolayı artırma imkanı kalmamıştır.
Ayrıca yürürlüğe giren TCK'nın genel hükümleri karşısında,karşılıksız çek keşide etmek suçları yönünden tekerrür,şikayetten vazgeçme,çek hesabı açtırmaktan yasaklanmaya ilişkin çek yasasındaki mevcut düzenlemeler de TCK'nın genel hükümlerine aykırı hale gelmiştir.5252 sayılı yasanın 5/3 maddesiyle cezaların infazına ilişkin 5275 sayılı yasanın geçici 1.maddesinde belirtilen ve adli para cezasının ödenmemesi halinde günlüğü kaç liradan hapse çevireleceğine ilişkin kurallar ise para cezasının ödenmemesi durumunda nasıl davranılacağını gösteren kurallar olup karşılıksız çek keşide edilmesi halinde cezanın miktarının tayini için başvurulabilecek kurallar değildir.
3167 sayılı yasadaki cezanın miktarına ilişkin ÇEK BEDELİ TUTARI KADAR ibaresi 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren TCK'nın genel hükümleri nedeniyle geçerlilğini kaybettiğinden bu durumda TCK'nın 52. maddesine giderek yaptırımı belirlemek imkanı da kalmamıştır.Çünkü genel düzenleme içinde yer alan ve cezaların sınırlarını gösteren maddeler suç olarak kabul edilen eylemlere yaptırım olsun diye değil sadece cezaların alt ve üst sınırlarını belirtmek amacıyla konulmuş hükümlerdir.
Diğer taraftan 4814 sayılı yasa ile değişiklik yapılmasından önce karşılıksız çek keşide edenler hapisle cezalandırılmaktaydılar bu değişikliğin yapılmadığı ve karşılıksız çek keşide edenlerin hapisle cezalandırıldıkları vasayılıdığında sonradan yürürlüğe giren yasa hükümleri nedeniyle maddede hapis cezası muhafaza edilip cezanın miktarına ilişkin kısım uygulama imkanını kaybetseydi o zaman TCK'nın genel hükümlerinde yer alan 49.maddeye giderek karşılıksız çek keşide edenlere 1 aydan 20 yıla kadar hapis cezası verilmesi ve buna bağlı olarak görevsizlik kararı verilip dosyanın ağır ceza maddesine gönderilmesi mi kabul edilecekti?
Anayasının 38.maddesinde ifadesini bulan SUÇTA VE CEZADA KANUNİLİK İLKESİNİN doğal sonucu olarak yasama organı suç olarak benimsediği bir eylemin cezasının türünü ve miktarını ilgili maddede belirtmek durumundadır.Zaten bu nedenle ceza kanunlarında her bir suç yönünden ilgili maddede cezanın türü ve sınırları gösterilmiş,genel hükümler içinde yer alıp cezanın sınırlarını gösteren maddelerle yetinmek yolu benimsenmemiştir.Çünkü hangi eylemin kamu düzenini daha çok bozduğu ve bu nedenle daha fazla cezalandırılması gerektiği konusundaki tercih,suç ve ceza siyasetiyle ilgili olup siyası sorumluluğu gerektiren ve yasama organlarının mutlak taktirinde olan bir husustur.Ancak bu durumun belirli bir ceza makası aralığında cezanın bireyselleştirilmesi için mahkemeye tanınan taktir hakkıyla karıştırılmaması gerekmektedir.
5237 sayılı TCK'nın bedelsiz senedi kullanma suçuna ilişkin 156. maddesinde adli para cezasının sınırlarının belirtilmemiş olması karşı örnek olarak gösterilebilir ise de zaten bu madde de yasama organı bu fiil için sınırlarını belrttiği hapis cezasını da öngördüğünden aynı yasanın 52. maddesindeki limitlerin farkında olarak adli para cezası yönünden taktir hakkını mahkemeye bırakmış,dolayısıyla cezasının türü ve miktarı konusundaki tercihini açıkca ortaya koymuştur kaldı ki hapis ve adli para cezasının birlikte uygulanması gereken durumlarda,bu cezalardan birisinin asgari hadden diğerinin ise azami hadden tayini kendi içinde tutarsızlık oluşturacağından mahkemenin taktir ettğini hapis cezasının miktarı adli para cezasının gün bakımından miktarını belirlemede ölçü oluşturacaktır.Mevcut durum nedeniyle çek yasası bakımından ise yaptırımın ne miktarda olacağı konusunda kanun koyucunun ortaya koyduğu açık bir iradeden bahsetmek söz konusu değildir.Niye miktarı belirtilmeyen adli para cezasıyla hapis cezasının seçimlik olarak düzenlendiği bazı suçlarda örneğin:Mühür fekki suçunda asgari hadden uygulama yapılması yönünde bir eğilim gösterilmesi nedeniyle 5560 sayılı yasayla TCK'nın 61. maddesinde değişiklik yaparak adli para cezasının tercih edilmesi halinde hesaplamanın ne şekilde yapılacağını belirlemiştir.Zaten bu örnekler genel hükümler içinde yer almayıp TCK'nun özel hükümlerine ilişkin 2. kitabında yer aldığından çek yasası bakımından sonuca etkili olmayacaklardır.
31.12.2008 tarihine kadar karşılıksız çek keşide edenlere çek bedeli kadar adli para cezası verilmesinin o dönem için yasaya uygun olduğu ve dolayısıyla infazının gerektiği ileri sürülebilir ise de bu tarihten sonra gün hesabına göre adli para cezası belirlemek zorunlu hale gelmiş ve buna uygun bir düzenleme yapılmadığı için de eylemin yaptırımsız kaldığı sonucuna varılmış,dolayısıyla meydana gelen ve lehe olan bu durumdan henüz cezaları infaz edilmeyen kişilerin de yararlanması yolu açılmıştır.
Karşılıksız çek keşide etmek suçlarına ilişkin yeni bir yasa yapıldığı taktirde bu yasanın yürülüğe gireceği tarihe kadar,TCK'nın genel hükümlerine aykırılık içeren mevcut çek yasasının ilgili maddelerini uygulamak imkanı kalmadığı için bu boşluğu kıyas veya kıyasa yol açacak biçimde geniştici yorum yapmak yoluyla doldurmakta TCK'nın 2/3 maddesi kapsamında mümkün görülmemiştir.
Sonuç olarak karşılıksız çek keşide etmek suçu için 368 sayılı yasada öngörülen yapıtırımda,31.12.2008 tarihine kadar TCK'nın genel hükümlerine uygun düzenleme yapılmadığından 3167 sayılı yasadaki mevcut yasadaki yaptırımı fiilen uygulama imkanının kalmadığı,ayrıca ceza miktarını TCK'nın 52.maddesine göre tayin imkanı da olmadığı,dolayısıla çek yasasındaki mevcut yaptırımın zımmen yürürlükten kalktığı sonucuna varılmış,yaptırımı kalmayan bir eylemi de suç olarak kabul etmek mümkün olmadığı için aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Sanık A.A'ya atılı olan karşılıksız çek keşide etmek suçunun yasal unsurları bakımından oluşmadığı anlaşılmakla sanığın BERAATİNE,
Yapılan yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına,
Sanığın ve katılan vekilinin yokluğunda açıkca yapılan yargılama sonucunda Cumhuriyet Savcısının istemine aykırı olarak,kararın tefhim veya tebliğden itibaren 7 gün içinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine yapılacak beyanın tutanağa geçilmesi suratiyle Yargıtay yolu açık olmak üzere karar verildi.05.03.2009
Katip Hakim
09.03.2009 11:03

eski dost dedi ki...

İdari af depremi 22 Ocak 2009


Oya ARMUTÇU-Şehriban OĞHAN / ANKARA



TCK’daki, ’Kanunsuz suç ve ceza olmaz. İdari tasarrufla suç ve ceza konulamaz’ genel düzenlemesiyle idari cezalara ilişkin binlerce dava düşecek, mahkûmiyetler beraate dönecek. Cumhuriyet tarihinin en büyük idari affına, 9 bin marka taklitçiliği davası da girecek.

HÜKÜMETİN, 31 Aralık 2008’de yürürlüğe giren TCK’daki, ’Kanunsuz suç ve ceza olmaz. İdari tasarrufla suç ve ceza konulamaz’ genel düzenlemesiyle, en büyük idari affa imza attığı ortaya çıktı. Yargılaması süren 9 bin marka taklitçiliği davası da yeni düzenleme yapılsa bile düşecek.

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma kurullarının verdiği kararlar, patent, endüstriyel tasarımlar ve markalarla ilgili idari işlemler, Kaçakçılık Kanunu, Askerlik Yasası’ndan verilen idari nitelikli cezalar, valilik kararları, genelgeler, yönetmelikler ve tüzüklerle verilen idari cezalara ilişkin binlerce dava, "Kanunsuz suç yaratılamayacağı" ve "İdari kararla suç ve ceza konulamayacağı" genel ilkesi çerçevesinde affa girecek. Bu konuda verilen mahkûmiyet kararlarını, mahkeme ve Yargıtay bozacak. Mahkûmiyetler, bu düzenleme yüzünden beraate dönecek.

Çek Yasası tartışılıyor

Yargıtay kaynakları, genel ilkenin yürürlüğe girmesinin bir idari af sonucu doğuracağını doğruladılar. Yargıtay 10. Ceza Dairesi de Çek Yasası’ndaki tüzel kişilere idari para cezaları verilmesine iişkin düzenlemenin, bu çerçevede olup olmadığını hala tartışıyor. Yargıtay’ın, Çek Yasası’nın bu hükümlerini de affa sokması halinde, çek davaları içinden çıkılmaz bir hal alacak.

’Taklit’e de beraat

Hükümetin, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonra düşmelerini önlemek amacıyla düzenleme yapmak için harekete geçtiği 9 bin taklit davası da kurtarılamayacak. TBMM Genel Kurulu gündemindeki bu düzenleme çıksa bile geriye yürümeyeceği için lehe kanun olarak TCK’nın genel ilkeleri uygulanacak. 9 bin taklit dosyası ile ilgili mahkûmiyet kararları, "KHK ile ceza verilemez" diye bozularak, beraat kararları verilecek. Yargıtay, marka taklitçiliği dosyalarının durumunu önümüzdeki günlerde ele alacak.

Tam bir perişanlık

CHP’li İsa Gök, "Bu, Cumhuriyet tarihinde çıkarılan en büyük idari aftır. Tutuklu olanların hepsi çıkacak. Etkilenen tüm işlemler için yeni kanun çıkarmak lazım. Hiçbir markanın güvencesi yok. Her türlü markanın taklidi yapılabilir. Yargıtay ve mahkemeler perişan olacak" değerlendirmesini yaptı.

Gözden kaçan olabilir

AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, "Gözden kaçmış birşey olabilir, ama büyük oranda uyum temin edildi. O nedenle bu sene bu maddenin yürürlüğü için yeni bir değişiklik yapılmadı. Uyumu yapılmadık çok az yasa var" dedi. Adalet Komisyonu Başkanvekili Hakkı Köylü ise idari af değerlendirmesine karşı çıktı. Geçen şubat ayında 170 kanunda bu uyarlamanın yapıldığını, arkasından Kabahatlar Kanunu’nun çıkarıldığını savunan Köylü, "Bazılarını suç olarak değerlendirdik, bazılarını para cezasına çevirdik. Sadece Anayasa Mahkemesi’nin bazı maddelerin iptali nedeniyle Markalar Kanunu’nda sorun var. Onu da Genel Kurul gündemindeki yeni düzenlemeyle çözeceğiz. Ama onda da tazminat yönü olduğu için sorun olmuyor" diye konuştu

eski dost dedi ki...

Karşılıksız Çek’den beraatını göremedi …
Yorumlara Git

….

Bursa’nın merkez Nilüfer ilçesinde, ısı sistemleri pazarlayan bir şirketin sahibi, ödeyemediği çek nedeniyle hakkında hapis kararı alınmasının ardından intihar etti.

Alınan bilgiye göre, Beşevler Mahallesi Konak Caddesi’nde, ısı sistemleri üzerine faaliyet gösteren bir şirketin sahibi olan A. D. (34), iş yerinin depo kısmında boynuna bağladığı bir kabloyla yaşamına son verdi.

İş yerinde çalışan R.F. tarafından bulunan A.D.’nun cesedi, güvenlik güçlerinin incelemesinin ardından asılı olduğu yerden indirildi.

A.D.’nun ölüm haberini alarak iş yerine gelen annesi H.D., fenalık geçirdi ve yakınları ile polisler tarafından sakinleştirilmeye çalışıldı.

A.D.’nun cesedini bulan R.F. , AA muhabirine, patronunun piyasaya yaklaşık 300 bin TL’nin üzerinde borcu bulunduğunu, bu nedenle de uzun süredir maddi sıkıntı içinde olduğunu söyledi.

A.D. ‘nun son olarak 1200 TL tutarındaki çeki ödeyemediğini ve bu yüzden hakkında hapis kararı çıkarıldığını belirten R. F., ”Hapis kararı onu çok etkiledi. Kendisini dün hiç görmedim. Ailesi de polise kayıp başvurusunda bulunmuştu. Bugün depoya baktığımda cesediyle karşılaştım” dedi.

Ceset, Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan incelemenin ardından otopsi yapılmak üzere Bursa Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

Allah rahmet eylesin …

eski dost dedi ki...

sayın yüksek yargı üyeleri..eger gözünüzün ucu takılırda buraları görürseniz ,lütfen okuyun.31/12/2008 itibari ile oluşan bu kanun boşlugunu çok çok iyi biliyorsunuz buna eminim...bu kanun boşlugunu ve yapılması gerekenleri,sizlere karşı haddim olmadıgı için yazmayacagım...ama artık buradan hakkımız olan ,bu kanunun uygulanması için ,haykırmak gerektigine inanıyorum.sadece ekonominin normal seyrinde iyi niyetle ve ödenmek üzere yazılmış çeklere,verilen ceza (her ne kadar kanun koyucu tarafından konsada)ANAYASAMIZA AYKIRIDIR.bu ayrı bir konu,, Çek Yasası'ndaki cezaların yeni Türk Ceza Kanunu'na uygun hale getirilmesi için son tarihin 31 Aralık 2008 olduğunu ve bu tarih geçtiği için cezaların hükümsüz olduğu anlaşılmıştır.
Konu Adalet Komisyonu Başkan ve Başkanvekili'ne de soruldu..
Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, önce TCK'yı okudu, sonra Çek Kanunu'nu inceleyip devam etti:
"Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu..."
İyimaya "Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şeyin olmadığını, onların cezalarının ortadan kalktığını" da vurguladı.
Başkanvekili Hakkı Köylü ise daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptıklarını belirterek, "170 kadar yasa maddesinde düzenleme yapılmıştı" anımsatmasında bulundu.
Çek Kanunu ile ilgili olarak da hükümete geçmişte uyarıda bulunduklarını söyleyen Köylü, "Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir" dedi.
Meclis, TCK gibi dev boyutlu Borçlar ve Türk Ticaret kanunlarını bir an önce çıkarabilmek için çaba gösterirken, geçmişte çıkardığı kanunun yarattığı af depremiyle yüz yüze kalıyordu.
İyimaya'nın da dediği gibi; geçmiş olsun...
yani karşılıksız ceke af... durum bu iken siz sayın yüksek yargı üyelerinden,son nokta istiyoruz,istiyoruzkii,,30 BİN ESNAF VE SANAYİCİ ŞU AN CEZAEVİNDE İŞYERİ VE AİLESİ DAGILMIŞ DURUMDA................KURTULSUNLAR..125 000 İŞ ADAMI VE ESNAF EVLERİNİ BARKLARINI TERK ETMİŞ,BİR KAÇAK KONUMUNDA YAŞAMASIN..........HALEN DEVAM EDEN ÇEK DAVALARI SEBEBİ İLE 700 000 ESNAF VE SANAYİCİ BU DURUMLERA DÜŞMESİN...........................YAKLŞIK SON VERİLERE GÖRE 7 MİLYON YAZILAN ÇEKE DAVA AÇILIP BU DURUMLARA DÜŞMESİM.....SAYGILAR

eski dost dedi ki...

syn..başbakan,bakanlar,hükümet üyeleri,milletvekilleri,siyasi partiler,hukuk adamları,profosörler,SİZLERE SESLENİYORUMMM..!!!!!!!!
ÇEK KANUNU TASARISI TASLAĞI
Amaç ve kapsam
MADDE 1 - (1) Bu Kanunun amacı, çek defterlerinin içeriklerine, çek düzenlenmesine, kullanımına, çek hamillerinin korunmalarına ve kayıt dışı ekonominin denetim altına alınması önlemlerine çek yönünden katkıda bulunmaya ilişkin esaslar ile çekin karşılıksız çıkması ve belirlenen diğer yükümlülüklere aykırılık hâllerinde ilgililer hakkında uygulanabilecek yaptırımları belirlemektir.
(2) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde genel hükümler uygulanır.

Araştırma yükümlülüğü
MADDE 2 - (1) Bankalar, çek hesabı açılması ile ilgili olarak bu Kanunla kendilerine verilen görev ve yükümlülükleri yerine getirirken, çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklılık ve engel durumunun bulunup bulunmadığını bu Kanun hükümlerine göre araştırırlar; ayrıca ilgili kişinin ekonomik ve sosyal durumu gibi hususların belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni gösterirler.

Çek hesapları ve çek defterleri
MADDE 3- (1) Çek defterleri bankalarca bastırılır.
(2) Çek defterlerinin baskı şeklini belirleyen esaslar, Maliye Bakanlığı, Türkiye Bankalar Birliği ve Türkiye Katılım Bankaları Birliğinin görüşü alınarak, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca Resmî Gazetede yayımlanacak tebliğle düzenlenir. Tacir olan ve tacir olmayan kişilere verilecek çekler ile hamiline düzenlenecek çekler açıkça ayırt edilebilecek biçimde bastırılır. Hamiline düzenlenecek çekler için sadece bu çeklere ilişkin işlemlerin işlendiği ayrı çek hesapları açılır. Hamiline düzenlenecek çeklerde hamiline çek defteri yapraklarının kullanılması gerekir. Çek yapraklarının üzerinde “hamiline” ibaresi matbu olarak yer alır.
(3) Çek defterinin her bir yaprağına,
a) Çek hesabının numarası,
b) Çek hesabının bulunduğu banka şubesinin adı,
c) Çek hesabı sahibi gerçek kişinin adı ve soyadı, tüzel kişinin tam adı,
d) Çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişinin vergi kimlik numarası
yazılır.
(4) Bankalar, çek hesabı açtıranların açık kimliklerini saptamak için fotoğraflı nüfus cüzdanı veya pasaport örneklerini, yerleşim yeri belgelerini, vergi kimlik numaralarını, tacir olanların ayrıca ticaret sicili kayıtlarını almak ve bunları, çek hesabının kapatılması hâlinde, bu tarihten itibaren beş yıl süreyle saklamakla yükümlüdür. Çekin karşılığının tamamen veya kısmen bulunmaması hâlinde hamilin talebi üzerine çek düzenleyenin bankaca bilinen adresleri kendisine verilir.
(5) Çek hesabı ilgilinin veya kanunî temsilcisinin imzası olmadan açılamaz; bu hüküm, diğer banka hesapları bakımından da geçerlidir. Çek hesabı açılmasını veya mevcut hesaptan çek defteri verilmesini isteyen kişi, her defasında tacir olup olmadığı ve kendisi hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunmadığı hususunda bankaya yazılı beyanda bulunur. Tacir tüzel kişiler adına verilecek beyannamede ayrıca, yönetim organında görev yapan, temsilcisi veya imza yetkilisi kişilerin çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunmadığı belirtilir.
(6) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı bulunan gerçek kişinin, yönetim organında görev yaptığı, temsilcisi veya imza yetkilisi olduğu tacir tüzel kişiye çek defteri verilmez.

Çek düzenlenmesi
MADDE 4 - (1) Tüzel kişi adına çek düzenleyen kişinin adı ve soyadı, düzenlenen çek üzerine açıkça yazılır.

İbraz, ödeme ve çekin karşılıksız olduğunun tespiti
MADDE 5 - (1) Koşullarına uygun ve karşılığı bulunan çek, hesabın bulunduğu muhatap bankanın herhangi bir şubesine ibraz edildiğinde hamilin vergi kimlik numarası saptandıktan sonra ödenir. Ancak çek, hesabın bulunduğu şubeden başka bir şubeye ibraz edildiğinde, o şubece karşılığı sorulmak suretiyle ödenir.
(2) Karşılığının bulunmaması hâlinde, bankanın hamile kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın dışında, çek bedelinin karşılanamayan kısmıyla sınırlı olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılır.
(3) Süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması hâlinde, muhatap banka, ibraz eden düzenleyici dışındaki hamile, talep ettiği takdirde, karşılıksızdır işleminin yapıldığı anda her çek yaprağı için üçyüzyetmiş Türk Lirası ödemekle yükümlüdür. Ancak, çek bedelinin kısmen karşılığının bulunması hâlinde, bu miktarı, her çek yaprağı için üçyüzyetmiş Türk Lirasına tamamlayacak biçimde ödeme yapılır. Bu husus, hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdî kredi sözleşmesi hükmündedir. Bu fıkradaki miktar, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayınlanan fiyat endekslerindeki yıllık değişmeler göz önünde tutularak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından her yıl Ocak ayında belirlenir ve Resmî Gazetede yayımlanır.
(4) Hamilin talepte bulunması hâlinde, karşılıksızdır işlemi, çekin arka yüzüne tahsil için bankaya ibraz edildiği tarih, hesap durumu ve ibraz eden gerçek kişinin adı ve soyadı yazılmak ve bu kişi ile birlikte banka yetkilisi tarafından imzalanmak suretiyle yapılır. Hamilin imzalamaktan kaçınması hâlinde, karşılıksızdır işlemi yapılmaz.
(5) Çekin ibrazında karşılığının tamamen ödenmemesi veya çek hamili tarafından sorumluluk tutarı dahil kısmî ödemenin kabul edilmemesi hâlinde, ibraz tarihi ile ödememe nedeni çekin üzerine yazılır ve çek, üzerine imzası alınarak hamiline geri verilir; çekin ön ve arka yüzünün fotokopisi banka tarafından saklanır.
(6) Sorumluluk tutarı dahil kısmî ödeme hâlinde, çekin ön ve arka yüzünün onaylı fotokopisi ücretsiz olarak hamile verilir. Çek hamili, bu fotokopiyle müracaat borçlularına veya kambiyo senetleri hakkındaki takip usullerine başvurabileceği gibi, Cumhuriyet savcılığına şikâyette bulunurken dilekçesine bu fotokopiyi ekleyebilir ve bunu icra daireleri ile mahkemelerde ispat aracı olarak kullanabilir. Mahkeme veya icra dairesinin istemi hâlinde çekin aslı bu mercilere gönderilir.
(7) Kişinin bankaya ödememe talimatı vermesi, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına engel teşkil etmez.

Bankaların bildirim yükümlülüğü
MADDE 6 - (1) Hamiline çek hesabı sahiplerinin açık kimlikleri, adresleri, vergi kimlik numaraları, bu hesaplardan ödeme yapılan kişilere ait bu bilgiler ile bu kişilere yapılan ödemelerin tutarları ve üzerinde vergi kimlik numarası bulunmayan çeklere ilişkin bilgiler, ilgili bankalar tarafından, dönemler itibarıyla, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığına elektronik ortamda bildirilir. Bildirim dönemleri ve süreleri Türkiye Bankalar Birliği ve Türkiye Katılım Bankaları Birliğinin görüşleri alınarak Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenir.
(2) Tacir tüzel kişi veya onun faaliyetleri ile ilişkilendirilmek kaydıyla, tüzel kişinin gerçek kişi ortakları, ortakların ilgili bulunduğu veya tüzel kişinin veya ortaklarının etkisi altında bulundurduğu gerçek kişiler ile tüzel kişinin yönetim organında görev alan veya temsilcisi sıfatını taşıyan gerçek kişiler adına açılmış olan çek hesapları, tacir tüzel kişiye ait kabul edilir. Söz konusu ilişkinin varlığına yönelik emarelerin bulunması hâlinde, hesabın bulunduğu banka şubesi durumu Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığına bildirir.
(3) Bankalar, hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamiline çek düzenlendiğini tespit etmeleri hâlinde, mevcut delilleriyle birlikte durumu, tespit tarihinden itibaren en geç bir hafta içinde Cumhuriyet savcılığına ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığına bildirmekle yükümlüdür.
(4) Muhatap banka, yeterli karşılığı olmadığı için çekin ödenmediğini ve hesap sahibi hakkında gereken bilgileri, ibraz tarihinden itibaren on gün içinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirir. Bu bildirimden sonra çek tutarının hamile veya hamile ödenmek üzere muhatap bankaya ödenmesi de, muhatap banka tarafından ödeme tarihinden itibaren on gün içinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirilir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da bu bildirimleri en geç onbeş gün içinde bankalara duyurur. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından uygun görülmesi hâlinde, bu duyurunun diğer mali kurumlara yapılmasına ilişkin esas ve usuller Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun görüşü alınarak belirlenir.

Ceza sorumluluğu, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı
MADDE 7 - (1) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak, çek karşılığını ilgili banka hesabında tam olarak bulundurmayan kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, yüz günden binbeşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adlî para cezasının miktarı çek üzerinde yazılı miktardan az olamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına; bu yasağın bulunmaması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına hükmeder. Bu davalar, çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya düzenleyicinin yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür. Bu suçla ilgili olarak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 297 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uygulanmaz.
(2) Birinci fıkra hükmüne göre çek karşılığını ilgili banka hesabında tam olarak bulundurmakla yükümlü olan kişi, çek hesabı sahibidir. Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde, bu tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler, çek karşılığını ilgili banka hesabında tam olarak bulundurmakla yükümlüdür.
(3) Karşılıksız çek düzenleyen, adına karşılıksız çek düzenlenen ve ileri düzenleme tarihli çek üzerinde yazılı tarihe göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, karşılığını ilgili banka hesabında tam olarak bulundurmayan gerçek ve tüzel kişi hakkında, Cumhuriyet savcısının talebi üzerine, sulh ceza hakimi tarafından karşılıksız çıkan her bir çekle ilgili olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilir.
(4) Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı ile ilgili olarak, herhangi bir adres değişikliği bildiriminde bulunulmadığı sürece ilgilinin çek hesabı açtırırken bildirdiği adrese 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35 inci maddesine göre derhal tebligat çıkarılır. Adresin bankaya yanlış bildirilmesi veya fiilen terkedilmiş olması hâlinde de, tebligat yapılmış sayılır.
(5) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, elindeki bütün çek yapraklarını ait olduğu bankalara iade etmekle yükümlüdür. Bu kişi adına yeni bir çek hesabı açılamaz.
(6) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı verilmiş olan kişi, kararın kendisine tebliği tarihinden itibaren on gün içinde, düzenlemiş bulunduğu ve henüz karşılığı tahsil edilmemiş olan çekleri, düzenleme tarihlerini, miktarlarını ve varsa lehtarlarını da göstermek suretiyle, muhatap bankaya liste hâlinde vermekle yükümlüdür.
(7) Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına ilişkin bilgiler, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının ilgili birimine elektronik iletişim araçlarıyla bildirilir. Bu bildirimde yer alan bilgiler, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından internet ortamında yayımlanır. Bu bildirime ilişkin esas ve usuller, Adalet Bakanlığının görüşü alınarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından belirlenir.
(8) Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının,
a) Kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesinleşmesi hâlinde, Cumhuriyet savcısı tarafından;
b) Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın düşmesi veya davanın reddi kararlarının kesinleşmesi hâlinde, mahkeme tarafından
kaldırılmasına karar verilir. Bu karar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına yedinci fıkradaki usullere göre bildirilir ve ilân olunur.
(9) Koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına yapılan itirazın kabulü hâlinde, bu kararla ilgili olarak da yedinci fıkradaki bildirim ve yayımlanma usulü izlenir.

Etkin pişmanlık ve yasak kararının kaldırılması
MADDE 8 - (1) Karşılıksız kalan çek bedelini, düzenleme tarihine nazaran yasal süresindeki ibraz tarihinden itibaren işleyecek 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte tamamen ödeyen kişi hakkında, kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar. Bu sonuçlar, şikâyetten vazgeçme hâlinde de doğar.
(2) Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılması hâlinde, kişi hakkında koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının, 7 nci maddenin sekizinci fıkrası hükümlerine göre kaldırılmasına karar verilir. Hüküm kesinleştikten sonra etkin pişmanlık gösterilmesi hâlinde, hükmü veren mahkeme tarafından, talep üzerine, cezanın veya güvenlik tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararının kaldırılmasına karar verilir. Bu karar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına derhal bildirilir ve 7 nci maddedeki usullere göre ilân olunur.
(3) Kişinin, mahkum olduğu adlî para cezası tamamen infaz edildikten veya bu cezayı ödemediği için hakkında hapis uygulanıp serbest bırakıldıktan itibaren üç yıl ve her hâlde yasağın konulduğu tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra başvurması hâlinde, hükmü veren mahkeme tarafından hakkındaki çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı kaldırılır. Bu karar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına 7 nci maddenin yedinci fıkrasındaki usullere göre bildirilir ve ilân olunur.

Diğer ceza hükümleri
MADDE 9 - (1) Tacirin ticarî işletmesiyle ilgili iş ve işlemlerinde tacir olmayan kişinin çek defteri kullanılarak çek düzenleyen ve düzenleten kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Tacir olmayan kişiye tacir kişiye verilmesi gereken çek defteri veren banka görevlisi hakkında elli günden yüzelli güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
(3) 3 üncü maddenin beşinci fıkrasındaki yükümlülüğe aykırı olarak bankaya gerçek dışı beyanda bulunan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Beyanname almadan veya beyannameye rağmen hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunan kişiye veya bu kişinin yönetim organında görev yaptığı veya temsilcisi ya da imza yetkilisi olduğu tüzel kişiye çek defteri veren banka görevlileri elli günden yüzelli güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(4) Kısmen veya tamamen karşılıksız çıkan çekle ilgili olarak, talebe rağmen, karşılıksızdır işlemi yapmayan banka görevlisi, şikâyet üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(5) Karşılığı tahsil edilmek üzere bankaya ibraz edilen çekin karşılığının hesapta mevcut olmasına rağmen, hamile ödemede bulunmayan banka görevlisi, şikâyet üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(6) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, buna rağmen çek düzenlerse, fiil daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(7) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi adına çek hesabı açan banka görevlisi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(8) Çek defteri basmaya veya bastırmaya kanunen yetkili kılınanlar dışında çek defteri basanlar ve bastıranlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve binbeşyüz güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.
(9) Hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamiline çek düzenleyen kişi, bu aykırılığı içeren her bir çekle ilgili olarak, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(10) 3 üncü maddenin, sağlanması ve saklanması gereken bilgi ve belgelere ilişkin hükmüne aykırı hareket edilmesi veya çekin karşılıksız çıkması dolayısıyla hamili tarafından talep edilmesi üzerine düzenleyicinin banka kayıtlarındaki adreslerinin kendisine verilmemesi hâlinde, ilgili bankaya Cumhuriyet savcısı tarafından beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

Gecikme cezası
MADDE 10 - (1) Banka,
a) Çekin karşılığının hesapta bulunmasına rağmen hamiline ödenmesinin geciktirilmesi,
b) Kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın hamile ödenmesinin geciktirilmesi
hallerinde, her geçen gün için çek hamiline binde üç gecikme cezası öder.
(2) Birinci fıkrada belirtilen hâllerde 3095 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaz.

Hesaben ödeme
MADDE 11 - (1) Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, çeklerin banka şubeleri arasında hesaben ödenmesini sağlayacak tüzel kişiliği haiz sistemi kurmaya ve gözetimi altında yürütmeye yetkilidir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, bu yetkiyi uygun göreceği başka bir kuruluş aracılığıyla kullanabilir.
(2) Hesaben ödeme sisteminin kuruluş ve işleyişi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca çıkarılacak ve Resmi Gazetede yayımlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.
(3) Yönetmelikte belirtilen esaslar çerçevesinde çeklerin fizikî olarak ibraz edilmeksizin sadece çek bilgileri üzerinden bankalararası takas odaları aracılığı ile elektronik ortamda muhatap bankaya gönderilerek işlem görmesi, 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 710 uncu maddesine göre takas odasına ibraz hükmündedir.
(4) Takas odaları aracılığıyla ibraz edilmiş çekler için, 5 inci maddenin üçüncü fıkrasında belirlenen sorumluluk miktarı dahil, kısmî ödeme yapılmaz. Bu durum, muhatap bankanın sorumluluk tutarını ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Ancak, takas odaları aracılığıyla ibraz edilen çekin, hesapta yeterli karşılığının olmadığının belirlenmesi hâlinde muhatap banka tarafından, hesapta bulunan kısmî karşılık tutarı, çeki ibraz eden hamil lehine onbeş gün süreyle bloke edilir.

Hesabın kapatılması
MADDE 12 - (1) Çek hesabı, ancak sahibinin veya kanunî temsilcisinin yazılı talebi ya da mevduat zamanaşımı süresinin dolması üzerine kapatılabilir. Çek hesabı kapatıldıktan sonra ibraz edilen çekler karşılıksızdır işlemine tâbi tutulur.

Yürürlükten kaldırılan mevzuat
MADDE 13 - (1) 19/3/1985 tarihli ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun, bu Kanunun yayımı tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır.

GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca bu Kanunun yayımını izleyen bir ay içinde 3 üncü madde hükmünce çıkarılıp yayımlanacak tebliğde belirlenen esaslara uygun olarak yeni çek defterleri bastırırlar.
(2) Bankalar, bu tebliğin yayımını izleyen üçüncü ayın sonuna kadar müşterilerine yeni çek defterlerini verir ve ellerindeki eski çek defterlerini imha ederler.
(3) Bankaların, ikinci fıkrada yazılı sürenin sonuna kadar müşterilerine verdikleri çek defterlerinden keşide edilen çekler, Türk Ticaret Kanununda aranan koşulları taşıması kaydıyla geçerlidir. Ancak, üzerinde yazılı düzenleme tarihi henüz gelmemiş olsa bile, bu çeklerin en geç 1 Haziran 2007 tarihine kadar muhatap bankaya ibraz edilmesi gerekir. Bu tarihe kadar ibraz edilmeyen çekler adi senet hükmündedir.

GEÇİCİ MADDE 2 - (1) Bu Kanunun yayımı tarihine kadar 3167 sayılı Kanun hükümlerine istinaden “karşılıksız çek keşide etmek” suçundan dolayı açılmış olan davalar, asliye ceza mahkemesinde görülerek sonuçlandırılır.

Yürürlük
MADDE 14 - (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme
MADDE 15 - (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.


BU ÇEK KANUNU İLE ,İÇİNDE BULUNDUGUMUZ KRİZLE BİRLİK TE ,TOPLUMSALL FACİAYA DAVETİYE ÇIKARTTIGINIZI VE HATTA TEŞVİK ETTİGİNİZİ ,BİLMİYORMUSUNUZ .

eski dost dedi ki...

'Gündemimizde Af Yok'
Cemil Çiçek, 'Bizim Af Konusuyla İlgili Şu An Ne Çalışmamız Var Ne Böyle Bir Düşüncemiz Var Ne de Böyle Bir Konu Üzerinde Duruyoruz' Dedi.
Haber Yayın Tarihi: 20.03.2009 16:48
bunu buraya not olarak düşüyorum sayın cemil çiçek...kürt konferansı ve obamanın gelmesi ile fikirleriniz degişirde ,eger pkk nın sayesinde bizleride af ederseniz,,,bunun türk esnafı ve işadamlarının ölünceye kadar içinde bir sızı olarak kalacagını,unutmayınnn

eski dost dedi ki...

Kriz nedeniyle karşılıksız çek ve çek borcunu ödeyemeyenlerin sayısında patlama oldu. Aşağıdaki rakamlar Adalet Bakanlığı’nın kayıtlarından:
-577 bin 901 kişinin karşılıksız çekten dolayı yasaklandı.
-103 bin 909 kişi de mahkumiyet aldı.
-“2002’de 5 bin 525, 2003’te 18 bin 340, 2004’te 70 bin 672, 2005’te 95 bin 978, 2006’da 67 bin 875, 2007’de 72 bin 502, 2008’de 76 bin 782 kişi hakkında yasaklama kararı alındı. -Açılan dava sayısı 142 bin 174,
-Mahkumiyet kararı da 103 bin...................................................................TOPLUMSAL FACİAYA RAMAK KALDIIIIIII........................FACİANIN AYAK SESLERİ DUYULMAYA BAŞLADII

eski dost dedi ki...

30 BİN ESNAF VE SANAYİCİ ŞU AN CEZAEVİNDE İŞYERİ VE AİLESİ DAGILMIŞ DURUMDA................KURTULSUNLAR..125 000 İŞ ADAMI VE ESNAF EVLERİNİ BARKLARINI TERK ETMİŞ,BİR KAÇAK KONUMUNDA YAŞAMASIN..........HALEN DEVAM EDEN ÇEK DAVALARI SEBEBİ İLE 700 000 ESNAF VE SANAYİCİ BU DURUMLERA DÜŞMESİN...........................YAKLŞIK SON VERİLERE GÖRE 7 MİLYON YAZILAN ÇEKE DAVA AÇILIP BU DURUMLARA DÜŞMESİM.....SAYGILAR

eski dost dedi ki...

Madde 33- (1) Suç ile ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiili gerçekleştirmesinden dolayı cezalandırılamaz ve kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.

eski dost dedi ki...

31 Aralık 2008 tarihine kadar yeni TCK'ya uygun hale getirilmediği için çek yasasından ceza alanlar ve yargılananlar için adeta 'af' imkanı doğdu.

eski dost dedi ki...

SAYIN:...ÖZGÜR,CESUR, TARAFSIZ,ADİL,BASINIMIZZZZZ.SİZLERE SESLENİYORUM ekonominin normal oldugu dönemlerde,her zaman oldugu gibi ,ileriki zamanda ödenmek üzere,aldıgı mal karşılıgı çek yazan esnaf ve iş adamlarımız,küresel mali krizle beraberinde gelen ülkemiz kriz ortamında,çekini ödeyemeyen esnaf ve iş adamlarımıza,ceza verip,cezaevine atmanın ,demokrasiye ,hukuk devletine,akla,mantıga,uygun bir tarafını göerebiliyormusunuz... kaldı ki ,dünyanın hiç bir yerinde uygulanmayan bu cezaları,anayasamız reddetmektedir..(ekonomik suça ekonomik ceza,hiç kimse sözleşmeden dogan,fiiller nedeni ile özgürlügünden alıkonulamaz) 11.5.2005 tarih ve 5349 sayılı Kanunla 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna eklenen geçici maddeye göre ;“Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.” Eğer ilgili hükümlerde herhangi bir değişiklik yapılmazsa m. 5’in yürürlük tarihi 31.12.2008’e kadar ertelenmiş olacaktır.dolayısı ile bu uyumlama yasası31/12/2008 itibari ile bilerek veya bilmeyerek yapılmamış ve unutulmuştur.bu çerçevede 31/12/2008 İTİBARİ İLE KARŞILIKSIZ ÇEKLERE VERİLEN CEZALAR TAMAMEN KANUNU OLMADAN YANİİ KANUNSUZ BİR ŞEKİLDE CEZA VERİLMİŞ OLMAKTADIR. çek cezaları ile aynı yasa çerçevesinde olan ve uyumlama yapılmaması ile ,yargıtay 7 ceza dairesi tarafından kanunsuzluk tezine dayanılarak berat kararı ve davaların düşürülmesine karar verilmiştir.İKİ AYNI KONUMDAKİ SUÇUN BİRİNİN DÜŞÜRÜLMESİ DİGERİNİN DEVAMI HANGİ HUKUK MANTIGINA SIGMAKTADIR. GENE şu anda çek davalarına bazı mahkemeler aynı gerkçe ile beraat vermekte,,bazı mahkemeler ceza vermektedir.AYNI SUÇ,AYNI KANUN ,AYNI TCK,AYNI ÜLKE.BUNUN NERSİ HUKUK MANTIGINA SIGMAKTADIR. 30 000 İşadamı esnaf şu an cezaevlerindedir,110 000 esnaf ve iş adamı kaçak konumunda evini ,işyerini terk etmiş,htta imkanı olsa ülkesini terketmek zorunda kalmıştır.Yaklaşık 700 000 görülmekte olan ve kaçak konumuna veya cezaevine konulacak ,esnaf ve iş adamlarının davası vardır.son alınan yaklaşık verilere görede 6 milyon yazılmış ve her an dava açılması beklenen çek mevcut. DURUM BÖYLE İKEN ADALETTEN,DEMOKRASİDEN ,HUKUK DEVLETİNDEN,İNSAN HAKLARINDAN,EŞİTLİK İLKESİNDEN,BAHSEDEMİLMEMİZ MÜMKÜNMÜDÜR.. Sizlerden halkın sesi,halkın kulagı,halkın sözü,ve özgür,cesur basınımız olarak,,destek bekliyoruz.BU KONUDA Kİ YAPACAGINIZ ARAŞTIRMA SONUNCU YAPACAGINIZ HABER PROGRAMLARI BEKLİYORUZ. yüzbinlerce çek magduru adına

eski dost dedi ki...

6) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.

eski dost dedi ki...

31 Aralık 2008 tarihine kadar yeni TCK'ya uygun hale getirilmediği için çek yasasından ceza alanlar ve yargılananlar için adeta 'af' imkanı doğdu.

eski dost dedi ki...

'Gündemimizde Af Yok'
Cemil Çiçek, 'Bizim Af Konusuyla İlgili Şu An Ne Çalışmamız Var Ne Böyle Bir Düşüncemiz Var Ne de Böyle Bir Konu Üzerinde Duruyoruz' Dedi.
Haber Yayın Tarihi: 20.03.2009 16:48
bunu buraya not olarak düşüyorum sayın cemil çiçek...kürt konferansı ve obamanın gelmesi ile fikirleriniz degişirde ,eger pkk nın sayesinde bizleride af ederseniz,,,bunun türk esnafı ve işadamlarının ölünceye kadar içinde bir sızı olarak kalacagını,unutmayınnn

eski dost dedi ki...

HERKESE İYİ GECELER.YARIN SABAH 10 DA BURADAYIM..saygılar

eski dost dedi ki...

bu arada aşagıdaki adreslere olabildigince ,mail atmalıyız arkadaşlar ,ama her arkadaş birer kez olursa iyi olur....ben attım bu gün.bu millet vekilleri konu ile ilgileniyorlar. Cânân ARİTMAN İZMİR CHP canan.aritman@tbmm.gov.tr


İsa GÖK MERSİN CHP isagok@tbmm.gov.tr
özgür yarınlar için hoşçakalın

eski dost dedi ki...

arkadaşlar..buradan bu konu ile ilgili bütün arkadaşlara sesleniyorum..itirazlar,dilekçeler,avkat tutmalar,şu an için bunlar tamamen boş şeyler....bu gün saat o10 da ankarada bürakrasinin hatırı sayılır bir mevkisindeki arkadaşımıza,emekli bir savcı arkadaşını arattırdım.emeki savcı nın hukuk bürosu mevcutmuş ankarada.bütün konuyu arkadaşım anlatacaktı ama hiç konuşturmadı bile,nedeni hepsinden haberimiz var dedi,sakarya ,konya ,şişli mahkemelerinin,ve yargıtay 10 dairedeki görüş farklılıklarının....cgk da bu konunun gündemde oldugunu söyledi,cgk nun da çek cezaları konumuna karar vermek için ,hükümet kanadı ile yaklaşık 1.5 aydır görüş birligine varmak gerektigini savunuyor ve yazışıyorlarmış.yeni çek kanunuda o yüzden seçim öncesi telaşı olmasına ragmen başbakanlıga gönderilmiş.en kısa zaman da son halini alarak mejlise gelecekmiş.şu andada 14 kişilik hukuk çu gurubu ile bu konu şekilleniyormuş....diger mesele bizleri dogrudan ilgilendiren kanun boşlugunu ,bütün hukukçu ve yargıtay üyelerinin sözlü olarak onayladıklarını,fakat yeni çek kanunu yasa koyucu tarafından konulmadıktan sonra,bu boşlukla ilgili itirazın degerlendirilemeyecegini,belirginsizligin şu an devam ettigini,bu belirginsizlik içinde kanun boşlugu itirazlarının olumlu yada olumsuz degerlendirme imkanını bulunmadıgını o yüzden bekleme kararı aldıklarını,ancak yeni kanun yasalaşır yasallaşmaz bu konunun itirazının karara baglanacagını söylemişler.yani yeni kanun yasallaştıgı tarihten önceki çek cezalarının kanunsuz verildigi kesinleşmesi nedeni ile tüm hükümlerin bozulacagı söylenmiş.şu an karar vermemeleri ni de şimdi verecekleri bozma kararından sonra,yeni çek yasasının çok uzun sürecegi için karar tarihinden sonraki çek cezalarının ortada kaldoıgı imiş .o yüzden çek kanununa öncelik verilmesine karar vermişler yargı ve hükümet kanadı,,,,yani arkadaşlar benim anladıgım.çek yasasına öncelik verecekler ,yargıtayın istegi dogrultusunda,yasa kısa zamanda çıkacak ve arkasından kanun boşlugu itirazı karara baglanacak.KENDİSİDE KESİN BU BOŞLUKTAN DOLAYI GEÇMİŞ DAVALAR BOZULACAK DİYOR 60 ,70 DAVAM VAR BİR DİLEKÇE BİLE VERDİRMİYORUM ÇÜNKÜ TAMAMEN BOŞ UGRAŞ DİYOR ÇOK KISA BİR ZAMANIMIZ KALDIGINIDA SÖYLÜYOR.EN GEÇ NİSAN AYI SONU DİYOR....SAYGILAR

sulukalp dedi ki...

SN ESKİDOST mail adresini verdiğiniz milletvekilleriyle telefonda görüşsek ,daha faydalı olurmu acaba,,hatta diyorumki adresinide yazın burayada direk evlerine gitsek belki daha ii olur...

sulukalp dedi ki...

sn eskidost baktım da bloga sizden başka yazan yok,afedersiniz SİZ MANYAKMISINIZ....

eski dost dedi ki...

syn sulukalp..amacın dalga ise ,rica ediyorum yapmayın..bakın bir çok insan magdur durumda,çolugu çocugu perişan,bu gibi konuların dalgası olmaz.milletvekilinin evine gitmek falan ,bunlar boş konuşma,ama bir maail atarsan belki,zaten bildikleri konunun önemini belli edebiliriz.saygılar

Adsız dedi ki...

sn sulukalp

bence de haklısınızn evlere gidilip
bir acı kahvelerini içmek lazım sanki sesimizi orada daha iyi duyururuz sanki

make love not war

eski dost dedi ki...

syn sulukalp en azından size burayı okutmayı başarmışım demekki,bu daha akşamm saatlerinde açılmış bir blog.saygılar

sulukalp dedi ki...

benim dalga falan geçtiğim yok SN ESKİDOST...maluım seçim zamanı bunlar herşey yaparlar 1 oy için...bide bişi sorabilirmiyim...benim 15.04.2008 tarihinde 15.000 ytl lik çekim vardı...ödedim ama zamanında...sorun çıkmaz değilmi...ödenmiş çeklere hapis yok diye biliyorum ama bide size sorayım dedim..sağolun...

Adsız dedi ki...

arkadaşlar diğer siteye ne oldu yaaa

eski dost dedi ki...

sulukalp senin amacın belli arkadaşımmm...benimm hukiki konularda bir bilgim yok,bu konuda sana yardım edemeyecegim kusura bakma..

Adsız dedi ki...

sn eski dost

burası daha seviyeli bir yere benziyeo en azından diğer sitedeki gibi ukala ve cok bilmişinsanlar yok burda isimleri lazım değil

make love not war

ÇİNÇİNLİ dedi ki...

SELAM HERKEZE....OLUMSULUKALP HADİİ İŞİNE HADİİİİ

Adsız dedi ki...

hobaaaaaaa


tefeci geldi tefecii
yokmu para isteyen

ballı lokma tatlısı

tefeci

eski dost dedi ki...

diger sitede anlaşılamayan bir durum var.sayfa 10 kakkada açılmıyor,yazılar donuyor geç çıkıyor,o nedenle burası hızlı

sulukalp dedi ki...

ARKADAŞLAR sorumu soramadım galiba yanlış anlaşıldı,o tarihte benim çekim erken sorulmuştu abnkaya bende arkası yazılmasın diye ödemiştim...şimdi dava açsam bişi çıkarabilirmiyim erken soruldugu için dicektim..

Adsız dedi ki...

SN TEFECİ diğer sitede ŞEKER765 diye bi arkadaş vardı ne oldu yaaa,dağa kaldırmış olmayasınşu listeni kontrol etsene ...

Çaresiz dedi ki...

ya benimde 2008 yılında vadesinde ödenmiş çeklerim var niye vadesinde ödedin diye hapis kararı çıkarmı

eski dost dedi ki...

syn sulukalp sana ancak bi şekilde yardımcı olabiliriz..bak sana bir adres veriyorum oraya gir ve sor .orada hukuku su gibi içmiş ve hatta fahri avkatlık ünvanını almış lar..http://cek-magdurlari.blogspot.com/2009/02/cek-magdurlari-gorus-ve-onerilerinizi.html?commentPage=14...............

eski dost dedi ki...

'Gündemimizde Af Yok'
Cemil Çiçek, 'Bizim Af Konusuyla İlgili Şu An Ne Çalışmamız Var Ne Böyle Bir Düşüncemiz Var Ne de Böyle Bir Konu Üzerinde Duruyoruz' Dedi.
Haber Yayın Tarihi: 20.03.2009 16:48
bunu buraya not olarak düşüyorum sayın cemil çiçek...kürt konferansı ve obamanın gelmesi ile fikirleriniz degişirde ,eger pkk nın sayesinde bizleride af ederseniz,,,bunun türk esnafı ve işadamlarının ölünceye kadar içinde bir sızı olarak kalacagını,unutmayınnn

Adsız dedi ki...

yok arkadaşım oraya girdim,ama yazılarım sansüre takılıyor..bi kaç tane kendini site sahibi sana var ...bide ukalalarki

eski dost dedi ki...

ekonomik suclara biraz daha acıklık getirilmeli.karsılıksız çek davalarından getirilen hapis cezaları kesinlikle kalkmalı,sebebi diğer yorumlarda da acıklandığı gibi bunun alacaklıya hic bir faydası yoktur.borclunun ödeyebilirliğini engellemektir.borc ortadan kalkmamalı,en azından borc meblağına ,ve borclunun konumuna göre süre verilmeli.bu alacaklının hic alamamasından daha iyidir diye düsünüyorum.günümüzde avukatların tutumu hapis kapıya gelince öder olayına katılmıyorum,varsa ödenir ,yoksa girilir ve ödenebilirliği ortadan kalkar.tabiki bu dolandırıcılk amacıyla yapılmis durumların dısında tutulmalıdır.bu ayrım mahkemelerde kolaylıkla tespit edilebilir.çeke güvenilirlik böyle sağlanamadığına inanıyorum.çünkü hic bir tacir çek yazarken veya alcaklı aldığı cekin hapis cezası tasımasını düsünerek bu işlemi yapmaz.kaldı ki ülke nin ekonomik durumu ortada,soncta yönetimin yaptığı hatalar ,piyasalara yansımasıdır ,fakat cek yazıp ödeme tahüdü veren ,insanlar hapis e giriyor.biraz daha bu konuya eğilinmesinde fayda görüyorum,tesekkürler

Çaresiz dedi ki...

değerli eski dost soruma cevap alamadım ödenmiş çeklerede hapis çıkıyormu

eski dost dedi ki...

sayın yüksek yargı üyeleri..eger gözünüzün ucu takılırda buraları görürseniz ,lütfen okuyun.31/12/2008 itibari ile oluşan bu kanun boşlugunu çok çok iyi biliyorsunuz buna eminim...bu kanun boşlugunu ve yapılması gerekenleri,sizlere karşı haddim olmadıgı için yazmayacagım...ama artık buradan hakkımız olan ,bu kanunun uygulanması için ,haykırmak gerektigine inanıyorum.sadece ekonominin normal seyrinde iyi niyetle ve ödenmek üzere yazılmış çeklere,verilen ceza (her ne kadar kanun koyucu tarafından konsada)ANAYASAMIZA AYKIRIDIR.bu ayrı bir konu,, Çek Yasası'ndaki cezaların yeni Türk Ceza Kanunu'na uygun hale getirilmesi için son tarihin 31 Aralık 2008 olduğunu ve bu tarih geçtiği için cezaların hükümsüz olduğu anlaşılmıştır.
Konu Adalet Komisyonu Başkan ve Başkanvekili'ne de soruldu..
Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, önce TCK'yı okudu, sonra Çek Kanunu'nu inceleyip devam etti:
"Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu..."
İyimaya "Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şeyin olmadığını, onların cezalarının ortadan kalktığını" da vurguladı.
Başkanvekili Hakkı Köylü ise daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptıklarını belirterek, "170 kadar yasa maddesinde düzenleme yapılmıştı" anımsatmasında bulundu.
Çek Kanunu ile ilgili olarak da hükümete geçmişte uyarıda bulunduklarını söyleyen Köylü, "Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir" dedi.
Meclis, TCK gibi dev boyutlu Borçlar ve Türk Ticaret kanunlarını bir an önce çıkarabilmek için çaba gösterirken, geçmişte çıkardığı kanunun yarattığı af depremiyle yüz yüze kalıyordu.
İyimaya'nın da dediği gibi; geçmiş olsun...
yani karşılıksız ceke af... durum bu iken siz sayın yüksek yargı üyelerinden,son nokta istiyoruz,istiyoruzkii,,30 BİN ESNAF VE SANAYİCİ ŞU AN CEZAEVİNDE İŞYERİ VE AİLESİ DAGILMIŞ DURUMDA................KURTULSUNLAR..125 000 İŞ ADAMI VE ESNAF EVLERİNİ BARKLARINI TERK ETMİŞ,BİR KAÇAK KONUMUNDA YAŞAMASIN..........HALEN DEVAM EDEN ÇEK DAVALARI SEBEBİ İLE 700 000 ESNAF VE SANAYİCİ BU DURUMLERA DÜŞMESİN...........................YAKLŞIK SON VERİLERE GÖRE 7 MİLYON YAZILAN ÇEKE DAVA AÇILIP BU DURUMLARA DÜŞMESİM.....SAYGILAR

eski dost dedi ki...

) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.

eski dost dedi ki...

) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.

Adsız dedi ki...

SN ESKİDOST ekonomik suçlara eknomik ceza diyorsunuz ama bunu uygulayan kim...ben geçenlerde bi pezevekten karı aldım gecelik..ama sabah parasını ödemedim beni dövdüler,hani nerde ekonomiğk suça ekonomik ceza,dağ başımı burası...şikayet edeceğim onları..bana bu konu hakkında bir dilekçe örneği verebilirmisiniz...sağolun...

eski dost dedi ki...

) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.

eski dost dedi ki...

e)Kişi hürriyeti haksız bir şekilde kısıtlandığı, güvenliği, sağlığı zarar gördüğü, zaman ve iş kaybına sebep olunduğu, maddi ve manevi zarara uğradığı mahkemelerce tespit olduğu takdirde bunun bedeli daha önce karar vererek zarara uğratan mahkeme heyeti tarafından ödenir ve mahkeme heyeti cezalandırılır. (Günlük hayat içinde yanlış yapan mühendis, doktor... vs. yaptığı iş ve eylemlerden, verdiği zarardan dolayı ceza almaktadır. Aynı şekilde yanlış karar vererek zarara sebep olan mahkeme heyetlerine de ceza verilebilmelidir. Bu anayasanın eşitlik ilkesine, suç ve cezanın ferdiliği ilkesine, hukuk ve adalete uygun olur. 32. maddeye 6. fıkrasına (e) bendi olarak eklenmelidir.)

eski dost dedi ki...

(f)Davalı, davacı veya sanık mahkeme için parası olmayıp malı varsa harcı her türlü masrafı devlet tarafından karşılanır. Davayı kazan taraf ise karşı tarafından devlet alacağını tahsilâtını yapar. Davayı kaybeden taraf ise şahsın malını paraya çevirmek sureti ile devlet alacağını tahsil eder. Tamamen yoksul ise her türlü mahkeme masrafları devlet tarafından karşılanır. ( Hak, hukuk aramanın önündeki bütün engelleri kardırmadığımız takdirde yurttaşlarımız arasında mağdurlar ve devletine küskünler, düşmanlar sürüsü oluştururuz. Buna fırsat vermeyelim. 6 fıkraya (f) bendi olarak eklenebilir.)

Adsız dedi ki...

SN ESKİDOST ekonomik suçlara eknomik ceza diyorsunuz ama bunu uygulayan kim...ben geçenlerde bi pezevekten karı aldım gecelik..ama sabah parasını ödemedim beni dövdüler,hani nerde ekonomiğk suça ekonomik ceza,dağ başımı burası...şikayet edeceğim onları..bana bu konu hakkında bir dilekçe örneği verebilirmisiniz...sağolun...

eski dost dedi ki...

(1) Herkes bilgi edinme, dilekçe ve başvuru haklarına sahiptir. İlgili kurumlar tarafından 15 gün içinde cevap verilmesi zorunludur. Vatandaşından alınacak bilgi içinde 15 günlük süre tanır. Bilgiler devletin güvecesi altındadır. Yok edilemez, tahrifat yapılamaz. Yorumlanamaz, yalın halde verilir. Yabancılar için bilgi edinme hakkı karşılıklılık esasına düzenlenir. ( Devlet kendisine müracaatlara 15 gün içinde cevap verebildiğine göre vatandaş dan alacağı bilgiye de 15 süre tanımalıdır. Bu durum çıkarılacak kanunlarda da dikkate alınmalıdır.)

eski dost dedi ki...

) Herkes haberleşme hürriyetine sahiptir. Haberleşmenin gizliliği esastır. Bu hürriyetin devletin organları veya üçüncü kişiler tarafından ihlal edilmesi halinde ihlal edenler kanunla cezalandırılır. Zarar görene maddi ve manevi tazminat ödenir. ( Sadece hürriyet ve gizlilik kelimelerinin bulunması yetersiz kalabilir.)
(2) Millî güvenliğin, kamu düzeninin, genel sağlığın, genel ahlâkın veya başkalarının hak ve hürriyetlerinin korunması veya suç işlenmesinin önlenmesi sebepleriyle usulüne uygun olarak verilmiş hâkim kararı olmadıkça; yine bu sebeplere bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kanunla yetkili kılınmış merciin yazılı emri bulunmadıkça, haberleşme engellenemez ve gizliliğine dokunulamaz. Yetkili merciin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde karar kendiliğinden kalkar.

Adsız dedi ki...

SN ESKİDOST ekonomik suçlara eknomik ceza diyorsunuz ama bunu uygulayan kim...ben geçenlerde bi pezevekten karı aldım gecelik..ama sabah parasını ödemedim beni dövdüler,hani nerde ekonomiğk suça ekonomik ceza,dağ başımı burası...şikayet edeceğim onları..bana bu konu hakkında bir dilekçe örneği verebilirmisiniz...sağolun...

Adsız dedi ki...

SN ESKİDOST ekonomik suçlara eknomik ceza diyorsunuz ama bunu uygulayan kim...ben geçenlerde bi pezevekten karı aldım gecelik..ama sabah parasını ödemedim beni dövdüler,hani nerde ekonomiğk suça ekonomik ceza,dağ başımı burası...şikayet edeceğim onları..bana bu konu hakkında bir dilekçe örneği verebilirmisiniz...sağolun...

eski dost dedi ki...

SAYIN:...ÖZGÜR,CESUR, TARAFSIZ,ADİL,BASINIMIZZZZZ.SİZLERE SESLENİYORUM ekonominin normal oldugu dönemlerde,her zaman oldugu gibi ,ileriki zamanda ödenmek üzere,aldıgı mal karşılıgı çek yazan esnaf ve iş adamlarımız,küresel mali krizle beraberinde gelen ülkemiz kriz ortamında,çekini ödeyemeyen esnaf ve iş adamlarımıza,ceza verip,cezaevine atmanın ,demokrasiye ,hukuk devletine,akla,mantıga,uygun bir tarafını göerebiliyormusunuz... kaldı ki ,dünyanın hiç bir yerinde uygulanmayan bu cezaları,anayasamız reddetmektedir..(ekonomik suça ekonomik ceza,hiç kimse sözleşmeden dogan,fiiller nedeni ile özgürlügünden alıkonulamaz) 11.5.2005 tarih ve 5349 sayılı Kanunla 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna eklenen geçici maddeye göre ;“Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.” Eğer ilgili hükümlerde herhangi bir değişiklik yapılmazsa m. 5’in yürürlük tarihi 31.12.2008’e kadar ertelenmiş olacaktır.dolayısı ile bu uyumlama yasası31/12/2008 itibari ile bilerek veya bilmeyerek yapılmamış ve unutulmuştur.bu çerçevede 31/12/2008 İTİBARİ İLE KARŞILIKSIZ ÇEKLERE VERİLEN CEZALAR TAMAMEN KANUNU OLMADAN YANİİ KANUNSUZ BİR ŞEKİLDE CEZA VERİLMİŞ OLMAKTADIR. çek cezaları ile aynı yasa çerçevesinde olan ve uyumlama yapılmaması ile ,yargıtay 7 ceza dairesi tarafından kanunsuzluk tezine dayanılarak berat kararı ve davaların düşürülmesine karar verilmiştir.İKİ AYNI KONUMDAKİ SUÇUN BİRİNİN DÜŞÜRÜLMESİ DİGERİNİN DEVAMI HANGİ HUKUK MANTIGINA SIGMAKTADIR. GENE şu anda çek davalarına bazı mahkemeler aynı gerkçe ile beraat vermekte,,bazı mahkemeler ceza vermektedir.AYNI SUÇ,AYNI KANUN ,AYNI TCK,AYNI ÜLKE.BUNUN NERSİ HUKUK MANTIGINA SIGMAKTADIR. 30 000 İşadamı esnaf şu an cezaevlerindedir,110 000 esnaf ve iş adamı kaçak konumunda evini ,işyerini terk etmiş,htta imkanı olsa ülkesini terketmek zorunda kalmıştır.Yaklaşık 700 000 görülmekte olan ve kaçak konumuna veya cezaevine konulacak ,esnaf ve iş adamlarının davası vardır.son alınan yaklaşık verilere görede 6 milyon yazılmış ve her an dava açılması beklenen çek mevcut. DURUM BÖYLE İKEN ADALETTEN,DEMOKRASİDEN ,HUKUK DEVLETİNDEN,İNSAN HAKLARINDAN,EŞİTLİK İLKESİNDEN,BAHSEDEMİLMEMİZ MÜMKÜNMÜDÜR.. Sizlerden halkın sesi,halkın kulagı,halkın sözü,ve özgür,cesur basınımız olarak,,destek bekliyoruz.BU KONUDA Kİ YAPACAGINIZ ARAŞTIRMA SONUNCU YAPACAGINIZ HABER PROGRAMLARI BEKLİYORUZ. yüzbinlerce çek magduru adına

ÇİNÇİNLİ dedi ki...

SENİN O KARIYI ALDIGIN GÜN SENİN KARIYIDA BEN ALDIM ...AMA BEN SENİN KARIYA PARAYI ÖDEDİM Bİİ SORUN ÇIKMADI

eski dost dedi ki...

madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

eski dost dedi ki...

arkadaşlar..buradan bu konu ile ilgili bütün arkadaşlara sesleniyorum..itirazlar,dilekçeler,avkat tutmalar,şu an için bunlar tamamen boş şeyler....bu gün saat o10 da ankarada bürakrasinin hatırı sayılır bir mevkisindeki arkadaşımıza,emekli bir savcı arkadaşını arattırdım.emeki savcı nın hukuk bürosu mevcutmuş ankarada.bütün konuyu arkadaşım anlatacaktı ama hiç konuşturmadı bile,nedeni hepsinden haberimiz var dedi,sakarya ,konya ,şişli mahkemelerinin,ve yargıtay 10 dairedeki görüş farklılıklarının....cgk da bu konunun gündemde oldugunu söyledi,cgk nun da çek cezaları konumuna karar vermek için ,hükümet kanadı ile yaklaşık 1.5 aydır görüş birligine varmak gerektigini savunuyor ve yazışıyorlarmış.yeni çek kanunuda o yüzden seçim öncesi telaşı olmasına ragmen başbakanlıga gönderilmiş.en kısa zaman da son halini alarak mejlise gelecekmiş.şu andada 14 kişilik hukuk çu gurubu ile bu konu şekilleniyormuş....diger mesele bizleri dogrudan ilgilendiren kanun boşlugunu ,bütün hukukçu ve yargıtay üyelerinin sözlü olarak onayladıklarını,fakat yeni çek kanunu yasa koyucu tarafından konulmadıktan sonra,bu boşlukla ilgili itirazın degerlendirilemeyecegini,belirginsizligin şu an devam ettigini,bu belirginsizlik içinde kanun boşlugu itirazlarının olumlu yada olumsuz degerlendirme imkanını bulunmadıgını o yüzden bekleme kararı aldıklarını,ancak yeni kanun yasalaşır yasallaşmaz bu konunun itirazının karara baglanacagını söylemişler.yani yeni kanun yasallaştıgı tarihten önceki çek cezalarının kanunsuz verildigi kesinleşmesi nedeni ile tüm hükümlerin bozulacagı söylenmiş.şu an karar vermemeleri ni de şimdi verecekleri bozma kararından sonra,yeni çek yasasının çok uzun sürecegi için karar tarihinden sonraki çek cezalarının ortada kaldoıgı imiş .o yüzden çek kanununa öncelik verilmesine karar vermişler yargı ve hükümet kanadı,,,,yani arkadaşlar benim anladıgım.çek yasasına öncelik verecekler ,yargıtayın istegi dogrultusunda,yasa kısa zamanda çıkacak ve arkasından kanun boşlugu itirazı karara baglanacak.KENDİSİDE KESİN BU BOŞLUKTAN DOLAYI GEÇMİŞ DAVALAR BOZULACAK DİYOR 60 ,70 DAVAM VAR BİR DİLEKÇE BİLE VERDİRMİYORUM ÇÜNKÜ TAMAMEN BOŞ UGRAŞ DİYOR ÇOK KISA BİR ZAMANIMIZ KALDIGINIDA SÖYLÜYOR.EN GEÇ NİSAN AYI SONU DİYOR....SAYGILAR

eski dost dedi ki...

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, terör sorununa yönelik çözüm arayışlarıyla ilgili ''Biz her zaman için burada olumlu bir yaklaşımın içinde oluruz. Yeter ki bölücü terör örgütü silahını bıraksın. Temennimiz odur'' dedi.


Erdoğan, ATV'nin canlı yayınında, gündemdeki konulara ilişkin soruları yanıtladı.


Irak Devlet Başkanı Celal Talabani'nin, ''Kürt Konferansı düzenleneceği, terör meselesinin örgütün silahlarını teslim etmesi suretiyle halledileceği'' şeklindeki sözlerini nasıl değerlendirdiğinin sorulması üzerine Erdoğan, bunun adının bir Kürt Konferansı olarak konulmasının çok yanlış olacağını belirtti.

eski dost dedi ki...

'Gündemimizde Af Yok'
Cemil Çiçek, 'Bizim Af Konusuyla İlgili Şu An Ne Çalışmamız Var Ne Böyle Bir Düşüncemiz Var Ne de Böyle Bir Konu Üzerinde Duruyoruz' Dedi.
Haber Yayın Tarihi: 20.03.2009 16:48
bunu buraya not olarak düşüyorum sayın cemil çiçek...kürt konferansı ve obamanın gelmesi ile fikirleriniz degişirde ,eger pkk nın sayesinde bizleride af ederseniz,,,bunun türk esnafı ve işadamlarının ölünceye kadar içinde bir sızı olarak kalacagını,unutmayınnn

eski dost dedi ki...

Karşılıksız çek dava açtırdı

Bülent MAKAR 19.03.2009

Kadri'nin Götürdüğü Yere Git' filminin yapımcısı Cem Özer ile başrol oyuncusu Şafak Sezer, 'çek yüzünden' mahkemelik oldu. Sezer, 'oyunculuk ücreti' olarak Cem Özer'in verdiği iki çek, karşılıksız çıkınca dava açmak zorunda kaldığını söyledi. İki ünlü; iki ay önce gösterime giren filmin çekimleri sırasında da kavga etmişti. Galaya Sezer katılmış ama Cem Özer gitmemişti.

eski dost dedi ki...

Saygıdeğer meslektaşlarım; sitemizin Yargıtay İçtihatları ekleme bölümünde yukarıya alıntıladığım uyarı yazısı yer almaktadır. Yazıyı okuyunca oldukça garipsedim ve bir daha okudum. Evet okuduklarım doğruydu... Bu ülkede Yargıtay İçtihatlarının alınıp satılması olağan hale geldiği için pek çoğumuz bunun ne demek olduğunu sorgulamadan içtihatları belirli bir bedel mukabilinde el değiştiren "ürün" olarak kabul ediyoruz!!!

Sayın BAŞAR' ın 'haklı bulmadığım', ancak teknik anlamda hukuksal nedenlere dayalı çekincesini eleştirmekten ziyade temyiz makamı olan Yargıtay Dairelerinin hukuksal bir konuda görüşünü ortaya koyan, resmi belge niteliğinde ki ilamlarda yer alan içtihatların, nasıl ve hangi hakla ticari ürün kabul edilerek pazarlanması konusunda ne düşündüğünüzü merak ettim sevgili üyeler…

İçtihatların tümünün en azından hukukçulara açık hale getirilmesi yönünde ki istemleri duymazdan gelen Yargıtayın adaletin pazarlanmasına bir şekilde araç olmasını bir hakim olarak kabullenemiyorum.

Örneğin bazı daire üyelerinin ve Yargıtay Cumhuriyet Savcılarının kendi adlarına internet sitesi kurarak yada yazdıkları kitaplara kendi daireleri ile diğer dairelerin el altından aldıkları içtihatlarını koyarak pazarlamaları, en hafif deyimle yüz kızartıcı bir durumdur.

Hazırladıkları bilgisayar programları ile içtihatları pazarlayan yayınevleri yada firmaların bulunduğu herkesin malumudur. Yargıtay Dairelerinin görüşünü ortaya koyan içtihatların haraç-mezat satılmasına göz yumulması kabullenilmez bir gerçekliktir.

Yargı alanında karar merciinde görev yapan hakimlerimizin çok önemli bir bölümünün içtihatlardan yararlanmaları, öte yanda Yargıtayın temiz denetimi sırasında Hakim ve Cumhuriyet Savcılarına not takdir etmesi, takdir olunan notun ise terfilere etkili olması karşısında, mevcut işleyişe dayalı sistemin birilerinin cebini doldurmasını sağlamaktan başka bir anlamı bulunmamaktadır.

Diyelim ki; bir yere ilk defa gittiniz ve elinizde ki adresi yoldan geçen birisine sordunuz. Bu kişi size “adresi doğru tarif etmek için 100,00 TL. para isterim!” dediğinde ne düşünürsünüz??? Bu tarzda ki cevap ne kadar saçma ve maddeci ise, içtihatların ticari kazanç yolu yapılması da bir o kadar saçma ve maddeci uygulamadır.

İçtihadın sözlük anlamlarından birisi de ‘yol’ olduğuna göre, ilamlarda yer alan ve uygulayıcılara yol gösteren içtihatların para ile alınıp satılması hangi mantıkla izah olunabilir???

Yargıtay gibi seçkin bir kurumun ticari amaçlara aracı kılınmasını, Yargıtay üyelerinden bu işe bulaşmayan sessiz çoğunluğun da mevcut işleyişe karşı yıllarca sessiz ve duyarsız kalmaları kabul edilemez bir olgudur.

Şahsen millet adına karar vermeye yetkili bir hakim olarak, uygulayıcıların tümüne yol gösteren, ışık tutan ve aynı zamanda ortak görüşün oluşmasına katkı sağlayan tüm içtihatların UYAP portalı aracılığı ayrım gözetilmeksizin hukukçuların tümüne açık hale getirilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Hukukçuların sırtından illegal yollardan para kazanılmasını kabullenmiyorum ve artık bu işleyişe son verilmesini istiyorum.

Çünkü “adalet” para ile alınıp satılan bir değer değil, yaşam biçimidir…

Bu ülkenin seçkin insanları ve aydınları olarak, konuyu gündemde tutmak, sesimiz kamuoyuna duyurmak için site üyesi sizleri de “EVET” demeye davet ediyorum…

Saygılarımla.

828 kez okundu. 26Cevap verildi.

Ahmet Kezer 05.03.2009.8:26

EVET...İmzalıyorum...Tüm yargıtay-danıştay-yüksek mahkeme kararları karar alındığı gün yüksek mahkemelerin web sayfalarında yayınlanmalıdır.

ali yetiş 05.03.2009.8:41
SAYIN GÜLÇEK GERÇEKTEN ÇOK İSABETLİ VE YERİNDE BİR DÜŞÜNCE YAZISI DİLE GETİRMİŞSİNİZ ADALET ASLA PARA İLE ÖLÇÜLMEZ.....

Murat SAHIN 05.03.2009.9:01
EVET “adalet” para ile alınıp satılan bir değer değil, yaşam biçimidir…Tebrikler sayın Gülçek..Genel anlamda belkide hepimizin içinde olan ama bir türlü ifade edemediğimiz düşünceleri çok manidar bir şekilde dile getirmişsiniz..Bu konuda Takdire şayan bir üslub sergilemişsiniz...'Adalet' Siyaaset ve Ticarete girdiği an Ruhunu kaybeder.Ruhu ayrılmış cansız bir bedenden farkı kalmamış demektir.
İçtihadların satılması durumuna ben de karşıyım..Adalet içinde böyle şeyler olmaz ve olmamalıdır..Toplumumuz o kadar köhne bir istikbale sürükleniyorki yarın öbür gün kendi çocuklarımıza dahi 'yavrum bana bir bardak su getirirmisin' dediğimizde korkarım ki 'baba önce para ' diyecek basiretini kaybetmiş çocuklar meydana gelecektir...Saygılar


muharrem karadag 05.03.2009.9:07
EVET.bende..İmzalıyorum...Tüm Yargıtay-Yanıştay-yüksek mahkeme kararları karar alındığı gün yüksek mahkemelerin web sayfalarında yayınlanmalıdır.


Hakan Eren 05.03.2009.11:02
EVET...İmzalıyorum...Tüm yargıtay-danıştay-yüksek mahkeme kararları karar alındığı gün yüksek mahkemelerin web sayfalarında yayınlanmalıdır.

EVET!

HALİL İBRAHİM AKTEPE 05.03.2009.11:12
evet bende aynı kanaatteyim.Yüksek Mahkemelerin tüm kararları yayımlanmalıdır.

mehmet alptekin 05.03.2009.11:16
Sayın Gülçek;
Çok geç kalmış bir konuyu dile getirme cesaretinizden dolayı sizi tebrik ediyorum,destekliyorum ve evet diyorum.

MEHMET BOZKURT 05.03.2009.11:56
Duruşma herkese açıkta kararlar niye herkese kapalı... Evet onaylıyorum.

melek başar 05.03.2009.12:17
"EVET" onaylıyorum...

Akın DOMBAYCI 05.03.2009.13:34
Bir evet de benden.
Toplam :26 cevap yazılmıştır Önceki .. Sonraki--->>>>

eski dost dedi ki...

'Gündemimizde Af Yok'
Cemil Çiçek, 'Bizim Af Konusuyla İlgili Şu An Ne Çalışmamız Var Ne Böyle Bir Düşüncemiz Var Ne de Böyle Bir Konu Üzerinde Duruyoruz' Dedi.
Haber Yayın Tarihi: 20.03.2009 16:48
bunu buraya not olarak düşüyorum sayın cemil çiçek...kürt konferansı ve obamanın gelmesi ile fikirleriniz degişirde ,eger pkk nın sayesinde bizleride af ederseniz,,,bunun türk esnafı ve işadamlarının ölünceye kadar içinde bir sızı olarak kalacagını,unutmayınnn

eski dost dedi ki...

Akın DOMBAYCI 11.01.2009.18:00
Sayın YETİŞ, sizin yazdıklarınızdan sonra aklıma geldi. Aslında yapılması gereken belki de Karşılıksız Çek Keşide Etme suçunun tamamen kaldırılmasıdır. Hakim-Savcı meslektaşlarımın birçoğunun bu düşüncede oldukları kanaatindeyim (Avukat meslektaşlarımız aksi fikirde olabilirler). Neticede taraflar ticari bir alış-veriş yapıp rızaları ile çek alıp veriyorlar. Bunun sonuçlarına da katlanmak durumundalar. Çekin karşılıksız çıkması halinde çek alacaklısı Hukuk Mahkemelerinde yasal yollara başvurabilir. Bono ve senede tanınmayan bir ayrıcalık yıllardır çekler için tanınıyor ve adeta Ceza Mahkemeleri İcra Müdürlüğü gibi işlev görüyordu. Saygılarımla

eski dost dedi ki...

Muharrem Ballı 13.01.2009.13:54
5252 sayılı yasanın 5. maddesinde; özel ceza yasalarındaki düzenlemenin "TCK da belirlenen cezalar sistemine uygun değişiklik yapılıncaya kadar" geçerli olacak şekilde uygulanacağı belirtilmektedir. değişiklik yapılabilme süresi ise 31.12.2008 tarihinde dolmuştur. Bu tarihe kadar düzenleme yapılmamış olan ve TCK da belirlenen cezalar sistemine uygun olmayan cezaların artık uygulanamayacağı kanaatindeyim

eski dost dedi ki...

Uygulamanın aynen devam edeceğini,sadece tüzel kişiliği olan şirketlere verilen adli para cezasının yasal bir dayanağının kalmadığını düşünüyorum.Sonuçta 3167 sayılı kanunda çek bedeli kadar adli para cezası öngörülmüştür.Adli para cezasının gün olarak belirtilmemiş olması onun ceza niteliğini ortadan kaldırmaz.Kanun koyucu yeni bir yasa yapmayarak bu özel düzenlemeyi saklı tutmuştur.Yoksa karşılıksız çek keşide etme suçu ortadan kalkmıştır demek mümkün değildir.Çok şekilsel düşünmemiz halinde bile çek bedelini 20 ye bölersiniz ve kaç gün ediyorsa temel cezayı bu değer alıp daha sonra bunu da 20 ile çarpar yine aynı sonuca ulaşırsınız.
Aydın Başar*Hakim*12.01.2009.12:57

eski dost dedi ki...

suç ortadan kalkmamıştır.ancak 1.1.2009 dan sonra mahkemeler çek bedeli kadar adli para cezası veremeyecektir çünkü böyle bir ceza tck 52.md aykırılığı çok açık değilmi? aksini ileri sürmek demek 5252 sk geçici 1.md sini gözardı etmek olmaz mı? neden bu geciçi 1.madde de kanun koyucu diğer kanunlarda bir değişiklik yapılıncaya kadar ve engeç 31.12.2008 'kadar bir süre vermiştir.bu tarihten sonra ise artık tck 52.md göre adli para ceza sistemi uygulanması zorunlu değilmi? bence yasal bir zorunluluktur.
Erdoğan Aktaş*C.Savcısı*12.01.2009.14:44

eski dost dedi ki...

Derya Konak 14.01.2009.1:54
Bence bu konudaki iki görüşten biri (3167 S.Y.nın 16/1.maddesi halen yürürlüktedir ve uygulanmalıdır.-Hayır,yürürlükte değildir.TCK.nun 5.ve 7/2. delaletiyle 52. madde uygulanmalıdır.)Yargıtay tarafından netleştirilinceye kadar,sanıkların mağduriyetine sebebiyet verilmemesi açısından,infazı durdurma kararı verilmelidir.
_________*_________*___________*____________*__________*____________*_____________*___________

eski dost dedi ki...

Akın DOMBAYCI 15.01.2009.20:02
Sevgili meslektaşlarım, iki gün önce 10. Ceza Dairesi üyesi Sayın Ali KINACI Beyfendiyi aramıştım. Dün, dairelerinin konuyu görüşüp bir sonuca varmaya çalışacaklarını bildirmişlerdi. Ancak kendilerini bugün tekrar aradım ve henüz bir sonuca varamadıklarını, konunun özel yasalara bakan diğer daireleri de ilgilendirmesi sebebiyle onlarla koordineli çalıştıklarını, hatta Üniversite hocaları ile de irtibat halinde olduklarını belirttiler. Ayrıca konunun büyük ihtimalle CGK kadar gideceğini o yüzden tüm üyelerin bu konuda araştırma yapmaya başladığını ifade ettiler. Bir gelişme olduğunda edindiğim bilgileri burada paylaşacağım. Saygılarımla...

eski dost dedi ki...

'Gündemimizde Af Yok'
Cemil Çiçek, 'Bizim Af Konusuyla İlgili Şu An Ne Çalışmamız Var Ne Böyle Bir Düşüncemiz Var Ne de Böyle Bir Konu Üzerinde Duruyoruz' Dedi.
Haber Yayın Tarihi: 20.03.2009 16:48
bunu buraya not olarak düşüyorum sayın cemil çiçek...kürt konferansı ve obamanın gelmesi ile fikirleriniz degişirde ,eger pkk nın sayesinde bizleride af ederseniz,,,bunun türk esnafı ve işadamlarının ölünceye kadar içinde bir sızı olarak kalacagını,unutmayınnn

eski dost dedi ki...

sayın yüksek yargı üyeleri..eger gözünüzün ucu takılırda buraları görürseniz ,lütfen okuyun.31/12/2008 itibari ile oluşan bu kanun boşlugunu çok çok iyi biliyorsunuz buna eminim...bu kanun boşlugunu ve yapılması gerekenleri,sizlere karşı haddim olmadıgı için yazmayacagım...ama artık buradan hakkımız olan ,bu kanunun uygulanması için ,haykırmak gerektigine inanıyorum.sadece ekonominin normal seyrinde iyi niyetle ve ödenmek üzere yazılmış çeklere,verilen ceza (her ne kadar kanun koyucu tarafından konsada)ANAYASAMIZA AYKIRIDIR.bu ayrı bir konu,, Çek Yasası'ndaki cezaların yeni Türk Ceza Kanunu'na uygun hale getirilmesi için son tarihin 31 Aralık 2008 olduğunu ve bu tarih geçtiği için cezaların hükümsüz olduğu anlaşılmıştır.
Konu Adalet Komisyonu Başkan ve Başkanvekili'ne de soruldu..
Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, önce TCK'yı okudu, sonra Çek Kanunu'nu inceleyip devam etti:
"Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu..."
İyimaya "Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şeyin olmadığını, onların cezalarının ortadan kalktığını" da vurguladı.
Başkanvekili Hakkı Köylü ise daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptıklarını belirterek, "170 kadar yasa maddesinde düzenleme yapılmıştı" anımsatmasında bulundu.
Çek Kanunu ile ilgili olarak da hükümete geçmişte uyarıda bulunduklarını söyleyen Köylü, "Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir" dedi.
Meclis, TCK gibi dev boyutlu Borçlar ve Türk Ticaret kanunlarını bir an önce çıkarabilmek için çaba gösterirken, geçmişte çıkardığı kanunun yarattığı af depremiyle yüz yüze kalıyordu.
İyimaya'nın da dediği gibi; geçmiş olsun...
yani karşılıksız ceke af... durum bu iken siz sayın yüksek yargı üyelerinden,son nokta istiyoruz,istiyoruzkii,,30 BİN ESNAF VE SANAYİCİ ŞU AN CEZAEVİNDE İŞYERİ VE AİLESİ DAGILMIŞ DURUMDA................KURTULSUNLAR..125 000 İŞ ADAMI VE ESNAF EVLERİNİ BARKLARINI TERK ETMİŞ,BİR KAÇAK KONUMUNDA YAŞAMASIN..........HALEN DEVAM EDEN ÇEK DAVALARI SEBEBİ İLE 700 000 ESNAF VE SANAYİCİ BU DURUMLERA DÜŞMESİN...........................YAKLŞIK SON VERİLERE GÖRE 7 MİLYON YAZILAN ÇEKE DAVA AÇILIP BU DURUMLARA DÜŞMESİM.....SAYGILAR

Mutaasıp Aile Kızı dedi ki...

Sayın eskidost bu siteyi tesadüfen buldum benim çok büyük bir sorunum var bana yardımcı olurmusunz rica etsem ne olur yalvarıyorum.
Ben büyük bir firmada sekreter olarak çalışıyorum, patronum kasa anhtarını bana teslim etmişti, çek defterleri kasadaydı. patronum çek yazacağı zaman çek defterini istiyor bende kasayı açıp çek defterini patronuma veriyordum.
Yazdığı bir çek karşılıksız çıkmış sende suç ortaımzın diye beni şantaj etti zorla bana zuhulu avrette bulundu. polise şikayet edemedim çünkü bende çek suçuna ortaktım.
hergün bana şantaj ediyor zuhulu avrette bulunuyor biz mutaasıp bir aileyiz benide isteyenler var kabus gibi oldu kurtulmak için ne yapmalıyım
Bana bir çare gösteriniz lüdfen saygılarımla eski dost bekliyorum

Adsız dedi ki...

SN MUTAASSIP AİLE KIZI
burda anlayamadıgımız sen patronuna çekmi verdin yoksa başka bişeymi verdin,çek verdiyen evet cezası var,9 ay 10 gün yatar çıkarsın,ama çek değilde başka şey verdiysen onunda mükaafatı var,9 ay 10 gün sonra çıkartır alırsın :)

Adsız dedi ki...

MUTASIP AİLE KIZI İSTERSENİZ BEN SİZİNLE EVLANABİLİRİM.30 YAŞINDAYIM BEKARET GİBİ TABULARIM YOK !XXX LARGE MAN

eski dost dedi ki...

mutassıp aile kızı isimli arkadaşım..amacın dalga anlaşılan senin...sizden rica ediyorum lütfen başka yerde dalga geçin olmazmı saygılar

Adsız dedi ki...

MUTASIP AİLE KIZI BOYUNUZ KAŞ BEN KISA BOYLU KIZLARI SEVMEM DE !XXX LARGE MAN

Mutaasıp Aile Kızı dedi ki...

Hayır ludfen dalga geçmiyorum saf duygularımlan anlattım bana yardımcı olun ludfen

Adsız dedi ki...

şeker hanım bırakın bu eski dost ,mutasıp aile kızı ayaklarını...

mutaasıp aile kızı dedi ki...

boyunu çok merak ediyorsanız yinede söyleyeyi...18 cm nasıl idare edermi...lütfen yardımcı olun bana

Adsız dedi ki...

sayın mutasıp aile kızı verdiyseniz yapacak bişey yok vermediyseniz hemen işten çıkın...

Mutaasıp aile Kızı dedi ki...

Benim yerime yazıyola neyi verdimmi anamadımki

Adsız dedi ki...

patronun boyunu gördüyseniz yapacak bişey kalmamış üzgünüm...

çekçük dedi ki...

arkadaşlar benimde bi sorunum var...bende sekreter olarak çalışıyorudm bi şirkette...patron bana aybaşında çek verecekti yanlışlıkla çük verdi...ama çükün karşılıgı vardı.buna hapis cezası olmaz değili...

Adsız dedi ki...

kasadaki çeki verdiyseniz patronon eline yapacak bişey yok....

eski dost dedi ki...

Suç ve cezalara ilişkin esaslar
Madde 33- (1) Suç ile ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiili gerçekleştirmesinden dolayı cezalandırılamaz ve kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
(2) Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da birinci fıkra uygulanır.
(3) Suçluluğu kesin mahkeme kararı ile hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
(4) Hiç kimse, kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
(5) Ceza sorumluluğu şahsîdir.
(6) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.
(7) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.
(8) Kamu İdaresi, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Türk Silâhlı Kuvvetlerinin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
(9) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.

20.03.2009 18:58


eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59


eski dost dedi ki...
ekonomik suclara biraz daha acıklık getirilmeli.karsılıksız çek davalarından getirilen hapis cezaları kesinlikle kalkmalı,sebebi diğer yorumlarda da acıklandığı gibi bunun alacaklıya hic bir faydası yoktur.borclunun ödeyebilirliğini engellemektir.borc ortadan kalkmamalı,en azından borc meblağına ,ve borclunun konumuna göre süre verilmeli.bu alacaklının hic alamamasından daha iyidir diye düsünüyorum.günümüzde avukatların tutumu hapis kapıya gelince öder olayına katılmıyorum,varsa ödenir ,yoksa girilir ve ödenebilirliği ortadan kalkar.tabiki bu dolandırıcılk amacıyla yapılmis durumların dısında tutulmalıdır.bu ayrım mahkemelerde kolaylıkla tespit edilebilir.çeke güvenilirlik böyle sağlanamadığına inanıyorum.çünkü hic bir tacir çek yazarken veya alcaklı aldığı cekin hapis cezası tasımasını düsünerek bu işlemi yapmaz.kaldı ki ülke nin ekonomik durumu ortada,soncta yönetimin yaptığı hatalar ,piyasalara yansımasıdır ,fakat cek yazıp ödeme tahüdü veren ,insanlar hapis e giriyor.biraz daha bu konuya eğilinmesinde fayda görüyorum,tesekkürler

20.03.2009 19:00


eski dost dedi ki...
Karşılıksız çek de cezaî yaptırımı kaldırdığımız zaman ticarî hayatın sekteye uğrayacağı, çek kullanımının azalacağı dolayısıyla dolaşıma çek yoluyla çıkarılan parasal kıymetin azalmasıyla çek yoluyla yaratılan ticarî gelişmenin gerileyeceği şeklindeki eleştiri gerçeği yansıtmamaktadır. Çeke cezaî yaptırımla sağlanan güvence sanal ve aldatıcıdır. Dürüst insanlar zarar görmektedir. Çekte cezaî yaptırımla Devletin gücünün sağladığı güvence ile rahatlayan insanlar, ticari hayatın temel kurallarından olan, iş yaptığı kişiyi araştırma soruşturma, güven duymada itidallik kısacası basiretli davranmayı terk etmektedir. Bunun sonucunda ticari hayattaki bu boşluk sahtekâr kişilerce rahatça doldurulmaktadır. Dürüst insanlara hizmet etmesi gereken bir kurum sahtekârlara hizmet etmektedir. Çekte cezaî yaptırımın kaldırılmasıyla çekin diğer kıymetli evraklardan önemli bir farkının ortadan kalkacağı bir gerçektir. Bu gerçeğin yanında şunu da söyleyebiliriz. Çek asli fonksiyonu olan nakit para karşılığı ve görüldüğünde ödenecek olması pozisyonuna, daha da yaklaşacaktır. Çek karşılıksız kaldığında cezaî yaptırım olmayacağını bilen insanlar, çok güvendikleri dürüst insanlardan çek kabul edeceklerdir. Bu durumda sözüne ve davranışına güvenilir insanlar ticari hayatta söz sahibi olacaklar, sahtekârlara bu anlamda tanınan kredi de tükenmiş olacaktır. Ayrıca taraflar arasındaki özel alacak borç ilişkisinden doğan karşılıksız çek keşide etme fiiline hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesi, devletin alacaklının yanında taraf olduğu anlamına gelir ki, devlet yargılama faaliyeti sırasında hiçbir şekilde taraf olmamalıdır.
Hürriyeti bağlayıcı ceza ancak, çok ağır ve kamu düzenini ciddi şekilde bozucu fiillerde uygulanmalıdır. Öte yandan Türkiye’nin de taraf olduğu, “İnsan Hakları ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Sözleşme” (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmeleri) çerçevesinde imzalanan ancak ülkemizin katılmadığı 4 sayılı protokolün birinci maddesi, özel hukuk alanında “borç için hapsedilmeme” kuralını öngörmüştür. Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu ve onayladığı uluslararası nitelikteki sözleşmelerde de açık olmasa da kişinin borç nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağını öngören hükümler bulunmaktadır. Uluslararası hukukta yer alan tüm bu belgeler birlikte değerlendirildiğinde genel eğilimin, borç için kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması veya insan haysiyeti ile bağdaşmayan diğer ceza ve uygulamalara maruz kalmaması yolunda olduğu görülür. Bu itibarla karşılıksız çek keşide etmek eylemi nedeniyle borçluyu, “cezaevine girmek veya cezaî yaptırımla karşılaşmak” gibi ikilemle karşı karşıya bırakarak mahkemeler ve savcılıkları borç tahsili için aracı kurum olarak kullanmanın terk edilmiş bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz.

20.03.2009 19:01


eski dost dedi ki...
Türk Ceza Kanunu'nun hazırlanmasında emeği geçen Prof. Dr. Adem Sözüer aradı.
Söze, "Çok daha vahim bir durum var..." diye başladı.

Toplu af gibi...
Yeni Türk Ceza Kanunu'nun 2004'te yürürlüğe girdiğini anımsatıp, "TCK'nın 5'inci maddesini" anımsattı.
Sözünü ettiği madde aynen şöyle:
"Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır..."
Hukuki dildeki anlamı net...
Özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlar tek tek TCK'ya göre yeniden düzenlenecek. Bu düzenlemelerin yapılabilmesi için de Meclis'e bir yıl süre tanındı.
Ancak öngörülen bir yılda düzenlemeler yapılamayınca, birer yıl ertelenerek 31 Aralık 2008'e gelindi.

Çek kanunu atlandı
Bu çerçevede bir ay önce (Aralık 2008) Türk Parasını Koruma Kanunu'ndaki maddelerde de süratle düzenleme yapılıp 5'inci maddenin öngördüğü şekilde TCK ile uyumlaştırıldı...
Ancak hükümet Çek Hamillerini Koruma Kanunu'nu TCK ile uyumlu hale getirmedi; buna ilişkin düzenlemeleri atladı.
Yılbaşı günü de düzenleme yapılması için öngörülen süre sona erdi.
Prof. Dr. Adem Sözüer'i dün Meclis'te Adli Tıp ile ilgili bir konuda çaba gösterirken bulduk.
Çek Kanunu'nu anımsatıp, "Şimdi ne olacak?" dediğimizde yanıtı şöyle oldu:
"TCK'nın genel hükümleri Çek Kanunu için de geçerli. Maalesef Çek Kanunu'ndaki cezalar uygulanamaz hale geldi. Çünkü Ceza Kanunu'nun genel hükümlerinde örneğin tüzel kişilere adli değil, idari para cezası var. Halbuki Çek Kanunu'nda şirketlere para cezası var. Biri diğerini tutmuyor. Uyumlu hale gelmediği için uygulanamaz oluyor."
Prof. Sözüer'e bunun karşılıksız çek kesen veya çekle ilgili bir suç işleyen kişinin affa uğraması anlamına mı geldiğini sorduk.
"Aynen öyle" deyip ekledi:
"Bu kişilere ceza verilmesinin olanağı yok. Zaten birçok mahkemeden de yargı üyeleri telefon açıp davaları düşürdüklerini bildiriyor ve bir an önce çare bulunmasını istiyor. Düzenleme olmazsa çek suçlarına bakılamaz hale gelecek."

"Geçmiş olsun..."
Konuyu Adalet Komisyonu Başkan ve Başkanvekili'ne de sorduk...
Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, önce TCK'yı okudu, sonra Çek Kanunu'nu inceleyip devam etti:
"Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu..."
İyimaya "Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şeyin olmadığını, onların cezalarının ortadan kalktığını" da vurguladı.
Başkanvekili Hakkı Köylü ise daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptıklarını belirterek, "170 kadar yasa maddesinde düzenleme yapılmıştı" anımsatmasında bulundu.
Çek Kanunu ile ilgili olarak da hükümete geçmişte uyarıda bulunduklarını söyleyen Köylü, "Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir" dedi.
Meclis, TCK gibi dev boyutlu Borçlar ve Türk Ticaret kanunlarını bir an önce çıkarabilmek için çaba gösterirken, geçmişte çıkardığı kanunun yarattığı af depremiyle yüz yüze kalıyordu.
İyimaya'nın da dediği gibi; geçmiş olsun...
yani karşılıksız ceke af...

20.03.2009 19:04


eski dost dedi ki...
KONYA 6. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
2007 / 866 E., 2008 / 211 K. Ek karar tarihi 15.01.2009

5252 saylı TCK nun yürürlük ve uygulama şeklindeki geçici 1. maddesi 5237 sy TCK nun 2,5,7/2,45/1 ve 52 maddelderinden anlaşılacağı üzere özel yasalardaki aykırı hükümlerin 31.12.2008 tarihine kadar uygulanabileceği bu tarihten sonra 5237 sy TCK nun yukarıda bahsedilen maddelerinde ve genel hükümlerinde ceza nevi olarak hapis cezası ve gün para sistemi öngörüldüğü, bu durumda çek cezaları için düzenlenen para cezalarının uygulama kabiliyetinin kalmadığı, 5728 sy Temel Ceza Kanunlarına uyum amacı ile çeşitli kanunlarda ve diğer bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanunda yapılan değişiklik ile çek yasasında değişiklik yapılmadığı, bu durumda çek yasasındaki müeyyidenin uygulama kabiliyetinin kalmadığı anlaşıldığından cezanın durdurulmasına karar vermek gerekmiştir.
Ancak 1999 yılından bu yana çıkarılan af yasaları ve TCK ile CMK nun tümü ile değiştirilmesi, uyarlama çalışmaları yapılması esnasında geriue yönelik olarak kanun haricinde Yargıtay kararları ve uyum asaları ile uygulama yapıldığından bu aşamada ortadan kaldırma kararı vermenin mevcut uygulmayaya aykırı düşeceği kanısı ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1) Hükümlü ........... ve ............ A.Ş. hakkında mahkememizden verilen ......... tarih ve .............. esas ve karar ile ilamatın ......... sırasında işlem gören İNFAZIN DURDURULMASINA
2) Bu aşamada ORTADAN KALDIRMA TALEBİNİN REDDİNE,
3) Karardan bir suretin Konya C. Başsavcılığı' na gönderilmesine
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu itirazı kabil olmak üzere karar verildi. 15.01.2009

20.03.2009 19:05


eski dost dedi ki...
Çek suçlularının cezası kalktı'
Çek kanununun TCK ile uyumunun sağlanmaması tartışılıyor. Adalet Komisyonu Başkanı İyimaya, 'Geçmiş olsun! Bu suçu işleyenler yılbaşında kurtuldu' dedi
Takvim'in dün duyurduğu ve Prof. Adem Sözüer tarafından ortaya atılan çek yasası ile ilgili iddia gündemi değiştirdi. 31 Aralık 2008 tarihine kadar yeni TCK'ya uygun hale getirilmediği için çek yasasından ceza alanlar ve yargılananlar için adeta 'af' imkanı doğdu. Haberimiz özellikle hükümlü yakınları ve bu suçtan dolayı halen hapishanede bulunanlar arasında sevinçle karşılanırken, hukukçular arasında da tartışmaya yol açtı.

'Bir şey yapılamaz'
Çek kanunu ile ilgili düzenlemenin yapılmaması ve bununla ilgili sürenin dolmuş olması, Meclis'te de yankı buldu. Takvim'e konuşan TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, çek kanunu inceledikten sonra, "Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu. Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şey yok. Onların cezaları ortadan kalktı" dedi. İyimaya, yeni yasa çıksa bile geriye işlemeyeceğini belirterek, şu bilgileri verdi:

'Cezasızlık dönemi'
"Sonraki kanun yürürlüğe girmek için bir süre öngörmüş, suç ve cezanın tipini de değiştirmiş ise, yürürlük öncesi aksi doğrultudaki hükümler, hüküm ve sonuçlarını sonraki kanun yürürlüğe girdiği anda yitirir. Yasama organının yürürlük öncesi bir uyum yasası çıkarma Çek ması Anayasa'nın 38. maddesi kapsamında bir suçsuzluk ve cezasızlık dönemine yol açabilir. Olay bu kapsamda değerlendirilmeli." TBMM Adalet Komisyonu Başkanvekili Hakkı Köylü ise konuyla ilgili açıklamasında şunları söyledi: "Daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptık. 170 kadar yasa maddesinde düzenleme gerçekleşti. Çek yasası ile ilgili hükümete uyarıda bulunduk. Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir."
Şerife ÜSTÜNER

23.01.2009 13:58

20.03.2009 19:06


eski dost dedi ki...
Ağır Ceza Mahkemesi 2nci Asliye Ceza Mahkemesinin çekle ilgili verdiği hapis kararıyla ilgili itirazı karara bağladı ve cezaevinde bulunan tutuklunun tahliyesine karar verdi.
Ağır Ceza Mahkemesinin çek’le ilgili kararının Türkiyenin dört bir yanında bu suçtan hüküm giyenler için emsal teşkil edebilecegi belirtiliyor.
Mahkeme çekle ilgili yasada boşluk olması nedeniyle ceza verilmeyecegini gerekçe gösteriyor .






T.C.
SAKARYA
1. AĞIR CEZA MAHKEMESİ

DEĞİŞİK İŞ KARAR
DEĞİŞİK İŞ NO : 2009/213

BAŞKAN : ABDÜLKADİR YAVUZ
ÜYE : BURHANETTİN ESENKAR
ÜYE : CEVDET BAK
KATİP : BİLGEN EL

Hükümlü vekili tarafından Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2009 tarih 2007/415-739 esas karar sayılı ek kararı ile sanık vekilinin talebinin reddine ve mahkemelerinin 2007/415 esas-2007/739 karar sayılı ilamının değiştirilmesine ve infazın durdurulmasına yer olmadığına ve infazın devamına dair kararına süresi içerisinde; müvekkilinin 3167 Sayılı Kanuna Muhalefet nedeni ile para cezasına mahkum edildiği ve para cezasının ödenmemesi nedeni ile hapse çevrildiği halen ceza evinde olduğu, 5275 Sayılı Yasanın 98. maddesi uyarınca yaptıkları başvurunun reddedildiği, bu kararın 5237 Sayılı TCK nun 5, 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesi, 3167 Sayılı Yasanın 16. maddesi ayrıca TCK 20.43.52,53,60,61 maddelerinde yer alan düzenlemelere aykırı olduğu, 31.11.2008 tarihi itibari ile karşılıksız çek keşide etmek eyleminin suç olmaktan çıktığı, böylece suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hükümlü hakkında verilen cezanın yasal dayanağının kalmadığı iddiası ile Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 29.1.2009 tarihinde infazın devamına ilişkin ek kararın itiraz incelemesi ile kaldırılmasını ve müvekkili hakkında tayin edilen cezanın bütün sonuçları ile ortadan kaldırılmasını ve tahliyesini istemiştir.
İddia makamı mütalaası alındı, dosya incelendi
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Konu ile ilgili yasal durum incelendiğinde;
1-3167 Sayılı Yasanın 16. maddesinde :
(1) Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4 üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri, kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar. Ancak verilecek para cezası seksenmilyar liradan fazla olamaz. Bu miktar, 01/03/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2 nci maddesine göre her yıl artırılır. Bu suçtan mükerrirlere, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
2 – 5237 Sayılı TCK nun 2/1-3 madde ve fıkralarında ;
(1) “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.”
(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
3- 5237 Sayılı TCK nun 5/1 madde ve fıkralarında :
“Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır. “
4-5237 Sayılı TCK nun 52/1-2-3 Madde ve fıkralarında;
(1) Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.
(2) En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsî hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.
(3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir. “
5-5252 Sayılı Yasanın 5349 Sayılı Yasanın 6. Maddesi ile değişik Geçici 1. Maddesinde:
(1) Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.
6-5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 madde ve fıkrasında:
(1) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.
(3) Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
7- 5275 Sayılı Yasanın 101/1-3 Madde ve fıkrasında:
(1) Cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri istenebilir.
(3)Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan başka mahkemeler tarafından verilmiş olan bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.” hükümleri bulunmaktadır.
Ayrıca TBMM tarafından 5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlar ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile düzenleme yapıldığı ve bu kanunun yürürlükte olduğu ancak yapılan bu düzenlemeler içerisinde 3167 Sayılı Yasanın 16. Maddesi ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı da ortadadır.
Kararına itiraz edilen mahkemenin itiraz edilen kararında 3167 Sayılı Yasanın yürürlükten kalkmadığı ve halen karşılıksız çek keşide etmek suçunun bulunduğu, bu durum karşısında kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edilmediği, 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesindeki düzenlemenin TCK nun 52. maddesi ile uyumlu olduğu, çek bedelinin 5-730 gün arasında olması halinde belirlenen tam gün sayısı ile takdir edilen bir gün karşılığı adli para cezasının çarpılması sonucu para cezası vermek olanaklı olduğu gibi çek bedelinin 5 tam günün altında olması halinde 5 tam güne yükseltilmesi, 730 tam günün üstünde olması halinde ise kanunlarda aksine hüküm bulunmayan hallerde ibaresi dikkate alınarak 3167 Sayılı Kanun 16/1 maddesi uyarınca belirlenecek adli para cezasının verilebileceği bunun TCK nun 52 maddesine aykırılık oluşturmayacağı yasal sebepleri ve diğer yasal sebeplerle sanık vekilinin talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Yürürlükte olan yasal durum incelendiğinde; TCK nun 5/1 maddesinde bu kanunun genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı belirtilerek ceza hukukunda yeknesaklık sağlanmak istenmiştir.
Bu amaçla 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesine; diğer kanunların TCK nun birinci kitabında yer alan düzenlemesine aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulanır hükmü konulmuş ve bu süre yeniden uzatılmamıştır.
Yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. Madde hükmünü dikkate alarak “ Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” adı altında 580 maddeden oluşan 5728 Sayılı Yasayı çıkartmış ve bu yasa yürürlüğe girmiştir.
Buradan da anlaşıldığı üzere yasa koyucunun amacı TCK nun genel hükümlerinin bütün özel yasalarda ve ceza hükmü içeren yasalarda uygulanmasını sağlamaktır.
5237 Sayılı TCK nun 52. maddesi dikkate alındığında adli para cezasının tanımının yapıldığı görülmektedir. Buna göre adli para cezası , beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmadığı hallerde 730 günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması sureti ile hesaplanan meblağın hükümlü tarafından devlet hazinesine ödenmesinden ibarettir
Bu maddenin 1. fıkrasında bulunan “kanunda aksine hüküm bulunmayan haller” tanımının adli para cezası gün sayısının bu genel düzenlemeye aykırı olarak 730 günün altında veya üstünde olabileceği ve bu düzenlemenin de geçerli olduğu anlamındadır. Buradan da anlaşıldığı üzere TCK genel hükümlerinde gün adli para cezası sistemi benimsenmiştir.
3167 Sayılı yasanın 16. maddesi değerlendirildiğinde; “..... çek bedeli tutarı kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar . Ancak verilecek para cezası 80 milyar liradan fazla olamaz. ” hükmünün bulunduğu, bu düzenlemenin gün para cezası içermemesi nedeni ile TCK nun 52/1 maddesine uygun olmadığı ortadadır. Bu düzenleme karşısında açık bir yasal düzenleme yokken çek bedeli kadar tam gün sayısı belirlenerek bunun 20-100 TL arasında takdir edilecek bir bedelle çarpılması sureti ile sanığın cezalandırılabileceğini değerlendirmek kıyas yapmaktır. Kıyas, TCK nun 2/3. madde ve fıkrası ile yasaklanmıştır. Buna göre kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz. Kararına itiraz edilen mahkeme gerekçesinde kıyas yasağına rağmen kıyas yaparak 3167 Sayılı 16/1 maddesindeki ceza düzenlemesinin TCK 52. maddesindeki adli para cezası sistemine uygun olduğunu belirtmiştir.
Yasa koyucunun 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesinde sözünü ettiği diğer kanunlar içerisinde 3167 Sayılı Yasanın da olduğu hususunda tereddüt yoktur. Buna göre 3167 Sayılı Yasada bulunan ve 5237 Sayılı TCK nun 1.kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümler 31.12.2008 tarihine kadar uygulanabilecektir. Bu düzenlemenin mevhumu muhalifinden 3167 Sayılı (özel) Kanunun TCK nun 1. kitabının 52. maddesinde düzenlenen gün para sistemine aykırı olan ceza kuralının 31.12.2008 tarihinden sonra uygulanmayacağı anlaşılmaktadır. Kaldı ki yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesini dikkate alarak 5728 Sayılı Yasa ile özel yasalarda ayrıntılı düzenlemeler yapmasına rağmen 3167 Sayılı Yasada herhangi bir düzenleme yapmamıştır.
Yasa koyucunun atlama yaptığı, bu konuyu unuttuğu kabul edilemeyeceğine göre yasa koyucunun muradının 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesi ile düzenlenen ceza kuralının ortadan kalkması,uygulanamaz olması olduğu kabul edilmelidir. Çünkü ceza kuralları uygulanmak amacı ile konulur. Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir. Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen, bu nedenle yasal olarak kaldırılma dışında yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek gerek Anayasa’da yapılan düzenlemeye, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslararası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanunun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır.
Bu yasal durum karşısında hükümlünün, 31.12.008 tarihinden itibaren zımni olarak yürürlükten kaldırılan ve yerine yeni hüküm konulmamakla cezasız bırakılan karşılıksız çek keşide etmek eyleminden dolayı cezalandırıldığı, hükümlü müdafiinin yaptığı itirazın hukuka uygun olmayan mülahazalarla red edildiği, itirazın yasal ve yerinde olduğu anlaşılmakla 5275 Sayılı Yasanın 101/3 madde ve fıkrasının verdiği yetkiye dayanarak ve hükümlünün telafisi mümkün olmayan zararlara uğramasını engellemek amacı ile 5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 maddesi gereğince mahkumiyet hükmünün yorumunda ve çektirilecek cezanın hesabında açıklanan nedenlerle duraksama olduğundan 3167 Sayılı Yasada yeni bir düzenleme yapılana ya da 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesinin açıkça yürürlükten kaldırılması anına kadar infazın ertelenmesine, yasa koyucunun yeni bir düzenleme yapması halinde hükümlünün durumunun yeniden mahkemesince ele alınarak değerlendirilmesi için itirazın kabülü ile hükümlüye Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2007 tarih ve 2007/415 esas 2007/739 karar sayılı ilamı ile verilen adli para cezasının infazının durdurulmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Hükümlü Hasan Sülhi Seyalıoğlu müdafiinin yapmış olduğu İTİRAZIN KABÜLÜNE,
2-Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2009 tarih ve 2007/415 esas 2007/739 karar sayılı EK KARARININ KALDIRILMASINA
3-Sanık hakkında Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2007 tarih ve 2007/415 esas 2007/739 karar sayılı ilamı ile verilen 33.000TL adli para cezasının İNFAZININ DURDURULMASINA,
4-Kararın bir örneğinin gereğinin yerine getirilmesi için Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
Dosyanın Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesine iadesine
Karardan bir örneğin hükümlü vekiline TEBLİĞİNE ,
Dair; 5275 Sayılı Yasanın 101/3 ve CMK nun 271/4 madde ve fıkrası gereğince incelenen dosya üzerinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.11.03.2009..SAKARYA

20.03.2009 19:08


eski dost dedi ki...
Sakarya lnci Ağır Ceza Mahkemesi, Türkiye’de binlerce kişinin hapisten çıkmasına neden olacak bir karar verdi. Mahkeme 3167 sayılı çek kanunuyla ilgili yasada boşluk olması nedeniyle karşılıksız çek vermek suçundan Adapazarı Asliye Ceza Mahkemesi tarafından hapis cezasına çarptırılan ve tutuklanan İstanbul Ümraniye’de esnaflık yapan Hasan Sulhi S.na verilen 24 bin 300 lira adli para cezası sonrasında verilen hapis cezası hükmü durdurdu

Bu karar sonrasında karşılıksız çek vermek suçundan Ferizli Cezaevinde tutuklu bulunan Hasan H. Seyalıoğlu’nu tahliye ederken mahkemenin bu kararının emsal teşkil edebilecegi belirtildi.

Türkiye’de ilk olan karar , Sakarya lnci Ağır Ceza Mahkemesi başkanı Abdulkadir Yavuz mahkeme heyeti hakim Burhanettin Esenkar, Cevdet Bak tarafından tutuklanan Hasan Sulhi Seyalıoğlu’nun avukatının cezaya yaptığı itiraz sonrasında verildi.

İstanbul Ümraniye’de tavukçuluk yapan Hasan Sulhu S.(64) 17 Şubat 2007 tarihinde kestiği 24 bin 300 liralık çek karşılıksız çıkınca hakkında karşılıksız çek vermek suçundan Adapazarı lnci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından dava açıldı. 12 Aralık 2007 tarihinde karara çıkan dava sonrasında da İstanbullu tavukçu karşılıksız çek vermek suçundan çek bedeli olan 24 bin 300 YTL adli para cezasına çarptırıldı.

Mahkemenin kararı 29 Ocak 2009 tarihinde infaz edilerek Hasan Sulhi Seyalıoğlu tutuklanarak Ferizli Cezaevine konuldu.

Bu tutuklama sonrasında Seyalıoğlu’nun avukatı Sakarya lnci Ağır Ceza Mahkemesine verdiği dilekçe ile hapis cezasının 3167 sayılı çek kanunun 16ncı maddesi ile TCK’nın 20,43,52,53,60 ve 6lni maddelerini kapsayan düzenlemelere aykırı olduğunu ve 31 Kasım 2008 tarihi itibariyle de karşılıksız çek keşide etmek eyleminin suç olmaktan çıktığını belirterek müvekkilinin tahliye edilmesini istedi.

İtirazı inceleyen Sakarya lnci Ağır Ceza Mahkemesi Türkiye’de emsal teşkil edecek bir karar verdi.
İŞTE SAKARYA 1NCİ AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN VERDİĞİ KARAR


Hükümlü vekili tarafından Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.1.2009 tarih 2007/392-856 esas karar sayılı ek kararı ile sanık vekilinin talebinin redidine ve mahkemelerinin 2007/392 esas-2007/856 karar sayılı ilamının değiştirilmesine ve infazın durdurulmasına yer olmadığına ve infazın devamına dair kararına süresi içerisinde: müvekklilinin 3167 Sayılı Kanuna Muhalefet nedeni ile para cezasına mahkum edildiği ve para cezasının ödenmemesi nedeni ile hapse çevrildiği halen ceza evinde olduğu,5275 Sayılı Yasanın 98.maddesi uyarınca yaptıkları başvurunun reddedildiği,bu kararın 5237 Sayılı TCK’nun 5, 5252 Sayılı Yasanın geçici 1.maddesi,3167 Sayılı Yasanın 16.maddesi ayrıca TCK 20.43.52,53,60,61 maddelerinde yer alan düzenlemelere aykırı olduğu,

31.11.2008 tarihi itibarı ile karşılıksız çek keşide eylemenin suç olmaktan çıktığı,böylece suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hükümlü hakkında verilen cezanın yasal dayanağının kalmadığı iddiası ile Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 29.1.2009 tarihinde infazın devamına ilişkin ek kararın itiraz incelemesi ile kaldırılmasını ve müvekkili hakkında tayin edilen cezanın bütün sonuçları ile ortadan kaldırılmasını ve tahliyesini istemiştir.

İddia makamı alındı,dosya incelendi

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Konu ile ilgili yasal durum incelendiğinde:
1-3167 Sayılı Yasanın 16.maddesinde:
(1) Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4’üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri ve yetkili temsilcileri kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar,ağır para cezası ile cezalandırılır. Ancak verilen para cezası sensen milyar liradan fazla olmazsa. Bu miktar 01/03/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2’nci maddesine göre her yıl arttırılır. Bu suçtan mükerrirlere, bir yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir.

2-5237 Sayılı TCK nun 2/1-3 madde ve fıkralarında ;

(1)’’Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilmez ve güvenlik tedbiri
uygulanmaz.Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve
güvenlik tedbirine hükmolunmaz.’’

(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz.Suçve
ceza içeren hükümler,kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.

3-5237 Sayılı TCK nun 5/1 madde ve fıkralarında :

‘’Bu kanunun genel hükümleri,özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar
hakkında da uygulanır.’’

4-5237 Sayılı TCK nun 52/11-2-3 Madde ve fıkralarında;

(1)Adli para cezası,beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde
yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının,bir gün karşılığı
olarak takfir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü
tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.

(2)En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adli para cezasının
miktarı ,kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.

(3)Kararda,adli para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün
karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.’’

5-5252 Sayılı Yasanın 5349 Sayılı Yasanın 6.Maddesi ile değişik Geçici 1.Maddesinde:

(1)Diğer kanunların,5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan
düzenlemelere aykırı hükümleri,ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç
31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.

6-5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 madde ve fıkrasında:

(1) Mahkumiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında
duraksama olursa,cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri
sürülür yada sonradan yürürlüğe giren kanun ,hükümlünün lehinde olursa,duraksamanın
giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden
karar istenir.

(3)Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını
ertelemez.Ancak,mahkeme olayının özelliğine göre infazın ertelenmesine veya
durdurulmasına karar verebilir

7-5275 Sayılı Yasanın 101/1-3 Madde ve fıkrasında:

(1)Cezanın infazı sırasında,98 ila 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden
alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir.Karar verilmeden önce Cumhuriyet
savcısı ve hükümlünün görüşleri yazılı olarak bildirmeleri istenebilir.

(3)Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan başka mahkemeler tarafından verilmiş
olan bu kararlara karşı itiraz yoluna gidebilir.’’hükümleri bulunmaktadır.

Ayrıca TBMM tarafından 5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli
Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun İLE düzenleme
yapıldığı ve bu kanunun yürürlükte olduğu ancak yapılan bu düzenlemeler içerisinde
3167 Sayılı Yasanın 16.Maddesi ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı da ortadadır.

Kararına itiraz edilen mahkemenin itiraz edilen kararında 3167 Sayılı Yasanın
yürülükten kalkmadığını ve halen karşılıksız çek keşide etmek suçunun bulunduğunu,bu
durum karşısında kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edilmediğini,3167 Sayılı
Yasanın 16/1 naddesindeki düzenlemenin TCK nun 52.maddesi ile uyumlu
olduğunu,çek bedelinin 5-730 gün arasında olması halinde belirlenen tam gün sayısı ile takdir edilen bir gün karşılığı adli para cezasının çarpılması sonucu para cezası vermek olanaklı olduğu gibi çek bedelinin 5 tam günün altında olması halinde 5 tam güne yükseltilmesi,730 tam günün üstünde olması halinde ise kanunlarda aksine hüküm bulunmayan hallerde ibaresi dikkate alınarak 3167 Sayılı Kanun 16/1 maddesi uyarınca belirlenecek adli para cezasının verilebileceği bunun TCK nun 52 maddesine aykırılık oluşturmayacağı yasal sebepleri ve diğer yasal sebeplerle sanık vekilinin talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Yürürlükte olan yasal durum incelendiğinde;TCK nun 5/1 maddesinde bu kanunun
genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı belirtilerek ceza hukukunda yeknesaklık sağlamak istenmiştir.

Bu amaçla 5252 Sayılı Yasanın geçici 1.maddesine;diğer kanunların TCK nun birinci
kitabında yer alan düzenlemesine aykırı hükümleri,ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler
yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulanır hükmü konulmuş ve bu süre
yeniden uzatılmıştır.

Yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1.Madde hükmü dikkate alınarak ‘’Temel
Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik

Yapılmasına Dair Kanun” adı altında 580 maddeden oluşan 5728 Sayılı Yasaya çıkartmış
ve bu yasa yürürlüğe girmiştir.

Bundan da anlaşıldığı üzere yasa koyucunun amacı TCK’nun genel hükümlerinin bütün özel yasalarda ve ceza hükmü içeren yasalarda uygulanmasını sağlamaktır.

5237 Sayılı TCK’nun 52. maddesi dikkate alındığında adli para cezasının tamamının yapıldığı görülmektedir. Buna göre adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmadığı hallerde 730 günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığı olarak taktir edilen miktar ile çarpılması sureti ile hesaplanan meblağın hükümlü tarafından devlet hazinesine ödenmesinden ibarettir.

Bu maddenin 1. fıkrasında bulunan” kanunda aksine hüküm bulamayan haller” tanımının adli para cezası gün sayısının bu genel düzenlemeye aykırı olarak 730 günün altında veya üstünde olabileceği ve bu düzenlemenin de geçerli olduğu anlamındadır. Buradan Da anlaşıldığı üzere TCK genel hükümlerinde gün adli para cezası sistemi benimsenmiştir.

3167 Sayılı yasanın 16. maddesi değerlendirildiğinde;….. çek bedeli tutarı kadar ağır para cezası ile cezalandırılır. Ancak verilecek para cezası 80 milyar liradan fazla olmaz” hükmünün bulunduğu bu düzenlemenin gün para cezası içermemesi nedeni ile TCK’nun 52/1 maddesine uygun olmadığı ortadadır. Bu düzenleme karşısında açık bir yasal düzenleme yokken çek bedeli kadar tam gün sayısı belirlenerek bunun 20-100 TL arasında takdir edilecek bir bedele çarpılması sureti ile sanığın cezalandırılabileceğini değerlendirmek kıyas yapmaktır. Kıyas TCK’nun 2/3. madde ve fıkrası ile yasaklanmıştır. Buna göre kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılmaz. Suç ve ceza içeren hükümler kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz. Kararına itiraz edilen mahkeme gerekçesinde kıyas yasağına rağmen kıyas yaparak 3167 Sayılı 16/1 maddesindeki ceza düzenlemesinin TCK 52. maddesindeki adli para cezası sistemine uygun olduğunu belirtmiştir.


Yasa koyucunun 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesinde sözünü ettiği diğer kanunlar içerisinde 3167 Sayılı Yasanın da olduğu hususunda tereddüt yoktur. Buna göre 3167 Sayılı Yasada bulunan ve 5237 sayılı TCK’nun 1. kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümler 31/12.2008 tarihine kadar uygulanabilecektir. Bu düzenlemenin mevhumu muhalifinden 3167 Sayılı (özel) Kanunun TCK’nun 1.kitabının 52. maddesinde düzenlenen gün para sistemine aykırı olan ceza kuralının 31.12.2008 tarihinden sonra uygulanmayacağı anlaşılmaktadır. Kaldı ki yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesini dikkate alarak 5728 Sayılı Yasa ile özel yasalarda ayrıntılı düzenlemeler yapmasına rağmen 3167 Sayılı Yasada herhangi bir düzenleme yapmamıştır.

Yasan koruyucunun altlama yaptığı bu konuyu unuttuğu kabul edilemeyeceğine göre yasa koruyucunun muradının 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesi ile düzenlenen ceza kuralının ortadan kalkması uygulamaz olması olduğu kabul edilmelidir. Çünkü ceza kuralları uygulama amacı ile konulur. Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir. Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen bu nedenle yasal olarak kaldırılma dışında yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek gerek Anayasa’da yapılan düzenlemeye, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslar arası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanununun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulamaz. Kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır.


Bu yasal durum karşısında hükümlünün 31.12.2008 tarihinden itibaren zımni olarak yürürlükten kaldırılan ve yerine yeni hüküm konulmamakla cezasız bırakılan karşılıksız çek keşide etmek eyleminden dolayı cezalandırıldığı hükümlü müdafiinin yaptığı itirazın hukuka uygun olmayan mülahazalarla red edildiği, itirazın yasal ve yerinde olduğu anlaşılmakla 5275 Sayılı Yasanın 101/3 madde ve fıkrasının verdiği yetkiye dayanarak ve hükümlünün telafisi mümkün olmayan zararlara uğramasını engellemek amacı ile 5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 maddesi gereğince mahkumiyet hükmünün yorumunda ve çektirilecek cezanın hesabında açıklanan nedenlerle duraksama olduğundan 3167 Sayılı yasada yeni bir düzenleme yapılana ya da 3167 Sayılı yasanın 16/1 maddesinin açıkça yürürlükten kaldırılması haline kadar infazın ertelenmesine, yasa koyucunun yeni bir düzenleme yapması halinde hükümlünün durumunun yeniden mahkemesince ele alınarak değerlendirilmesi için itirazın kabülü ile hükümlüye Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2007 tarihi ve 2007/392 esas 2007/856 karar sayılı ilamı ile verilen adli para cezasının infazının durdurulmasına kara vermek gerekmiştir

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Hükümlü Hasan Sülhi Seyalıoğlu müdafiinin yapmış olduğu İTİRAZIN KABÜLÜNE,
2- Sakarya1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2009 tarih ve 2007/392 esas 2007/856 karar sayılı EK KARARININ KALDIRILMASINA
3- Sanık hakkında Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2007 tarih ve 2007/392 esas 2007/856 karar sayılı ilamı ile verilen 24.300 TL adli para cezasının İNFAZININ DURDURUMASINA,
4-Kararın bir örneğinin gereğinin yerine getirilmesi için Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine ,
Dosyanın Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesine iadesine
Karardan bir örneğin hükümlü vekiline TEBLİĞİNE,
Dair;5275 Sayılı Yasanın 101/3 ve CMK’nun 271/4 madde ve fıkrası gereğince incelenen dosya üzerinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 06.03. 2009

20.03.2009 19:08


eski dost dedi ki...
SAKARYA 1NCİ AĞIR CEZA MAHKEMESİ TÜRKİYE'DE İLK KEZ KARŞILIKSIZ ÇEK VERMEK SUÇUNDAN HAPİS CEZASINA CARPTIRILAN BİNLERCE KİŞİYLE İLGİLİ OLARAK VERDİGİ TAHLİYE KARARLARINA DEVAM EDİYOR
MAHKEME SAKARYA ASLİYE CEZA MAHKEMESİNİN KARŞILIKSIZ ÇEK VERMEK SUÇUNDAN VERDİGİ HAPİS CEZASINI KALDIRDI. BU SEFERDE FARKLI GEREKÇE İLE. İŞTE MAHKEMENİN 4 SAYFALIK GEREKÇELİ KARARI

T.C.
SAKARYA
1. AĞIR CEZA MAHKEMESİ
DEĞİŞİK İŞ KARAR
DEĞİŞİK İŞ NO : 2009/247

BAŞKAN : ABDÜLKADİR YAVUZ
ÜYE : BURHANETTİN ESENKAR
ÜYE : CEVDET BAK
KATİP : BİLGEN EL


Hükümlü vekili tarafından Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.02.2009 tarih 2007/299-590 karar sayılı ek kararı ile sanık vekilinin talebinin reddine ve mahkemelerinin 2007/299 esas-2007/590 karar sayılı ilamının değiştirilmesine ve infazın durdurulmasına yer olmadığına ve infazın devamına dair kararına dosya içeriğine göre süresi içerisinde; müvekkilinin 3167 Sayılı Kanuna Muhalefet nedeni ile para cezasına mahkum edildiği ve para cezasının ödenmemesi nedeni ile hapse çevrildiği halen ceza evinde olduğu, 5275 Sayılı Yasanın 98. maddesi uyarınca yaptıkları başvurunun reddedildiği, bu kararın 5237 Sayılı TCK nun 5, 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesi, 3167 Sayılı Yasanın 16. maddesi ayrıca TCK 20.43.52,53,60,61 maddelerinde yer alan düzenlemelere aykırı olduğu, 31.11.2008 tarihi itibari ile karşılıksız çek keşide etmek eyleminin suç olmaktan çıktığı, böylece suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hükümlü hakkında verilen cezanın yasal dayanağının kalmadığı iddiası ile Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 04.02.2009 tarihinde infazın devamına ilişkin ek kararın itiraz incelemesi ile kaldırılmasını ve müvekkili hakkında tayin edilen cezanın bütün sonuçları ile ortadan kaldırılmasını ve tahliyesini istemiştir.
İddia makamının mütalaası alındı, dosya incelendi
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Konu ile ilgili yasal durum incelendiğinde;
1-3167 Sayılı Yasanın 16. maddesinde :
(1) Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4 üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri, kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar. Ancak verilecek para cezası seksenmilyar liradan fazla olamaz. Bu miktar, 01/03/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2 nci maddesine göre her yıl artırılır. Bu suçtan mükerrirlere, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
2 – 5237 Sayılı TCK nun 2/1-3 madde ve fıkralarında ;
(1) "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz."
(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
3- 5237 Sayılı TCK nun 5/1 madde ve fıkralarında :
"Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır. "
4-5237 Sayılı TCK nun 52/1-2-3 Madde ve fıkralarında;
(1) Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.
(2) En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsî hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.
(3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir. "
5-5252 Sayılı Yasanın 5349 Sayılı Yasanın 6. Maddesi ile değişik Geçici 1. Maddesinde:
(1) Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.
6-5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 madde ve fıkrasında:
(1) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.
(3) Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
7- 5275 Sayılı Yasanın 101/1-3 Madde ve fıkrasında:
(1) Cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri istenebilir.
(3)Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan başka mahkemeler tarafından verilmiş olan bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir." hükümleri bulunmaktadır.
Ayrıca TBMM tarafından 5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlar ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile düzenleme yapıldığı ve bu kanunun yürürlükte olduğu ancak yapılan bu düzenlemeler içerisinde 3167 Sayılı Yasanın 16. Maddesi ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı da ortadadır.
Kararına itiraz edilen mahkemenin itiraz edilen kararında; 5252 Sayılı Kanunun geçici 1. Maddesinde 5560 Sayılı Kanunla yapılan değişiklik üzerine belirlenen 31.12.2008 gününe değin, diğer kanunların TCK nun birinci kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümlerinin düzeltilmesinin öngörüldüğü halde bu kapsamdan olarak yasa koyucu tarafından 5728 Sayılı "Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"u va'zettiği, dolayısıyla da uyumlaştırılması murat olunan diğer kanunların bu kapsamda yeniden düzenlenildiği., ancak bu çerçevede 3167 Sayılı Kanun hükümlerinin ayrık tutulduğu, bunun ise tamamen mevzuatın "Özel" niteliğinden kaynaklandığı, hal böyle olunca da Yargıtay Yüksek Dairesi'nin pek çok uygulamalarında da "özel yasa " niteliğinden dolayı pek çok uygulanabilir (önödeme-uzlaşma...gibi) hukuk müessesesinden ayrık değerlendirildiği nazara alındığında, ekonomik düzenin önemli bir ödeme aracı teşkil eden çeklerden dolayı tayin olunacak ceza hükmünde de "çek bedeli kadar adli para cezası" olmasında hukuken aykırı bir durum görülmediğinden" sanık vekilinin talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Yürürlükte olan yasal durum incelendiğinde; TCK nun 5/1 maddesinde bu kanunun genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı belirtilerek ceza hukukunda yeknesaklık sağlanmak istenmiştir.
Bu amaçla 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesine; diğer kanunların TCK nun birinci kitabında yer alan düzenlemesine aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulanır hükmü konulmuş ve bu süre yeniden uzatılmamıştır.
Yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. Madde hükmünü dikkate alarak " Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" adı altında 580 maddeden oluşan 5728 Sayılı Yasayı çıkartmış ve bu yasa yürürlüğe girmiştir.
Buradan da anlaşıldığı üzere yasa koyucunun amacı TCK nun genel hükümlerinin bütün özel yasalarda ve ceza hükmü içeren yasalarda uygulanmasını sağlamaktır.
5237 Sayılı TCK nun 52. maddesi dikkate alındığında adli para cezasının tanımının yapıldığı görülmektedir. Buna göre adli para cezası , beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmadığı hallerde 730 günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması sureti ile hesaplanan meblağın hükümlü tarafından devlet hazinesine ödenmesinden ibarettir
Bu maddenin 1. fıkrasında bulunan "kanunda aksine hüküm bulunmayan haller" tanımının adli para cezası gün sayısının bu genel düzenlemeye aykırı olarak 730 günün altında veya üstünde düzenlenecebileceği ve bu düzenlemenin de geçerli olduğu anlamındadır. Buradan da anlaşıldığı üzere TCK genel hükümlerinde gün adli para cezası sistemi benimsenmiştir.
3167 Sayılı yasanın 16. maddesi değerlendirildiğinde; "..... çek bedeli tutarı kadar ağır para cezası (adli para cezası) ile cezalandırılırlar . Ancak verilecek para cezası 80 milyar liradan fazla olamaz. " hükmünün bulunduğu, bu düzenlemenin gün para cezası içermemesi nedeni ile TCK nun 52/1 maddesine uygun olmadığı ortadadır.
Yasa koyucunun 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesinde sözünü ettiği diğer kanunlar içerisinde 3167 Sayılı Yasanın da olduğu hususunda tereddüt yoktur. Buna göre 3167 Sayılı Yasada bulunan ve 5237 Sayılı TCK nun 1.Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümler 31.12.2008 tarihine kadar uygulanabilecektir. Bu düzenlemenin mevhumu muhalifinden 3167 Sayılı (özel) Kanunun TCK nun 1. kitabının 52. maddesinde düzenlenen gün para sistemine aykırı olan ceza kuralının 31.12.2008 tarihinden sonra uygulanmayacağı 5252 Sayıl Yasanın geçici 1. Maddesinin emredici hükmüdür. Kaldı ki yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesini dikkate alarak 5728 Sayılı Yasa ile özel yasalarda ayrıntılı düzenlemeler yapmasına rağmen 3167 Sayılı Yasada herhangi bir düzenleme yapmamıştır.
Ayrıca Adalet Bakanlığı'nın http://www.kgm.adalet.gov.tr/basbakanlik/cekkanunu.pdf adresinde bulunan ve Çek Kanunu Tasarısı Taslağı olarak Başbakanlığa gönderilen metnin 5/1 madde ve fıkrasında "Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî paracezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adlî para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz." düzenlemesinin bulunduğu, bu düzenleme dikkate alındığında yasama organının büyük çoğunluğunu oluşturan yürütmeyi (hükümeti ) temsilen Adalet Bakanlığının da itirazı reddeden mahkeme ve red kararında belirtilen Yargıtay Dairesinin inancına aykırı olarak çek kanununda verilecek adli para cezasının gün para sistemine uygun olması gerektiğini öngördüğü, bu durum karşısında subjektif değerlendirme niteliğinde olan "çekin ekonomik düzenin önemli bir ödeme aracı teşkil etmesi" bu nedenle 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesindeki düzenlemenin değiştirilmediği yani ayrık tutulduğu (temel düzenlemeden istisna edildiği) yönündeki değerlendirmenin mevcut yasal durum karşısında yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Yasa koyucunun atlama yaptığı, bir konuyu unuttuğu kabul edilemeyeceğine ve yukarıda da değinildiği gibi bu konuda değişiklik yapmak için Başbakanlığa kanun tasarısı taslağıda sevk edildiğine göre yürütmenin, (hükümetin ) ve yasa koyucunun (TBMM'nin) muradının 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesi ile düzenlenen ceza kuralının ortadan kalkması ve yeni yasal düzenleme yapılana kadar bu ceza hükmünün uygulanamaz olmasını sağlamak olduğu kabul edilmelidir. Çünkü ceza kuralları uygulanmak amacı ile konulur. Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir. Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen, bu nedenle yasal olarak kaldırılma dışında yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek gerek Anayasa'da yapılan temel haklar ile ilgili düzenlemelere, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslararası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanunun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz, kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır.
Bu yasal durum karşısında hükümlünün, 31.12.2008 tarihinden itibaren zımni olarak yürürlükten kaldırılan ve yerine yeni hüküm konulmaması nedeni ile cezasız bırakılan karşılıksız çek keşide etmek eyleminden dolayı cezalandırıldığı, hükümlü müdafiinin yaptığı itirazın hukuka uygun olmayan mülahazalarla red edildiği, itirazın yasal ve yerinde olduğu anlaşılmakla, 5275 Sayılı Yasanın 101/3 madde ve fıkrasının verdiği yetkiye dayanarak ve hükümlünün telafisi mümkün olmayan zararlara uğramasını engellemek amacı ile 5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 maddesi gereğince mahkumiyet hükmünün yorumunda ve çektirilecek cezanın hesabında açıklanan nedenlerle duraksama olduğundan 3167 Sayılı Yasada yeni bir düzenleme yapılana ya da 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesinin açıkça yürürlükten kaldırılması anına kadar infazın ertelenmesine, yasa koyucunun yeni bir düzenleme yapması halinde hükümlünün durumunun yeniden mahkemesince ele alınarak değerlendirilmesi için itirazın kabülü ile hükümlüye Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.07.2007 tarih ve 2007/299 esas 2007/590 karar sayılı ilamı ile verilen adli para cezasının infazının durdurulmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Hükümlü Hasan Sülhi Seyalıoğlu müdafiinin yapmış olduğu İTİRAZIN KABÜLÜNE,
2-Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.02.2009 tarih ve 2007/299 esas 2007/590 karar sayılı EK KARARININ KALDIRILMASINA
3-Sanık hakkında Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.07.2007 tarih ve 2007/299 esas 2007/590 karar sayılı ilamı ile verilen 26000TL adli para cezasının İNFAZININ DURDURULMASINA,
4-Kararın bir örneğinin gereğinin yerine getirilmesi için Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
Dosyanın Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesine iadesine,
Karardan bir örneğin hükümlü vekiline TEBLİĞİNE ,
Dair; 5275 Sayılı Yasanın 101/3 ve CMK nun 271/4 madde ve fıkrası gereğince incelenen dosya üzerinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi..16.03.2009.

20.03.2009 19:09


eski dost dedi ki...
TC Şişli 11. Asliye Ceza Mahkemesi
DOSYA NO:2007/541
KARAR NO:2009/113
C.Savcılığı Esas No:2007/6970
GEREKÇELİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
HAKİM :F.O
C.SAVCISI :C.K
DAVACI :KAMU HUKUKU
KATILAN :K.K
VEKİLİ :Av.S.Y
SANIK :A.A
SUÇ :Karşılıksız Çek Keşide Etme
SUÇ TARİHİ:16.12.2006
KARAR TARİHİ:05.03.2009

Mahkememizce açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın karşılıksız çek keşide ettiğinde bahisle hakkında kamu davası açılmış ve 3167 sayılı yasanın 16/1 maddesi gereğince çek yaprağı sayısınca cezalandırılması talep edilmiştir.
Öncelikle 5237 sayılı yeni TCK'nun özel kanunlarla ilişkisini düzenleyen 5. maddesinde "Bu kanunun genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı" hükme bağlanmış TCK'nun yürürlük ve uygulama şekli hakkındaki 5252 sayılı yasanın 5560 yasayla değişik geçici 1. maddesinde ise "Diğer kanunların 5237 sayılı TCK'nun 1.kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümlerinin ilgili kanunlarda değişiklik yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulanmasına devam edileceği" belirtilmek suretiyle çek yasasının TCK'un genel hükümlerine aykırılık içeren kısımları süreye tabi tutularak bu tarihten sonra aykırı düzenlemelerin artık uygulanmayacağı açıkca ifade edilmiştir.
Yasama organı tarafından bir çok yasada TCK'nın genel hükümlerine uygun düzenlemeler yapıldığı halde 31.12.2008 tarihine kadar 367 sayılı çek yasası bakımından böyle bir düzenleme yapılmamıştır.
TCK'nun genel hükümleri yürürlüğe girmemiş gibi 01.01.2009 tarihinden itibaren karşılıksız çek keşide edenlere çek bedeli kadar adli para cezası verilmesi TCK'nın 5. maddesiyle 5252 sayılı yasanın geçici 1. maddesini anlamsız hale getirecektir.Bir başka değişle ceza içeren diğer özel yasalar bakımından TCK'nın genel hükümlerinin yürürlüğe girdiğinin kabul edip sadece çek yasası bakımından yürürlüğe girmediğini ileri sürmek böyle bir istisnai düzenleme olmadığı için mümkün değildir.
Ayrıca tüzel kişilere ceza verilemeyeceğine ilişkin lehe olan TCK'nın 20/2 maddesinin 01.01.2009 tarihinden itibaren çek yasası bakımından da geçerli olduğunu kabul edip TCK'nın genel hükümlerinde yer alan diğer hususların ise çek yasası bakımından geçerli olmadığını ileri sürmek de kendi içinde tutarsızlık oluşturacak ve TCK ile 3167 yasanın genel nitelikteki hükümlerinin karma uygulamasına yol açacaktır.
TCK'nun yürürlüğüne ilişkin 5252 sayılı yasanın 5/2 maddesinde nispi nitelikteki adli para cezalarından aksedilmiş olması,bu tür cezaların karşılıksız çek keşide etmek suçları bakımından da varlığını kabul ve 01.01.2009 tarihinden itibaren de uygulanacağı anlamına gelmemektedir.Bu düzenleme aynı maddede belirtilen alt ve üst sınırların maktu adli para cezaları bakımından geçerli olduğunu ancak nispi nitelikteki adli para cezaları bakımından geçerli olmadığını ifade etmek için yasaya konulmuştur.Dolayısıyla 31.12.2008 tarihine kadar özel ceza yasalarında belirtilen nispi nitelikteki adli para cezaları uygulamasına devam edileceği ve söz konusu tarihten sonra ise bu uygulamanın da son bulacağı amaçlanmış,zaten bu durum aynı yasanın geçici 1. maddesinde açıkca ifade edilmiştir.Eğer 5252 yasanın geçici 1. maddesindeki düzenleme söz konusu olmasaydı TCK'nın genel hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarih ile 31.12.2008 tarihleri arasındaki dönemde de çek bedeli kadar adli para cezası uygulaması yasal açıdan mümkün olmayacaktı
TCK'nın nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin 158/1-Son maddesinde nispi nitelikteki adli para cezasına yer verilmiş olması da çek yasası bakımından nispi nitelikte adli para cezasının kabul edildiği anlamına gelmemektedir.Çünkü bu düzenleme istisnai nitelikte özel bir düzenleme olduğundan ve TCK'nın genel hükümleri içinde yer almadığından çek yasası bakımından nispi adli para cezalarının kabulune imkan vermeyecektir.
Çek yasası bakımdan da 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren ve genel hükümler içinde yer alan TCK'nın 52/3 maddesinde ise ADLİ PARA CEZALARININ BELIRLENMESİNDE ESAS ALINAN TAM GÜN SAYISI İLE 1 GÜN KARŞILIĞI OLARAK TAKTİR EDİLEN MİKTARIN KARARDA AYRI AYRI GÖSTERİLECEĞİ belirtilmiş,dolayısıyla çek yasasında olduğu gibi çek bedeline bağlı adli para cezası uygulaması son bulmuştur.
Ayrıca cezanın belirlenmesine ilişkin TCK'nun 61/8 maddesinde ise ADLİ PARA CEZASINDA ARTIRIM VE İNDİRİM YAPILIRKEN HESAPLAMANIN GÜN ÜZERİNDEN YAPILMASI ÖNGÖRÜLMÜŞTÜR.Bu durumda çek miktarına bağlı olup gün hesabıyla tespiti mümkün olmayan karşılıksız çek suçuna ilişkin adli para cezasına örneğin:TCK'nın 62. maddesinde düzenlenen taktir-i indirim nedenlerini uygulama imkanı da kalmamış ve sonuç olarak çek yasasındaki yaptırım yasal süre içinde TCK'nın genel hükümlerine uygun hale getirilmediği için 01.01.2009 tarihinden itibaren zımmen yürürlükten kalkmıştır.
4814 sayılı yasa ile 3167 sayılı yasada değişiklik yapılmasından sonra her bir çek yaprağı ayrı suç oluşturduğundan karşılıksız çek keşide edenler hakkında teselsül hükümlerini uygulama imkanı kalmamış,ancak ceza içeren özel yasalar bakımından 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın genel hükümlerindeki 43.maddeye göre lehe kanun uygulaması nedeniyle belli şartların varlığı halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması tekrar mümkün hale gelmiştir.Bu durumda da gün hesabına göre tespiti mümkün olmayan çek yasasındaki mevcut yaptırımı TCK'nın 61/8 maddesindeki düzenleme nedeniyle teselsülden dolayı artırma imkanı kalmamıştır.
Ayrıca yürürlüğe giren TCK'nın genel hükümleri karşısında,karşılıksız çek keşide etmek suçları yönünden tekerrür,şikayetten vazgeçme,çek hesabı açtırmaktan yasaklanmaya ilişkin çek yasasındaki mevcut düzenlemeler de TCK'nın genel hükümlerine aykırı hale gelmiştir.5252 sayılı yasanın 5/3 maddesiyle cezaların infazına ilişkin 5275 sayılı yasanın geçici 1.maddesinde belirtilen ve adli para cezasının ödenmemesi halinde günlüğü kaç liradan hapse çevireleceğine ilişkin kurallar ise para cezasının ödenmemesi durumunda nasıl davranılacağını gösteren kurallar olup karşılıksız çek keşide edilmesi halinde cezanın miktarının tayini için başvurulabilecek kurallar değildir.
3167 sayılı yasadaki cezanın miktarına ilişkin ÇEK BEDELİ TUTARI KADAR ibaresi 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren TCK'nın genel hükümleri nedeniyle geçerlilğini kaybettiğinden bu durumda TCK'nın 52. maddesine giderek yaptırımı belirlemek imkanı da kalmamıştır.Çünkü genel düzenleme içinde yer alan ve cezaların sınırlarını gösteren maddeler suç olarak kabul edilen eylemlere yaptırım olsun diye değil sadece cezaların alt ve üst sınırlarını belirtmek amacıyla konulmuş hükümlerdir.
Diğer taraftan 4814 sayılı yasa ile değişiklik yapılmasından önce karşılıksız çek keşide edenler hapisle cezalandırılmaktaydılar bu değişikliğin yapılmadığı ve karşılıksız çek keşide edenlerin hapisle cezalandırıldıkları vasayılıdığında sonradan yürürlüğe giren yasa hükümleri nedeniyle maddede hapis cezası muhafaza edilip cezanın miktarına ilişkin kısım uygulama imkanını kaybetseydi o zaman TCK'nın genel hükümlerinde yer alan 49.maddeye giderek karşılıksız çek keşide edenlere 1 aydan 20 yıla kadar hapis cezası verilmesi ve buna bağlı olarak görevsizlik kararı verilip dosyanın ağır ceza maddesine gönderilmesi mi kabul edilecekti?
Anayasının 38.maddesinde ifadesini bulan SUÇTA VE CEZADA KANUNİLİK İLKESİNİN doğal sonucu olarak yasama organı suç olarak benimsediği bir eylemin cezasının türünü ve miktarını ilgili maddede belirtmek durumundadır.Zaten bu nedenle ceza kanunlarında her bir suç yönünden ilgili maddede cezanın türü ve sınırları gösterilmiş,genel hükümler içinde yer alıp cezanın sınırlarını gösteren maddelerle yetinmek yolu benimsenmemiştir.Çünkü hangi eylemin kamu düzenini daha çok bozduğu ve bu nedenle daha fazla cezalandırılması gerektiği konusundaki tercih,suç ve ceza siyasetiyle ilgili olup siyası sorumluluğu gerektiren ve yasama organlarının mutlak taktirinde olan bir husustur.Ancak bu durumun belirli bir ceza makası aralığında cezanın bireyselleştirilmesi için mahkemeye tanınan taktir hakkıyla karıştırılmaması gerekmektedir.
5237 sayılı TCK'nın bedelsiz senedi kullanma suçuna ilişkin 156. maddesinde adli para cezasının sınırlarının belirtilmemiş olması karşı örnek olarak gösterilebilir ise de zaten bu madde de yasama organı bu fiil için sınırlarını belrttiği hapis cezasını da öngördüğünden aynı yasanın 52. maddesindeki limitlerin farkında olarak adli para cezası yönünden taktir hakkını mahkemeye bırakmış,dolayısıyla cezasının türü ve miktarı konusundaki tercihini açıkca ortaya koymuştur kaldı ki hapis ve adli para cezasının birlikte uygulanması gereken durumlarda,bu cezalardan birisinin asgari hadden diğerinin ise azami hadden tayini kendi içinde tutarsızlık oluşturacağından mahkemenin taktir ettğini hapis cezasının miktarı adli para cezasının gün bakımından miktarını belirlemede ölçü oluşturacaktır.Mevcut durum nedeniyle çek yasası bakımından ise yaptırımın ne miktarda olacağı konusunda kanun koyucunun ortaya koyduğu açık bir iradeden bahsetmek söz konusu değildir.Niye miktarı belirtilmeyen adli para cezasıyla hapis cezasının seçimlik olarak düzenlendiği bazı suçlarda örneğin:Mühür fekki suçunda asgari hadden uygulama yapılması yönünde bir eğilim gösterilmesi nedeniyle 5560 sayılı yasayla TCK'nın 61. maddesinde değişiklik yaparak adli para cezasının tercih edilmesi halinde hesaplamanın ne şekilde yapılacağını belirlemiştir.Zaten bu örnekler genel hükümler içinde yer almayıp TCK'nun özel hükümlerine ilişkin 2. kitabında yer aldığından çek yasası bakımından sonuca etkili olmayacaklardır.
31.12.2008 tarihine kadar karşılıksız çek keşide edenlere çek bedeli kadar adli para cezası verilmesinin o dönem için yasaya uygun olduğu ve dolayısıyla infazının gerektiği ileri sürülebilir ise de bu tarihten sonra gün hesabına göre adli para cezası belirlemek zorunlu hale gelmiş ve buna uygun bir düzenleme yapılmadığı için de eylemin yaptırımsız kaldığı sonucuna varılmış,dolayısıyla meydana gelen ve lehe olan bu durumdan henüz cezaları infaz edilmeyen kişilerin de yararlanması yolu açılmıştır.
Karşılıksız çek keşide etmek suçlarına ilişkin yeni bir yasa yapıldığı taktirde bu yasanın yürülüğe gireceği tarihe kadar,TCK'nın genel hükümlerine aykırılık içeren mevcut çek yasasının ilgili maddelerini uygulamak imkanı kalmadığı için bu boşluğu kıyas veya kıyasa yol açacak biçimde geniştici yorum yapmak yoluyla doldurmakta TCK'nın 2/3 maddesi kapsamında mümkün görülmemiştir.
Sonuç olarak karşılıksız çek keşide etmek suçu için 368 sayılı yasada öngörülen yapıtırımda,31.12.2008 tarihine kadar TCK'nın genel hükümlerine uygun düzenleme yapılmadığından 3167 sayılı yasadaki mevcut yasadaki yaptırımı fiilen uygulama imkanının kalmadığı,ayrıca ceza miktarını TCK'nın 52.maddesine göre tayin imkanı da olmadığı,dolayısıla çek yasasındaki mevcut yaptırımın zımmen yürürlükten kalktığı sonucuna varılmış,yaptırımı kalmayan bir eylemi de suç olarak kabul etmek mümkün olmadığı için aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Sanık A.A'ya atılı olan karşılıksız çek keşide etmek suçunun yasal unsurları bakımından oluşmadığı anlaşılmakla sanığın BERAATİNE,
Yapılan yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına,
Sanığın ve katılan vekilinin yokluğunda açıkca yapılan yargılama sonucunda Cumhuriyet Savcısının istemine aykırı olarak,kararın tefhim veya tebliğden itibaren 7 gün içinde mahkememize bir dilekçe verilmesi veya zabıt katibine yapılacak beyanın tutanağa geçilmesi suratiyle Yargıtay yolu açık olmak üzere karar verildi.05.03.2009
Katip Hakim
09.03.2009 11:03

20.03.2009 19:10


eski dost dedi ki...
İdari af depremi 22 Ocak 2009


Oya ARMUTÇU-Şehriban OĞHAN / ANKARA



TCK’daki, ’Kanunsuz suç ve ceza olmaz. İdari tasarrufla suç ve ceza konulamaz’ genel düzenlemesiyle idari cezalara ilişkin binlerce dava düşecek, mahkûmiyetler beraate dönecek. Cumhuriyet tarihinin en büyük idari affına, 9 bin marka taklitçiliği davası da girecek.

HÜKÜMETİN, 31 Aralık 2008’de yürürlüğe giren TCK’daki, ’Kanunsuz suç ve ceza olmaz. İdari tasarrufla suç ve ceza konulamaz’ genel düzenlemesiyle, en büyük idari affa imza attığı ortaya çıktı. Yargılaması süren 9 bin marka taklitçiliği davası da yeni düzenleme yapılsa bile düşecek.

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma kurullarının verdiği kararlar, patent, endüstriyel tasarımlar ve markalarla ilgili idari işlemler, Kaçakçılık Kanunu, Askerlik Yasası’ndan verilen idari nitelikli cezalar, valilik kararları, genelgeler, yönetmelikler ve tüzüklerle verilen idari cezalara ilişkin binlerce dava, "Kanunsuz suç yaratılamayacağı" ve "İdari kararla suç ve ceza konulamayacağı" genel ilkesi çerçevesinde affa girecek. Bu konuda verilen mahkûmiyet kararlarını, mahkeme ve Yargıtay bozacak. Mahkûmiyetler, bu düzenleme yüzünden beraate dönecek.

Çek Yasası tartışılıyor

Yargıtay kaynakları, genel ilkenin yürürlüğe girmesinin bir idari af sonucu doğuracağını doğruladılar. Yargıtay 10. Ceza Dairesi de Çek Yasası’ndaki tüzel kişilere idari para cezaları verilmesine iişkin düzenlemenin, bu çerçevede olup olmadığını hala tartışıyor. Yargıtay’ın, Çek Yasası’nın bu hükümlerini de affa sokması halinde, çek davaları içinden çıkılmaz bir hal alacak.

’Taklit’e de beraat

Hükümetin, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından sonra düşmelerini önlemek amacıyla düzenleme yapmak için harekete geçtiği 9 bin taklit davası da kurtarılamayacak. TBMM Genel Kurulu gündemindeki bu düzenleme çıksa bile geriye yürümeyeceği için lehe kanun olarak TCK’nın genel ilkeleri uygulanacak. 9 bin taklit dosyası ile ilgili mahkûmiyet kararları, "KHK ile ceza verilemez" diye bozularak, beraat kararları verilecek. Yargıtay, marka taklitçiliği dosyalarının durumunu önümüzdeki günlerde ele alacak.

Tam bir perişanlık

CHP’li İsa Gök, "Bu, Cumhuriyet tarihinde çıkarılan en büyük idari aftır. Tutuklu olanların hepsi çıkacak. Etkilenen tüm işlemler için yeni kanun çıkarmak lazım. Hiçbir markanın güvencesi yok. Her türlü markanın taklidi yapılabilir. Yargıtay ve mahkemeler perişan olacak" değerlendirmesini yaptı.

Gözden kaçan olabilir

AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ, "Gözden kaçmış birşey olabilir, ama büyük oranda uyum temin edildi. O nedenle bu sene bu maddenin yürürlüğü için yeni bir değişiklik yapılmadı. Uyumu yapılmadık çok az yasa var" dedi. Adalet Komisyonu Başkanvekili Hakkı Köylü ise idari af değerlendirmesine karşı çıktı. Geçen şubat ayında 170 kanunda bu uyarlamanın yapıldığını, arkasından Kabahatlar Kanunu’nun çıkarıldığını savunan Köylü, "Bazılarını suç olarak değerlendirdik, bazılarını para cezasına çevirdik. Sadece Anayasa Mahkemesi’nin bazı maddelerin iptali nedeniyle Markalar Kanunu’nda sorun var. Onu da Genel Kurul gündemindeki yeni düzenlemeyle çözeceğiz. Ama onda da tazminat yönü olduğu için sorun olmuyor" diye konuştu

20.03.2009 19:11


eski dost dedi ki...
Karşılıksız Çek’den beraatını göremedi …
Yorumlara Git

….

Bursa’nın merkez Nilüfer ilçesinde, ısı sistemleri pazarlayan bir şirketin sahibi, ödeyemediği çek nedeniyle hakkında hapis kararı alınmasının ardından intihar etti.

Alınan bilgiye göre, Beşevler Mahallesi Konak Caddesi’nde, ısı sistemleri üzerine faaliyet gösteren bir şirketin sahibi olan A. D. (34), iş yerinin depo kısmında boynuna bağladığı bir kabloyla yaşamına son verdi.

İş yerinde çalışan R.F. tarafından bulunan A.D.’nun cesedi, güvenlik güçlerinin incelemesinin ardından asılı olduğu yerden indirildi.

A.D.’nun ölüm haberini alarak iş yerine gelen annesi H.D., fenalık geçirdi ve yakınları ile polisler tarafından sakinleştirilmeye çalışıldı.

A.D.’nun cesedini bulan R.F. , AA muhabirine, patronunun piyasaya yaklaşık 300 bin TL’nin üzerinde borcu bulunduğunu, bu nedenle de uzun süredir maddi sıkıntı içinde olduğunu söyledi.

A.D. ‘nun son olarak 1200 TL tutarındaki çeki ödeyemediğini ve bu yüzden hakkında hapis kararı çıkarıldığını belirten R. F., ”Hapis kararı onu çok etkiledi. Kendisini dün hiç görmedim. Ailesi de polise kayıp başvurusunda bulunmuştu. Bugün depoya baktığımda cesediyle karşılaştım” dedi.

Ceset, Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılan incelemenin ardından otopsi yapılmak üzere Bursa Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

Allah rahmet eylesin …

20.03.2009 19:12


eski dost dedi ki...
sayın yüksek yargı üyeleri..eger gözünüzün ucu takılırda buraları görürseniz ,lütfen okuyun.31/12/2008 itibari ile oluşan bu kanun boşlugunu çok çok iyi biliyorsunuz buna eminim...bu kanun boşlugunu ve yapılması gerekenleri,sizlere karşı haddim olmadıgı için yazmayacagım...ama artık buradan hakkımız olan ,bu kanunun uygulanması için ,haykırmak gerektigine inanıyorum.sadece ekonominin normal seyrinde iyi niyetle ve ödenmek üzere yazılmış çeklere,verilen ceza (her ne kadar kanun koyucu tarafından konsada)ANAYASAMIZA AYKIRIDIR.bu ayrı bir konu,, Çek Yasası'ndaki cezaların yeni Türk Ceza Kanunu'na uygun hale getirilmesi için son tarihin 31 Aralık 2008 olduğunu ve bu tarih geçtiği için cezaların hükümsüz olduğu anlaşılmıştır.
Konu Adalet Komisyonu Başkan ve Başkanvekili'ne de soruldu..
Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, önce TCK'yı okudu, sonra Çek Kanunu'nu inceleyip devam etti:
"Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu..."
İyimaya "Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şeyin olmadığını, onların cezalarının ortadan kalktığını" da vurguladı.
Başkanvekili Hakkı Köylü ise daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptıklarını belirterek, "170 kadar yasa maddesinde düzenleme yapılmıştı" anımsatmasında bulundu.
Çek Kanunu ile ilgili olarak da hükümete geçmişte uyarıda bulunduklarını söyleyen Köylü, "Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir" dedi.
Meclis, TCK gibi dev boyutlu Borçlar ve Türk Ticaret kanunlarını bir an önce çıkarabilmek için çaba gösterirken, geçmişte çıkardığı kanunun yarattığı af depremiyle yüz yüze kalıyordu.
İyimaya'nın da dediği gibi; geçmiş olsun...
yani karşılıksız ceke af... durum bu iken siz sayın yüksek yargı üyelerinden,son nokta istiyoruz,istiyoruzkii,,30 BİN ESNAF VE SANAYİCİ ŞU AN CEZAEVİNDE İŞYERİ VE AİLESİ DAGILMIŞ DURUMDA................KURTULSUNLAR..125 000 İŞ ADAMI VE ESNAF EVLERİNİ BARKLARINI TERK ETMİŞ,BİR KAÇAK KONUMUNDA YAŞAMASIN..........HALEN DEVAM EDEN ÇEK DAVALARI SEBEBİ İLE 700 000 ESNAF VE SANAYİCİ BU DURUMLERA DÜŞMESİN...........................YAKLŞIK SON VERİLERE GÖRE 7 MİLYON YAZILAN ÇEKE DAVA AÇILIP BU DURUMLARA DÜŞMESİM.....SAYGILAR

20.03.2009 19:36


eski dost dedi ki...
syn..başbakan,bakanlar,hükümet üyeleri,milletvekilleri,siyasi partiler,hukuk adamları,profosörler,SİZLERE SESLENİYORUMMM..!!!!!!!!
ÇEK KANUNU TASARISI TASLAĞI
Amaç ve kapsam
MADDE 1 - (1) Bu Kanunun amacı, çek defterlerinin içeriklerine, çek düzenlenmesine, kullanımına, çek hamillerinin korunmalarına ve kayıt dışı ekonominin denetim altına alınması önlemlerine çek yönünden katkıda bulunmaya ilişkin esaslar ile çekin karşılıksız çıkması ve belirlenen diğer yükümlülüklere aykırılık hâllerinde ilgililer hakkında uygulanabilecek yaptırımları belirlemektir.
(2) Bu Kanunda hüküm bulunmayan hâllerde genel hükümler uygulanır.

Araştırma yükümlülüğü
MADDE 2 - (1) Bankalar, çek hesabı açılması ile ilgili olarak bu Kanunla kendilerine verilen görev ve yükümlülükleri yerine getirirken, çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklılık ve engel durumunun bulunup bulunmadığını bu Kanun hükümlerine göre araştırırlar; ayrıca ilgili kişinin ekonomik ve sosyal durumu gibi hususların belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni gösterirler.

Çek hesapları ve çek defterleri
MADDE 3- (1) Çek defterleri bankalarca bastırılır.
(2) Çek defterlerinin baskı şeklini belirleyen esaslar, Maliye Bakanlığı, Türkiye Bankalar Birliği ve Türkiye Katılım Bankaları Birliğinin görüşü alınarak, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca Resmî Gazetede yayımlanacak tebliğle düzenlenir. Tacir olan ve tacir olmayan kişilere verilecek çekler ile hamiline düzenlenecek çekler açıkça ayırt edilebilecek biçimde bastırılır. Hamiline düzenlenecek çekler için sadece bu çeklere ilişkin işlemlerin işlendiği ayrı çek hesapları açılır. Hamiline düzenlenecek çeklerde hamiline çek defteri yapraklarının kullanılması gerekir. Çek yapraklarının üzerinde “hamiline” ibaresi matbu olarak yer alır.
(3) Çek defterinin her bir yaprağına,
a) Çek hesabının numarası,
b) Çek hesabının bulunduğu banka şubesinin adı,
c) Çek hesabı sahibi gerçek kişinin adı ve soyadı, tüzel kişinin tam adı,
d) Çek hesabı sahibi gerçek veya tüzel kişinin vergi kimlik numarası
yazılır.
(4) Bankalar, çek hesabı açtıranların açık kimliklerini saptamak için fotoğraflı nüfus cüzdanı veya pasaport örneklerini, yerleşim yeri belgelerini, vergi kimlik numaralarını, tacir olanların ayrıca ticaret sicili kayıtlarını almak ve bunları, çek hesabının kapatılması hâlinde, bu tarihten itibaren beş yıl süreyle saklamakla yükümlüdür. Çekin karşılığının tamamen veya kısmen bulunmaması hâlinde hamilin talebi üzerine çek düzenleyenin bankaca bilinen adresleri kendisine verilir.
(5) Çek hesabı ilgilinin veya kanunî temsilcisinin imzası olmadan açılamaz; bu hüküm, diğer banka hesapları bakımından da geçerlidir. Çek hesabı açılmasını veya mevcut hesaptan çek defteri verilmesini isteyen kişi, her defasında tacir olup olmadığı ve kendisi hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunmadığı hususunda bankaya yazılı beyanda bulunur. Tacir tüzel kişiler adına verilecek beyannamede ayrıca, yönetim organında görev yapan, temsilcisi veya imza yetkilisi kişilerin çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunmadığı belirtilir.
(6) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı bulunan gerçek kişinin, yönetim organında görev yaptığı, temsilcisi veya imza yetkilisi olduğu tacir tüzel kişiye çek defteri verilmez.

Çek düzenlenmesi
MADDE 4 - (1) Tüzel kişi adına çek düzenleyen kişinin adı ve soyadı, düzenlenen çek üzerine açıkça yazılır.

İbraz, ödeme ve çekin karşılıksız olduğunun tespiti
MADDE 5 - (1) Koşullarına uygun ve karşılığı bulunan çek, hesabın bulunduğu muhatap bankanın herhangi bir şubesine ibraz edildiğinde hamilin vergi kimlik numarası saptandıktan sonra ödenir. Ancak çek, hesabın bulunduğu şubeden başka bir şubeye ibraz edildiğinde, o şubece karşılığı sorulmak suretiyle ödenir.
(2) Karşılığının bulunmaması hâlinde, bankanın hamile kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın dışında, çek bedelinin karşılanamayan kısmıyla sınırlı olarak “karşılıksızdır” işlemi yapılır.
(3) Süresinde ibraz edilen çekin karşılığının bulunmaması hâlinde, muhatap banka, ibraz eden düzenleyici dışındaki hamile, talep ettiği takdirde, karşılıksızdır işleminin yapıldığı anda her çek yaprağı için üçyüzyetmiş Türk Lirası ödemekle yükümlüdür. Ancak, çek bedelinin kısmen karşılığının bulunması hâlinde, bu miktarı, her çek yaprağı için üçyüzyetmiş Türk Lirasına tamamlayacak biçimde ödeme yapılır. Bu husus, hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayri nakdî kredi sözleşmesi hükmündedir. Bu fıkradaki miktar, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayınlanan fiyat endekslerindeki yıllık değişmeler göz önünde tutularak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından her yıl Ocak ayında belirlenir ve Resmî Gazetede yayımlanır.
(4) Hamilin talepte bulunması hâlinde, karşılıksızdır işlemi, çekin arka yüzüne tahsil için bankaya ibraz edildiği tarih, hesap durumu ve ibraz eden gerçek kişinin adı ve soyadı yazılmak ve bu kişi ile birlikte banka yetkilisi tarafından imzalanmak suretiyle yapılır. Hamilin imzalamaktan kaçınması hâlinde, karşılıksızdır işlemi yapılmaz.
(5) Çekin ibrazında karşılığının tamamen ödenmemesi veya çek hamili tarafından sorumluluk tutarı dahil kısmî ödemenin kabul edilmemesi hâlinde, ibraz tarihi ile ödememe nedeni çekin üzerine yazılır ve çek, üzerine imzası alınarak hamiline geri verilir; çekin ön ve arka yüzünün fotokopisi banka tarafından saklanır.
(6) Sorumluluk tutarı dahil kısmî ödeme hâlinde, çekin ön ve arka yüzünün onaylı fotokopisi ücretsiz olarak hamile verilir. Çek hamili, bu fotokopiyle müracaat borçlularına veya kambiyo senetleri hakkındaki takip usullerine başvurabileceği gibi, Cumhuriyet savcılığına şikâyette bulunurken dilekçesine bu fotokopiyi ekleyebilir ve bunu icra daireleri ile mahkemelerde ispat aracı olarak kullanabilir. Mahkeme veya icra dairesinin istemi hâlinde çekin aslı bu mercilere gönderilir.
(7) Kişinin bankaya ödememe talimatı vermesi, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına engel teşkil etmez.

Bankaların bildirim yükümlülüğü
MADDE 6 - (1) Hamiline çek hesabı sahiplerinin açık kimlikleri, adresleri, vergi kimlik numaraları, bu hesaplardan ödeme yapılan kişilere ait bu bilgiler ile bu kişilere yapılan ödemelerin tutarları ve üzerinde vergi kimlik numarası bulunmayan çeklere ilişkin bilgiler, ilgili bankalar tarafından, dönemler itibarıyla, Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığına elektronik ortamda bildirilir. Bildirim dönemleri ve süreleri Türkiye Bankalar Birliği ve Türkiye Katılım Bankaları Birliğinin görüşleri alınarak Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenir.
(2) Tacir tüzel kişi veya onun faaliyetleri ile ilişkilendirilmek kaydıyla, tüzel kişinin gerçek kişi ortakları, ortakların ilgili bulunduğu veya tüzel kişinin veya ortaklarının etkisi altında bulundurduğu gerçek kişiler ile tüzel kişinin yönetim organında görev alan veya temsilcisi sıfatını taşıyan gerçek kişiler adına açılmış olan çek hesapları, tacir tüzel kişiye ait kabul edilir. Söz konusu ilişkinin varlığına yönelik emarelerin bulunması hâlinde, hesabın bulunduğu banka şubesi durumu Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığına bildirir.
(3) Bankalar, hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamiline çek düzenlendiğini tespit etmeleri hâlinde, mevcut delilleriyle birlikte durumu, tespit tarihinden itibaren en geç bir hafta içinde Cumhuriyet savcılığına ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığına bildirmekle yükümlüdür.
(4) Muhatap banka, yeterli karşılığı olmadığı için çekin ödenmediğini ve hesap sahibi hakkında gereken bilgileri, ibraz tarihinden itibaren on gün içinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirir. Bu bildirimden sonra çek tutarının hamile veya hamile ödenmek üzere muhatap bankaya ödenmesi de, muhatap banka tarafından ödeme tarihinden itibaren on gün içinde Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına bildirilir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası da bu bildirimleri en geç onbeş gün içinde bankalara duyurur. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından uygun görülmesi hâlinde, bu duyurunun diğer mali kurumlara yapılmasına ilişkin esas ve usuller Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun görüşü alınarak belirlenir.

Ceza sorumluluğu, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı
MADDE 7 - (1) Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak, çek karşılığını ilgili banka hesabında tam olarak bulundurmayan kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, yüz günden binbeşyüz güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adlî para cezasının miktarı çek üzerinde yazılı miktardan az olamaz. Mahkeme ayrıca, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının devamına; bu yasağın bulunmaması hâlinde, çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağına hükmeder. Bu davalar, çekin tahsil için bankaya ibraz edildiği veya düzenleyicinin yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür. Bu suçla ilgili olarak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 297 nci maddesinin üçüncü fıkrası hükmü uygulanmaz.
(2) Birinci fıkra hükmüne göre çek karşılığını ilgili banka hesabında tam olarak bulundurmakla yükümlü olan kişi, çek hesabı sahibidir. Çek hesabı sahibinin tüzel kişi olması hâlinde, bu tüzel kişinin mali işlerini yürütmekle görevlendirilen yönetim organının üyesi, böyle bir belirleme yapılmamışsa yönetim organını oluşturan gerçek kişi veya kişiler, çek karşılığını ilgili banka hesabında tam olarak bulundurmakla yükümlüdür.
(3) Karşılıksız çek düzenleyen, adına karşılıksız çek düzenlenen ve ileri düzenleme tarihli çek üzerinde yazılı tarihe göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, karşılığını ilgili banka hesabında tam olarak bulundurmayan gerçek ve tüzel kişi hakkında, Cumhuriyet savcısının talebi üzerine, sulh ceza hakimi tarafından karşılıksız çıkan her bir çekle ilgili olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilir.
(4) Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı ile ilgili olarak, herhangi bir adres değişikliği bildiriminde bulunulmadığı sürece ilgilinin çek hesabı açtırırken bildirdiği adrese 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35 inci maddesine göre derhal tebligat çıkarılır. Adresin bankaya yanlış bildirilmesi veya fiilen terkedilmiş olması hâlinde de, tebligat yapılmış sayılır.
(5) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, elindeki bütün çek yapraklarını ait olduğu bankalara iade etmekle yükümlüdür. Bu kişi adına yeni bir çek hesabı açılamaz.
(6) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı verilmiş olan kişi, kararın kendisine tebliği tarihinden itibaren on gün içinde, düzenlemiş bulunduğu ve henüz karşılığı tahsil edilmemiş olan çekleri, düzenleme tarihlerini, miktarlarını ve varsa lehtarlarını da göstermek suretiyle, muhatap bankaya liste hâlinde vermekle yükümlüdür.
(7) Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına ilişkin bilgiler, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının ilgili birimine elektronik iletişim araçlarıyla bildirilir. Bu bildirimde yer alan bilgiler, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından internet ortamında yayımlanır. Bu bildirime ilişkin esas ve usuller, Adalet Bakanlığının görüşü alınarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından belirlenir.
(8) Çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının,
a) Kovuşturmaya yer olmadığı kararının kesinleşmesi hâlinde, Cumhuriyet savcısı tarafından;
b) Beraat, ceza verilmesine yer olmadığı, davanın düşmesi veya davanın reddi kararlarının kesinleşmesi hâlinde, mahkeme tarafından
kaldırılmasına karar verilir. Bu karar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına yedinci fıkradaki usullere göre bildirilir ve ilân olunur.
(9) Koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararına yapılan itirazın kabulü hâlinde, bu kararla ilgili olarak da yedinci fıkradaki bildirim ve yayımlanma usulü izlenir.

Etkin pişmanlık ve yasak kararının kaldırılması
MADDE 8 - (1) Karşılıksız kalan çek bedelini, düzenleme tarihine nazaran yasal süresindeki ibraz tarihinden itibaren işleyecek 4/12/1984 tarihli ve 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanuna göre ticarî işlerde temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte tamamen ödeyen kişi hakkında, kamu davası açılmaz, açılmış olan kamu davası düşer, mahkum olunan ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkar. Bu sonuçlar, şikâyetten vazgeçme hâlinde de doğar.
(2) Etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanılması hâlinde, kişi hakkında koruma tedbiri olarak verilen çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının, 7 nci maddenin sekizinci fıkrası hükümlerine göre kaldırılmasına karar verilir. Hüküm kesinleştikten sonra etkin pişmanlık gösterilmesi hâlinde, hükmü veren mahkeme tarafından, talep üzerine, cezanın veya güvenlik tedbiri olarak çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararının kaldırılmasına karar verilir. Bu karar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına derhal bildirilir ve 7 nci maddedeki usullere göre ilân olunur.
(3) Kişinin, mahkum olduğu adlî para cezası tamamen infaz edildikten veya bu cezayı ödemediği için hakkında hapis uygulanıp serbest bırakıldıktan itibaren üç yıl ve her hâlde yasağın konulduğu tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra başvurması hâlinde, hükmü veren mahkeme tarafından hakkındaki çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı kaldırılır. Bu karar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasına 7 nci maddenin yedinci fıkrasındaki usullere göre bildirilir ve ilân olunur.

Diğer ceza hükümleri
MADDE 9 - (1) Tacirin ticarî işletmesiyle ilgili iş ve işlemlerinde tacir olmayan kişinin çek defteri kullanılarak çek düzenleyen ve düzenleten kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Tacir olmayan kişiye tacir kişiye verilmesi gereken çek defteri veren banka görevlisi hakkında elli günden yüzelli güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.
(3) 3 üncü maddenin beşinci fıkrasındaki yükümlülüğe aykırı olarak bankaya gerçek dışı beyanda bulunan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Beyanname almadan veya beyannameye rağmen hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunan kişiye veya bu kişinin yönetim organında görev yaptığı veya temsilcisi ya da imza yetkilisi olduğu tüzel kişiye çek defteri veren banka görevlileri elli günden yüzelli güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
(4) Kısmen veya tamamen karşılıksız çıkan çekle ilgili olarak, talebe rağmen, karşılıksızdır işlemi yapmayan banka görevlisi, şikâyet üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(5) Karşılığı tahsil edilmek üzere bankaya ibraz edilen çekin karşılığının hesapta mevcut olmasına rağmen, hamile ödemede bulunmayan banka görevlisi, şikâyet üzerine üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(6) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi, buna rağmen çek düzenlerse, fiil daha ağır cezayı gerektiren bir suç oluşturmadığı takdirde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(7) Hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı kararı verilmiş olan kişi adına çek hesabı açan banka görevlisi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(8) Çek defteri basmaya veya bastırmaya kanunen yetkili kılınanlar dışında çek defteri basanlar ve bastıranlar iki yıldan beş yıla kadar hapis ve binbeşyüz güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılır.
(9) Hamiline çek defteri yaprağını kullanmadan hamiline çek düzenleyen kişi, bu aykırılığı içeren her bir çekle ilgili olarak, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(10) 3 üncü maddenin, sağlanması ve saklanması gereken bilgi ve belgelere ilişkin hükmüne aykırı hareket edilmesi veya çekin karşılıksız çıkması dolayısıyla hamili tarafından talep edilmesi üzerine düzenleyicinin banka kayıtlarındaki adreslerinin kendisine verilmemesi hâlinde, ilgili bankaya Cumhuriyet savcısı tarafından beşyüz Türk Lirasından beşbin Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.

Gecikme cezası
MADDE 10 - (1) Banka,
a) Çekin karşılığının hesapta bulunmasına rağmen hamiline ödenmesinin geciktirilmesi,
b) Kanunen ödemekle yükümlü olduğu miktarın hamile ödenmesinin geciktirilmesi
hallerinde, her geçen gün için çek hamiline binde üç gecikme cezası öder.
(2) Birinci fıkrada belirtilen hâllerde 3095 sayılı Kanun hükümleri uygulanmaz.

Hesaben ödeme
MADDE 11 - (1) Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, çeklerin banka şubeleri arasında hesaben ödenmesini sağlayacak tüzel kişiliği haiz sistemi kurmaya ve gözetimi altında yürütmeye yetkilidir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, bu yetkiyi uygun göreceği başka bir kuruluş aracılığıyla kullanabilir.
(2) Hesaben ödeme sisteminin kuruluş ve işleyişi, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca çıkarılacak ve Resmi Gazetede yayımlanacak bir yönetmelikle düzenlenir.
(3) Yönetmelikte belirtilen esaslar çerçevesinde çeklerin fizikî olarak ibraz edilmeksizin sadece çek bilgileri üzerinden bankalararası takas odaları aracılığı ile elektronik ortamda muhatap bankaya gönderilerek işlem görmesi, 29/6/1956 tarihli ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 710 uncu maddesine göre takas odasına ibraz hükmündedir.
(4) Takas odaları aracılığıyla ibraz edilmiş çekler için, 5 inci maddenin üçüncü fıkrasında belirlenen sorumluluk miktarı dahil, kısmî ödeme yapılmaz. Bu durum, muhatap bankanın sorumluluk tutarını ödeme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Ancak, takas odaları aracılığıyla ibraz edilen çekin, hesapta yeterli karşılığının olmadığının belirlenmesi hâlinde muhatap banka tarafından, hesapta bulunan kısmî karşılık tutarı, çeki ibraz eden hamil lehine onbeş gün süreyle bloke edilir.

Hesabın kapatılması
MADDE 12 - (1) Çek hesabı, ancak sahibinin veya kanunî temsilcisinin yazılı talebi ya da mevduat zamanaşımı süresinin dolması üzerine kapatılabilir. Çek hesabı kapatıldıktan sonra ibraz edilen çekler karşılıksızdır işlemine tâbi tutulur.

Yürürlükten kaldırılan mevzuat
MADDE 13 - (1) 19/3/1985 tarihli ve 3167 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun, bu Kanunun yayımı tarihinde yürürlükten kaldırılmıştır.

GEÇİCİ MADDE 1- (1) Bankalar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasınca bu Kanunun yayımını izleyen bir ay içinde 3 üncü madde hükmünce çıkarılıp yayımlanacak tebliğde belirlenen esaslara uygun olarak yeni çek defterleri bastırırlar.
(2) Bankalar, bu tebliğin yayımını izleyen üçüncü ayın sonuna kadar müşterilerine yeni çek defterlerini verir ve ellerindeki eski çek defterlerini imha ederler.
(3) Bankaların, ikinci fıkrada yazılı sürenin sonuna kadar müşterilerine verdikleri çek defterlerinden keşide edilen çekler, Türk Ticaret Kanununda aranan koşulları taşıması kaydıyla geçerlidir. Ancak, üzerinde yazılı düzenleme tarihi henüz gelmemiş olsa bile, bu çeklerin en geç 1 Haziran 2007 tarihine kadar muhatap bankaya ibraz edilmesi gerekir. Bu tarihe kadar ibraz edilmeyen çekler adi senet hükmündedir.

GEÇİCİ MADDE 2 - (1) Bu Kanunun yayımı tarihine kadar 3167 sayılı Kanun hükümlerine istinaden “karşılıksız çek keşide etmek” suçundan dolayı açılmış olan davalar, asliye ceza mahkemesinde görülerek sonuçlandırılır.

Yürürlük
MADDE 14 - (1) Bu Kanun yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

Yürütme
MADDE 15 - (1) Bu Kanun hükümlerini Bakanlar Kurulu yürütür.


BU ÇEK KANUNU İLE ,İÇİNDE BULUNDUGUMUZ KRİZLE BİRLİK TE ,TOPLUMSALL FACİAYA DAVETİYE ÇIKARTTIGINIZI VE HATTA TEŞVİK ETTİGİNİZİ ,BİLMİYORMUSUNUZ .

20.03.2009 19:52


eski dost dedi ki...
'Gündemimizde Af Yok'
Cemil Çiçek, 'Bizim Af Konusuyla İlgili Şu An Ne Çalışmamız Var Ne Böyle Bir Düşüncemiz Var Ne de Böyle Bir Konu Üzerinde Duruyoruz' Dedi.
Haber Yayın Tarihi: 20.03.2009 16:48
bunu buraya not olarak düşüyorum sayın cemil çiçek...kürt konferansı ve obamanın gelmesi ile fikirleriniz degişirde ,eger pkk nın sayesinde bizleride af ederseniz,,,bunun türk esnafı ve işadamlarının ölünceye kadar içinde bir sızı olarak kalacagını,unutmayınnn

eski dost dedi ki...

eski dost dedi ki...
'Gündemimizde Af Yok'
Cemil Çiçek, 'Bizim Af Konusuyla İlgili Şu An Ne Çalışmamız Var Ne Böyle Bir Düşüncemiz Var Ne de Böyle Bir Konu Üzerinde Duruyoruz' Dedi.
Haber Yayın Tarihi: 20.03.2009 16:48
bunu buraya not olarak düşüyorum sayın cemil çiçek...kürt konferansı ve obamanın gelmesi ile fikirleriniz degişirde ,eger pkk nın sayesinde bizleride af ederseniz,,,bunun türk esnafı ve işadamlarının ölünceye kadar içinde bir sızı olarak kalacagını,unutmayınnn

21.03.2009 18:41

Adsız dedi ki...

yeter sıkıldım bu seviyesiz muhabetten ..mutasıp aile çocuğu

eski dost dedi ki...

madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59

eski dost dedi ki...

Suç ve cezalara ilişkin esaslar
Madde 33- (1) Suç ile ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiili gerçekleştirmesinden dolayı cezalandırılamaz ve kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
(2) Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da birinci fıkra uygulanır.
(3) Suçluluğu kesin mahkeme kararı ile hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
(4) Hiç kimse, kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
(5) Ceza sorumluluğu şahsîdir.
(6) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.
(7) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.
(8) Kamu İdaresi, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Türk Silâhlı Kuvvetlerinin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
(9) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.

20.03.2009 18:58


eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59


eski dost dedi ki...
ekonomik suclara biraz daha acıklık getirilmeli.karsılıksız çek davalarından getirilen hapis cezaları kesinlikle kalkmalı,sebebi diğer yorumlarda da acıklandığı gibi bunun alacaklıya hic bir faydası yoktur.borclunun ödeyebilirliğini engellemektir.borc ortadan kalkmamalı,en azından borc meblağına ,ve borclunun konumuna göre süre verilmeli.bu alacaklının hic alamamasından daha iyidir diye düsünüyorum.günümüzde avukatların tutumu hapis kapıya gelince öder olayına katılmıyorum,varsa ödenir ,yoksa girilir ve ödenebilirliği ortadan kalkar.tabiki bu dolandırıcılk amacıyla yapılmis durumların dısında tutulmalıdır.bu ayrım mahkemelerde kolaylıkla tespit edilebilir.çeke güvenilirlik böyle sağlanamadığına inanıyorum.çünkü hic bir tacir çek yazarken veya alcaklı aldığı cekin hapis cezası tasımasını düsünerek bu işlemi yapmaz.kaldı ki ülke nin ekonomik durumu ortada,soncta yönetimin yaptığı hatalar ,piyasalara yansımasıdır ,fakat cek yazıp ödeme tahüdü veren ,insanlar hapis e giriyor.biraz daha bu konuya eğilinmesinde fayda görüyorum,tesekkürler

20.03.2009 19:00


eski dost dedi ki...
Karşılıksız çek de cezaî yaptırımı kaldırdığımız zaman ticarî hayatın sekteye uğrayacağı, çek kullanımının azalacağı dolayısıyla dolaşıma çek yoluyla çıkarılan parasal kıymetin azalmasıyla çek yoluyla yaratılan ticarî gelişmenin gerileyeceği şeklindeki eleştiri gerçeği yansıtmamaktadır. Çeke cezaî yaptırımla sağlanan güvence sanal ve aldatıcıdır. Dürüst insanlar zarar görmektedir. Çekte cezaî yaptırımla Devletin gücünün sağladığı güvence ile rahatlayan insanlar, ticari hayatın temel kurallarından olan, iş yaptığı kişiyi araştırma soruşturma, güven duymada itidallik kısacası basiretli davranmayı terk etmektedir. Bunun sonucunda ticari hayattaki bu boşluk sahtekâr kişilerce rahatça doldurulmaktadır. Dürüst insanlara hizmet etmesi gereken bir kurum sahtekârlara hizmet etmektedir. Çekte cezaî yaptırımın kaldırılmasıyla çekin diğer kıymetli evraklardan önemli bir farkının ortadan kalkacağı bir gerçektir. Bu gerçeğin yanında şunu da söyleyebiliriz. Çek asli fonksiyonu olan nakit para karşılığı ve görüldüğünde ödenecek olması pozisyonuna, daha da yaklaşacaktır. Çek karşılıksız kaldığında cezaî yaptırım olmayacağını bilen insanlar, çok güvendikleri dürüst insanlardan çek kabul edeceklerdir. Bu durumda sözüne ve davranışına güvenilir insanlar ticari hayatta söz sahibi olacaklar, sahtekârlara bu anlamda tanınan kredi de tükenmiş olacaktır. Ayrıca taraflar arasındaki özel alacak borç ilişkisinden doğan karşılıksız çek keşide etme fiiline hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesi, devletin alacaklının yanında taraf olduğu anlamına gelir ki, devlet yargılama faaliyeti sırasında hiçbir şekilde taraf olmamalıdır.
Hürriyeti bağlayıcı ceza ancak, çok ağır ve kamu düzenini ciddi şekilde bozucu fiillerde uygulanmalıdır. Öte yandan Türkiye’nin de taraf olduğu, “İnsan Hakları ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Sözleşme” (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmeleri) çerçevesinde imzalanan ancak ülkemizin katılmadığı 4 sayılı protokolün birinci maddesi, özel hukuk alanında “borç için hapsedilmeme” kuralını öngörmüştür. Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu ve onayladığı uluslararası nitelikteki sözleşmelerde de açık olmasa da kişinin borç nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağını öngören hükümler bulunmaktadır. Uluslararası hukukta yer alan tüm bu belgeler birlikte değerlendirildiğinde genel eğilimin, borç için kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması veya insan haysiyeti ile bağdaşmayan diğer ceza ve uygulamalara maruz kalmaması yolunda olduğu görülür. Bu itibarla karşılıksız çek keşide etmek eylemi nedeniyle borçluyu, “cezaevine girmek veya cezaî yaptırımla karşılaşmak” gibi ikilemle karşı karşıya bırakarak mahkemeler ve savcılıkları borç tahsili için aracı kurum olarak kullanmanın terk edilmiş bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz.

20.03.2009 19:01


eski dost dedi ki...
Türk Ceza Kanunu'nun hazırlanmasında emeği geçen Prof. Dr. Adem Sözüer aradı.
Söze, "Çok daha vahim bir durum var..." diye başladı.

Toplu af gibi...
Yeni Türk Ceza Kanunu'nun 2004'te yürürlüğe girdiğini anımsatıp, "TCK'nın 5'inci maddesini" anımsattı.
Sözünü ettiği madde aynen şöyle:
"Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır..."
Hukuki dildeki anlamı net...
Özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlar tek tek TCK'ya göre yeniden düzenlenecek. Bu düzenlemelerin yapılabilmesi için de Meclis'e bir yıl süre tanındı.
Ancak öngörülen bir yılda düzenlemeler yapılamayınca, birer yıl ertelenerek 31 Aralık 2008'e gelindi.

Çek kanunu atlandı
Bu çerçevede bir ay önce (Aralık 2008) Türk Parasını Koruma Kanunu'ndaki maddelerde de süratle düzenleme yapılıp 5'inci maddenin öngördüğü şekilde TCK ile uyumlaştırıldı...
Ancak hükümet Çek Hamillerini Koruma Kanunu'nu TCK ile uyumlu hale getirmedi; buna ilişkin düzenlemeleri atladı.
Yılbaşı günü de düzenleme yapılması için öngörülen süre sona erdi.
Prof. Dr. Adem Sözüer'i dün Meclis'te Adli Tıp ile ilgili bir konuda çaba gösterirken bulduk.
Çek Kanunu'nu anımsatıp, "Şimdi ne olacak?" dediğimizde yanıtı şöyle oldu:
"TCK'nın genel hükümleri Çek Kanunu için de geçerli. Maalesef Çek Kanunu'ndaki cezalar uygulanamaz hale geldi. Çünkü Ceza Kanunu'nun genel hükümlerinde örneğin tüzel kişilere adli değil, idari para cezası var. Halbuki Çek Kanunu'nda şirketlere para cezası var. Biri diğerini tutmuyor. Uyumlu hale gelmediği için uygulanamaz oluyor."
Prof. Sözüer'e bunun karşılıksız çek kesen veya çekle ilgili bir suç işleyen kişinin affa uğraması anlamına mı geldiğini sorduk.
"Aynen öyle" deyip ekledi:
"Bu kişilere ceza verilmesinin olanağı yok. Zaten birçok mahkemeden de yargı üyeleri telefon açıp davaları düşürdüklerini bildiriyor ve bir an önce çare bulunmasını istiyor. Düzenleme olmazsa çek suçlarına bakılamaz hale gelecek."

"Geçmiş olsun..."
Konuyu Adalet Komisyonu Başkan ve Başkanvekili'ne de sorduk...
Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, önce TCK'yı okudu, sonra Çek Kanunu'nu inceleyip devam etti:
"Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu..."
İyimaya "Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şeyin olmadığını, onların cezalarının ortadan kalktığını" da vurguladı.
Başkanvekili Hakkı Köylü ise daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptıklarını belirterek, "170 kadar yasa maddesinde düzenleme yapılmıştı" anımsatmasında bulundu.
Çek Kanunu ile ilgili olarak da hükümete geçmişte uyarıda bulunduklarını söyleyen Köylü, "Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir" dedi.
Meclis, TCK gibi dev boyutlu Borçlar ve Türk Ticaret kanunlarını bir an önce çıkarabilmek için çaba gösterirken, geçmişte çıkardığı kanunun yarattığı af depremiyle yüz yüze kalıyordu.
İyimaya'nın da dediği gibi; geçmiş olsun...
yani karşılıksız ceke af...

vayadivay dedi ki...

Patronları olan güzellik uzmanı Burcu Güclü’yü öldüren iki katil zanlısı, ‘Kasanın dolu olduğunu sandık’ dediler

İzmir’in Bornova ilçesinde patronları olan güzellik uzmanı Burcu Güçlü’yü vahşice öldürdükten sonra cesedini yakan katil zanlıları Cengiz A. ile Ahmet U., mahkemede cinayeti niçin işlediklerini anlattılar. Tüyler ürperten ifadelerinde genç kadının gösterişli bir hayat yaşadığını öne süren katil zanlıları, bu nedenle işyerindeki çelik kasanın parayla dolu olduğunu hayal ettiklerini söylediler. Parası çok sandık Çıkarıldıkları mahkemede tutuklandıktan sonra cezaevine gönderilen Cengiz A. (19) ile Ahmet U. (20), güzellik merkezinin broşürlerini dağıtırken, kendi aralarında sürekli bu konuyu konuştuklarını da belirttiler. Zanlı Cengiz A., “Burcu Güçlü ile alışverişe gittiğimizde çok para harcıyordu. Gösterişli yaşamayı seviyordu. Çok para harcaması ve gösterişli hayatı bizi çelik kasanın para dolu olabileceği düşüncesine sevk etti” dedi. Burcu Güçlü’yü öldürdükten sonra çelik kasayı açtıklarında sadece bin 50 TL olduğunu gördüklerinde şoka uğradıklarını belirten zanlılardan Ahmet U. ise, “Kasadaki parayı görünce Cengiz ile birbirimize baktık. Daha sonra Burcu Güçlü’nün çantasına baktık. Orada da para olduğunu fark ettik. Paraları alınca ortalığı temizleyip çıktık” diye konuştu. Çaldırmışlar! Öte yandan polis, zanlıların Burcu Güçlü’ye ait çelik kasadan ve çantadan aldığı toplam 3 bin TL parayı bulamadı. Emniyette ayrı ayrı sorgulanan iki zanlı, çaldıkları paraları sakladıkları yeri gösterdiler. İki zanlı da aynı yeri göstermesine rağmen para bulunamadı. Zanlıların, uğruna

eski dost dedi ki...

eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59

21.03.2009 18:42


eski dost dedi ki...
Suç ve cezalara ilişkin esaslar
Madde 33- (1) Suç ile ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiili gerçekleştirmesinden dolayı cezalandırılamaz ve kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
(2) Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da birinci fıkra uygulanır.
(3) Suçluluğu kesin mahkeme kararı ile hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
(4) Hiç kimse, kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
(5) Ceza sorumluluğu şahsîdir.
(6) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.
(7) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.
(8) Kamu İdaresi, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Türk Silâhlı Kuvvetlerinin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
(9) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.

20.03.2009 18:58


eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59


eski dost dedi ki...
ekonomik suclara biraz daha acıklık getirilmeli.karsılıksız çek davalarından getirilen hapis cezaları kesinlikle kalkmalı,sebebi diğer yorumlarda da acıklandığı gibi bunun alacaklıya hic bir faydası yoktur.borclunun ödeyebilirliğini engellemektir.borc ortadan kalkmamalı,en azından borc meblağına ,ve borclunun konumuna göre süre verilmeli.bu alacaklının hic alamamasından daha iyidir diye düsünüyorum.günümüzde avukatların tutumu hapis kapıya gelince öder olayına katılmıyorum,varsa ödenir ,yoksa girilir ve ödenebilirliği ortadan kalkar.tabiki bu dolandırıcılk amacıyla yapılmis durumların dısında tutulmalıdır.bu ayrım mahkemelerde kolaylıkla tespit edilebilir.çeke güvenilirlik böyle sağlanamadığına inanıyorum.çünkü hic bir tacir çek yazarken veya alcaklı aldığı cekin hapis cezası tasımasını düsünerek bu işlemi yapmaz.kaldı ki ülke nin ekonomik durumu ortada,soncta yönetimin yaptığı hatalar ,piyasalara yansımasıdır ,fakat cek yazıp ödeme tahüdü veren ,insanlar hapis e giriyor.biraz daha bu konuya eğilinmesinde fayda görüyorum,tesekkürler

20.03.2009 19:00


eski dost dedi ki...
Karşılıksız çek de cezaî yaptırımı kaldırdığımız zaman ticarî hayatın sekteye uğrayacağı, çek kullanımının azalacağı dolayısıyla dolaşıma çek yoluyla çıkarılan parasal kıymetin azalmasıyla çek yoluyla yaratılan ticarî gelişmenin gerileyeceği şeklindeki eleştiri gerçeği yansıtmamaktadır. Çeke cezaî yaptırımla sağlanan güvence sanal ve aldatıcıdır. Dürüst insanlar zarar görmektedir. Çekte cezaî yaptırımla Devletin gücünün sağladığı güvence ile rahatlayan insanlar, ticari hayatın temel kurallarından olan, iş yaptığı kişiyi araştırma soruşturma, güven duymada itidallik kısacası basiretli davranmayı terk etmektedir. Bunun sonucunda ticari hayattaki bu boşluk sahtekâr kişilerce rahatça doldurulmaktadır. Dürüst insanlara hizmet etmesi gereken bir kurum sahtekârlara hizmet etmektedir. Çekte cezaî yaptırımın kaldırılmasıyla çekin diğer kıymetli evraklardan önemli bir farkının ortadan kalkacağı bir gerçektir. Bu gerçeğin yanında şunu da söyleyebiliriz. Çek asli fonksiyonu olan nakit para karşılığı ve görüldüğünde ödenecek olması pozisyonuna, daha da yaklaşacaktır. Çek karşılıksız kaldığında cezaî yaptırım olmayacağını bilen insanlar, çok güvendikleri dürüst insanlardan çek kabul edeceklerdir. Bu durumda sözüne ve davranışına güvenilir insanlar ticari hayatta söz sahibi olacaklar, sahtekârlara bu anlamda tanınan kredi de tükenmiş olacaktır. Ayrıca taraflar arasındaki özel alacak borç ilişkisinden doğan karşılıksız çek keşide etme fiiline hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesi, devletin alacaklının yanında taraf olduğu anlamına gelir ki, devlet yargılama faaliyeti sırasında hiçbir şekilde taraf olmamalıdır.
Hürriyeti bağlayıcı ceza ancak, çok ağır ve kamu düzenini ciddi şekilde bozucu fiillerde uygulanmalıdır. Öte yandan Türkiye’nin de taraf olduğu, “İnsan Hakları ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Sözleşme” (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmeleri) çerçevesinde imzalanan ancak ülkemizin katılmadığı 4 sayılı protokolün birinci maddesi, özel hukuk alanında “borç için hapsedilmeme” kuralını öngörmüştür. Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu ve onayladığı uluslararası nitelikteki sözleşmelerde de açık olmasa da kişinin borç nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağını öngören hükümler bulunmaktadır. Uluslararası hukukta yer alan tüm bu belgeler birlikte değerlendirildiğinde genel eğilimin, borç için kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması veya insan haysiyeti ile bağdaşmayan diğer ceza ve uygulamalara maruz kalmaması yolunda olduğu görülür. Bu itibarla karşılıksız çek keşide etmek eylemi nedeniyle borçluyu, “cezaevine girmek veya cezaî yaptırımla karşılaşmak” gibi ikilemle karşı karşıya bırakarak mahkemeler ve savcılıkları borç tahsili için aracı kurum olarak kullanmanın terk edilmiş bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz.

20.03.2009 19:01


eski dost dedi ki...
Türk Ceza Kanunu'nun hazırlanmasında emeği geçen Prof. Dr. Adem Sözüer aradı.
Söze, "Çok daha vahim bir durum var..." diye başladı.

Toplu af gibi...
Yeni Türk Ceza Kanunu'nun 2004'te yürürlüğe girdiğini anımsatıp, "TCK'nın 5'inci maddesini" anımsattı.
Sözünü ettiği madde aynen şöyle:
"Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır..."
Hukuki dildeki anlamı net...
Özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlar tek tek TCK'ya göre yeniden düzenlenecek. Bu düzenlemelerin yapılabilmesi için de Meclis'e bir yıl süre tanındı.
Ancak öngörülen bir yılda düzenlemeler yapılamayınca, birer yıl ertelenerek 31 Aralık 2008'e gelindi.

Çek kanunu atlandı
Bu çerçevede bir ay önce (Aralık 2008) Türk Parasını Koruma Kanunu'ndaki maddelerde de süratle düzenleme yapılıp 5'inci maddenin öngördüğü şekilde TCK ile uyumlaştırıldı...
Ancak hükümet Çek Hamillerini Koruma Kanunu'nu TCK ile uyumlu hale getirmedi; buna ilişkin düzenlemeleri atladı.
Yılbaşı günü de düzenleme yapılması için öngörülen süre sona erdi.
Prof. Dr. Adem Sözüer'i dün Meclis'te Adli Tıp ile ilgili bir konuda çaba gösterirken bulduk.
Çek Kanunu'nu anımsatıp, "Şimdi ne olacak?" dediğimizde yanıtı şöyle oldu:
"TCK'nın genel hükümleri Çek Kanunu için de geçerli. Maalesef Çek Kanunu'ndaki cezalar uygulanamaz hale geldi. Çünkü Ceza Kanunu'nun genel hükümlerinde örneğin tüzel kişilere adli değil, idari para cezası var. Halbuki Çek Kanunu'nda şirketlere para cezası var. Biri diğerini tutmuyor. Uyumlu hale gelmediği için uygulanamaz oluyor."
Prof. Sözüer'e bunun karşılıksız çek kesen veya çekle ilgili bir suç işleyen kişinin affa uğraması anlamına mı geldiğini sorduk.
"Aynen öyle" deyip ekledi:
"Bu kişilere ceza verilmesinin olanağı yok. Zaten birçok mahkemeden de yargı üyeleri telefon açıp davaları düşürdüklerini bildiriyor ve bir an önce çare bulunmasını istiyor. Düzenleme olmazsa çek suçlarına bakılamaz hale gelecek."

"Geçmiş olsun..."
Konuyu Adalet Komisyonu Başkan ve Başkanvekili'ne de sorduk...
Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, önce TCK'yı okudu, sonra Çek Kanunu'nu inceleyip devam etti:
"Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu..."
İyimaya "Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şeyin olmadığını, onların cezalarının ortadan kalktığını" da vurguladı.
Başkanvekili Hakkı Köylü ise daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptıklarını belirterek, "170 kadar yasa maddesinde düzenleme yapılmıştı" anımsatmasında bulundu.
Çek Kanunu ile ilgili olarak da hükümete geçmişte uyarıda bulunduklarını söyleyen Köylü, "Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir" dedi.
Meclis, TCK gibi dev boyutlu Borçlar ve Türk Ticaret kanunlarını bir an önce çıkarabilmek için çaba gösterirken, geçmişte çıkardığı kanunun yarattığı af depremiyle yüz yüze kalıyordu.
İyimaya'nın da dediği gibi; geçmiş olsun...

eski dost dedi ki...

eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59

21.03.2009 18:42


eski dost dedi ki...
Suç ve cezalara ilişkin esaslar
Madde 33- (1) Suç ile ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiili gerçekleştirmesinden dolayı cezalandırılamaz ve kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
(2) Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da birinci fıkra uygulanır.
(3) Suçluluğu kesin mahkeme kararı ile hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
(4) Hiç kimse, kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
(5) Ceza sorumluluğu şahsîdir.
(6) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.
(7) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.
(8) Kamu İdaresi, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Türk Silâhlı Kuvvetlerinin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
(9) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.

20.03.2009 18:58


eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59


eski dost dedi ki...
ekonomik suclara biraz daha acıklık getirilmeli.karsılıksız çek davalarından getirilen hapis cezaları kesinlikle kalkmalı,sebebi diğer yorumlarda da acıklandığı gibi bunun alacaklıya hic bir faydası yoktur.borclunun ödeyebilirliğini engellemektir.borc ortadan kalkmamalı,en azından borc meblağına ,ve borclunun konumuna göre süre verilmeli.bu alacaklının hic alamamasından daha iyidir diye düsünüyorum.günümüzde avukatların tutumu hapis kapıya gelince öder olayına katılmıyorum,varsa ödenir ,yoksa girilir ve ödenebilirliği ortadan kalkar.tabiki bu dolandırıcılk amacıyla yapılmis durumların dısında tutulmalıdır.bu ayrım mahkemelerde kolaylıkla tespit edilebilir.çeke güvenilirlik böyle sağlanamadığına inanıyorum.çünkü hic bir tacir çek yazarken veya alcaklı aldığı cekin hapis cezası tasımasını düsünerek bu işlemi yapmaz.kaldı ki ülke nin ekonomik durumu ortada,soncta yönetimin yaptığı hatalar ,piyasalara yansımasıdır ,fakat cek yazıp ödeme tahüdü veren ,insanlar hapis e giriyor.biraz daha bu konuya eğilinmesinde fayda görüyorum,tesekkürler

20.03.2009 19:00


eski dost dedi ki...
Karşılıksız çek de cezaî yaptırımı kaldırdığımız zaman ticarî hayatın sekteye uğrayacağı, çek kullanımının azalacağı dolayısıyla dolaşıma çek yoluyla çıkarılan parasal kıymetin azalmasıyla çek yoluyla yaratılan ticarî gelişmenin gerileyeceği şeklindeki eleştiri gerçeği yansıtmamaktadır. Çeke cezaî yaptırımla sağlanan güvence sanal ve aldatıcıdır. Dürüst insanlar zarar görmektedir. Çekte cezaî yaptırımla Devletin gücünün sağladığı güvence ile rahatlayan insanlar, ticari hayatın temel kurallarından olan, iş yaptığı kişiyi araştırma soruşturma, güven duymada itidallik kısacası basiretli davranmayı terk etmektedir. Bunun sonucunda ticari hayattaki bu boşluk sahtekâr kişilerce rahatça doldurulmaktadır. Dürüst insanlara hizmet etmesi gereken bir kurum sahtekârlara hizmet etmektedir. Çekte cezaî yaptırımın kaldırılmasıyla çekin diğer kıymetli evraklardan önemli bir farkının ortadan kalkacağı bir gerçektir. Bu gerçeğin yanında şunu da söyleyebiliriz. Çek asli fonksiyonu olan nakit para karşılığı ve görüldüğünde ödenecek olması pozisyonuna, daha da yaklaşacaktır. Çek karşılıksız kaldığında cezaî yaptırım olmayacağını bilen insanlar, çok güvendikleri dürüst insanlardan çek kabul edeceklerdir. Bu durumda sözüne ve davranışına güvenilir insanlar ticari hayatta söz sahibi olacaklar, sahtekârlara bu anlamda tanınan kredi de tükenmiş olacaktır. Ayrıca taraflar arasındaki özel alacak borç ilişkisinden doğan karşılıksız çek keşide etme fiiline hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesi, devletin alacaklının yanında taraf olduğu anlamına gelir ki, devlet yargılama faaliyeti sırasında hiçbir şekilde taraf olmamalıdır.
Hürriyeti bağlayıcı ceza ancak, çok ağır ve kamu düzenini ciddi şekilde bozucu fiillerde uygulanmalıdır. Öte yandan Türkiye’nin de taraf olduğu, “İnsan Hakları ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Sözleşme” (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmeleri) çerçevesinde imzalanan ancak ülkemizin katılmadığı 4 sayılı protokolün birinci maddesi, özel hukuk alanında “borç için hapsedilmeme” kuralını öngörmüştür. Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu ve onayladığı uluslararası nitelikteki sözleşmelerde de açık olmasa da kişinin borç nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağını öngören hükümler bulunmaktadır. Uluslararası hukukta yer alan tüm bu belgeler birlikte değerlendirildiğinde genel eğilimin, borç için kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması veya insan haysiyeti ile bağdaşmayan diğer ceza ve uygulamalara maruz kalmaması yolunda olduğu görülür. Bu itibarla karşılıksız çek keşide etmek eylemi nedeniyle borçluyu, “cezaevine girmek veya cezaî yaptırımla karşılaşmak” gibi ikilemle karşı karşıya bırakarak mahkemeler ve savcılıkları borç tahsili için aracı kurum olarak kullanmanın terk edilmiş bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz.

20.03.2009 19:01


eski dost dedi ki...
Türk Ceza Kanunu'nun hazırlanmasında emeği geçen Prof. Dr. Adem Sözüer aradı.
Söze, "Çok daha vahim bir durum var..." diye başladı.

Toplu af gibi...
Yeni Türk Ceza Kanunu'nun 2004'te yürürlüğe girdiğini anımsatıp, "TCK'nın 5'inci maddesini" anımsattı.
Sözünü ettiği madde aynen şöyle:
"Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır..."
Hukuki dildeki anlamı net...
Özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlar tek tek TCK'ya göre yeniden düzenlenecek. Bu düzenlemelerin yapılabilmesi için de Meclis'e bir yıl süre tanındı.
Ancak öngörülen bir yılda düzenlemeler yapılamayınca, birer yıl ertelenerek 31 Aralık 2008'e gelindi.

Çek kanunu atlandı
Bu çerçevede bir ay önce (Aralık 2008) Türk Parasını Koruma Kanunu'ndaki maddelerde de süratle düzenleme yapılıp 5'inci maddenin öngördüğü şekilde TCK ile uyumlaştırıldı...
Ancak hükümet Çek Hamillerini Koruma Kanunu'nu TCK ile uyumlu hale getirmedi; buna ilişkin düzenlemeleri atladı.
Yılbaşı günü de düzenleme yapılması için öngörülen süre sona erdi.
Prof. Dr. Adem Sözüer'i dün Meclis'te Adli Tıp ile ilgili bir konuda çaba gösterirken bulduk.
Çek Kanunu'nu anımsatıp, "Şimdi ne olacak?" dediğimizde yanıtı şöyle oldu:
"TCK'nın genel hükümleri Çek Kanunu için de geçerli. Maalesef Çek Kanunu'ndaki cezalar uygulanamaz hale geldi. Çünkü Ceza Kanunu'nun genel hükümlerinde örneğin tüzel kişilere adli değil, idari para cezası var. Halbuki Çek Kanunu'nda şirketlere para cezası var. Biri diğerini tutmuyor. Uyumlu hale gelmediği için uygulanamaz oluyor."
Prof. Sözüer'e bunun karşılıksız çek kesen veya çekle ilgili bir suç işleyen kişinin affa uğraması anlamına mı geldiğini sorduk.
"Aynen öyle" deyip ekledi:
"Bu kişilere ceza verilmesinin olanağı yok. Zaten birçok mahkemeden de yargı üyeleri telefon açıp davaları düşürdüklerini bildiriyor ve bir an önce çare bulunmasını istiyor. Düzenleme olmazsa çek suçlarına bakılamaz hale gelecek."

"Geçmiş olsun..."
Konuyu Adalet Komisyonu Başkan ve Başkanvekili'ne de sorduk...
Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, önce TCK'yı okudu, sonra Çek Kanunu'nu inceleyip devam etti:
"Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu..."
İyimaya "Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şeyin olmadığını, onların cezalarının ortadan kalktığını" da vurguladı.
Başkanvekili Hakkı Köylü ise daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptıklarını belirterek, "170 kadar yasa maddesinde düzenleme yapılmıştı" anımsatmasında bulundu.
Çek Kanunu ile ilgili olarak da hükümete geçmişte uyarıda bulunduklarını söyleyen Köylü, "Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir" dedi.
Meclis, TCK gibi dev boyutlu Borçlar ve Türk Ticaret kanunlarını bir an önce çıkarabilmek için çaba gösterirken, geçmişte çıkardığı kanunun yarattığı af depremiyle yüz yüze kalıyordu.
İyimaya'nın da dediği gibi; geçmiş olsun...

eski dost dedi ki...

eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59

21.03.2009 18:42


eski dost dedi ki...
Suç ve cezalara ilişkin esaslar
Madde 33- (1) Suç ile ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiili gerçekleştirmesinden dolayı cezalandırılamaz ve kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
(2) Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da birinci fıkra uygulanır.
(3) Suçluluğu kesin mahkeme kararı ile hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
(4) Hiç kimse, kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
(5) Ceza sorumluluğu şahsîdir.
(6) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.
(7) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.
(8) Kamu İdaresi, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Türk Silâhlı Kuvvetlerinin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
(9) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.

20.03.2009 18:58


eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59


eski dost dedi ki...
ekonomik suclara biraz daha acıklık getirilmeli.karsılıksız çek davalarından getirilen hapis cezaları kesinlikle kalkmalı,sebebi diğer yorumlarda da acıklandığı gibi bunun alacaklıya hic bir faydası yoktur.borclunun ödeyebilirliğini engellemektir.borc ortadan kalkmamalı,en azından borc meblağına ,ve borclunun konumuna göre süre verilmeli.bu alacaklının hic alamamasından daha iyidir diye düsünüyorum.günümüzde avukatların tutumu hapis kapıya gelince öder olayına katılmıyorum,varsa ödenir ,yoksa girilir ve ödenebilirliği ortadan kalkar.tabiki bu dolandırıcılk amacıyla yapılmis durumların dısında tutulmalıdır.bu ayrım mahkemelerde kolaylıkla tespit edilebilir.çeke güvenilirlik böyle sağlanamadığına inanıyorum.çünkü hic bir tacir çek yazarken veya alcaklı aldığı cekin hapis cezası tasımasını düsünerek bu işlemi yapmaz.kaldı ki ülke nin ekonomik durumu ortada,soncta yönetimin yaptığı hatalar ,piyasalara yansımasıdır ,fakat cek yazıp ödeme tahüdü veren ,insanlar hapis e giriyor.biraz daha bu konuya eğilinmesinde fayda görüyorum,tesekkürler

20.03.2009 19:00


eski dost dedi ki...
Karşılıksız çek de cezaî yaptırımı kaldırdığımız zaman ticarî hayatın sekteye uğrayacağı, çek kullanımının azalacağı dolayısıyla dolaşıma çek yoluyla çıkarılan parasal kıymetin azalmasıyla çek yoluyla yaratılan ticarî gelişmenin gerileyeceği şeklindeki eleştiri gerçeği yansıtmamaktadır. Çeke cezaî yaptırımla sağlanan güvence sanal ve aldatıcıdır. Dürüst insanlar zarar görmektedir. Çekte cezaî yaptırımla Devletin gücünün sağladığı güvence ile rahatlayan insanlar, ticari hayatın temel kurallarından olan, iş yaptığı kişiyi araştırma soruşturma, güven duymada itidallik kısacası basiretli davranmayı terk etmektedir. Bunun sonucunda ticari hayattaki bu boşluk sahtekâr kişilerce rahatça doldurulmaktadır. Dürüst insanlara hizmet etmesi gereken bir kurum sahtekârlara hizmet etmektedir. Çekte cezaî yaptırımın kaldırılmasıyla çekin diğer kıymetli evraklardan önemli bir farkının ortadan kalkacağı bir gerçektir. Bu gerçeğin yanında şunu da söyleyebiliriz. Çek asli fonksiyonu olan nakit para karşılığı ve görüldüğünde ödenecek olması pozisyonuna, daha da yaklaşacaktır. Çek karşılıksız kaldığında cezaî yaptırım olmayacağını bilen insanlar, çok güvendikleri dürüst insanlardan çek kabul edeceklerdir. Bu durumda sözüne ve davranışına güvenilir insanlar ticari hayatta söz sahibi olacaklar, sahtekârlara bu anlamda tanınan kredi de tükenmiş olacaktır. Ayrıca taraflar arasındaki özel alacak borç ilişkisinden doğan karşılıksız çek keşide etme fiiline hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesi, devletin alacaklının yanında taraf olduğu anlamına gelir ki, devlet yargılama faaliyeti sırasında hiçbir şekilde taraf olmamalıdır.
Hürriyeti bağlayıcı ceza ancak, çok ağır ve kamu düzenini ciddi şekilde bozucu fiillerde uygulanmalıdır. Öte yandan Türkiye’nin de taraf olduğu, “İnsan Hakları ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Sözleşme” (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmeleri) çerçevesinde imzalanan ancak ülkemizin katılmadığı 4 sayılı protokolün birinci maddesi, özel hukuk alanında “borç için hapsedilmeme” kuralını öngörmüştür. Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu ve onayladığı uluslararası nitelikteki sözleşmelerde de açık olmasa da kişinin borç nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağını öngören hükümler bulunmaktadır. Uluslararası hukukta yer alan tüm bu belgeler birlikte değerlendirildiğinde genel eğilimin, borç için kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması veya insan haysiyeti ile bağdaşmayan diğer ceza ve uygulamalara maruz kalmaması yolunda olduğu görülür. Bu itibarla karşılıksız çek keşide etmek eylemi nedeniyle borçluyu, “cezaevine girmek veya cezaî yaptırımla karşılaşmak” gibi ikilemle karşı karşıya bırakarak mahkemeler ve savcılıkları borç tahsili için aracı kurum olarak kullanmanın terk edilmiş bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz.

20.03.2009 19:01


eski dost dedi ki...
Türk Ceza Kanunu'nun hazırlanmasında emeği geçen Prof. Dr. Adem Sözüer aradı.
Söze, "Çok daha vahim bir durum var..." diye başladı.

Toplu af gibi...
Yeni Türk Ceza Kanunu'nun 2004'te yürürlüğe girdiğini anımsatıp, "TCK'nın 5'inci maddesini" anımsattı.
Sözünü ettiği madde aynen şöyle:
"Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır..."
Hukuki dildeki anlamı net...
Özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlar tek tek TCK'ya göre yeniden düzenlenecek. Bu düzenlemelerin yapılabilmesi için de Meclis'e bir yıl süre tanındı.
Ancak öngörülen bir yılda düzenlemeler yapılamayınca, birer yıl ertelenerek 31 Aralık 2008'e gelindi.

Çek kanunu atlandı
Bu çerçevede bir ay önce (Aralık 2008) Türk Parasını Koruma Kanunu'ndaki maddelerde de süratle düzenleme yapılıp 5'inci maddenin öngördüğü şekilde TCK ile uyumlaştırıldı...
Ancak hükümet Çek Hamillerini Koruma Kanunu'nu TCK ile uyumlu hale getirmedi; buna ilişkin düzenlemeleri atladı.
Yılbaşı günü de düzenleme yapılması için öngörülen süre sona erdi.
Prof. Dr. Adem Sözüer'i dün Meclis'te Adli Tıp ile ilgili bir konuda çaba gösterirken bulduk.
Çek Kanunu'nu anımsatıp, "Şimdi ne olacak?" dediğimizde yanıtı şöyle oldu:
"TCK'nın genel hükümleri Çek Kanunu için de geçerli. Maalesef Çek Kanunu'ndaki cezalar uygulanamaz hale geldi. Çünkü Ceza Kanunu'nun genel hükümlerinde örneğin tüzel kişilere adli değil, idari para cezası var. Halbuki Çek Kanunu'nda şirketlere para cezası var. Biri diğerini tutmuyor. Uyumlu hale gelmediği için uygulanamaz oluyor."
Prof. Sözüer'e bunun karşılıksız çek kesen veya çekle ilgili bir suç işleyen kişinin affa uğraması anlamına mı geldiğini sorduk.
"Aynen öyle" deyip ekledi:
"Bu kişilere ceza verilmesinin olanağı yok. Zaten birçok mahkemeden de yargı üyeleri telefon açıp davaları düşürdüklerini bildiriyor ve bir an önce çare bulunmasını istiyor. Düzenleme olmazsa çek suçlarına bakılamaz hale gelecek."

"Geçmiş olsun..."
Konuyu Adalet Komisyonu Başkan ve Başkanvekili'ne de sorduk...
Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, önce TCK'yı okudu, sonra Çek Kanunu'nu inceleyip devam etti:
"Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu..."
İyimaya "Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şeyin olmadığını, onların cezalarının ortadan kalktığını" da vurguladı.
Başkanvekili Hakkı Köylü ise daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptıklarını belirterek, "170 kadar yasa maddesinde düzenleme yapılmıştı" anımsatmasında bulundu.
Çek Kanunu ile ilgili olarak da hükümete geçmişte uyarıda bulunduklarını söyleyen Köylü, "Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir" dedi.
Meclis, TCK gibi dev boyutlu Borçlar ve Türk Ticaret kanunlarını bir an önce çıkarabilmek için çaba gösterirken, geçmişte çıkardığı kanunun yarattığı af depremiyle yüz yüze kalıyordu.
İyimaya'nın da dediği gibi; geçmiş olsun...

eski dost dedi ki...

eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59

21.03.2009 18:42


eski dost dedi ki...
Suç ve cezalara ilişkin esaslar
Madde 33- (1) Suç ile ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiili gerçekleştirmesinden dolayı cezalandırılamaz ve kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
(2) Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da birinci fıkra uygulanır.
(3) Suçluluğu kesin mahkeme kararı ile hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
(4) Hiç kimse, kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
(5) Ceza sorumluluğu şahsîdir.
(6) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.
(7) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.
(8) Kamu İdaresi, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Türk Silâhlı Kuvvetlerinin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
(9) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.

20.03.2009 18:58


eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59


eski dost dedi ki...
ekonomik suclara biraz daha acıklık getirilmeli.karsılıksız çek davalarından getirilen hapis cezaları kesinlikle kalkmalı,sebebi diğer yorumlarda da acıklandığı gibi bunun alacaklıya hic bir faydası yoktur.borclunun ödeyebilirliğini engellemektir.borc ortadan kalkmamalı,en azından borc meblağına ,ve borclunun konumuna göre süre verilmeli.bu alacaklının hic alamamasından daha iyidir diye düsünüyorum.günümüzde avukatların tutumu hapis kapıya gelince öder olayına katılmıyorum,varsa ödenir ,yoksa girilir ve ödenebilirliği ortadan kalkar.tabiki bu dolandırıcılk amacıyla yapılmis durumların dısında tutulmalıdır.bu ayrım mahkemelerde kolaylıkla tespit edilebilir.çeke güvenilirlik böyle sağlanamadığına inanıyorum.çünkü hic bir tacir çek yazarken veya alcaklı aldığı cekin hapis cezası tasımasını düsünerek bu işlemi yapmaz.kaldı ki ülke nin ekonomik durumu ortada,soncta yönetimin yaptığı hatalar ,piyasalara yansımasıdır ,fakat cek yazıp ödeme tahüdü veren ,insanlar hapis e giriyor.biraz daha bu konuya eğilinmesinde fayda görüyorum,tesekkürler

20.03.2009 19:00


eski dost dedi ki...
Karşılıksız çek de cezaî yaptırımı kaldırdığımız zaman ticarî hayatın sekteye uğrayacağı, çek kullanımının azalacağı dolayısıyla dolaşıma çek yoluyla çıkarılan parasal kıymetin azalmasıyla çek yoluyla yaratılan ticarî gelişmenin gerileyeceği şeklindeki eleştiri gerçeği yansıtmamaktadır. Çeke cezaî yaptırımla sağlanan güvence sanal ve aldatıcıdır. Dürüst insanlar zarar görmektedir. Çekte cezaî yaptırımla Devletin gücünün sağladığı güvence ile rahatlayan insanlar, ticari hayatın temel kurallarından olan, iş yaptığı kişiyi araştırma soruşturma, güven duymada itidallik kısacası basiretli davranmayı terk etmektedir. Bunun sonucunda ticari hayattaki bu boşluk sahtekâr kişilerce rahatça doldurulmaktadır. Dürüst insanlara hizmet etmesi gereken bir kurum sahtekârlara hizmet etmektedir. Çekte cezaî yaptırımın kaldırılmasıyla çekin diğer kıymetli evraklardan önemli bir farkının ortadan kalkacağı bir gerçektir. Bu gerçeğin yanında şunu da söyleyebiliriz. Çek asli fonksiyonu olan nakit para karşılığı ve görüldüğünde ödenecek olması pozisyonuna, daha da yaklaşacaktır. Çek karşılıksız kaldığında cezaî yaptırım olmayacağını bilen insanlar, çok güvendikleri dürüst insanlardan çek kabul edeceklerdir. Bu durumda sözüne ve davranışına güvenilir insanlar ticari hayatta söz sahibi olacaklar, sahtekârlara bu anlamda tanınan kredi de tükenmiş olacaktır. Ayrıca taraflar arasındaki özel alacak borç ilişkisinden doğan karşılıksız çek keşide etme fiiline hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesi, devletin alacaklının yanında taraf olduğu anlamına gelir ki, devlet yargılama faaliyeti sırasında hiçbir şekilde taraf olmamalıdır.
Hürriyeti bağlayıcı ceza ancak, çok ağır ve kamu düzenini ciddi şekilde bozucu fiillerde uygulanmalıdır. Öte yandan Türkiye’nin de taraf olduğu, “İnsan Hakları ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Sözleşme” (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmeleri) çerçevesinde imzalanan ancak ülkemizin katılmadığı 4 sayılı protokolün birinci maddesi, özel hukuk alanında “borç için hapsedilmeme” kuralını öngörmüştür. Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu ve onayladığı uluslararası nitelikteki sözleşmelerde de açık olmasa da kişinin borç nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağını öngören hükümler bulunmaktadır. Uluslararası hukukta yer alan tüm bu belgeler birlikte değerlendirildiğinde genel eğilimin, borç için kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması veya insan haysiyeti ile bağdaşmayan diğer ceza ve uygulamalara maruz kalmaması yolunda olduğu görülür. Bu itibarla karşılıksız çek keşide etmek eylemi nedeniyle borçluyu, “cezaevine girmek veya cezaî yaptırımla karşılaşmak” gibi ikilemle karşı karşıya bırakarak mahkemeler ve savcılıkları borç tahsili için aracı kurum olarak kullanmanın terk edilmiş bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz.

20.03.2009 19:01


eski dost dedi ki...
Türk Ceza Kanunu'nun hazırlanmasında emeği geçen Prof. Dr. Adem Sözüer aradı.
Söze, "Çok daha vahim bir durum var..." diye başladı.

Toplu af gibi...
Yeni Türk Ceza Kanunu'nun 2004'te yürürlüğe girdiğini anımsatıp, "TCK'nın 5'inci maddesini" anımsattı.
Sözünü ettiği madde aynen şöyle:
"Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır..."
Hukuki dildeki anlamı net...
Özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlar tek tek TCK'ya göre yeniden düzenlenecek. Bu düzenlemelerin yapılabilmesi için de Meclis'e bir yıl süre tanındı.
Ancak öngörülen bir yılda düzenlemeler yapılamayınca, birer yıl ertelenerek 31 Aralık 2008'e gelindi.

Çek kanunu atlandı
Bu çerçevede bir ay önce (Aralık 2008) Türk Parasını Koruma Kanunu'ndaki maddelerde de süratle düzenleme yapılıp 5'inci maddenin öngördüğü şekilde TCK ile uyumlaştırıldı...
Ancak hükümet Çek Hamillerini Koruma Kanunu'nu TCK ile uyumlu hale getirmedi; buna ilişkin düzenlemeleri atladı.
Yılbaşı günü de düzenleme yapılması için öngörülen süre sona erdi.
Prof. Dr. Adem Sözüer'i dün Meclis'te Adli Tıp ile ilgili bir konuda çaba gösterirken bulduk.
Çek Kanunu'nu anımsatıp, "Şimdi ne olacak?" dediğimizde yanıtı şöyle oldu:
"TCK'nın genel hükümleri Çek Kanunu için de geçerli. Maalesef Çek Kanunu'ndaki cezalar uygulanamaz hale geldi. Çünkü Ceza Kanunu'nun genel hükümlerinde örneğin tüzel kişilere adli değil, idari para cezası var. Halbuki Çek Kanunu'nda şirketlere para cezası var. Biri diğerini tutmuyor. Uyumlu hale gelmediği için uygulanamaz oluyor."
Prof. Sözüer'e bunun karşılıksız çek kesen veya çekle ilgili bir suç işleyen kişinin affa uğraması anlamına mı geldiğini sorduk.
"Aynen öyle" deyip ekledi:
"Bu kişilere ceza verilmesinin olanağı yok. Zaten birçok mahkemeden de yargı üyeleri telefon açıp davaları düşürdüklerini bildiriyor ve bir an önce çare bulunmasını istiyor. Düzenleme olmazsa çek suçlarına bakılamaz hale gelecek."

"Geçmiş olsun..."
Konuyu Adalet Komisyonu Başkan ve Başkanvekili'ne de sorduk...
Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, önce TCK'yı okudu, sonra Çek Kanunu'nu inceleyip devam etti:
"Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu..."
İyimaya "Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şeyin olmadığını, onların cezalarının ortadan kalktığını" da vurguladı.
Başkanvekili Hakkı Köylü ise daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptıklarını belirterek, "170 kadar yasa maddesinde düzenleme yapılmıştı" anımsatmasında bulundu.
Çek Kanunu ile ilgili olarak da hükümete geçmişte uyarıda bulunduklarını söyleyen Köylü, "Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir" dedi.
Meclis, TCK gibi dev boyutlu Borçlar ve Türk Ticaret kanunlarını bir an önce çıkarabilmek için çaba gösterirken, geçmişte çıkardığı kanunun yarattığı af depremiyle yüz yüze kalıyordu.
İyimaya'nın da dediği gibi; geçmiş olsun...

hımmmm dedi ki...

Gözün doysun Kontes Hanım
Isveç’li kontes boşandığı kocasının teklif ettiği 43 milyon doları beğenmedi. "Benim haftalık masrafım 53 bin dolar" diyen Marie 100 milyon dolar istiyor

Benim neyime yetecek İster "Gözün doysun be kadın" ister "Kontes olmak kolay değil" deyin ama dünya İsveç’teki bu boşanma davasını konuşuyor. Geçtiğimiz günlerde kocasından boşanan İsveçli kontes Marie Douglas David, haftalık masrafının en az 53 bin dolar olduğunu belirtip, eşinin kendisine bıraktığı 43 milyon dolar için "Benim neyime yetecek" diyerek dava açtı. Eski bir CEO olan 67 yaşındaki kocası George David’den kendisini aldattığı gerekçesiyle boşanan 45 yaşındaki eski yatırım bankacısı kadın haftalık giderlerini de sıralayarak 100 milyon dolar istediğini belirtti. 130 bin dolar da nafaka istiyor 2002 yılında evlenen çift, 2005 yılında 43 milyon dolarlık boşanma sözleşmesi imzalamıştı. Ancak kontes, eşinin bu anlaşmayı kendisine zorla imzalattığını söyleyerek, 100 milyon dolar nakit ve aylık 130 bin dolar nafaka talebinde bulundu. Kontes Marie 53 bin dolar tutan haftalık giderlerini ise şöyle sıraladı: New York ve İsveç’te bulunan 4 evin masrafı, 4 bin 500 dolar elbise, 1000 dolar saç bakımı, 1500 dolar restoran ve 8 bin dolar eğlence...

eski dost dedi ki...

eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59

21.03.2009 18:42


eski dost dedi ki...
Suç ve cezalara ilişkin esaslar
Madde 33- (1) Suç ile ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiili gerçekleştirmesinden dolayı cezalandırılamaz ve kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
(2) Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da birinci fıkra uygulanır.
(3) Suçluluğu kesin mahkeme kararı ile hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
(4) Hiç kimse, kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
(5) Ceza sorumluluğu şahsîdir.
(6) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.
(7) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.
(8) Kamu İdaresi, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Türk Silâhlı Kuvvetlerinin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
(9) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.

20.03.2009 18:58


eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59


eski dost dedi ki...
ekonomik suclara biraz daha acıklık getirilmeli.karsılıksız çek davalarından getirilen hapis cezaları kesinlikle kalkmalı,sebebi diğer yorumlarda da acıklandığı gibi bunun alacaklıya hic bir faydası yoktur.borclunun ödeyebilirliğini engellemektir.borc ortadan kalkmamalı,en azından borc meblağına ,ve borclunun konumuna göre süre verilmeli.bu alacaklının hic alamamasından daha iyidir diye düsünüyorum.günümüzde avukatların tutumu hapis kapıya gelince öder olayına katılmıyorum,varsa ödenir ,yoksa girilir ve ödenebilirliği ortadan kalkar.tabiki bu dolandırıcılk amacıyla yapılmis durumların dısında tutulmalıdır.bu ayrım mahkemelerde kolaylıkla tespit edilebilir.çeke güvenilirlik böyle sağlanamadığına inanıyorum.çünkü hic bir tacir çek yazarken veya alcaklı aldığı cekin hapis cezası tasımasını düsünerek bu işlemi yapmaz.kaldı ki ülke nin ekonomik durumu ortada,soncta yönetimin yaptığı hatalar ,piyasalara yansımasıdır ,fakat cek yazıp ödeme tahüdü veren ,insanlar hapis e giriyor.biraz daha bu konuya eğilinmesinde fayda görüyorum,tesekkürler

20.03.2009 19:00


eski dost dedi ki...
Karşılıksız çek de cezaî yaptırımı kaldırdığımız zaman ticarî hayatın sekteye uğrayacağı, çek kullanımının azalacağı dolayısıyla dolaşıma çek yoluyla çıkarılan parasal kıymetin azalmasıyla çek yoluyla yaratılan ticarî gelişmenin gerileyeceği şeklindeki eleştiri gerçeği yansıtmamaktadır. Çeke cezaî yaptırımla sağlanan güvence sanal ve aldatıcıdır. Dürüst insanlar zarar görmektedir. Çekte cezaî yaptırımla Devletin gücünün sağladığı güvence ile rahatlayan insanlar, ticari hayatın temel kurallarından olan, iş yaptığı kişiyi araştırma soruşturma, güven duymada itidallik kısacası basiretli davranmayı terk etmektedir. Bunun sonucunda ticari hayattaki bu boşluk sahtekâr kişilerce rahatça doldurulmaktadır. Dürüst insanlara hizmet etmesi gereken bir kurum sahtekârlara hizmet etmektedir. Çekte cezaî yaptırımın kaldırılmasıyla çekin diğer kıymetli evraklardan önemli bir farkının ortadan kalkacağı bir gerçektir. Bu gerçeğin yanında şunu da söyleyebiliriz. Çek asli fonksiyonu olan nakit para karşılığı ve görüldüğünde ödenecek olması pozisyonuna, daha da yaklaşacaktır. Çek karşılıksız kaldığında cezaî yaptırım olmayacağını bilen insanlar, çok güvendikleri dürüst insanlardan çek kabul edeceklerdir. Bu durumda sözüne ve davranışına güvenilir insanlar ticari hayatta söz sahibi olacaklar, sahtekârlara bu anlamda tanınan kredi de tükenmiş olacaktır. Ayrıca taraflar arasındaki özel alacak borç ilişkisinden doğan karşılıksız çek keşide etme fiiline hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesi, devletin alacaklının yanında taraf olduğu anlamına gelir ki, devlet yargılama faaliyeti sırasında hiçbir şekilde taraf olmamalıdır.
Hürriyeti bağlayıcı ceza ancak, çok ağır ve kamu düzenini ciddi şekilde bozucu fiillerde uygulanmalıdır. Öte yandan Türkiye’nin de taraf olduğu, “İnsan Hakları ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Sözleşme” (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmeleri) çerçevesinde imzalanan ancak ülkemizin katılmadığı 4 sayılı protokolün birinci maddesi, özel hukuk alanında “borç için hapsedilmeme” kuralını öngörmüştür. Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu ve onayladığı uluslararası nitelikteki sözleşmelerde de açık olmasa da kişinin borç nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağını öngören hükümler bulunmaktadır. Uluslararası hukukta yer alan tüm bu belgeler birlikte değerlendirildiğinde genel eğilimin, borç için kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması veya insan haysiyeti ile bağdaşmayan diğer ceza ve uygulamalara maruz kalmaması yolunda olduğu görülür. Bu itibarla karşılıksız çek keşide etmek eylemi nedeniyle borçluyu, “cezaevine girmek veya cezaî yaptırımla karşılaşmak” gibi ikilemle karşı karşıya bırakarak mahkemeler ve savcılıkları borç tahsili için aracı kurum olarak kullanmanın terk edilmiş bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz.

20.03.2009 19:01


eski dost dedi ki...
Türk Ceza Kanunu'nun hazırlanmasında emeği geçen Prof. Dr. Adem Sözüer aradı.
Söze, "Çok daha vahim bir durum var..." diye başladı.

Toplu af gibi...
Yeni Türk Ceza Kanunu'nun 2004'te yürürlüğe girdiğini anımsatıp, "TCK'nın 5'inci maddesini" anımsattı.
Sözünü ettiği madde aynen şöyle:
"Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır..."
Hukuki dildeki anlamı net...
Özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlar tek tek TCK'ya göre yeniden düzenlenecek. Bu düzenlemelerin yapılabilmesi için de Meclis'e bir yıl süre tanındı.
Ancak öngörülen bir yılda düzenlemeler yapılamayınca, birer yıl ertelenerek 31 Aralık 2008'e gelindi.

Çek kanunu atlandı
Bu çerçevede bir ay önce (Aralık 2008) Türk Parasını Koruma Kanunu'ndaki maddelerde de süratle düzenleme yapılıp 5'inci maddenin öngördüğü şekilde TCK ile uyumlaştırıldı...
Ancak hükümet Çek Hamillerini Koruma Kanunu'nu TCK ile uyumlu hale getirmedi; buna ilişkin düzenlemeleri atladı.
Yılbaşı günü de düzenleme yapılması için öngörülen süre sona erdi.
Prof. Dr. Adem Sözüer'i dün Meclis'te Adli Tıp ile ilgili bir konuda çaba gösterirken bulduk.
Çek Kanunu'nu anımsatıp, "Şimdi ne olacak?" dediğimizde yanıtı şöyle oldu:
"TCK'nın genel hükümleri Çek Kanunu için de geçerli. Maalesef Çek Kanunu'ndaki cezalar uygulanamaz hale geldi. Çünkü Ceza Kanunu'nun genel hükümlerinde örneğin tüzel kişilere adli değil, idari para cezası var. Halbuki Çek Kanunu'nda şirketlere para cezası var. Biri diğerini tutmuyor. Uyumlu hale gelmediği için uygulanamaz oluyor."
Prof. Sözüer'e bunun karşılıksız çek kesen veya çekle ilgili bir suç işleyen kişinin affa uğraması anlamına mı geldiğini sorduk.
"Aynen öyle" deyip ekledi:
"Bu kişilere ceza verilmesinin olanağı yok. Zaten birçok mahkemeden de yargı üyeleri telefon açıp davaları düşürdüklerini bildiriyor ve bir an önce çare bulunmasını istiyor. Düzenleme olmazsa çek suçlarına bakılamaz hale gelecek."

"Geçmiş olsun..."
Konuyu Adalet Komisyonu Başkan ve Başkanvekili'ne de sorduk...
Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, önce TCK'yı okudu, sonra Çek Kanunu'nu inceleyip devam etti:
"Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu..."
İyimaya "Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şeyin olmadığını, onların cezalarının ortadan kalktığını" da vurguladı.
Başkanvekili Hakkı Köylü ise daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptıklarını belirterek, "170 kadar yasa maddesinde düzenleme yapılmıştı" anımsatmasında bulundu.
Çek Kanunu ile ilgili olarak da hükümete geçmişte uyarıda bulunduklarını söyleyen Köylü, "Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir" dedi.
Meclis, TCK gibi dev boyutlu Borçlar ve Türk Ticaret kanunlarını bir an önce çıkarabilmek için çaba gösterirken, geçmişte çıkardığı kanunun yarattığı af depremiyle yüz yüze kalıyordu.
İyimaya'nın da dediği gibi; geçmiş olsun...

eski dost dedi ki...

eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59

21.03.2009 18:42


eski dost dedi ki...
Suç ve cezalara ilişkin esaslar
Madde 33- (1) Suç ile ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiili gerçekleştirmesinden dolayı cezalandırılamaz ve kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
(2) Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da birinci fıkra uygulanır.
(3) Suçluluğu kesin mahkeme kararı ile hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
(4) Hiç kimse, kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
(5) Ceza sorumluluğu şahsîdir.
(6) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.
(7) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.
(8) Kamu İdaresi, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Türk Silâhlı Kuvvetlerinin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
(9) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.

20.03.2009 18:58


eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59


eski dost dedi ki...
ekonomik suclara biraz daha acıklık getirilmeli.karsılıksız çek davalarından getirilen hapis cezaları kesinlikle kalkmalı,sebebi diğer yorumlarda da acıklandığı gibi bunun alacaklıya hic bir faydası yoktur.borclunun ödeyebilirliğini engellemektir.borc ortadan kalkmamalı,en azından borc meblağına ,ve borclunun konumuna göre süre verilmeli.bu alacaklının hic alamamasından daha iyidir diye düsünüyorum.günümüzde avukatların tutumu hapis kapıya gelince öder olayına katılmıyorum,varsa ödenir ,yoksa girilir ve ödenebilirliği ortadan kalkar.tabiki bu dolandırıcılk amacıyla yapılmis durumların dısında tutulmalıdır.bu ayrım mahkemelerde kolaylıkla tespit edilebilir.çeke güvenilirlik böyle sağlanamadığına inanıyorum.çünkü hic bir tacir çek yazarken veya alcaklı aldığı cekin hapis cezası tasımasını düsünerek bu işlemi yapmaz.kaldı ki ülke nin ekonomik durumu ortada,soncta yönetimin yaptığı hatalar ,piyasalara yansımasıdır ,fakat cek yazıp ödeme tahüdü veren ,insanlar hapis e giriyor.biraz daha bu konuya eğilinmesinde fayda görüyorum,tesekkürler

20.03.2009 19:00


eski dost dedi ki...
Karşılıksız çek de cezaî yaptırımı kaldırdığımız zaman ticarî hayatın sekteye uğrayacağı, çek kullanımının azalacağı dolayısıyla dolaşıma çek yoluyla çıkarılan parasal kıymetin azalmasıyla çek yoluyla yaratılan ticarî gelişmenin gerileyeceği şeklindeki eleştiri gerçeği yansıtmamaktadır. Çeke cezaî yaptırımla sağlanan güvence sanal ve aldatıcıdır. Dürüst insanlar zarar görmektedir. Çekte cezaî yaptırımla Devletin gücünün sağladığı güvence ile rahatlayan insanlar, ticari hayatın temel kurallarından olan, iş yaptığı kişiyi araştırma soruşturma, güven duymada itidallik kısacası basiretli davranmayı terk etmektedir. Bunun sonucunda ticari hayattaki bu boşluk sahtekâr kişilerce rahatça doldurulmaktadır. Dürüst insanlara hizmet etmesi gereken bir kurum sahtekârlara hizmet etmektedir. Çekte cezaî yaptırımın kaldırılmasıyla çekin diğer kıymetli evraklardan önemli bir farkının ortadan kalkacağı bir gerçektir. Bu gerçeğin yanında şunu da söyleyebiliriz. Çek asli fonksiyonu olan nakit para karşılığı ve görüldüğünde ödenecek olması pozisyonuna, daha da yaklaşacaktır. Çek karşılıksız kaldığında cezaî yaptırım olmayacağını bilen insanlar, çok güvendikleri dürüst insanlardan çek kabul edeceklerdir. Bu durumda sözüne ve davranışına güvenilir insanlar ticari hayatta söz sahibi olacaklar, sahtekârlara bu anlamda tanınan kredi de tükenmiş olacaktır. Ayrıca taraflar arasındaki özel alacak borç ilişkisinden doğan karşılıksız çek keşide etme fiiline hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesi, devletin alacaklının yanında taraf olduğu anlamına gelir ki, devlet yargılama faaliyeti sırasında hiçbir şekilde taraf olmamalıdır.
Hürriyeti bağlayıcı ceza ancak, çok ağır ve kamu düzenini ciddi şekilde bozucu fiillerde uygulanmalıdır. Öte yandan Türkiye’nin de taraf olduğu, “İnsan Hakları ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Sözleşme” (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmeleri) çerçevesinde imzalanan ancak ülkemizin katılmadığı 4 sayılı protokolün birinci maddesi, özel hukuk alanında “borç için hapsedilmeme” kuralını öngörmüştür. Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu ve onayladığı uluslararası nitelikteki sözleşmelerde de açık olmasa da kişinin borç nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağını öngören hükümler bulunmaktadır. Uluslararası hukukta yer alan tüm bu belgeler birlikte değerlendirildiğinde genel eğilimin, borç için kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması veya insan haysiyeti ile bağdaşmayan diğer ceza ve uygulamalara maruz kalmaması yolunda olduğu görülür. Bu itibarla karşılıksız çek keşide etmek eylemi nedeniyle borçluyu, “cezaevine girmek veya cezaî yaptırımla karşılaşmak” gibi ikilemle karşı karşıya bırakarak mahkemeler ve savcılıkları borç tahsili için aracı kurum olarak kullanmanın terk edilmiş bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz.

20.03.2009 19:01


eski dost dedi ki...
Türk Ceza Kanunu'nun hazırlanmasında emeği geçen Prof. Dr. Adem Sözüer aradı.
Söze, "Çok daha vahim bir durum var..." diye başladı.

Toplu af gibi...
Yeni Türk Ceza Kanunu'nun 2004'te yürürlüğe girdiğini anımsatıp, "TCK'nın 5'inci maddesini" anımsattı.
Sözünü ettiği madde aynen şöyle:
"Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır..."
Hukuki dildeki anlamı net...
Özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlar tek tek TCK'ya göre yeniden düzenlenecek. Bu düzenlemelerin yapılabilmesi için de Meclis'e bir yıl süre tanındı.
Ancak öngörülen bir yılda düzenlemeler yapılamayınca, birer yıl ertelenerek 31 Aralık 2008'e gelindi.

Çek kanunu atlandı
Bu çerçevede bir ay önce (Aralık 2008) Türk Parasını Koruma Kanunu'ndaki maddelerde de süratle düzenleme yapılıp 5'inci maddenin öngördüğü şekilde TCK ile uyumlaştırıldı...
Ancak hükümet Çek Hamillerini Koruma Kanunu'nu TCK ile uyumlu hale getirmedi; buna ilişkin düzenlemeleri atladı.
Yılbaşı günü de düzenleme yapılması için öngörülen süre sona erdi.
Prof. Dr. Adem Sözüer'i dün Meclis'te Adli Tıp ile ilgili bir konuda çaba gösterirken bulduk.
Çek Kanunu'nu anımsatıp, "Şimdi ne olacak?" dediğimizde yanıtı şöyle oldu:
"TCK'nın genel hükümleri Çek Kanunu için de geçerli. Maalesef Çek Kanunu'ndaki cezalar uygulanamaz hale geldi. Çünkü Ceza Kanunu'nun genel hükümlerinde örneğin tüzel kişilere adli değil, idari para cezası var. Halbuki Çek Kanunu'nda şirketlere para cezası var. Biri diğerini tutmuyor. Uyumlu hale gelmediği için uygulanamaz oluyor."
Prof. Sözüer'e bunun karşılıksız çek kesen veya çekle ilgili bir suç işleyen kişinin affa uğraması anlamına mı geldiğini sorduk.
"Aynen öyle" deyip ekledi:
"Bu kişilere ceza verilmesinin olanağı yok. Zaten birçok mahkemeden de yargı üyeleri telefon açıp davaları düşürdüklerini bildiriyor ve bir an önce çare bulunmasını istiyor. Düzenleme olmazsa çek suçlarına bakılamaz hale gelecek."

"Geçmiş olsun..."
Konuyu Adalet Komisyonu Başkan ve Başkanvekili'ne de sorduk...
Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, önce TCK'yı okudu, sonra Çek Kanunu'nu inceleyip devam etti:
"Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu..."
İyimaya "Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şeyin olmadığını, onların cezalarının ortadan kalktığını" da vurguladı.
Başkanvekili Hakkı Köylü ise daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptıklarını belirterek, "170 kadar yasa maddesinde düzenleme yapılmıştı" anımsatmasında bulundu.
Çek Kanunu ile ilgili olarak da hükümete geçmişte uyarıda bulunduklarını söyleyen Köylü, "Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir" dedi.
Meclis, TCK gibi dev boyutlu Borçlar ve Türk Ticaret kanunlarını bir an önce çıkarabilmek için çaba gösterirken, geçmişte çıkardığı kanunun yarattığı af depremiyle yüz yüze kalıyordu.
İyimaya'nın da dediği gibi; geçmiş olsun...

serpil41 dedi ki...

ya bu steyide bu hale getirdiniz ya size helal olsun biz ne peşindeyiz siz ne yapıyorsunuz.sayın eski dost diğer sitenin adını vermekle elinize ne geçicek böyle şeyler yazan pislikleri orayamı göndermeye çalışıyorsunuz allahtan orda buna izin vermiyorlar burda bunlarla muhattap olmak hoşunuzamı gidiyor yok gitmiyorsa ya sizde oraya gelip bilgilerinizi paylaşın yada sitenin adını vermeyin lütfen.

eski dost dedi ki...

eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59

21.03.2009 18:42


eski dost dedi ki...
Suç ve cezalara ilişkin esaslar
Madde 33- (1) Suç ile ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiili gerçekleştirmesinden dolayı cezalandırılamaz ve kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
(2) Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da birinci fıkra uygulanır.
(3) Suçluluğu kesin mahkeme kararı ile hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
(4) Hiç kimse, kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
(5) Ceza sorumluluğu şahsîdir.
(6) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.
(7) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.
(8) Kamu İdaresi, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Türk Silâhlı Kuvvetlerinin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
(9) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.

20.03.2009 18:58


eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59


eski dost dedi ki...
ekonomik suclara biraz daha acıklık getirilmeli.karsılıksız çek davalarından getirilen hapis cezaları kesinlikle kalkmalı,sebebi diğer yorumlarda da acıklandığı gibi bunun alacaklıya hic bir faydası yoktur.borclunun ödeyebilirliğini engellemektir.borc ortadan kalkmamalı,en azından borc meblağına ,ve borclunun konumuna göre süre verilmeli.bu alacaklının hic alamamasından daha iyidir diye düsünüyorum.günümüzde avukatların tutumu hapis kapıya gelince öder olayına katılmıyorum,varsa ödenir ,yoksa girilir ve ödenebilirliği ortadan kalkar.tabiki bu dolandırıcılk amacıyla yapılmis durumların dısında tutulmalıdır.bu ayrım mahkemelerde kolaylıkla tespit edilebilir.çeke güvenilirlik böyle sağlanamadığına inanıyorum.çünkü hic bir tacir çek yazarken veya alcaklı aldığı cekin hapis cezası tasımasını düsünerek bu işlemi yapmaz.kaldı ki ülke nin ekonomik durumu ortada,soncta yönetimin yaptığı hatalar ,piyasalara yansımasıdır ,fakat cek yazıp ödeme tahüdü veren ,insanlar hapis e giriyor.biraz daha bu konuya eğilinmesinde fayda görüyorum,tesekkürler

20.03.2009 19:00


eski dost dedi ki...
Karşılıksız çek de cezaî yaptırımı kaldırdığımız zaman ticarî hayatın sekteye uğrayacağı, çek kullanımının azalacağı dolayısıyla dolaşıma çek yoluyla çıkarılan parasal kıymetin azalmasıyla çek yoluyla yaratılan ticarî gelişmenin gerileyeceği şeklindeki eleştiri gerçeği yansıtmamaktadır. Çeke cezaî yaptırımla sağlanan güvence sanal ve aldatıcıdır. Dürüst insanlar zarar görmektedir. Çekte cezaî yaptırımla Devletin gücünün sağladığı güvence ile rahatlayan insanlar, ticari hayatın temel kurallarından olan, iş yaptığı kişiyi araştırma soruşturma, güven duymada itidallik kısacası basiretli davranmayı terk etmektedir. Bunun sonucunda ticari hayattaki bu boşluk sahtekâr kişilerce rahatça doldurulmaktadır. Dürüst insanlara hizmet etmesi gereken bir kurum sahtekârlara hizmet etmektedir. Çekte cezaî yaptırımın kaldırılmasıyla çekin diğer kıymetli evraklardan önemli bir farkının ortadan kalkacağı bir gerçektir. Bu gerçeğin yanında şunu da söyleyebiliriz. Çek asli fonksiyonu olan nakit para karşılığı ve görüldüğünde ödenecek olması pozisyonuna, daha da yaklaşacaktır. Çek karşılıksız kaldığında cezaî yaptırım olmayacağını bilen insanlar, çok güvendikleri dürüst insanlardan çek kabul edeceklerdir. Bu durumda sözüne ve davranışına güvenilir insanlar ticari hayatta söz sahibi olacaklar, sahtekârlara bu anlamda tanınan kredi de tükenmiş olacaktır. Ayrıca taraflar arasındaki özel alacak borç ilişkisinden doğan karşılıksız çek keşide etme fiiline hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesi, devletin alacaklının yanında taraf olduğu anlamına gelir ki, devlet yargılama faaliyeti sırasında hiçbir şekilde taraf olmamalıdır.
Hürriyeti bağlayıcı ceza ancak, çok ağır ve kamu düzenini ciddi şekilde bozucu fiillerde uygulanmalıdır. Öte yandan Türkiye’nin de taraf olduğu, “İnsan Hakları ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Sözleşme” (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmeleri) çerçevesinde imzalanan ancak ülkemizin katılmadığı 4 sayılı protokolün birinci maddesi, özel hukuk alanında “borç için hapsedilmeme” kuralını öngörmüştür. Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu ve onayladığı uluslararası nitelikteki sözleşmelerde de açık olmasa da kişinin borç nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağını öngören hükümler bulunmaktadır. Uluslararası hukukta yer alan tüm bu belgeler birlikte değerlendirildiğinde genel eğilimin, borç için kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması veya insan haysiyeti ile bağdaşmayan diğer ceza ve uygulamalara maruz kalmaması yolunda olduğu görülür. Bu itibarla karşılıksız çek keşide etmek eylemi nedeniyle borçluyu, “cezaevine girmek veya cezaî yaptırımla karşılaşmak” gibi ikilemle karşı karşıya bırakarak mahkemeler ve savcılıkları borç tahsili için aracı kurum olarak kullanmanın terk edilmiş bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz.

20.03.2009 19:01


eski dost dedi ki...
Türk Ceza Kanunu'nun hazırlanmasında emeği geçen Prof. Dr. Adem Sözüer aradı.
Söze, "Çok daha vahim bir durum var..." diye başladı.

Toplu af gibi...
Yeni Türk Ceza Kanunu'nun 2004'te yürürlüğe girdiğini anımsatıp, "TCK'nın 5'inci maddesini" anımsattı.
Sözünü ettiği madde aynen şöyle:
"Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır..."
Hukuki dildeki anlamı net...
Özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlar tek tek TCK'ya göre yeniden düzenlenecek. Bu düzenlemelerin yapılabilmesi için de Meclis'e bir yıl süre tanındı.
Ancak öngörülen bir yılda düzenlemeler yapılamayınca, birer yıl ertelenerek 31 Aralık 2008'e gelindi.

Çek kanunu atlandı
Bu çerçevede bir ay önce (Aralık 2008) Türk Parasını Koruma Kanunu'ndaki maddelerde de süratle düzenleme yapılıp 5'inci maddenin öngördüğü şekilde TCK ile uyumlaştırıldı...
Ancak hükümet Çek Hamillerini Koruma Kanunu'nu TCK ile uyumlu hale getirmedi; buna ilişkin düzenlemeleri atladı.
Yılbaşı günü de düzenleme yapılması için öngörülen süre sona erdi.
Prof. Dr. Adem Sözüer'i dün Meclis'te Adli Tıp ile ilgili bir konuda çaba gösterirken bulduk.
Çek Kanunu'nu anımsatıp, "Şimdi ne olacak?" dediğimizde yanıtı şöyle oldu:
"TCK'nın genel hükümleri Çek Kanunu için de geçerli. Maalesef Çek Kanunu'ndaki cezalar uygulanamaz hale geldi. Çünkü Ceza Kanunu'nun genel hükümlerinde örneğin tüzel kişilere adli değil, idari para cezası var. Halbuki Çek Kanunu'nda şirketlere para cezası var. Biri diğerini tutmuyor. Uyumlu hale gelmediği için uygulanamaz oluyor."
Prof. Sözüer'e bunun karşılıksız çek kesen veya çekle ilgili bir suç işleyen kişinin affa uğraması anlamına mı geldiğini sorduk.
"Aynen öyle" deyip ekledi:
"Bu kişilere ceza verilmesinin olanağı yok. Zaten birçok mahkemeden de yargı üyeleri telefon açıp davaları düşürdüklerini bildiriyor ve bir an önce çare bulunmasını istiyor. Düzenleme olmazsa çek suçlarına bakılamaz hale gelecek."

"Geçmiş olsun..."
Konuyu Adalet Komisyonu Başkan ve Başkanvekili'ne de sorduk...
Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, önce TCK'yı okudu, sonra Çek Kanunu'nu inceleyip devam etti:
"Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu..."
İyimaya "Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şeyin olmadığını, onların cezalarının ortadan kalktığını" da vurguladı.
Başkanvekili Hakkı Köylü ise daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptıklarını belirterek, "170 kadar yasa maddesinde düzenleme yapılmıştı" anımsatmasında bulundu.
Çek Kanunu ile ilgili olarak da hükümete geçmişte uyarıda bulunduklarını söyleyen Köylü, "Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir" dedi.
Meclis, TCK gibi dev boyutlu Borçlar ve Türk Ticaret kanunlarını bir an önce çıkarabilmek için çaba gösterirken, geçmişte çıkardığı kanunun yarattığı af depremiyle yüz yüze kalıyordu.
İyimaya'nın da dediği gibi; geçmiş olsun...

eski dost dedi ki...

eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59

21.03.2009 18:42


eski dost dedi ki...
Suç ve cezalara ilişkin esaslar
Madde 33- (1) Suç ile ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiili gerçekleştirmesinden dolayı cezalandırılamaz ve kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
(2) Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da birinci fıkra uygulanır.
(3) Suçluluğu kesin mahkeme kararı ile hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
(4) Hiç kimse, kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
(5) Ceza sorumluluğu şahsîdir.
(6) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.
(7) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.
(8) Kamu İdaresi, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Türk Silâhlı Kuvvetlerinin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
(9) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.

20.03.2009 18:58


eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59


eski dost dedi ki...
ekonomik suclara biraz daha acıklık getirilmeli.karsılıksız çek davalarından getirilen hapis cezaları kesinlikle kalkmalı,sebebi diğer yorumlarda da acıklandığı gibi bunun alacaklıya hic bir faydası yoktur.borclunun ödeyebilirliğini engellemektir.borc ortadan kalkmamalı,en azından borc meblağına ,ve borclunun konumuna göre süre verilmeli.bu alacaklının hic alamamasından daha iyidir diye düsünüyorum.günümüzde avukatların tutumu hapis kapıya gelince öder olayına katılmıyorum,varsa ödenir ,yoksa girilir ve ödenebilirliği ortadan kalkar.tabiki bu dolandırıcılk amacıyla yapılmis durumların dısında tutulmalıdır.bu ayrım mahkemelerde kolaylıkla tespit edilebilir.çeke güvenilirlik böyle sağlanamadığına inanıyorum.çünkü hic bir tacir çek yazarken veya alcaklı aldığı cekin hapis cezası tasımasını düsünerek bu işlemi yapmaz.kaldı ki ülke nin ekonomik durumu ortada,soncta yönetimin yaptığı hatalar ,piyasalara yansımasıdır ,fakat cek yazıp ödeme tahüdü veren ,insanlar hapis e giriyor.biraz daha bu konuya eğilinmesinde fayda görüyorum,tesekkürler

20.03.2009 19:00


eski dost dedi ki...
Karşılıksız çek de cezaî yaptırımı kaldırdığımız zaman ticarî hayatın sekteye uğrayacağı, çek kullanımının azalacağı dolayısıyla dolaşıma çek yoluyla çıkarılan parasal kıymetin azalmasıyla çek yoluyla yaratılan ticarî gelişmenin gerileyeceği şeklindeki eleştiri gerçeği yansıtmamaktadır. Çeke cezaî yaptırımla sağlanan güvence sanal ve aldatıcıdır. Dürüst insanlar zarar görmektedir. Çekte cezaî yaptırımla Devletin gücünün sağladığı güvence ile rahatlayan insanlar, ticari hayatın temel kurallarından olan, iş yaptığı kişiyi araştırma soruşturma, güven duymada itidallik kısacası basiretli davranmayı terk etmektedir. Bunun sonucunda ticari hayattaki bu boşluk sahtekâr kişilerce rahatça doldurulmaktadır. Dürüst insanlara hizmet etmesi gereken bir kurum sahtekârlara hizmet etmektedir. Çekte cezaî yaptırımın kaldırılmasıyla çekin diğer kıymetli evraklardan önemli bir farkının ortadan kalkacağı bir gerçektir. Bu gerçeğin yanında şunu da söyleyebiliriz. Çek asli fonksiyonu olan nakit para karşılığı ve görüldüğünde ödenecek olması pozisyonuna, daha da yaklaşacaktır. Çek karşılıksız kaldığında cezaî yaptırım olmayacağını bilen insanlar, çok güvendikleri dürüst insanlardan çek kabul edeceklerdir. Bu durumda sözüne ve davranışına güvenilir insanlar ticari hayatta söz sahibi olacaklar, sahtekârlara bu anlamda tanınan kredi de tükenmiş olacaktır. Ayrıca taraflar arasındaki özel alacak borç ilişkisinden doğan karşılıksız çek keşide etme fiiline hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesi, devletin alacaklının yanında taraf olduğu anlamına gelir ki, devlet yargılama faaliyeti sırasında hiçbir şekilde taraf olmamalıdır.
Hürriyeti bağlayıcı ceza ancak, çok ağır ve kamu düzenini ciddi şekilde bozucu fiillerde uygulanmalıdır. Öte yandan Türkiye’nin de taraf olduğu, “İnsan Hakları ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Sözleşme” (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmeleri) çerçevesinde imzalanan ancak ülkemizin katılmadığı 4 sayılı protokolün birinci maddesi, özel hukuk alanında “borç için hapsedilmeme” kuralını öngörmüştür. Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu ve onayladığı uluslararası nitelikteki sözleşmelerde de açık olmasa da kişinin borç nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağını öngören hükümler bulunmaktadır. Uluslararası hukukta yer alan tüm bu belgeler birlikte değerlendirildiğinde genel eğilimin, borç için kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması veya insan haysiyeti ile bağdaşmayan diğer ceza ve uygulamalara maruz kalmaması yolunda olduğu görülür. Bu itibarla karşılıksız çek keşide etmek eylemi nedeniyle borçluyu, “cezaevine girmek veya cezaî yaptırımla karşılaşmak” gibi ikilemle karşı karşıya bırakarak mahkemeler ve savcılıkları borç tahsili için aracı kurum olarak kullanmanın terk edilmiş bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz.

20.03.2009 19:01


eski dost dedi ki...
Türk Ceza Kanunu'nun hazırlanmasında emeği geçen Prof. Dr. Adem Sözüer aradı.
Söze, "Çok daha vahim bir durum var..." diye başladı.

Toplu af gibi...
Yeni Türk Ceza Kanunu'nun 2004'te yürürlüğe girdiğini anımsatıp, "TCK'nın 5'inci maddesini" anımsattı.
Sözünü ettiği madde aynen şöyle:
"Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır..."
Hukuki dildeki anlamı net...
Özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlar tek tek TCK'ya göre yeniden düzenlenecek. Bu düzenlemelerin yapılabilmesi için de Meclis'e bir yıl süre tanındı.
Ancak öngörülen bir yılda düzenlemeler yapılamayınca, birer yıl ertelenerek 31 Aralık 2008'e gelindi.

Çek kanunu atlandı
Bu çerçevede bir ay önce (Aralık 2008) Türk Parasını Koruma Kanunu'ndaki maddelerde de süratle düzenleme yapılıp 5'inci maddenin öngördüğü şekilde TCK ile uyumlaştırıldı...
Ancak hükümet Çek Hamillerini Koruma Kanunu'nu TCK ile uyumlu hale getirmedi; buna ilişkin düzenlemeleri atladı.
Yılbaşı günü de düzenleme yapılması için öngörülen süre sona erdi.
Prof. Dr. Adem Sözüer'i dün Meclis'te Adli Tıp ile ilgili bir konuda çaba gösterirken bulduk.
Çek Kanunu'nu anımsatıp, "Şimdi ne olacak?" dediğimizde yanıtı şöyle oldu:
"TCK'nın genel hükümleri Çek Kanunu için de geçerli. Maalesef Çek Kanunu'ndaki cezalar uygulanamaz hale geldi. Çünkü Ceza Kanunu'nun genel hükümlerinde örneğin tüzel kişilere adli değil, idari para cezası var. Halbuki Çek Kanunu'nda şirketlere para cezası var. Biri diğerini tutmuyor. Uyumlu hale gelmediği için uygulanamaz oluyor."
Prof. Sözüer'e bunun karşılıksız çek kesen veya çekle ilgili bir suç işleyen kişinin affa uğraması anlamına mı geldiğini sorduk.
"Aynen öyle" deyip ekledi:
"Bu kişilere ceza verilmesinin olanağı yok. Zaten birçok mahkemeden de yargı üyeleri telefon açıp davaları düşürdüklerini bildiriyor ve bir an önce çare bulunmasını istiyor. Düzenleme olmazsa çek suçlarına bakılamaz hale gelecek."

"Geçmiş olsun..."
Konuyu Adalet Komisyonu Başkan ve Başkanvekili'ne de sorduk...
Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, önce TCK'yı okudu, sonra Çek Kanunu'nu inceleyip devam etti:
"Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu..."
İyimaya "Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şeyin olmadığını, onların cezalarının ortadan kalktığını" da vurguladı.
Başkanvekili Hakkı Köylü ise daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptıklarını belirterek, "170 kadar yasa maddesinde düzenleme yapılmıştı" anımsatmasında bulundu.
Çek Kanunu ile ilgili olarak da hükümete geçmişte uyarıda bulunduklarını söyleyen Köylü, "Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir" dedi.
Meclis, TCK gibi dev boyutlu Borçlar ve Türk Ticaret kanunlarını bir an önce çıkarabilmek için çaba gösterirken, geçmişte çıkardığı kanunun yarattığı af depremiyle yüz yüze kalıyordu.
İyimaya'nın da dediği gibi; geçmiş olsun...

eski dost dedi ki...

eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59

21.03.2009 18:42


eski dost dedi ki...
Suç ve cezalara ilişkin esaslar
Madde 33- (1) Suç ile ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiili gerçekleştirmesinden dolayı cezalandırılamaz ve kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
(2) Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da birinci fıkra uygulanır.
(3) Suçluluğu kesin mahkeme kararı ile hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
(4) Hiç kimse, kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
(5) Ceza sorumluluğu şahsîdir.
(6) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.
(7) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.
(8) Kamu İdaresi, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Türk Silâhlı Kuvvetlerinin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
(9) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.

20.03.2009 18:58


eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59


eski dost dedi ki...
ekonomik suclara biraz daha acıklık getirilmeli.karsılıksız çek davalarından getirilen hapis cezaları kesinlikle kalkmalı,sebebi diğer yorumlarda da acıklandığı gibi bunun alacaklıya hic bir faydası yoktur.borclunun ödeyebilirliğini engellemektir.borc ortadan kalkmamalı,en azından borc meblağına ,ve borclunun konumuna göre süre verilmeli.bu alacaklının hic alamamasından daha iyidir diye düsünüyorum.günümüzde avukatların tutumu hapis kapıya gelince öder olayına katılmıyorum,varsa ödenir ,yoksa girilir ve ödenebilirliği ortadan kalkar.tabiki bu dolandırıcılk amacıyla yapılmis durumların dısında tutulmalıdır.bu ayrım mahkemelerde kolaylıkla tespit edilebilir.çeke güvenilirlik böyle sağlanamadığına inanıyorum.çünkü hic bir tacir çek yazarken veya alcaklı aldığı cekin hapis cezası tasımasını düsünerek bu işlemi yapmaz.kaldı ki ülke nin ekonomik durumu ortada,soncta yönetimin yaptığı hatalar ,piyasalara yansımasıdır ,fakat cek yazıp ödeme tahüdü veren ,insanlar hapis e giriyor.biraz daha bu konuya eğilinmesinde fayda görüyorum,tesekkürler

20.03.2009 19:00


eski dost dedi ki...
Karşılıksız çek de cezaî yaptırımı kaldırdığımız zaman ticarî hayatın sekteye uğrayacağı, çek kullanımının azalacağı dolayısıyla dolaşıma çek yoluyla çıkarılan parasal kıymetin azalmasıyla çek yoluyla yaratılan ticarî gelişmenin gerileyeceği şeklindeki eleştiri gerçeği yansıtmamaktadır. Çeke cezaî yaptırımla sağlanan güvence sanal ve aldatıcıdır. Dürüst insanlar zarar görmektedir. Çekte cezaî yaptırımla Devletin gücünün sağladığı güvence ile rahatlayan insanlar, ticari hayatın temel kurallarından olan, iş yaptığı kişiyi araştırma soruşturma, güven duymada itidallik kısacası basiretli davranmayı terk etmektedir. Bunun sonucunda ticari hayattaki bu boşluk sahtekâr kişilerce rahatça doldurulmaktadır. Dürüst insanlara hizmet etmesi gereken bir kurum sahtekârlara hizmet etmektedir. Çekte cezaî yaptırımın kaldırılmasıyla çekin diğer kıymetli evraklardan önemli bir farkının ortadan kalkacağı bir gerçektir. Bu gerçeğin yanında şunu da söyleyebiliriz. Çek asli fonksiyonu olan nakit para karşılığı ve görüldüğünde ödenecek olması pozisyonuna, daha da yaklaşacaktır. Çek karşılıksız kaldığında cezaî yaptırım olmayacağını bilen insanlar, çok güvendikleri dürüst insanlardan çek kabul edeceklerdir. Bu durumda sözüne ve davranışına güvenilir insanlar ticari hayatta söz sahibi olacaklar, sahtekârlara bu anlamda tanınan kredi de tükenmiş olacaktır. Ayrıca taraflar arasındaki özel alacak borç ilişkisinden doğan karşılıksız çek keşide etme fiiline hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesi, devletin alacaklının yanında taraf olduğu anlamına gelir ki, devlet yargılama faaliyeti sırasında hiçbir şekilde taraf olmamalıdır.
Hürriyeti bağlayıcı ceza ancak, çok ağır ve kamu düzenini ciddi şekilde bozucu fiillerde uygulanmalıdır. Öte yandan Türkiye’nin de taraf olduğu, “İnsan Hakları ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Sözleşme” (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmeleri) çerçevesinde imzalanan ancak ülkemizin katılmadığı 4 sayılı protokolün birinci maddesi, özel hukuk alanında “borç için hapsedilmeme” kuralını öngörmüştür. Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu ve onayladığı uluslararası nitelikteki sözleşmelerde de açık olmasa da kişinin borç nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağını öngören hükümler bulunmaktadır. Uluslararası hukukta yer alan tüm bu belgeler birlikte değerlendirildiğinde genel eğilimin, borç için kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması veya insan haysiyeti ile bağdaşmayan diğer ceza ve uygulamalara maruz kalmaması yolunda olduğu görülür. Bu itibarla karşılıksız çek keşide etmek eylemi nedeniyle borçluyu, “cezaevine girmek veya cezaî yaptırımla karşılaşmak” gibi ikilemle karşı karşıya bırakarak mahkemeler ve savcılıkları borç tahsili için aracı kurum olarak kullanmanın terk edilmiş bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz.

20.03.2009 19:01


eski dost dedi ki...
Türk Ceza Kanunu'nun hazırlanmasında emeği geçen Prof. Dr. Adem Sözüer aradı.
Söze, "Çok daha vahim bir durum var..." diye başladı.

Toplu af gibi...
Yeni Türk Ceza Kanunu'nun 2004'te yürürlüğe girdiğini anımsatıp, "TCK'nın 5'inci maddesini" anımsattı.
Sözünü ettiği madde aynen şöyle:
"Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır..."
Hukuki dildeki anlamı net...
Özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlar tek tek TCK'ya göre yeniden düzenlenecek. Bu düzenlemelerin yapılabilmesi için de Meclis'e bir yıl süre tanındı.
Ancak öngörülen bir yılda düzenlemeler yapılamayınca, birer yıl ertelenerek 31 Aralık 2008'e gelindi.

Çek kanunu atlandı
Bu çerçevede bir ay önce (Aralık 2008) Türk Parasını Koruma Kanunu'ndaki maddelerde de süratle düzenleme yapılıp 5'inci maddenin öngördüğü şekilde TCK ile uyumlaştırıldı...
Ancak hükümet Çek Hamillerini Koruma Kanunu'nu TCK ile uyumlu hale getirmedi; buna ilişkin düzenlemeleri atladı.
Yılbaşı günü de düzenleme yapılması için öngörülen süre sona erdi.
Prof. Dr. Adem Sözüer'i dün Meclis'te Adli Tıp ile ilgili bir konuda çaba gösterirken bulduk.
Çek Kanunu'nu anımsatıp, "Şimdi ne olacak?" dediğimizde yanıtı şöyle oldu:
"TCK'nın genel hükümleri Çek Kanunu için de geçerli. Maalesef Çek Kanunu'ndaki cezalar uygulanamaz hale geldi. Çünkü Ceza Kanunu'nun genel hükümlerinde örneğin tüzel kişilere adli değil, idari para cezası var. Halbuki Çek Kanunu'nda şirketlere para cezası var. Biri diğerini tutmuyor. Uyumlu hale gelmediği için uygulanamaz oluyor."
Prof. Sözüer'e bunun karşılıksız çek kesen veya çekle ilgili bir suç işleyen kişinin affa uğraması anlamına mı geldiğini sorduk.
"Aynen öyle" deyip ekledi:
"Bu kişilere ceza verilmesinin olanağı yok. Zaten birçok mahkemeden de yargı üyeleri telefon açıp davaları düşürdüklerini bildiriyor ve bir an önce çare bulunmasını istiyor. Düzenleme olmazsa çek suçlarına bakılamaz hale gelecek."

"Geçmiş olsun..."
Konuyu Adalet Komisyonu Başkan ve Başkanvekili'ne de sorduk...
Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, önce TCK'yı okudu, sonra Çek Kanunu'nu inceleyip devam etti:
"Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu..."
İyimaya "Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şeyin olmadığını, onların cezalarının ortadan kalktığını" da vurguladı.
Başkanvekili Hakkı Köylü ise daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptıklarını belirterek, "170 kadar yasa maddesinde düzenleme yapılmıştı" anımsatmasında bulundu.
Çek Kanunu ile ilgili olarak da hükümete geçmişte uyarıda bulunduklarını söyleyen Köylü, "Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir" dedi.
Meclis, TCK gibi dev boyutlu Borçlar ve Türk Ticaret kanunlarını bir an önce çıkarabilmek için çaba gösterirken, geçmişte çıkardığı kanunun yarattığı af depremiyle yüz yüze kalıyordu.
İyimaya'nın da dediği gibi; geçmiş olsun...

eski dost dedi ki...

eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59

21.03.2009 18:42


eski dost dedi ki...
Suç ve cezalara ilişkin esaslar
Madde 33- (1) Suç ile ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiili gerçekleştirmesinden dolayı cezalandırılamaz ve kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
(2) Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da birinci fıkra uygulanır.
(3) Suçluluğu kesin mahkeme kararı ile hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
(4) Hiç kimse, kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
(5) Ceza sorumluluğu şahsîdir.
(6) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.
(7) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.
(8) Kamu İdaresi, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Türk Silâhlı Kuvvetlerinin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
(9) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.

20.03.2009 18:58


eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59


eski dost dedi ki...
ekonomik suclara biraz daha acıklık getirilmeli.karsılıksız çek davalarından getirilen hapis cezaları kesinlikle kalkmalı,sebebi diğer yorumlarda da acıklandığı gibi bunun alacaklıya hic bir faydası yoktur.borclunun ödeyebilirliğini engellemektir.borc ortadan kalkmamalı,en azından borc meblağına ,ve borclunun konumuna göre süre verilmeli.bu alacaklının hic alamamasından daha iyidir diye düsünüyorum.günümüzde avukatların tutumu hapis kapıya gelince öder olayına katılmıyorum,varsa ödenir ,yoksa girilir ve ödenebilirliği ortadan kalkar.tabiki bu dolandırıcılk amacıyla yapılmis durumların dısında tutulmalıdır.bu ayrım mahkemelerde kolaylıkla tespit edilebilir.çeke güvenilirlik böyle sağlanamadığına inanıyorum.çünkü hic bir tacir çek yazarken veya alcaklı aldığı cekin hapis cezası tasımasını düsünerek bu işlemi yapmaz.kaldı ki ülke nin ekonomik durumu ortada,soncta yönetimin yaptığı hatalar ,piyasalara yansımasıdır ,fakat cek yazıp ödeme tahüdü veren ,insanlar hapis e giriyor.biraz daha bu konuya eğilinmesinde fayda görüyorum,tesekkürler

20.03.2009 19:00


eski dost dedi ki...
Karşılıksız çek de cezaî yaptırımı kaldırdığımız zaman ticarî hayatın sekteye uğrayacağı, çek kullanımının azalacağı dolayısıyla dolaşıma çek yoluyla çıkarılan parasal kıymetin azalmasıyla çek yoluyla yaratılan ticarî gelişmenin gerileyeceği şeklindeki eleştiri gerçeği yansıtmamaktadır. Çeke cezaî yaptırımla sağlanan güvence sanal ve aldatıcıdır. Dürüst insanlar zarar görmektedir. Çekte cezaî yaptırımla Devletin gücünün sağladığı güvence ile rahatlayan insanlar, ticari hayatın temel kurallarından olan, iş yaptığı kişiyi araştırma soruşturma, güven duymada itidallik kısacası basiretli davranmayı terk etmektedir. Bunun sonucunda ticari hayattaki bu boşluk sahtekâr kişilerce rahatça doldurulmaktadır. Dürüst insanlara hizmet etmesi gereken bir kurum sahtekârlara hizmet etmektedir. Çekte cezaî yaptırımın kaldırılmasıyla çekin diğer kıymetli evraklardan önemli bir farkının ortadan kalkacağı bir gerçektir. Bu gerçeğin yanında şunu da söyleyebiliriz. Çek asli fonksiyonu olan nakit para karşılığı ve görüldüğünde ödenecek olması pozisyonuna, daha da yaklaşacaktır. Çek karşılıksız kaldığında cezaî yaptırım olmayacağını bilen insanlar, çok güvendikleri dürüst insanlardan çek kabul edeceklerdir. Bu durumda sözüne ve davranışına güvenilir insanlar ticari hayatta söz sahibi olacaklar, sahtekârlara bu anlamda tanınan kredi de tükenmiş olacaktır. Ayrıca taraflar arasındaki özel alacak borç ilişkisinden doğan karşılıksız çek keşide etme fiiline hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesi, devletin alacaklının yanında taraf olduğu anlamına gelir ki, devlet yargılama faaliyeti sırasında hiçbir şekilde taraf olmamalıdır.
Hürriyeti bağlayıcı ceza ancak, çok ağır ve kamu düzenini ciddi şekilde bozucu fiillerde uygulanmalıdır. Öte yandan Türkiye’nin de taraf olduğu, “İnsan Hakları ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Sözleşme” (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmeleri) çerçevesinde imzalanan ancak ülkemizin katılmadığı 4 sayılı protokolün birinci maddesi, özel hukuk alanında “borç için hapsedilmeme” kuralını öngörmüştür. Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu ve onayladığı uluslararası nitelikteki sözleşmelerde de açık olmasa da kişinin borç nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağını öngören hükümler bulunmaktadır. Uluslararası hukukta yer alan tüm bu belgeler birlikte değerlendirildiğinde genel eğilimin, borç için kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması veya insan haysiyeti ile bağdaşmayan diğer ceza ve uygulamalara maruz kalmaması yolunda olduğu görülür. Bu itibarla karşılıksız çek keşide etmek eylemi nedeniyle borçluyu, “cezaevine girmek veya cezaî yaptırımla karşılaşmak” gibi ikilemle karşı karşıya bırakarak mahkemeler ve savcılıkları borç tahsili için aracı kurum olarak kullanmanın terk edilmiş bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz.

20.03.2009 19:01


eski dost dedi ki...
Türk Ceza Kanunu'nun hazırlanmasında emeği geçen Prof. Dr. Adem Sözüer aradı.
Söze, "Çok daha vahim bir durum var..." diye başladı.

Toplu af gibi...
Yeni Türk Ceza Kanunu'nun 2004'te yürürlüğe girdiğini anımsatıp, "TCK'nın 5'inci maddesini" anımsattı.
Sözünü ettiği madde aynen şöyle:
"Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır..."
Hukuki dildeki anlamı net...
Özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlar tek tek TCK'ya göre yeniden düzenlenecek. Bu düzenlemelerin yapılabilmesi için de Meclis'e bir yıl süre tanındı.
Ancak öngörülen bir yılda düzenlemeler yapılamayınca, birer yıl ertelenerek 31 Aralık 2008'e gelindi.

Çek kanunu atlandı
Bu çerçevede bir ay önce (Aralık 2008) Türk Parasını Koruma Kanunu'ndaki maddelerde de süratle düzenleme yapılıp 5'inci maddenin öngördüğü şekilde TCK ile uyumlaştırıldı...
Ancak hükümet Çek Hamillerini Koruma Kanunu'nu TCK ile uyumlu hale getirmedi; buna ilişkin düzenlemeleri atladı.
Yılbaşı günü de düzenleme yapılması için öngörülen süre sona erdi.
Prof. Dr. Adem Sözüer'i dün Meclis'te Adli Tıp ile ilgili bir konuda çaba gösterirken bulduk.
Çek Kanunu'nu anımsatıp, "Şimdi ne olacak?" dediğimizde yanıtı şöyle oldu:
"TCK'nın genel hükümleri Çek Kanunu için de geçerli. Maalesef Çek Kanunu'ndaki cezalar uygulanamaz hale geldi. Çünkü Ceza Kanunu'nun genel hükümlerinde örneğin tüzel kişilere adli değil, idari para cezası var. Halbuki Çek Kanunu'nda şirketlere para cezası var. Biri diğerini tutmuyor. Uyumlu hale gelmediği için uygulanamaz oluyor."
Prof. Sözüer'e bunun karşılıksız çek kesen veya çekle ilgili bir suç işleyen kişinin affa uğraması anlamına mı geldiğini sorduk.
"Aynen öyle" deyip ekledi:
"Bu kişilere ceza verilmesinin olanağı yok. Zaten birçok mahkemeden de yargı üyeleri telefon açıp davaları düşürdüklerini bildiriyor ve bir an önce çare bulunmasını istiyor. Düzenleme olmazsa çek suçlarına bakılamaz hale gelecek."

"Geçmiş olsun..."
Konuyu Adalet Komisyonu Başkan ve Başkanvekili'ne de sorduk...
Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, önce TCK'yı okudu, sonra Çek Kanunu'nu inceleyip devam etti:
"Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu..."
İyimaya "Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şeyin olmadığını, onların cezalarının ortadan kalktığını" da vurguladı.
Başkanvekili Hakkı Köylü ise daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptıklarını belirterek, "170 kadar yasa maddesinde düzenleme yapılmıştı" anımsatmasında bulundu.
Çek Kanunu ile ilgili olarak da hükümete geçmişte uyarıda bulunduklarını söyleyen Köylü, "Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir" dedi.
Meclis, TCK gibi dev boyutlu Borçlar ve Türk Ticaret kanunlarını bir an önce çıkarabilmek için çaba gösterirken, geçmişte çıkardığı kanunun yarattığı af depremiyle yüz yüze kalıyordu.
İyimaya'nın da dediği gibi; geçmiş olsun...

eski dost dedi ki...

eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59

21.03.2009 18:42


eski dost dedi ki...
Suç ve cezalara ilişkin esaslar
Madde 33- (1) Suç ile ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiili gerçekleştirmesinden dolayı cezalandırılamaz ve kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
(2) Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da birinci fıkra uygulanır.
(3) Suçluluğu kesin mahkeme kararı ile hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
(4) Hiç kimse, kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
(5) Ceza sorumluluğu şahsîdir.
(6) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.
(7) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.
(8) Kamu İdaresi, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Türk Silâhlı Kuvvetlerinin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
(9) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.

20.03.2009 18:58


eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59


eski dost dedi ki...
ekonomik suclara biraz daha acıklık getirilmeli.karsılıksız çek davalarından getirilen hapis cezaları kesinlikle kalkmalı,sebebi diğer yorumlarda da acıklandığı gibi bunun alacaklıya hic bir faydası yoktur.borclunun ödeyebilirliğini engellemektir.borc ortadan kalkmamalı,en azından borc meblağına ,ve borclunun konumuna göre süre verilmeli.bu alacaklının hic alamamasından daha iyidir diye düsünüyorum.günümüzde avukatların tutumu hapis kapıya gelince öder olayına katılmıyorum,varsa ödenir ,yoksa girilir ve ödenebilirliği ortadan kalkar.tabiki bu dolandırıcılk amacıyla yapılmis durumların dısında tutulmalıdır.bu ayrım mahkemelerde kolaylıkla tespit edilebilir.çeke güvenilirlik böyle sağlanamadığına inanıyorum.çünkü hic bir tacir çek yazarken veya alcaklı aldığı cekin hapis cezası tasımasını düsünerek bu işlemi yapmaz.kaldı ki ülke nin ekonomik durumu ortada,soncta yönetimin yaptığı hatalar ,piyasalara yansımasıdır ,fakat cek yazıp ödeme tahüdü veren ,insanlar hapis e giriyor.biraz daha bu konuya eğilinmesinde fayda görüyorum,tesekkürler

20.03.2009 19:00


eski dost dedi ki...
Karşılıksız çek de cezaî yaptırımı kaldırdığımız zaman ticarî hayatın sekteye uğrayacağı, çek kullanımının azalacağı dolayısıyla dolaşıma çek yoluyla çıkarılan parasal kıymetin azalmasıyla çek yoluyla yaratılan ticarî gelişmenin gerileyeceği şeklindeki eleştiri gerçeği yansıtmamaktadır. Çeke cezaî yaptırımla sağlanan güvence sanal ve aldatıcıdır. Dürüst insanlar zarar görmektedir. Çekte cezaî yaptırımla Devletin gücünün sağladığı güvence ile rahatlayan insanlar, ticari hayatın temel kurallarından olan, iş yaptığı kişiyi araştırma soruşturma, güven duymada itidallik kısacası basiretli davranmayı terk etmektedir. Bunun sonucunda ticari hayattaki bu boşluk sahtekâr kişilerce rahatça doldurulmaktadır. Dürüst insanlara hizmet etmesi gereken bir kurum sahtekârlara hizmet etmektedir. Çekte cezaî yaptırımın kaldırılmasıyla çekin diğer kıymetli evraklardan önemli bir farkının ortadan kalkacağı bir gerçektir. Bu gerçeğin yanında şunu da söyleyebiliriz. Çek asli fonksiyonu olan nakit para karşılığı ve görüldüğünde ödenecek olması pozisyonuna, daha da yaklaşacaktır. Çek karşılıksız kaldığında cezaî yaptırım olmayacağını bilen insanlar, çok güvendikleri dürüst insanlardan çek kabul edeceklerdir. Bu durumda sözüne ve davranışına güvenilir insanlar ticari hayatta söz sahibi olacaklar, sahtekârlara bu anlamda tanınan kredi de tükenmiş olacaktır. Ayrıca taraflar arasındaki özel alacak borç ilişkisinden doğan karşılıksız çek keşide etme fiiline hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesi, devletin alacaklının yanında taraf olduğu anlamına gelir ki, devlet yargılama faaliyeti sırasında hiçbir şekilde taraf olmamalıdır.
Hürriyeti bağlayıcı ceza ancak, çok ağır ve kamu düzenini ciddi şekilde bozucu fiillerde uygulanmalıdır. Öte yandan Türkiye’nin de taraf olduğu, “İnsan Hakları ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Sözleşme” (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmeleri) çerçevesinde imzalanan ancak ülkemizin katılmadığı 4 sayılı protokolün birinci maddesi, özel hukuk alanında “borç için hapsedilmeme” kuralını öngörmüştür. Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu ve onayladığı uluslararası nitelikteki sözleşmelerde de açık olmasa da kişinin borç nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağını öngören hükümler bulunmaktadır. Uluslararası hukukta yer alan tüm bu belgeler birlikte değerlendirildiğinde genel eğilimin, borç için kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması veya insan haysiyeti ile bağdaşmayan diğer ceza ve uygulamalara maruz kalmaması yolunda olduğu görülür. Bu itibarla karşılıksız çek keşide etmek eylemi nedeniyle borçluyu, “cezaevine girmek veya cezaî yaptırımla karşılaşmak” gibi ikilemle karşı karşıya bırakarak mahkemeler ve savcılıkları borç tahsili için aracı kurum olarak kullanmanın terk edilmiş bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz.

20.03.2009 19:01


eski dost dedi ki...
Türk Ceza Kanunu'nun hazırlanmasında emeği geçen Prof. Dr. Adem Sözüer aradı.
Söze, "Çok daha vahim bir durum var..." diye başladı.

Toplu af gibi...
Yeni Türk Ceza Kanunu'nun 2004'te yürürlüğe girdiğini anımsatıp, "TCK'nın 5'inci maddesini" anımsattı.
Sözünü ettiği madde aynen şöyle:
"Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır..."
Hukuki dildeki anlamı net...
Özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlar tek tek TCK'ya göre yeniden düzenlenecek. Bu düzenlemelerin yapılabilmesi için de Meclis'e bir yıl süre tanındı.
Ancak öngörülen bir yılda düzenlemeler yapılamayınca, birer yıl ertelenerek 31 Aralık 2008'e gelindi.

Çek kanunu atlandı
Bu çerçevede bir ay önce (Aralık 2008) Türk Parasını Koruma Kanunu'ndaki maddelerde de süratle düzenleme yapılıp 5'inci maddenin öngördüğü şekilde TCK ile uyumlaştırıldı...
Ancak hükümet Çek Hamillerini Koruma Kanunu'nu TCK ile uyumlu hale getirmedi; buna ilişkin düzenlemeleri atladı.
Yılbaşı günü de düzenleme yapılması için öngörülen süre sona erdi.
Prof. Dr. Adem Sözüer'i dün Meclis'te Adli Tıp ile ilgili bir konuda çaba gösterirken bulduk.
Çek Kanunu'nu anımsatıp, "Şimdi ne olacak?" dediğimizde yanıtı şöyle oldu:
"TCK'nın genel hükümleri Çek Kanunu için de geçerli. Maalesef Çek Kanunu'ndaki cezalar uygulanamaz hale geldi. Çünkü Ceza Kanunu'nun genel hükümlerinde örneğin tüzel kişilere adli değil, idari para cezası var. Halbuki Çek Kanunu'nda şirketlere para cezası var. Biri diğerini tutmuyor. Uyumlu hale gelmediği için uygulanamaz oluyor."
Prof. Sözüer'e bunun karşılıksız çek kesen veya çekle ilgili bir suç işleyen kişinin affa uğraması anlamına mı geldiğini sorduk.
"Aynen öyle" deyip ekledi:
"Bu kişilere ceza verilmesinin olanağı yok. Zaten birçok mahkemeden de yargı üyeleri telefon açıp davaları düşürdüklerini bildiriyor ve bir an önce çare bulunmasını istiyor. Düzenleme olmazsa çek suçlarına bakılamaz hale gelecek."

"Geçmiş olsun..."
Konuyu Adalet Komisyonu Başkan ve Başkanvekili'ne de sorduk...
Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, önce TCK'yı okudu, sonra Çek Kanunu'nu inceleyip devam etti:
"Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu..."
İyimaya "Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şeyin olmadığını, onların cezalarının ortadan kalktığını" da vurguladı.
Başkanvekili Hakkı Köylü ise daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptıklarını belirterek, "170 kadar yasa maddesinde düzenleme yapılmıştı" anımsatmasında bulundu.
Çek Kanunu ile ilgili olarak da hükümete geçmişte uyarıda bulunduklarını söyleyen Köylü, "Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir" dedi.
Meclis, TCK gibi dev boyutlu Borçlar ve Türk Ticaret kanunlarını bir an önce çıkarabilmek için çaba gösterirken, geçmişte çıkardığı kanunun yarattığı af depremiyle yüz yüze kalıyordu.
İyimaya'nın da dediği gibi; geçmiş olsun...

gözler dedi ki...

Göz rengine göre makyaj






Makyajın en önemli detaylarından biri olan far rengini seçerken dikkatli olmalısınız.


Mavi gözlüler



Gözlerinizin doğal güzelliğini ortaya çıkarmak için, çizelgede mavinin karşısında olan, yani turuncu ailesinden bir ton seçin. "The Color Answer Book" kitabının yazarı Leatrice Eiseman "Toprak renklerinden oluşan turuncular grubu, çikolata kahvesi ve bejlerin yanı sıra, mandalina rengi gibi daha canlı tonları da içerir" diyor. Modeldeki efekti elde etmek istiyorsanız, kahverengi kalemle gözlerinizin alt ve üst kenarlarını çizerek, göz şeklini belirginleştirin. Far için mercan tonlarını tercih edin. Farı göz kapaklarınıza birkaç kat uygulayın ve derinlik vermek için, özellikle göz çizgisinde farı daha belirgin olarak sürün. Gözlerinizi parlak kılmak istiyorsanız, patlıcana çalan kahverengiyi tercih edebilirsiniz. Aynı zamanda füme de mavi gözleri buğulu gösterir.



Yeşil gözlüler



"Gözleriniz yeşilse, bakışlarınızı keskinleştirmek için, çizelgede yeşilin karşısında olan, kırmızı paletinden bir renk seçebilirsiniz. Pembeler ve sıcak lavanta tonları gözlerinize en iyi giden renklerdir" diyor Kate Hudson'ın makyözü Paul Starr. Kırmızı ailesinden renk seçerken, gözlerinizden daha canlı renklerden kaçının, yoksa gözlerinizi ön plana çıkarmak yerine, tam tersine onların soluk kalmasına neden olacaksınız. Starr'dan bir öneri daha: "Siyah likit kalem kullanırsanız, uçuk tondaki farla son derece seksi bir kontrast elde edersiniz." Ayrıca açık sarıya çalan bakır tonlarını çok ince bir şekilde kullanırsanız ilgi çekici bir makyaj sağlayabilirsiniz.



Kahverengi gözlüler



Kahverengi gözlerinizin sıradan olduğunu asla düşünmeyin. Yapmanız gereken tek şey, mavi renk kullanarak, onları ön plana çıkarmak. Kahverenginin kontrastı olan mavi, gözlerinizi son derece çekici gösterecek. "Zengin bir kobalt, parlak bir gök mavisi veya uçuk bir bebek mavisi kullanabilirsiniz." diyor Janet Jackson ve Jennifer Anniston'un makyözü BJ Gillian. Işıltılı bir mavi tercih ediyorsanız, daha dramatik bir efekt için, gözünüzün alt tarafını koyu bir mavi kalemle çizerek, kalemin üzerine açık renkteki farı sürün. Ancak daha doğal bir bakış elde etmek istiyorsanız, haki ve kahverengi tonlar da kullanabilirsiniz.



Gri-mavi gözler



Göz kapaklarında asker yeşili far kullanılabilir. Asker yeşili bu renk gözleri daha çok öne çıkarır, çok doğal durur.



Mavi-yeşil gözler



Gece mavisi bu göz rengini daha çok vurgular. Yalnız gece mavisini transparan şeklinde kullanmayı tercih edin, yani abartıya kaçmayın, hafif sürmeye dikkat edin.



Gri gözler



Jean mavisi gri gözleri ön plana çıkarır. Ama bu göz rengi için inci beyazı ya da opal rengi de son zamanlarda çok fazla tercih ediliyor.



Gri-yeşil gözler



Gül kurusu gri ve yeşil karışımı gözler için idealdir ama gözün üstünü de siyah bir eye liner ile belirginleştirin. Ayrıca gümüş ya da azur renklerini ayrı ayrı ya da kombine ederek kullanmak da çok beğeniliyor.



Ela gözler



Kahverengi tonları bu göz rengini belirginleştirir. Yalnız kahverengi tonlarını göz kapağı ve kaş kenarına doğru farklı tonlarda kullanmak daha doğru olur.

eski dost dedi ki...

eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59

21.03.2009 18:42


eski dost dedi ki...
Suç ve cezalara ilişkin esaslar
Madde 33- (1) Suç ile ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiili gerçekleştirmesinden dolayı cezalandırılamaz ve kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
(2) Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da birinci fıkra uygulanır.
(3) Suçluluğu kesin mahkeme kararı ile hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
(4) Hiç kimse, kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
(5) Ceza sorumluluğu şahsîdir.
(6) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.
(7) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.
(8) Kamu İdaresi, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Türk Silâhlı Kuvvetlerinin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
(9) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.

20.03.2009 18:58


eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59


eski dost dedi ki...
ekonomik suclara biraz daha acıklık getirilmeli.karsılıksız çek davalarından getirilen hapis cezaları kesinlikle kalkmalı,sebebi diğer yorumlarda da acıklandığı gibi bunun alacaklıya hic bir faydası yoktur.borclunun ödeyebilirliğini engellemektir.borc ortadan kalkmamalı,en azından borc meblağına ,ve borclunun konumuna göre süre verilmeli.bu alacaklının hic alamamasından daha iyidir diye düsünüyorum.günümüzde avukatların tutumu hapis kapıya gelince öder olayına katılmıyorum,varsa ödenir ,yoksa girilir ve ödenebilirliği ortadan kalkar.tabiki bu dolandırıcılk amacıyla yapılmis durumların dısında tutulmalıdır.bu ayrım mahkemelerde kolaylıkla tespit edilebilir.çeke güvenilirlik böyle sağlanamadığına inanıyorum.çünkü hic bir tacir çek yazarken veya alcaklı aldığı cekin hapis cezası tasımasını düsünerek bu işlemi yapmaz.kaldı ki ülke nin ekonomik durumu ortada,soncta yönetimin yaptığı hatalar ,piyasalara yansımasıdır ,fakat cek yazıp ödeme tahüdü veren ,insanlar hapis e giriyor.biraz daha bu konuya eğilinmesinde fayda görüyorum,tesekkürler

20.03.2009 19:00


eski dost dedi ki...
Karşılıksız çek de cezaî yaptırımı kaldırdığımız zaman ticarî hayatın sekteye uğrayacağı, çek kullanımının azalacağı dolayısıyla dolaşıma çek yoluyla çıkarılan parasal kıymetin azalmasıyla çek yoluyla yaratılan ticarî gelişmenin gerileyeceği şeklindeki eleştiri gerçeği yansıtmamaktadır. Çeke cezaî yaptırımla sağlanan güvence sanal ve aldatıcıdır. Dürüst insanlar zarar görmektedir. Çekte cezaî yaptırımla Devletin gücünün sağladığı güvence ile rahatlayan insanlar, ticari hayatın temel kurallarından olan, iş yaptığı kişiyi araştırma soruşturma, güven duymada itidallik kısacası basiretli davranmayı terk etmektedir. Bunun sonucunda ticari hayattaki bu boşluk sahtekâr kişilerce rahatça doldurulmaktadır. Dürüst insanlara hizmet etmesi gereken bir kurum sahtekârlara hizmet etmektedir. Çekte cezaî yaptırımın kaldırılmasıyla çekin diğer kıymetli evraklardan önemli bir farkının ortadan kalkacağı bir gerçektir. Bu gerçeğin yanında şunu da söyleyebiliriz. Çek asli fonksiyonu olan nakit para karşılığı ve görüldüğünde ödenecek olması pozisyonuna, daha da yaklaşacaktır. Çek karşılıksız kaldığında cezaî yaptırım olmayacağını bilen insanlar, çok güvendikleri dürüst insanlardan çek kabul edeceklerdir. Bu durumda sözüne ve davranışına güvenilir insanlar ticari hayatta söz sahibi olacaklar, sahtekârlara bu anlamda tanınan kredi de tükenmiş olacaktır. Ayrıca taraflar arasındaki özel alacak borç ilişkisinden doğan karşılıksız çek keşide etme fiiline hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesi, devletin alacaklının yanında taraf olduğu anlamına gelir ki, devlet yargılama faaliyeti sırasında hiçbir şekilde taraf olmamalıdır.
Hürriyeti bağlayıcı ceza ancak, çok ağır ve kamu düzenini ciddi şekilde bozucu fiillerde uygulanmalıdır. Öte yandan Türkiye’nin de taraf olduğu, “İnsan Hakları ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Sözleşme” (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmeleri) çerçevesinde imzalanan ancak ülkemizin katılmadığı 4 sayılı protokolün birinci maddesi, özel hukuk alanında “borç için hapsedilmeme” kuralını öngörmüştür. Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu ve onayladığı uluslararası nitelikteki sözleşmelerde de açık olmasa da kişinin borç nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağını öngören hükümler bulunmaktadır. Uluslararası hukukta yer alan tüm bu belgeler birlikte değerlendirildiğinde genel eğilimin, borç için kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması veya insan haysiyeti ile bağdaşmayan diğer ceza ve uygulamalara maruz kalmaması yolunda olduğu görülür. Bu itibarla karşılıksız çek keşide etmek eylemi nedeniyle borçluyu, “cezaevine girmek veya cezaî yaptırımla karşılaşmak” gibi ikilemle karşı karşıya bırakarak mahkemeler ve savcılıkları borç tahsili için aracı kurum olarak kullanmanın terk edilmiş bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz.

20.03.2009 19:01


eski dost dedi ki...
Türk Ceza Kanunu'nun hazırlanmasında emeği geçen Prof. Dr. Adem Sözüer aradı.
Söze, "Çok daha vahim bir durum var..." diye başladı.

Toplu af gibi...
Yeni Türk Ceza Kanunu'nun 2004'te yürürlüğe girdiğini anımsatıp, "TCK'nın 5'inci maddesini" anımsattı.
Sözünü ettiği madde aynen şöyle:
"Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır..."
Hukuki dildeki anlamı net...
Özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlar tek tek TCK'ya göre yeniden düzenlenecek. Bu düzenlemelerin yapılabilmesi için de Meclis'e bir yıl süre tanındı.
Ancak öngörülen bir yılda düzenlemeler yapılamayınca, birer yıl ertelenerek 31 Aralık 2008'e gelindi.

Çek kanunu atlandı
Bu çerçevede bir ay önce (Aralık 2008) Türk Parasını Koruma Kanunu'ndaki maddelerde de süratle düzenleme yapılıp 5'inci maddenin öngördüğü şekilde TCK ile uyumlaştırıldı...
Ancak hükümet Çek Hamillerini Koruma Kanunu'nu TCK ile uyumlu hale getirmedi; buna ilişkin düzenlemeleri atladı.
Yılbaşı günü de düzenleme yapılması için öngörülen süre sona erdi.
Prof. Dr. Adem Sözüer'i dün Meclis'te Adli Tıp ile ilgili bir konuda çaba gösterirken bulduk.
Çek Kanunu'nu anımsatıp, "Şimdi ne olacak?" dediğimizde yanıtı şöyle oldu:
"TCK'nın genel hükümleri Çek Kanunu için de geçerli. Maalesef Çek Kanunu'ndaki cezalar uygulanamaz hale geldi. Çünkü Ceza Kanunu'nun genel hükümlerinde örneğin tüzel kişilere adli değil, idari para cezası var. Halbuki Çek Kanunu'nda şirketlere para cezası var. Biri diğerini tutmuyor. Uyumlu hale gelmediği için uygulanamaz oluyor."
Prof. Sözüer'e bunun karşılıksız çek kesen veya çekle ilgili bir suç işleyen kişinin affa uğraması anlamına mı geldiğini sorduk.
"Aynen öyle" deyip ekledi:
"Bu kişilere ceza verilmesinin olanağı yok. Zaten birçok mahkemeden de yargı üyeleri telefon açıp davaları düşürdüklerini bildiriyor ve bir an önce çare bulunmasını istiyor. Düzenleme olmazsa çek suçlarına bakılamaz hale gelecek."

"Geçmiş olsun..."
Konuyu Adalet Komisyonu Başkan ve Başkanvekili'ne de sorduk...
Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, önce TCK'yı okudu, sonra Çek Kanunu'nu inceleyip devam etti:
"Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu..."
İyimaya "Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şeyin olmadığını, onların cezalarının ortadan kalktığını" da vurguladı.
Başkanvekili Hakkı Köylü ise daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptıklarını belirterek, "170 kadar yasa maddesinde düzenleme yapılmıştı" anımsatmasında bulundu.
Çek Kanunu ile ilgili olarak da hükümete geçmişte uyarıda bulunduklarını söyleyen Köylü, "Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir" dedi.
Meclis, TCK gibi dev boyutlu Borçlar ve Türk Ticaret kanunlarını bir an önce çıkarabilmek için çaba gösterirken, geçmişte çıkardığı kanunun yarattığı af depremiyle yüz yüze kalıyordu.
İyimaya'nın da dediği gibi; geçmiş olsun...

erkek dedi ki...

Erkekler aşık olursa...






Bir erkeğin size aşık olup olmadığını anlamak hiç de zor değil. İşte bir kaç ipucu...

İltifat eder

Erkekler her ne kadar "Benim için iç güzelliği önemli, fiziki değerlere çok önem vermem" deseler bile mutlaka dış güzelliğe bakarlar, öncelikle bir erkek âşık olduğunu ilk olarak sizi baştan aşağı süzerek belli eder.

Giyiminize, makyajınıza, yüz hatlarınıza, kilonuza, el- ayak bakımınıza, saçlarınıza, gözlerinize… Kısacası onun tarafından baştan sona fiziksel bir sınavdan geçirilirsiniz. Sınav bitiminin ardından, "Ne güzel gözlerin var", "Saçlarını çok beğeniyorum", "Mini etek sana çok yakışıyor" gibi iltifatlarla karşılaşmaya başlarsınız.

Sözün kısası, iç güzelliğiniz de olsun ama yine de siz her zaman güzel ve bakımlı olmaya gayret edin. Çünkü bir gün mutlaka bir erkek tarafından iltifat alacaksınız.

Dinler

Eğer bir erkek sizden hoşlandıysa ses tonunuzu, diksiyonunuzu; kısacası onu sözlerinizle nasıl etkileyeceğinizi merak eder. Yanınıza gelip sizinle konuşmak ve sorular sormak ister. Mümkün olduğunca ikinizin de hoşuna gidecek güncel konular bulmaya çalışın. Ona soracağınız sorular hem kendisiyle ilgilendiğinizi gösterecek hem de onun nelerden zevk aldığına dair size ipuçları verecek.

Erkekler güldüren ve zeki kızlardan hoşlanırlar. Örneğin ona çocukluğunuzun komik anılarını anlatabilirsiniz. Ayrıca tane tane konuşmaya gayret edin. İyi bir diksiyon ve etkileyici bir ses tonuna önem verdiklerini de unutmayın.

Fedakâr olur

Eğer bir erkek sizden hoşlanıyorsa içgüdüsel olarak sizi korumak ister, örneğin kalabalık ortamlarda rahatsız olduğunuzu düşünürse sizin için tartışmaya girebilir. Size sorular sorarak ihtiyaçlarınızı anlamaya çalışır.

Sağlığınızın ve keyfinizin yerinde olmasını herkesten çok o ister. Sizi her koşulda korumaya çalışıp üzülmemeniz için elinden geleni yapar.

Zaman ayırmanızı ister
Bir erkeğin hayatta en önem verdiği şeylerden biri de ilgilenilmektir. Kısacası ona önem vermenizi ve onunla vakit geçirmenizi bekler. "Bu akşam ne yapıyorsun?", "Kiminle çıkıyorsun?", "Seni evine bırakmamı ister misin?" gibi hafif kıskançlık kokan sözlerle de hayatınıza dâhil olmaya çalışır.

Onunla ilgilendiğiniz zaman mutlu olup, ona vakit ayırmadığınız zamanlarda ise kıskançlık duyguları ön plana çıkar. Eğer bir akşam eski aşkınızla yemeğe çıkacak olursanız, "Neden, ne gerek var ki?" veya "Ben varken neden onunla yemeğe çıkıyorsun?" gibi onlarca soruyla karşılaşabilirsiniz. Yani dikkat! İlişkinizin tehlikeye girmesini istemiyorsanız eski sevgililerinizle görüşmemeye çalışın. Eğer görüşecekseniz de bunu ölçülü tutmaya çalışın.

Bilin ki o sadece sizin tarafınızdan ilgi görmek istiyordur. Ona olan konsantrasyonunuzun azaldığını hissettiği andan itibaren aklına "Acaba başka bir erkek mi var?" sorularını getiriyor olabilir.

Her halinizle güzel bulur

Elbette ki de saçlarınız yapılı olduğunda ve ışıl ışıl parladığınızda size iltifat etmesini doğal karşılıyor olabilirsiniz. Yataktan kalktığınız andan gece uyuyana kadar geçen her saniyenizde, ister bakımlı görünmek için tonlarca para harcayın isterseniz de en doğal halinizle, makyaj bile yapmadan gezin, o sizi yine de güzel bulacaktır. Bu durumda gözü sizden başkasını görmüyor demektir.

Öncelik sizsinizdir

Seven erkek sevgilisine öncelik tanır. Onun için siz, zaman zaman ailesinden ve en yakın arkadaşlarından bile önce gelirsiniz, örneğin kız kardeşiyle ve sizinle alışverişe çıktığında en güzel kıyafetleri öncelikle size alır. Önce sizin iyi olmanızı, sizin gülmenizi ve mutlu olmanızı ister.

Soğuk bir yerde sizden başka üşüyen biri varsa ceketini önce size verir, hasta olduğunuzda işine gitmek yerine önce sizi ziyaret eder, hafta sonlarını ailesiyle geçirmek yerine sizinle program yapmaya çalışır. Çünkü siz onun hayatının en önemli değerisinizdir.

Adsız dedi ki...

Koçlar araştırmacı ve dikkatli, Boğalar tutucu ve geleneklerine bağlı... İşte burcunuza göre karakteriniz...


KOÇ

Kilit noktası: Kendini araması
Grubun: Ateş
Uğurlu günün: Salı
Uğurlu sayısın: 9
Uğurlu günleri: 3 Ocak, 9 Şubat, 6 Mart
Pozitif yönün: Cesur ve çok enerjik olman
Negatif yönün: Çabuk sinirlenmen, aceleci davranman
Burçtaşın: Emre Altuğ (14 Nisan), Georg Listing-Tokio Hotel (31 Mart), Arda Kural (12 Nisan), Reese Witherspoon (22 Mart), Keira Knightly (26 Mart), Jesse Mc Cartney (9 Nisan), Mandy Moore (10 Nisan), Sarah Michelle Gellar (14 Nisan), Jennifer Garner (17 Nisan), Hayden Christensen (19 Nisan), James Franco (19 Nisan), Jess Mc Cartney (9 Nisan), Şebnem Ferah (12 Nisan)
Uğur ağacın: Meşe
Cesur ve güçlü bir yapın var. Acıma duygun fazla yok. Sürekli hareket halindesin, boş durmayı sevmiyorsun.
Gezegenin :Mars
Asla sönmeyen ateşini, kızıl gezegen Mars’tan almışsın.
Çiçeğin :Sümbül
Koçun zamanı ilkbahar olduğu için bu dönemde sümbül ile mutlu olur. Pembe, mavi, mor ve beyaz renkler onu büyüler.
Ruhunda lider olma özelliği var. Etrafındakiler seni canlı, aktif ve enerjik bir insan olarak biliyor. Pratik bir zekaya sahip olmana rağmen, dikkatsiz ve aceleci davranarak hatalar yapabiliyorsun. Cesur oluşun çevrenden takdir topluyor. Yaptığın kıskançlıklar ilişkilerine zarar verebiliyor. Araştırmaya çok meraklısın. Şık olmak ve dikkat çekmek için elinden gelen her şeyi yapıyorsun.

BOĞA

Kilit noktası: : Kendini, ona ait olan şeylerde araması
Grubun: Toprak
Uğurlu günün: Cuma
Uğurlu sayısın: 6
Uğurlu günleri: 6 Ocak, 26 Temmuz, 27 Eylül
Pozitif yönün: Pratik, sabırlı, güvenilir ve sıcak kalpli olman
Negatif yönün: İnatçı, saldırgan ve kinci olman
Burçtaşın: Mehmet Günsur (8 Mayıs), Cem Yılmaz (23 Nisan), Kelly Clarkson (24 Nisan), Reene Zellweger (25 Nisan), Penelope Cruz (28 Nisan), Kirsten Dunst (30 Nisan), David Beckham (2 Mayıs), Enrique Iglesias (9 Mayıs), David Boreanaz (16 Mayıs), Chris Brown (5 Mayıs)
Uğur ağacın: Üvez
Etrafına neşe saçan, dikkat çekmeyi seven birisin. Hayata sımsıkı bağlısın. Zevk sahibisin. Duygusallık ve hassaslık senin göbek adın.
Gezegenin :Venüs
Güzellik ve zarafetle bütünleşen bu gezegen, seni olduğu gibi yansıtıyor, çekiciliğine çekicilik katıyor.
Çiçeğin :Lale
Boğa, canlı renkleri olan çiçekleri çok sever, en çok da farklı tonları ve görünümleri olan laleleri…
En önemli özelliklerinden biri, damak tadına olan düşkünlüğün. Çevrende tutucu ve geleneklerine bağlı özelliklerinle ayırt ediliyorsun. İnatçı kişiliğin yüzünden seçtiğin noktaya kilitleniyorsun. Hastalıklara karşı yeterince dirençlisin. Kolay kolay sinirlenmiyorsun, ama patladığında yanında kimse olmazsa çok iyi olur. Ailene bağlılık ve dürüstlük, hayatının önceliği.

İKİZLER

Kilit noktası: Kendini düşündüklerinde araması
Grubun: Hava
Uğurlu günün: Çarşamba
Uğurlu sayın: 5
Uğurlu günlerin: 11 Mayıs, 18 Mart, 8 Ekim
Pozitif yönün: Mantıklı, çabuk öğrenen ve yetenekli olman
Negatif yönü: Kararsız ve değişkensin
Burçtaşın: Naz Elmas (16 Haziran), Colin Farrell (31 Mayıs), Juliette Lewis (21 Haziran), Nicole Kidman (20 Haziran), Anna Kournikova (7 Haziran), Lee Ryan (17 Haziran), Gülşen (29 Mayıs), Gökhan Kırdar (2 Haziran), Liam Neeson (7 Haziran), Joseph Fiennes (27 Mayıs), Shane West (10 Haziran), Mehmet Okur (26 Mayıs)
Uğurlu ağacın: Kestane
İnsanları etkilemek gibi bir derdin yok. Her şeyi oluruna bırakırsın. İnsanlara karşı daha açık ve net olmalısın.
Gezegenin: Merkür
İkizler burcunun yöneticisi Merkür, duygusal olmayan ve objektif düşünceyi temsil eder. Uçarı olduğun kadar ciddi ve mesafelisin de…
Çiçeğin:Gül
İster tek bir dal, ister bir buket olsun; ister kırmızı, ister beyaz olsun hiç fark etmez! Gül, ikizlerin en sevdiği çiçektir.
Üstesinden gelinmesi zor durumlardan kıvrak zekan sayesinde rahatlıkla kurtulabiliyorsun. Her ortama kolaylıkla uyum sağlayabiliyorsun. Arkadaş bulmakta zorlanmıyorsun, ama havai yapınla her şeyden hemen bıkabiliyorsun. Cömertsin. Hırs yaptığın konularda çevrendekilerle yarışmaktan çekinmiyorsun.

YENGEÇ

Kilit noktası: Kendini hissettiklerinde araması
Grubun: Su
Uğurlu günün: Pazartesi
Uğurlu sayın: 2
Uğurlu günlerin: 25 Şubat, 11 Kasım, 31 Aralık
Pozitif yönün: İyi kalpli, duygusal, zeki ve sadıksın
Negatif yönün: Dikkatsiz, somurtkan ve fazla alıngan olabiliyorsun
Burçtaşın: Cansu Dere (30 Haziran),obey Maguire (27 Haziran), Tom Cruise (3 Temmuz), 50 Cent (6 Temmuz), Vin Diesel (18 Temmuz), Josh Holloway (20 Temmuz), Kevin Bacon (8 Temmuz), Josh Hartnett (21 Temmuz), Will Kemp (29 Haziran), Aşkın Nur Yengi (3 Temmuz)
Uğurlu ağacın: Karaağaç
İnsanlara neşe vermeyi seviyorsun. Başkaları için karar vermekten çok hoşlanırsın. Pratik bir zekan ve iyi bir espri anlayışın var.
Gezegenin: Ay
Yengeç burcunu, Dünya’mızın biricik yavrusu Ay yönetir. Onun çekim gücüne karşı durmak çok zordur.
Çiçeğin:Akdeniz lalesi
Akdeniz’den gelen anemon, kendine özgü bir güzelliğe sahiptir ve Yengeç’in yaşam tarzına çok uygundur.
Merhametli ve duygusal açıdan oldukça hassassın. Sahiplenmeyi seviyorsun. Aile yaşantısına çok önem veriyorsun. Aktif ve çalışkansın, fakat aceleci bir kişiliğin var. Bu yüzden dikkatin çok çabuk dağılabiliyor. Neşe dolu, umutlu, enerjik ve sportifken, aniden duygusal ruh değişimi yaşayarak sessiz, kırgın ve yüzü gülmeyen biri olman işten bile değil. Altıncı hissin çok güçlü. Sevdiğin zaman tam seviyorsun ve çok zor vazgeçiyorsun.

ASLAN

Kilit noktası: Kendini yaratma gücünde araması
Grubun: Ateş
Uğurlu günün: Pazar
Uğurlu sayın: 1
Uğurlu günlerin: 7 Nisan, 24 Mayıs, 3 Kasım
Pozitif yönün: Cömert, heyecanlı ve ileri görüşlüsün
Negatif yönün: Kibirli ve sabit fikirlisin
Burçtaşın: Madonna (16 Ağustos),oray Candemir (07 Ağustos), Charlize Theron (7 Ağustos), James Marsters (20 Ağustos), Edward Norton (18 Ağustos), Carrie Anne Moss (21 Ağustos), Halle Berry (14 Ağustos), Sandra Bullock (26 Temmuz), Ben Affleck (15 Ağustos), Kate Beckinsale (26 Temmuz)
Uğurlu ağacın: Kavak
Fazla atılgan olmasan da gerektiği zaman çok hırslı ve cesaretlisin. İnsanlarla olan ilişkilerinde seçici davranırsın.
Gezegenin:Güneş
Sonsuz ışık kaynağımız Güneş gibi, sadece kendin için değil, sevdiklerin için de elinden gelen her şeyi yapıyor, onlara güven veriyorsun.
Çiçeğin: Orkide
Aslan, kendisi gibi gösterişli olan çiçekleri sever. Büyüleyici güzellikteki orkideler, bu yüzden favorileri arasındadır.
Burçlar arasında en fazla liderlik özelliğine sahip olanlardandır Akrep Burcu. Sen de bu özellikten fazlasıyla nasibini almışsın. Kendine çok güveniyorsun. Hatta kendini o kadar çok beğeniyorsun ki bu bazen kibirlik olarak görülebiliyor. Herkesten farklı şeyler yapmak istiyorsun, bu yüzden de yaratıcılığını sonuna kadar kullanıyorsun. Gururlusun. Tek bir aşkla yaşamak sana göre değil. Ancak sevince tüm benliğinle seviyorsun.

BAŞAK

Kilit noktası: Kendini öğrendiklerinde araması
Grubun: Toprak
Uğurlu günün: Çarşamba
Uğurlu sayın: 5
Uğurlu günlerin: 15 Ocak, 29 Nisan, 26 Haziran
Pozitif yönün: Dikkatli, titiz, düzenli ve çalışkansın
Negatif yönün: Çekingen, kuruntulu ve arada zorluk çıkaran birisin
Burçtaşın: Chad Murray (24 Ağustos),Gökhan Keser (9 Eylül), Tom Kaulitz-Tokio Hotel /1 Eylül), Gustav Schäfer-Tokio Hotel (8 Eylül), İbrahim Kendirci (9 Eylül), Yasemin-Hepsi (21 Eylül), Keanu Reeves (2 Eylül), Chda Michael Murray (24 Ağustos), Benjamin Mc Kenzie (12 Eylül), Salma Hayek (2 Eylül), Adam Sandler (9 Eylül), Hugh Grant (9 eylül), Emmy Rossum (12 Eylül), Thalia (26 Ağustos), Pink (8Eylül), Claudia Schiffer (25 Ağustos)Rafet El Roman (25 Ağustos)
Uğurlu ağacın: Zeytin
Sıcak ortamlarda bulunmayı seviyorsun. Kalbin de sıcacık; kıskançlık ve hırs nedir bilmiyorsun.
Gezegenin: Merkür
Titizliğini ve güvenini Merkür’den alıyorsun.
Çiçeğin: Lavanta
Mis gibi kokan mor lavantalar tam başaklara göredir. Etkileyici, çekici ve doğal…
Her konuda düzenli olduğun gibi temizsin de. Detaylara inmeyi çok seviyorsun, fakat bazen bütün bunların içinde kaybolabiliyorsun. Evhamlı ve hastalık hastası özelliklerin de var. Hayattaki en büyük hedefin, her konuda mükemmele ulaşmak. Bu anlayışın ilişkilerinde problem yaratabiliyor. Mizah anlayışın çok gelişmiş. İnsanları rahatlıkla eleştirebiliyorsun. Ama eleştirilen sen olduğunda gözün hiçbir şey görmüyor.

TERAZİ

Adsız dedi ki...

ÜYE NUMARANIZ ŞİFRENİZ






21 Mart 2009
Cumartesi
18:50:33

HESABIM ANASAYFA İDDAA AT YARIŞI SPORTOTO HAKKIMIZDA YARDIM

İddaa Bülteni İddaa Sonuçları At Yarışı Programı At Yarışı Sonuçları Para Yatırma İşlemleri








IDDAA KUPONLARI AT YARIŞI KUPONLARI AT YARIŞI BİLGİLERİ

BANKO KUPON
227 SIVASSPOR - BESIKTAS
MS 2


2,10

232 LE HAVRE - BORDEAUX
MS 2


1,50

244 VILLARREAL - BILBAO
AÜ Üstü


1,65


Toplam Oran 5,20

SÜRPRİZ KUPON
230 NIJMEGEN - WILLEM
MS 2


6,00

257 ROSARIO CENTRAL - VELEZ SARSFIELD
İM X/2


5,75

342 SPARTAK NALCHIK - RUBIN KAZAN
İM X/2


4,50


Toplam Oran 155,25

BASKETBOL KUPONU
770 TAU CERAMICA - BADALONA (4,50h) (8,50h)
MS 1
Limit:166,50



792 GRANADA - ZARAGOZA (3,50h) (6,50h)
MS 2
Limit:155,50



795 MENORCA - ESTUDIANTES (0,50h) (1,50h)
AÜ Altı
Limit:152,50



797 SEVILLA - MURCIA (2,50h) (5,50h)
MS 2
Limit:154,50




Toplam Oran 8,00


Tüm Hazır Kuponlar İçin Tıklayınız







Sıradaki bahisleri kuponunuza eklemek için oranlara tıklayınız
21.03.2009 Tarihli sıradaki bahisler MBS 1 X 2 1X 12 X2 Toplam Altı Üstü Y
223 19:00 AUSTRIA KARNTEN - RAPID VIENNA 2,70 3,00 2,10 1,42 1,18 1,24 - 1,60 1,85
224 19:00 RIED - ALTACH 1,65 3,20 4,00 1,09 1,17 1,78 - 1,90 1,55
225 19:00 STURM GRAZ - MATTERSBURG 1,35 3,75 6,50 - 1,12 2,38 - 1,85 1,60
226 19:00 CATANIA - LAZIO 2,10 2,80 2,90 1,20 1,22 1,42 - 1,65 1,80
227 19:00 SIVASSPOR - BESIKTAS 2,60 3,10 2,10 1,41 1,16 1,25 - 1,65 1,80
768 19:00 PAOK - KAVALA (7,50 h) Ekle - Ekle - - - 148,50 Ekle Ekle
769 19:00 CLE CAVALIERS - ATL HAWKS (8,50 h) Ekle - Ekle - - - 184,50 Ekle Ekle
770 19:15 TAU CERAMICA - BADALONA (8,50 h) Ekle - Ekle - - - 166,50 Ekle Ekle
228 19:20 CRYSTAL PALACE - READING 2,70 3,00 2,10 1,42 1,18 1,24 - 1,65 1,80
229 19:30 NEWCASTLE - ARSENAL 4,50 3,30 1,55 1,90 1,15 1,05 - 1,75 1,70
230 19:45 NIJMEGEN - WILLEM 1,40 3,60 6,00 - 1,14 2,25 - 1,75 1,70
231 20:00 AUXERRE - LE MANS 1,80 2,80 3,75 1,10 1,22 1,60 - 1,45 2,05
232 20:00 LE HAVRE - BORDEAUX 6,00 3,00 1,50 2,00 1,20 - - 1,60 1,85
233 20:00 LILLE - GRENOBLE 1,40 3,30 7,00 - 1,17 2,24 - 1,50 1,95
234 20:00 NANCY - MONACO 2,00 2,70 3,20 1,15 1,23 1,46 - 1,40 2,15



DUYURULAR

SAKAT VE CEZALI OYUNCULAR...
Bazı oyuncular, maç öncelerinde yapılan tıbbi müdahalelerle sahaya çıkabilmektedirler.Bu nedenle lis »»

PROGRAM BİLGİLERİ...

YENİ PROGRAMLA İLGİLİ HENÜZ BİR DEĞİŞİKLİK YAPILMAMIŞTIR.
»»


Lig Radyo'daki Kampanyalarımız...

Maçın adamı;

Lig sonuna kadar 4 büyük »»

Nesine Abi bizlerle...

Klasik tahmin anlayışından biraz daha farklılaşarak, yine futbolu ön planda tutmak üzere, herke »»


HAFTANIN FUTBOLCUSU

»»

“Hazır Bahis”ve“Ertesi Güne Oyun Oynama”
Daha önce yurtiçi ve yurtdışı yarış programlarında açıklanan müşterek bahis oyunlarına oynanabilen b »»


60 günde 48 kupon..
2009 yılı başından itibaren, ilk 16 dönem sonunda, editörlerimiz Serdar PİRNAL ve Volkan Ç »»

RADYOSPOR'DAYIZ..

www.nesine.com»»


Nesine.com CNN TÜRK'te..

nesine.com artık CNN TÜRK'te yayınlanan, 3 büyüklerin maçları öncesi futbols »»

Nesine.com Şekerbank İş birliği

Bundan böyle, Şekerbank internet şubesinde ödemeler adımından üye numaranızı kullanarak, Nesine »»









18 YAŞINDAN KÜÇÜKLER OYNAYAMAZ!
Hakkımızda İletişim Bilgileri Gizlilik Kullanım Şartları
SporToto ve Türkiye Jokey Kulubü yasal bayisi

önerir; hepsiburada.com azbuz blog
gezisitesi.com sevgili
ekolay.net hemalhemsat.com

Adsız dedi ki...

Online Social Networks Bring People Together
Online social networks have become the replacement for many real life social networks. It is easier to keep in touch with friends and family with the use of online social networks.

If people want to make new friends, find old friends, or make business contacts, the easiest place to do so is though fun online social networks. Online social networks help people who want to make friends by having members make profiles. People seeking friendships can search online social networks' profiles to find the type of people that they are seeking to have as friends.

Similarly, online social networks can help people to find old friends by allowing members to search profiles on online social networks for specific names. If people are using online social networks to make social business connections, they can search the online social networks' profiles by members' occupations or business affiliations.

Other uses for online social networks are sharing music and learning about different cultures. On online social networks, people can share music that they have written or they can share music videos or CDs by playing it on their profile page.

If people want to learn something new about different cultures, a great place to look is on online social networks. Online social networks include people from all over the world and people can befriend anyone on the networks. Just by visiting some profiles, members can learn interesting facts about other countries and cultures.

PerfSpot.com is a diverse online social network where people of all ages and backgrounds get together and share interests. Whether people want to make friends with people who are just like them or if they want to diversify and make friends with people who are completely different, PerfSpot.com is the perfect spot. PerfSpot.com encourages friendly interaction among its members through videos, music, photos, and personal blogs.

eski dost dedi ki...

hepiniz kendi kişiligini baltalayan zavallılarsınız .bunların acısını başınıza büyük olaylar geldigi zaman anlayacaksınız ,ama tren kaçackk

Adsız dedi ki...

Cinsel ilişkide uyum






Eşinizle birlikte uyumlu bir cinsel hayatınızın olması, ilişkinizi kuvvetlendirmenin yanı sıra, ruh halinizi de olumlu yönde etkiler. Ortak bir ahengin ve uyumun yakalandığı güzel bir cinsel yaşam için, bazı ayrıntılara dikkat etmeniz gerekiyor.

Uzman Psikolojik Danışman Hülya Topal, konuyla ilgili: "Cinsel ilişkide sadece kendinizi ya da eşinizi düşünerek hareket ediyorsanız, bu her şekilde eksik bir ilişki yaratacaktır. Cinsel birleşme, her iki taraf için de zevk alınacak, uyum içerisinde ortak duyguların ve sonuçların elde edildiği bir süreç olmalıdır. Aksi takdirde bir tarafa zevk verirken, bir taraf acı çekebilir veya hiçbir şey hissetmeyebilir. Buna bağlı olarak duygu durumunda farklılaşma görünebilir. Mutsuzluk, hayal kırıklığı, öfke, karamsarlık, başka arayışlar vs. duygular cinsel ilişkinize gölge düşürebilir." diyor ve devam ediyor:

Doğru bir uyum için neler yapılmalı

Uyum; birlikte daha güçlü olmak ve daha iyi sonuçlar alma çabasıdır. Uyum yaşamanın her aşamasında önemliyken, cinsellikte çarpıcı bir öneme sahiptir.

Hem kendinizi hem de eşinizi tanıyın: Öncellikle kendinizin ve eşinizin bedenini tanıyın. Kendinizle barışık olun. Kendini tanımayan ve kendi ile ilgili olumlu ve olumsuz düşüncelerin farkında olmayan biri, cinsellikte de rahat olmaz.

İletişim kurun: Karşılıklı konuşarak cinsellikle ilgili kafanızdaki kaygılarınızı, korkularınızı, üzüntülerinizi, geçmiş sıkıntılarınızı, cinsellikle ilgili beklentilerinizi ve hayallerinizi paylaşmalı ve bunları uygun bir dille iletebilmelisiniz. Kendinizin ve eşinizin algı sistemlerini (görsel, işitsel, dokunsal gibi) fark edebilmeniz ve ona bağlı iletişim kanallarını aralamalısınız.

Kendinizi sevin ve güvenin: Kendinizi sevmezseniz, başkasının da sizi seveceğine inanmanız zorlaşır. Kendinizi güvende hissedin ki, partneriniz de güvenli olarak, sağlıklı ve mutlu bir cinsellik yaşasın.

Partnerinize karşı sevgi ve saygı besleyin: Eşlerin birbirlerine karşı saygı ve sevgileri olmadığı takdirde, mutsuz sağlıksız bir cinsel hayatları olur. Gün içinde güzel jest ve mimikler kullanmak, güzel ve anlamlı bir bakış, bir çiçek vermek ya da telefonla hal hatırı güzel aşk sözcükleri ile ifade etmek, sevgi ve ilgiyi ifade eden yollardan bazılarıdır.

Birbirinize zaman ayırın: Bir şeye biçtiğiniz değer, ona ayırdığınız zamanla ilintilidir. Eşinizle yeni tanıştığınızda birbirinize ayırdığınız zaman belki daha çokken, sonraları çocuk, iş, arkadaşlar, günlük sorunlara odaklanıp birlikte daha az vakit geçirmeye başlamış olabilirsiniz. Eşinizle birbirinize ayırdığınız zaman ilk günkü gibi olmalıdır.

Tartışmaktan çekinmeyin: Çiftler arasındaki farklılıklar kaçınılmazdır ve tartışma ilişkinin doğal parçasıdır. Eşinizle, her zaman aynı fikirde olmasanız bile, sağlıklı bir şekilde tartışmalı ve duygularınızı paylaşmalısınız. Bu, aranızdaki bağı güçlendirir.

Sık sık dokunun: Dokunmak insan doğasında var olan bir duygudur ve birey için bir ihtiyaçtır. Dokunmanın vermiş olduğu rahatlık, karşınızdakine güven, destek, koruma, şefkat ve tabii ki heyecan verir.

Esnek ve değişime açık olun: İnsanlar, fizyolojik ve psikolojik değişimlere bağlı olarak sancılı veya sancısız değişim ve gelişim geçirebilirler. Partnerinizin geçirdiği değişime uyum sağlamanız ya da birlikte değişebilmeniz, size başarılı bir ilişki sürdürebilmeniz için fayda sağlar.

Spor yapın ve iyi beslenin: Alkol ve kafein tarzı içeceklerden sakınmalısınız, çünkü bunlar cinsel hayatınızı olumsuz etkiler. Ayrıca, düzgün ve esnek bir vücuda sahip olmak için spor yapmalısınız. Örneğin, eşinizle birlikte yaptığınız sabah yürüyüşleri, genel anlamda sağlığınız ve cinsel yaşamınız için son derece önemlidir, çünkü sinir sisteminiz, salgı bezleriniz ve iç organlarınız arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır. Cinsel ilişkinizde bu küçük ayrıntılara dikkat ettiğinizde aranızdaki uyumun arttığını fark edeceksiniz.

Sağlıklı cinsel ilişkinin püf noktaları

Sağlıklı bir cinsel yaşantıya sahip olabilmek ve cinsel ilişkinizi daha sağlıklı ve mutlu hale getirebilmek için dikkat etmeniz gereken birtakım can alıcı noktalar vardır. Belki zaman zaman bilmeden ya da bilerek ihmal ettiğiniz bu durumları, tekrar gözden geçirerek her bir madde ile ilgili sıkıntılarınızın olup olmadığını değerlendirmeli ve gerek görülürse cesaretli bir şekilde, bir cinsel terapistten yardım almalısınız.

• Her iki taraf için de iyi sonuçlanan bir cinsel ilişki için, seçtiğiniz ortam çok önemli. Öncelikle rahat edebileceğiniz uygun bir mekan ve rahat bir ortam belirlemelisiniz. Dinlendirici bir müzik, loş ışıklar, güzel kokular ve mumlar odaya romantik bir hava katabilir. Mutluluğunuzu hatırlatan resimlerle, odayı süsleyebilir ve odanızda kafanızı karıştıracak veya dikkatinizi dağıtacak eşyalardan arındırabilirsiniz. Sade ve sık sık havalandırabileceğiniz bir ortam sizin için uygun olabilir.

• Yemekten hemen sonra cinsel ilişkiye girmemeye dikkat edin. Şişkinlik yapan veya partnerinizi rahatsız edecek ağız kokusu yaratacak yiyeceklerden sakınmalısınız. Yorgun, aç ve kızgınken de cinsel ilişkiden kaçının. Bu, sizin ya da partnerinizin cinsel enerjisinde dengesizlik yaratabilir. Sevişmeden önce tuvalet ihtiyacınızı giderin, çünkü bu sizde basınç yapabilir ve bu da sizi rahatsız eder.

• Sevişmeden hemen sonra kasların gevşemesi ile birlikte bir rehavet oluştuğundan dinlenmeniz size iyi gelecektir. İlişki sonrası dinlenme, tekrar enerjinizi toparlayabilmenizi sağlar.

• İlişkiye girmeden önce sakin ve rahat olmanız çok önemli. Önce ılık bir duş alın ve cinselliğin tadını çıkarmak için olumsuz düşüncelerden zihninizi arındırın. Öfkeli ve kızgınsanız, duygu durumunuzu mutlaka değiştirmeli ve sakinleşmelisiniz.

• Yaşayacağınız cinselliğe iyi konsantre olmanız gerekiyor. Cinsel ilişki esnasında kafanız açık olan ocağa, komşuya gidecek sese, açık kalan cama takılmamalı ve tam olarak yaptığınız işe kendinizi vermelisiniz. Aksi takdirde, haz almadığınız gibi karşınızdakine de veremeziniz ve boşalma gerçekleşmez. Boşalmanın önce zihinde gerçekleşmesi gerekir.

20.02.2009

ÇİNÇİNLİ dedi ki...

ULAN AMINA KOYDUGUMUN EVLATLARI DALGA GEÇECEKSENİZ ÇET YAPACAKSANIZ BAŞKA YER Mİ YOK SİKTİRİN GİDİN PEZEVENKLER

Adsız dedi ki...

Hamilelik sonrasında cinsellik






Tıbbi açıdan kadının kanaması durduktan ve doğuma veya sezaryene bağlı yara iyileşmesi tamamlandıktan sonra cinsel ilişkide bulunulmasında sakınca yoktur. Bu da doğumdan sonra ortalama 4–6 haftalık bir dönemi kapsar. Bu dönemde eşler birbirinden uzak durmamalı fiziksel ve duygusal yakınlığı sürdürmelidirler. Eşlerin birbirlerine sarılıp okşamaları, duygu ve düşüncelerini paylaşmaları yapılacak en güzel davranıştır.

Emzirme ve doğumun etkisi ile gebelik şansı azalmakla birlikte güvenilir bir doğum kontrol yöntemi doğumdan 1.5 ay sonra kullanılmaya başlanmalıdır. Bu dönemden sonra cinselliğe başlanılabilr. İlk başlarda vajende eskiye oranla bir kuruluk görülebilir. Bunun nedeni özellikle emziren kadınlarda yüksek prolaktin hormonu bazen cinsel istekte azalma ve vajinada kuruluk yapabilir. Kuruluk vajinal jellerle giderilebilir. Doğum ve bebek bakımının kadın için son derece yorucu olması nedeniyle doğum sonrası ilişki sıklığında azalma beklenen bir durumdur. Ancak doğum sonrası depresyon veya başka bir sorun eklenmediğinde genellikle doğumdan 3 ay sonra gebelik öncesi cinsel ilişki sıklığına dönülmektedir. Doğumdan özellikle bir yıl sonrasında cinsel aktiviteyi gebeliğin başındaki cinsel aktivite miktarı etkilemektedir. Yine İsveç’te yapılan b ir çalışmada çiftlerin doğumdan 6 ay sonraki cinselliğini inceliyor. Buna göre en sık görülen cinsel aktivite miktarı ayda 1 veya 2 olarak bulunmuş. Buna en büyük neden olarak çiftler ve özellikle kadınlar “cinsel aktivite için çok yorgun olduklarını” gösteriyor. Bebeğin bakım ihtiyaçları azaldıkça, uykusu düzene girdikçe cinsel aktivitenin de normale dönmesi bekleniyor.

Etken olan bir başka factor ağrı duyulmasıdır. Emziren annede meme başı tahrişi ve normal doğuran annede epizyotomi bölgesindeki ağrı problem oluşturuyor. Doğumdan sonraki 6. ayda da devam eden ağrılı cinsel ilişki görülme sıklığı normal ve vajinal yırtık olmaksızın doğuranlar ile sezaryan ameliyatı ile doğuranlarda yüzde 3-4 iken, ileri düzeyde vajinal yırtık veya kesi ile doğum yapanlarda yüzde 11-14 olarak bulunmuştur. Estetik kaygılar yüzünden kendini beğenmeyen kadının sevişme sırasında zihnini sürekli bedeniyle meşgul etmesi cinsel ilişkiden zevk almasını önlüyor. Bunun yanı sıra eşini eskisi kadar bakımlı bulmayan erkek de cinsel yaşamdan uzaklaşıyor Doğum sonrasındaki değişimler en çok kadını etkiliyor demek hiç de yanlış olmaz.

Doğum, başta cinsel isteksizlik olmak üzere, disparoni ve vajinismus gibi önemli pek çok soruna yol açabiliyor. Aslında bu durumdan kadınlar kadar olmasa da erkekler de etkileniyor. Onlar da yeni bir düzene alışmaya çalışırken cinsel yaşamlarında sorunlar başlıyor. Cinsel isteksizlik ve ereksiyon kaybı, doğum sonrasında erkekler arasında en sık görülen cinsel sorunları oluşturuyor. Doğumun ardından geçirilen uykusuz geceler, iki üç saatte bir tekrarlanan emzirme işlemi, bebeğin sık sık hastalanması derken ailenin yaşantısı tam anlamıyla altüst olabiliyor. Bununla birlikte o güne dek sadece birbirine odaklanan çiftler, doğumun ardından neredeyse tüm ilgiyi çocuğa yöneltiyor. Bir yandan yeni bir yaşama uyum sağlamaya çalışmanın gerginliği, bir yandan da eşinden eskisi kadar ilgi görememenin yarattığı sıkıntı cinsel isteksizliğin oluşmasına yol açıyor. Disparoni, kadında cinsel ilişkiye yineleyici biçimde ya da sürekli olarak genital ağrının eşlik etmesi şeklinde nitelendiriliyor. Bu sorundan yakınan kadınlar, acının verdiği korkuyla ilişki kurmaktan kaçınıyor. Hatta ağrının çok şiddetli oluşması, vajinismusa bile yol açabiliyor. Doğum sonrasında gelişen disparoninin en önemli nedeni ise, doğum sonrası kadının sağlığına tam kavuşmadan cinsel ilişkiye girilmesi. Bunun yanı sıra bir diğer neden cinsel isteksizlik sorunu yaşayan kadınlar ilişki sırasında uyarılma sorunu yaşadıkları için vajinal bölgelerinde yeterli ıslanma oluşmuyor. Vajinadaki kuruluk da disparoniye, yani ağrılı cinsel birleşmeye yol açıyor. Bunun sonucunda cinsel isteksizlik daha da şiddetleniyor ve böylece bir kısır döngü oluşuyor.
Vajinusmus ise vajinal kasların, penisin içeri girmesine engel olacak kadar sıkı şekilde kasılması olarak nitelendiriliyor. Erkeklerde ortaya çıkan cinsel sorunların kaynağında da yeni hayata uyum sağlamak, kadının bedenindeki değişimler, cinsel bölgelerin imajının değişmesi gibi faktörler rol oynuyor.

Ancak doğum sonrasında ortaya çıkan cinsel sorunlar erkeklerde kadınlara oranla çok daha nadir görülüyor.

Bu dönemde çiftlerin özellikle erkeğin eşine şefkat ,ilgi,sevgi ve anlayış ile yaklaşması, beğenisinin devam ettiğini belli etmesi, kadının ise bu geçiş döneminin özelliklerini bilerek eski haline döneceğini sorun olmadığını bilmesi gereklidir.

Prof. Dr. İsmail Çepni

ÇİNÇİNLİ dedi ki...

KARINIZI BAŞKASI SİKİYO SİZ DALGA PEŞİNDESİNİZ

Adsız dedi ki...

Cinsel isteksizlik






Cinsel Eğitim ve Tedavi Derneği Yönetim Kurulu üyesi Doç. Dr. Cem İncesu, Türk toplumunda kadınların en yaygın cinsel sorununun “cinsel isteksizlik” olduğunu, buna karşın kadınların tedavi için en çok vajinismus sorunu için hekime başvurduğunu vurguladı.

Eğitim ve Sağlık Muhabirleri Derneği (ESAM) ile Cinsel Eğitim ve Tedavi Derneğinin (CETAD) birlikte Swissotel’de düzenlediği “Sağlık Bilinci ve Medya” konulu toplantıda “Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Bilinci” ele alındı.

Toplantıda konuşan Doç. Dr. İncesu, kadın cinselliğindeki sorunları ele alarak, kadınların cinsel yaşamlarında gelenekler, bekaret ve namus kavramı, şiddet, cinsiyet rolleri, dini ve ahlaki tutumlardan kaynaklanan sosyo-kültürel, eğitimsizlik ve toplumsal yaşama ilişkin sorunlarının var olduğuna dikkati çekti.

Doç. Dr. İncesu, bu sorunların yanı sıra ergenlik, adet dönemi, gebelik, emzirme dönemi ve menopozdan kaynaklanan dönemsel isteksizlik, uyarılma ve orgazm bozuklukları, vajinismus ve ağrılı cinsel birleşmenin neden olduğu cinsel işlev bozuklukları ve psikolojik sorunların da kadınların cinsel yaşamlarını etkilediğini anlattı.

Doç. Dr. İncesu, kadınlarda yüzde 27-33 oranında istek azlığı, yüzde 10-18 oranında uyarılma bozukluğu, yüzde 5-25 oranında orgazm bozukluğu ve yüzde 3-11 oranında da vajinismusun da aralarında bulunduğu cinsel ağrı şeklinde görülen işlev bozuklukları olduğunu söyledi.

“Cinsel isteksizlik, Türk toplumunda kadınların en yaygın cinsel sorunudur” diyen Doç. Dr. İncesu, ancak bu konuda hekime başvuru oranının ise çok düşük olduğunu kaydetti.

Doç. Dr. İncesu, yapılan tüm çalışmaların, herhangi bir cinsel sorun yaşayan kadınların yaklaşık olarak yarısında, ek olarak depresyon ya da psikolojik sorun bulunduğunu da gösterdiğini dile getirdi.

Türkiye’de her 3 kadından 1’nin, en az 1 cinsel işlev bozukluğu yaşadığının da düşünüldüğünü anlatan Doç. Dr. İncesu, bir çok kadının birden fazla cinsel sorun yaşayabildiğini söyledi.

VAJİNİSMUS

Doç. Dr. İncesu, yalnızca cinsel birleşme kurulamamasından çok öte bir kavram olan vajinismusun ise birleşmeye engel olan ya da olmayan kas kasılmaları olduğunu, bazı vakalarda tüm vücudun kilitlendiğinin görüldüğünü anlattı.

Vajinismusun; eğitim, aile, meslek, entelektüel düzey ve bölgeden bağımsız bir durum olduğunu ifade eden Doç. Dr. İncesu, bu hastalığın mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini, kendisinin tedavi ettiği kadın doğum uzmanı ya da psikolog olan vajinismus hastalarının bile bulunduğunu söyledi.

Doç. Dr. İncesu, “Vajinismus, en sık rastlanan cinsel sorun olmamasına rağmen, Türkiye’deki kadınların en sık cinsel tedaviye başvurma nedenidir” dedi.

Türkiye’de yüzbinlerce çiftin bu sorunu yaşamalarına rağmen evliliklerini yıllarca sürdürdüklerini dile getiren Doç. Dr. İncesu, vajinismusun 1-4 ay içinde tedavi edilebildiğini kaydetti.

Doç. Dr. İncesu, bu alanda kızlık zarının alınması, ameliyat ortamında ya da doktor veya hemşire önünde cinsel birleşme sağlanması gibi yanlış tedavilerin uygulanabildiğini ifade ederek, son dönemde bu konuda gündemde olan botoks uygulamasının da doğru bir tedavi olmadığını söyledi.

CİNSEL ŞİDDET

Türkiye Psikiyatri Derneği Başkanı Prof. Dr. Şahika Yüksel de cinsel şiddetin çeşitleri arasında çocukluk çağı cinsel istismarları, tecavüz, evlilikte tecavüz, iş yerinde cinsel istismar, doktor cinsel istismarının da bulunduğuna işaret ederek, bunlara maruz kalan kişilerin bir ruhsal hastalığının olabileceğini, özellikle partner ilişkilerinde sorunlar yaşayabileceğini ya da intihar edebileceğini anlattı.

Cinsel istismara uğrayan kişilerin bir cinsel travma yaşadığına dikkati çeken Prof. Dr. Yüksel, “Tecavüz, bir insanın yaşam hakkının elinden alınmasından sonra en ağır suçtur. En düşük oranda bildirilen suç da tecavüzdür” dedi.

Evlilikte ya da sevgilinin tecavüzünün de söz konusu olabildiğini dile getiren Prof. Dr. Yüksel, yakın ve eş tecavüzünün klasik tecavüzlerdeki gibi tekil olaylar olmadığını, çoğul ve çok yönlü olduğunu söyledi.

ERKEK CİNSELLİĞİNDEKİ SORUNLAR

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ferruh Şimşek de erkeklerde sertleşme kaybının tüm erkek toplumunun yüzde 10’unda bulunduğunu, 45 yaşını geçen erkeklerin ise çoğunda bu sorunun görülebileceğini ifade ederek, 60 yaş üzeri erkeklerde yüzde 50 oranında sertleşme kaybı bulunduğunu söyledi.

Prof. Dr. Şimşek, sertleşme kaybının önemli bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayarak, “Sertleşme kaybının Türkiye’de dünya geneline göre daha fazla görülmesinin nedeni, ağır sigara içicisi bir toplum olmamızdır” dedi.

Sertleşme kaybının damar problemleri, otonom sinir sistemi hasarı ve hormonal anormallikler gibi hastalıkların habercisi olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Şimşek, kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, prostat büyümesi, depresyon, obezite, sigara ve tütün içiciliğinin de sertleşme kaybında önemli bir etken olduğunu dile getirdi.

ÇİNÇİNLİ dedi ki...

ULAN KARISINI SİKTİGİMİN EVLADI CİNSEL PROBLEMİN VARSA GÖTÜNÜ KULLAN

Adsız dedi ki...

Cinsel Mutluluk






Cinsel mutluluğu sağlayacak en önemli etken, gerek erkeğin gerekse kadının duyacağı doyum ve haz. Biyolojik, psikolojik, sosyal, kültürel, dinsel, ahlaki ve ekonomik boyutlar cinsel mutluluğu etkiliyor.

Mayıs 2006, İstanbul - Cinsel sağlığı bozan her problem, gerek kadının gerekse erkeğin fiziksel, ruhsal ve sosyal sağlığını da olumsuz etkiliyor. - Cinsellik insan hayatında çok önemli bir yere sahip olduğu için günümüzde cinsel sağlık alanında yepyeni bir kavram var: “Cinsel Mutluluk” . Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı ve Acıbadem Sağlık Grubu’nun ortaklaşa düzenledikleri cinsel sağlıkla ilgili uluslararası katılımlı bilimsel sempozyumların ikincisi “Cinsel Mutluluk Sempozyumu” 12 Mayıs 2006 tarihinde Hilton Oteli Convetion Center’da gerçekleştirildi. Cinsel mutluluğu bozan ya da arttıran her boyutun tartışmaya açıldığı sempozyumda yerli ve yabancı bilim adamları görüş ve düşüncelerini paylaştılar. Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı, Acıbadem Hastanesi Üroloji Bölüm Başkanı ve Cinsel İşlev Bozuklukları Merkezi Başkanı Prof. Dr. Ferruh Şimşek’in başkanlığındaki sempozyuma, Kanada Western Ontario Üniversitesi Üroloji Departmanında öğretim üyesi Dr. Gerald Brock, Cinsel Sağlık Uzmanı Dr. Rosie King, Afrika Cinsel Sağlık Derneği’nin Kurucu Başkanı Dr. Bernard Levinson, Prof. Dr. Emre Akkuş, Prof. Dr. Adil Esen, Doç. Dr. Cem İncesu, Doç. Dr. Tufan Tarcan ve Dr. Özay Özdemir konuşmalarıyla renk kattılar. Edebiyatçı ve yazarların da katıldığı sempozyumda “Aşk ve Cinsellik” çeşitli bakış açılarıyla ele alındı.

Yaşadığımız kültür cinsel beklentileri belirliyor!

Cinsellik olgusu ilk organizmaların ortaya çıkması ile başlayan, milyonlarca yıl içinde türlerin devamının sağlanmasındaki ana etmenlerin en önemlisi. Her tür ve organizmada olduğu gibi insanda da cinsellik var olduğu ilk günden bu yana yaşamının en temel dürtülerinden biri. Cinsellik, sosyal, kültürel, coğrafi etmenlerce etkilenen bir olgu. İnsanın ayağa dikildiği, kadın ve erkeğin göz göze geldiği ilk andan itibaren oluşan aşkın tarihinden, dinsel etkilerden, kadının tarihsel süreçte cinselliğinin bastırılmasından ve erkeğin yanında aynı haklara sahip olabilmek için verdiği mücadeleden, cinsel mutluğunun sağlanmasında erkeğin rolünden söz edildiği ilk konuşmada Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı ve Acıbadem Hastanesi Üroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ferruh Şimşek, “Aşk ve cinsellikten beklentilerimizi belirleyen en önemli unsur içinde yaşadığımız kültür. Kültürler birbirine karıştıkça da cinsellikle ilgili yargılar, beklentiler ve değerler değişikliğe uğruyor. Bunların getirdiği sorunların da cinsel sağlığa bir etkisi vardır.” diyor.

Kadınlar ve erkekler ne ister?

Cinsel mutluluğu sağlayacak en önemli etken, gerek erkeğin gerekse kadının duyacağı doyum ve haz. Bunun en iyi şekilde sağlanmasının yollarının anlatılıp tartışıldığı bir diğer konuşmada şöyle diyor: “Kadın ve erkeğin cinsel olarak tatmini farklı anlayış ve kavramlar oluşturuyor. Erkeğin tatminindeki ana etken cinsel performansının gücü ile ilgilidir. Son uluslar arası çalışmalar, bu konuda erkeklerin özgüvenini ve doyumunu sağlayan ana etmenin sertleşme kalitesi ile ilgili olduğunu gösteriyor. Sertleşme ne denli güçlüyse, seks o denli tatmin edici bulunuyor. Sanılanın aksine erkeğin partnerine haz ve doyum sağlaması da onun cinsel tatminde önemli rol oynuyor ve ana kaygılarından birini oluşturuyor.

Kadınlarda durum tersine ve cinsel tatminde performans ön sıralarda değil. İyi cinsel performans yanında ilişkinin her boyutu kadın için eş derecede önemli. Eşin bağlılığı ve aidiyeti, her alanda birliktelik gibi duygusal etmenler kadın cinselliğini zenginleştiren öğeler. Özetle kötü bir ikili ilişki kadını cinsel olarak tatmin etmekten çok uzak. Sempozyumda cinsel tatmin ve mutluluğun anlaşılabilmesinin kadın ve erkeğin cinsellikten farklı beklentilerinin olduğunun belirlenmesi ile olasıdır.”

Erkeklerde sertleşme problemi

Erkek cinselliğindeki en önemli sorunlardan biri sertleşme problemi. Toplantının ana konularından birini de sorun oluşturdu. Bu konudaki tedavi seçeneklerinin değeri ve başarabildiklerinin tartışıldığı toplantıda Prof. Dr. Şimşek şunları söyledi: “Son on yılda erkeklerde sertleşme sorunları, nedenleri ve tedavisi üzerine yoğun çalışmalar yapıldı Bunların ışığında da çiftlere yönelik tanısal testlerin duyarlılıkları arttı ve tedavide başarılı sonuçlara ulaşıldı. Toplumlarda bu soruna yaklaşım daha birkaç yıl öncesine kadar bile bir tabu olarak algılanırken giderek daha çok sayıda hasta ve çift bilgilendirmelerin ışığında çare arar hale geldi. “

Cinsel sorunların tedavisinde multidisipliner yaklaşım...

Cinselliği ve sağlığını etkileyen birçok önemli sağlık sorunu var.. Yaşlılık, hipertansiyon, diyabet, koroner arter hastalığı, kanser ve obezite gibi sorunlar cinsel sağlığı da olumsuz etkiliyor. Bu kronik hastalık ve durumlarda sorun çok yönlü ve cinsel istek, performans ve orgazm gibi birçok aşamayı da etkiliyor. Biyopsikososyal olarak nitelenen bu etmenler topluluğu biyolojik ve psikolojik yönleri ile hastalara yaklaşmayı gerektiriyor. Prof. Dr. Şimşek şöyle diyor: “ Toplumsal açıdan cinsellikle ilgili gelişmeler ve anlayışların değişmesi 20.yüzyılın sonlarından itibaren hız kazandı ve sorunlara bakışı da çare arayışlarını da kökünden değiştirdi. Bugün artık cinsel sorunların karmaşık biyolojik, psikolojik, sosyal, kültürel, dinsel, ahlaki ve ekonomik boyutlarının olduğunu biliyoruz. Cinsel sağlıkla üreme sağlığının bir bütün oluşturduğunu ve birlikte ele alınması gereği anlaşılmış durumda. Bu nedenle bu sorunlara multidisipliner bir yaklaşımla değinilmesi gerekiyor. Sonuç olarak bu sempozyum için belirlenen ana tema yeni bir çağa girdiğimiz ve 21. yüzyılda cinsel sağlık alanında herkesin önemini giderek daha çok algıladığı bir kavramın yerleşmekte olduğu : “ Cinsel Mutluluk”.

Cinsellikte son amaç olan cinsel mutluluğun sağlanması için geldiğimiz yer ve bundan sonraki perspektif sempozyumun temel çabası olacak.”

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı




Huggies “Anne Kucağı Gibi Rahat” Fotoğraf Yarışması
Bir bebeğin en rahat ettiği yer anne kucağıdır. Huggies olarak annelerden esinlendik ve “Anne Kucağı Gibi Rahat” bir bebek bezi geliştirdik. Bunu kutlamak için de anneler ve bebekleri için bir fotoğraf yarışması düzenledik.Bebeğinizi kucakladığınız bir fotoğrafı aşağıdaki siteye üye olarak yükleyebilir ve yarışmaya katılabilirsiniz.
Üyelik İçin Tıklayın...




IVI Pembe Evcilik Cut Halı 100 - 150
%100 Polipropilen, Antialerjik, Antistatik, Alev almaz, Lekeye ve yoğun kullanıma dayanıklı.Toksik madde içermez. Oyuncak olma özelliğiyle CE belgesi almıştır. Avrupa Çocuk Güvenlik Standartlarına uygunluk belgesi bulunmaktadır.
Tıkla Satın Al...




Anneyiz.Biz Dergi Abonelik
Annelerin başucu dergisinden inanılmaz abonelik kampanyası! Sadece 50 TL ödeyerek 12 ay boyunca derginizi aralıksız okumanın yanı sıra, renkli hediyelere de sahip olacaksınız…
Tıkla Abone Ol...


Bu alana reklam vermek için tıklayın.




Güncel Haberler...

Ajanda - Tiyatro (Çocuk)
Kerem Kendi Halinde Fantastik Çocuk Oyununa Davetlimiz Olmak İster misiniz?


Sağlıklı Yaşam - Genel Sağlık
İstenmeyen tüyler!


Bebek Çocuk - Ruhsal Gelişim
Çocuğunuza hayvan sevgisini aşılayın


Bebek Çocuk - Gelişim
4-6 yaş arası çocukların gelişimi


Bebek Çocuk - Genel Sağlık
Çocuklarda diyabet


Cinsel Hayatımız
Erkekler neden uyur?


Aile - İletişim
Bakıcınızı seçerken...


Sağlıklı Yaşam/ Ruh Sağlığı
Her yönüyle panik atak






Siz de yorum yazın!

Yorum Sahibi : sahra can 08.03.2008


Yorum : aslında eşler cinselligi bir görev zannedip cinsel ilişkiye giriyorlar sadece anlık sürüyor zevkleri tabiki zevk alabiliyorlarsa aslında suç küçük yaşta insanlara yapılan cinsel baskıdan kaynaylanıyor cinsellikten korkutulmuş ve uzaklaştırılmıştır bu yüzden insanlar cinsel doyumun doruklarına bir türlü varamıyorlar BENCE:EŞLER BİRBİRLERİNİ MUTLU ETMEK İÇİN UĞRAŞMALIDIRLAR.

eski dost dedi ki...

yavvvv siz gerçekten zavallısınız

Adsız dedi ki...

両国防衛協議を実施、中国海軍艦艇が年内に訪日
中国国防部と日本の防衛省は20日、共同プレスを発表し、2009年内に東京で防衛部門間の協議を実施し、中国海軍艦艇が年内に日本を訪問することで合意した。梁光烈国防部長は20日、北京に訪問中の日本の浜田靖一防衛大臣と会談を行った。双方は会談の中で、防衛政策および国際・地域の安全保障情勢をめぐって意見を交換するとともに…

eski dost dedi ki...

eeee ne oldu şimdi ne geçtii elinize,utanın biraz insanlıgınızdan

Adsız dedi ki...

Kocaelispor: 3- Ankaraspor: 1

KOCAELİ (A.A)
Turkcell Süper Lig'de Kocaelispor, konukekip Ankaraspor'u 3-1 yendi. 53. dakikada Ramazan'ın soldan ortasında ceza alanında iyi yükselen Mehmet Çakır'ın kafa vuruşunda kaleci Kılıçarslan'ı aşan top filelere gitti:3-1



67. dakikada Adem'in ceza alanı dışından çektiği sert şutta kaleci Senecky topu çeldi, sonrasında Ankaraspor defans oyuncuları meşin yuvarlağıkornere göndererek tehlikeyi önledi. 69. dakikada Kocaelispor'da ikinci yarıda oyuna giren Hasan sakatlanınca,yerine Hamza oyuna dahil oldu.



90. dakikada Bilal'in sağdan kullandığı köşe atışında, Konate'nin kafavuruşunda meşin yuvarlak az farkla kale direğinin yanından auta çıktı. 90 1. dakikada Serdar'ın sağdan ortaladığı topu kaleci Senecky çeldi. Topu önünde bulan Murat'ın vuruşunda meşin yuvarlak ikinci kez Senecky'den döndü.Murat'ın bu kez vuruşunda top üsten auta çıktı. Maç, Kocaelispor'un 3-1'lik üstünlüğü ile sona erdi.

21.03.2009






Geri dön Arkadaşına Gönder Yazdır Yukarı

SPORTrabzonspor fırsat peşinde
Çankaya Üniversitesi F.Bahçe'ye direnemedi
'Galatasaray hep ilkleri başarmıştır'
Hamburg kurada M.City ile eşleşti
Spor turu
Günün Programı
Gaziantep'te 46. randevu
Lincoln'ü istemiyorum
Korkmaz'a tam destek kararı
Kombinelerimizi G.Saraylılar'a veriyoruz
G.Saray'a 100 milyon dolar müjdesi
Fener'in ışığı söndü
'Anlayamadığım şeyler var'
5. maçta da olsa kazandık
Güiza Türkiye'ye karşı
Kartal'ın gözü zirvede
Demirören'den motivasyon!
Sivasspor'da tek hedef galibiyet
Tam 6 futbolcu sarı kart sınırında
Gökhan Zan Sivas'ta da yok
Beşiktaş siftah arıyor
Fenerbahçe, kredisini tüketti
İşte Milli Takımın aday kadrosu
Hacettepespor: 1- Antalyaspor: 2
Gaziantespor: 2- Trabzonspor: 1

Adsız dedi ki...

الصين عبر عدسة
زخرفة على جدران فاصلة في مساكن تقليدية
الأم الفاتنة كريستي تشونغ
مناظر ربيعية في وويوان
المقرات الاولمبية تجذب السائحين
الموضوعات الخاصة
خلفيات سطح مكتب

الأخبار
الولايات المتحدة والصين تتفقان على مواصلة التبادلات البرلمانية الدورية
اتفقت الولايات المتحدة والصين يوم الخميس على مواصلة استخدام وتطوير آليات التبادلات الدورية التي تم تأسيسها من قبل لتسهيل التبادلات البرلمانية بين البلدين.
مسؤول كبير بالحزب الشيوعى الصينى يزور اربع دول اجنبية
غادر لى تشانغ تشون (مسؤول كبير بالحزب الشيوعى الصينى) بكين صباح الجمعة فى زيارة ودية لكل من استراليا وميانمار واليابان وجمهورية كوريا.
الصين وفيتنام تطلقان عام الصداقة
اتفقت الصين وفيتنام اليوم (الخميس) على اطلاق "عام الصداقة الصينية- الفيتنامية" معا عام 2010 احتفالا بالذكرى الـ60 لإقامة الروابط الدبلوماسية بين البلدين.

الصين عبر عدسة
زخرفة على جدران فاصلة في مساكن تقليدية
الأم الفاتنة كريستي تشونغ
مناظر ربيعية في وويوان
المقرات الاولمبية تجذب السائحين
الموضوعات الخاصة
خلفيات سطح مكتب

الأخبار
الولايات المتحدة والصين تتفقان على مواصلة التبادلات البرلمانية الدورية
اتفقت الولايات المتحدة والصين يوم الخميس على مواصلة استخدام وتطوير آليات التبادلات الدورية التي تم تأسيسها من قبل لتسهيل التبادلات البرلمانية بين البلدين.
مسؤول كبير بالحزب الشيوعى الصينى يزور اربع دول اجنبية
غادر لى تشانغ تشون (مسؤول كبير بالحزب الشيوعى الصينى) بكين صباح الجمعة فى زيارة ودية لكل من استراليا وميانمار واليابان وجمهورية كوريا.
الصين وفيتنام تطلقان عام الصداقة
اتفقت الصين وفيتنام اليوم (الخميس) على اطلاق "عام الصداقة الصينية- الفيتنامية" معا عام 2010 احتفالا بالذكرى الـ60 لإقامة الروابط الدبلوماسية بين البلدين.

والجفاف (صورة)
الرئيس الصينى يحضر القمة المالية لمجموعة العشرين فى بريطانيا
تحليل اخبارى: خبراء: الركود الاقتصادى لم يصل الى منتهاه
صندوق النقد الدولى: الاقتصاد العالمى ينكمش خلال عام 2009 للمرة الاولى خلال60 عاما
منطقة نينغشيا الصينية تصدر مواصفات الاغذية الاسلامية
وزارة التجارة: رفض الصين استحواذ كوكاكولا على مجموعة هوييوان لا يعد حمائية تجارية
5 تريليونات يوان من القروض واعادة الهيكلة( تركيز البؤرة على التقرير عن أعمال الحكومة 4 )
الصين تحقق
والجفاف (صورة)
الرئيس الصينى يحضر القمة المالية لمجموعة العشرين فى بريطانيا
تحليل اخبارى: خبراء: الركود الاقتصادى لم يصل الى منتهاه
صندوق النقد الدولى: الاقتصاد العالمى ينكمش خلال عام 2009 للمرة الاولى خلال60 عاما
منطقة نينغشيا الصينية تصدر مواصفات الاغذية الاسلامية
وزارة التجارة: رفض الصين استحواذ كوكاكولا على مجموعة هوييوان لا يعد حمائية تجارية
5 تريليونات يوان من القروض واعادة الهيكلة( تركيز البؤرة على التقرير عن أعمال الحكومة 4 )
الصين تحقق

Adsız dedi ki...

Kara kutuyu açıyorum
Galatasaray tam havalanmıştı ki... Uçak düştü!

Neden düştü, niçin düştü?

Kimler sebep oldu?

Arıza ne?

Hepsi bu yazıda...

Kara kutuyu açıyorum


* * *
YÖNETİM

Geçen yıldan beri yırtınıyorum; Galatasaray'da futbolcuya dayalı düzen yıkılmadığı takdirde başarı hayaldir! Adnan Polat yönetimi iyi niyetiyle davranıyor ama hata yapıyor.

Yönetim futbolcularıyla 'kanki' muhabbetine giriyor. Hatalı futbolcusuna arka çıkarak Federasyona kafa tutuyor. Adnan Polat ve Haldun Üstünel'i anlıyorum ama futbolcunla arana mesafe koymadın mı onlar seni yönetir. Polat yönetimi bunu beceremedi.

Kalli'yi getirdi, amacı kan değişimiydi, eski futbolcular gidecek yeni bir takım yaratılacaktı. Sonunda Kalli gitti şampiyonluk geldi. Herkes aldandı!

Skibbe geldi, peşinden yardımcıları gönderildi... Burak Dilmen geldi... Cevat Hoca ortadan kayboldu... Florya içerden çöktü! Millet birbirine muber oldu.

Sonra Skibbe ve Burak Dilmen gönderildi,

Tepeden inme Bülent Korkmaz getirildi.

Lincoln ilk yarı verimliyken Korkmaz geldi Lincoln yok yere sorun oldu!

Bunların hepsi yanlıştı ve yönetimin kendini kurtarma çabalarıydı.

Yönetim hep tribünlere oynadı, Bülent Korkmaz geldi tribünler ona 'efsane kaptan' dedi ama Galatasaray elden gitti! Futbolcuya dayalı düzen hortladı! 'Eğri gemi bir süre doğru sefer' yaptı ama sonunda karaya oturdu!

BÜLENT KORKMAZ

Daha acemiydi, hiç düşünmeden teklife atladı!

Bir zamanlar yan yana oynadığı ve takımı içerden ele geçirme çabası sarf eden futbolcularla yakınlığı takım içinde huzursuzluk yarattı. Korkmaz'ın gelirken Lincoln için söylediği sözler unutulmadı; Lincoln'ü oynatmam!...

Korkmaz dediğini yaptı ve oyundan aldığı Lincoln kendisine itiraz ettiği için Trabzon'da onu kulübede oturttu. Hem de kendi futbol oynadığı dönemlerdeki hırçınlığını ve el-kol hareketleriyle etrafa itirazlarını unutaraktan!

Bülent Korkmaz Lincoln'ü harcadı!

Sebebi açık ve net; Eski tüfekler Lincoln'ü istemiyordu da ondan...

Bülent Korkmaz'ın deneyimsiz hocalığında güveneceği tek şey vardı; eski dostları. Onlara yaslanacak ve artık modern çağda modası geçmiş 'Ağabeylik müessesiyle takımı birbirine kenetleyecek ve haydi koçum mantığı ile' işi götürecekti... Yönetim de geçen yıl Kalli'yi gönderirken aynı yolu seçmemiş miydi?

'Haydi koçum' Galatasaray'ı şampiyon yaptı ama ilkeleri ve çağdaş atılımı yerle bir etti.

Bülent Korkmaz da aynı yolu deneyerek yanlış yaptı ve intihar etti!

Hasan Şaş ve Ümit Karan oyuna girdi Galatasaray elendi.

Bülent Korkmaz geldiğinde 'mayısa kadar bekler kanaatimi o zaman açıklarım, ön yargılı değilim, izlemek istiyorum' demiştim.

Bugün gerek kalmadı.

Trabzon, Bordeaux ve iki Hamburg maçını gördükten sonra fazla beklemeye gerek yok!

Bülent Korkmaz çağdaş hoca değil! Tutucu ve kendine güveni yok! Onu başkaları idare ediyor. Korkmaz'ın son kararları hep yanlış, oyuna hükmedemiyor. Kaderi değiştiremiyor. Durmadan elleriyle ıslık çalması ondan!

Şimdi bir şansı kaldı; Galatasaray'ı ligde ilk ikiye sokmak, Şampiyonlar Ligi'ne gitmek.

Yoksa kendi gider!

HASAN ŞAŞ, ÜMİT KARAN VE SABRİ

Galatasaray'da yıllardır takım içi babalar var! UEFA Kupası sonrası öyle bir hava yaratıldı ki; 'G.Saray da neymiş, biz olmasak UEFA Kupası mı alınırdı' havası tavan yaptı. Bu akımın da lideri ve kötü örneği Fatih Terim'di.

Oysa Galatasaray'da görev almış bütün kişiler bilmeli ki Galatasaray olmasa onlar hiç olmazdı!

O formanın kutsiyeti kişisel dürtüleri aşar!

Galatasaray forması onu giyenlerin teniyle uyuşmazsa o bedenler günü gelir ölmeden göçer... Günü gelir efsane olurlar; Ali Sami Yen gibi, Metin Oktay gibi, Gündüz Kılıç gibi...

Galatasaray'da bugün futbolcuların yönettiği bir iç dünya vardır. İstemezlerse hoca gider!

İstemezlerse futbolcular gider... İstemezlerse şampiyonluklar gider...

G.Saray'da öyle futbolcular tanıyorum ki içeriden dışarıya haber uçurtup Lincoln'ün başını yemek isteyen... Bunların içinde eski takım arkadaşları olan bugün başımıza yazar kesilenler de var. Kalli'nin de Skibbe'nin de başını yiyenler bunlar.

Futbolcuya dayalı düzen bitmedikçe, Polat Yönetimi kendini kurtarmak için tribünlere oynamaktan vaz geçmedikçe Galatasaray düzelmez!

Oysa; sakatlara, cezalılara, satılan Meira'ya rağmen hatta Hamburg'a elenmesine rağmen bugün Galatasaray'da yapabilirliği yüksek bir kadro var.

58. dakikada Hamburg karşısında 2-0 öne geçmek büyük başarı.

Kewell'ın mecburi savunmaya geçişine, Arda'nın iğneyle oynamasına ve de Serkan Kurtuluş'un ilk kez bir Avrupa maçında görev almasına rağmen bu kadro 2-0 öne geçiyorsa yapabilirlik gücü fazla demektir!

Mühim olan sonunu getirmek.

O da yönetimin işi...

Teknik kadro ve yönetim!

Kara kutu bugünlük bu kadar okundu...

Devamı var.

Adsız dedi ki...

TARİH TAHMİN EDİLEN GEÇMİŞTE GERÇEKLEŞEN
Sıcaklık (°C) Hadise Nem (%) Rüzgar (km/sa) Uç Sıcaklık (°C) Ortalama Sıcaklık (°C)
En Düşük En Yüksek En Düşük En Yüksek Yön Hız En Düşük En Yüksek En Düşük En Yüksek
22 Mart Pazar 2 10 39 75 11 -5.6 22.3 1.4 13.2
23 Mart Pazartesi 1 5 55 94 24 -8.6 23.7 1.7 13.4
24 Mart Salı 1 7 61 96 18 -7.4 22.9 1.6 13
25 Mart Çarşamba 2 12 44 80 12 -7.8 20.8 1.8 13.2
26 Mart Perşembe 3 10 44 76 24 -7.2 24.8 2 14.2

Bu Merkeze Ait Uç ve Ortalama Değerler İçin Tıklayınız.

SON DURUM - 21 Mart Cumartesi, 18:00
Hava
Sıcaklık: 7.8°C
Nem: %37
Basınç: 1017.2 hPa
Görüş: 20 km
Rüzgar
8 km/sa
Adana
Adıyaman
Afyonkarahisar
Ağrı
Aksaray
Amasya
Ankara
Antalya
Ardahan
Artvin
Aydın
Balıkesir
Bartın
Batman
Bayburt
Bilecik
Bingöl
Bitlis
Bolu
Burdur
Bursa
Çanakkale
Çankırı
Çorum
Denizli
Diyarbakır
Düzce
Edirne
Elazığ
Erzincan
Erzurum
Eskişehir
Gaziantep
Giresun
Gümüşhane
Hakkari
Hatay
Iğdır
Isparta
İstanbul
İzmir
Kahramanmaraş
Karabük
Karaman
Kars
Kastamonu
Kayseri
Kırıkkale
Kırklareli
Kırşehir
Kilis
Kocaeli
Konya
Kütahya
Malatya
Manisa
Mardin
Mersin
Muğla
Muş
Nevşehir
Niğde
Ordu
Osmaniye
Rize
Sakarya
Samsun
Siirt
Sinop
Sivas
Şanlıurfa
Şırnak
Tekirdağ
Tokat
Trabzon
Tunceli
Uşak
Van
Yalova
Yozgat
Zonguldak
Ankara Merkez
Bala
Beypazarı
Çankaya
Çubuk
Elmadağ
Etimesgut
Gölbaşı
Haymana
Kalecik
Kazan
Keçiören
Kızılcahamam
Mamak
Nallıhan
Polatlı
Şereflikoçhisar

Bu sayfada kullanılan HAVA TAHMİNİ simgeleri ve SON DURUM simgelerinin açıklamalarına buradan ulaşabilirsiniz.

Bu merkeze ait ayrıntı ve istatistikler başka bir sayfamızda bulunmaktadır.

Bazı il ve ilçelerimizdeki gözlem istasyonları sadece iklimsel amaçlı ölçümler yaptığından bu merkezlere ait saatlik ölçüm sonuçları bulunmamaktadır. Gözlem şebekemizdeki istasyonlarımız.

Bu sayfadaki tahminler hergün 12:30 ve 18:00 civarında, son hava durumları ise her saat güncellenmektedir
21 Mart 2009, Cumartesi, 19:06 TSi | 21 Mart 2009, Cumartesi, 17:06 UTC Görüş, Öneri ve Hata Bildirme Formu
Ana Sayfa | Gayemiz | Reklam | Yasal Uyarı | Web Erişim Bilgileri | Sitemize Link Vermek İçin | Çocuklar İçin | Görsel Ürün

©DMİ, Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü, 1998-2009
Kütükçü Alibey Caddesi No:4 06120 Kalaba, Keçiören/ANKARA TEL:+90 312 359 75 45 FAKS:+90 312 359 34 30

eski dost dedi ki...

adsız arkadaşım amacın ne senin ne yapmaya çalışıyorsun,nerden gönderildin?

Adsız dedi ki...

Arda da yoksa Lincoln'ün papucunu ararsın
Eyvah! Arda da yokmuş... Lincoln'ü de cezaya çarptırdın!...

Şimdi ne yapacaksın?...

Meira gitti, Kewell da muhtemelen savunmanın göbeğinde,

Kim oynayacak forvette?

Hamburg maçı öncesi bunları konuşuyorsak yazık!...

Galatasaray köklü takım ama mevsimsiz budanırsa olmaz!

Dal çiçek açmazsa ağaç meyve vermez!

Galatasaray'da meyve verecek dallar Arda ve Lincoln.

Onlar da Hamburg maçında yoksa, yandı gülüm keten helva!

***

Arda ve Lincoln bu takımın en yetenekli oyuncuları ama ne hikmettir Lincol yerden yere vuruluyor. Adamın; yürümesi sorun, ayağında top zıplatması sorun, oyundan çıkarken söylenmesi sorun...

Skibbe'nin ona sevgiyle yaklaşması sorun,

Türk sevgilisi sorun...

Yediği tekmeler sorun...

Bülent Korkmaz'ın onu Trabzon'da kenardaki kulübede seyirlik etmesi sorun!

Her şey sorun!

Bu kadar açmaz içinde sen Hamburg maçına çıkıyorsun ve Başkan Adnan Polat'ın da en büyük sevdası Saraçoğlu'nda UEFA finali oynamak!...

O halde;

Hırsı inadı,

Disiplini cezayı,

Aşkı meşki,

Bırakıp gerçekleri önceden görecek ve,

Lincoln'ün varsa oynatacaksın!

Oynatmıyorsan, oynatamıyorsan kabahat senin.

Bak;

Bugün Arda da yok!

Hesapsız kasapla utanmaz masat işte böyle çıkar karşına...

Oldun mu Lincolon'e muhtaç!

Hopursan köpürsen oynatacaksın!

Medyanın gazına gelip yarınlarını düşünmeden Lincoln'e tavır koymayacaksın!

Bugün dua edelim ki Arda iyileşsin, yoksa Lincoln'ün pabucunu ararsın ey Galatasaray.

Arda % 30 oynar

Arda'yla konuştum oynama ihtimali % 30...

Olsun Ardam oynama, yüz tane Hamburg maçı olur ama bir tane daha Arda yok, dedim.

Cevabına bayıldım;

-Bu maç da Hamburg maçı be ağebey, tur atlarsak finale koşarız...

Dilerim ki Allah'tan bütün Galatasaraylıların duaları kabul olur ve Ardacık turp gibi çıkar oynar. Zaten onun gönlü de iğne miğne oynamaktan yana...

- Çok ağrım var ağabey, durdursunlar oynarım, diyor...

Egemen mi sakatladı seni böyle diyorum;

- Yok Ağabey Egemen değil, faulü yapan Serkan ama onun da kabahati yok pozisyon gereği oldu, dizimin arkası delindi...

Mükemmel bir çocuk şu Arda dostlar başına...

Ben hala Arda'nın oynayacağından yanayım, oynamasa da Lincoln'ün onun yokluğunu aratmayacağından yanayım...

İkisi de yoksa...

Kadere yanacağım!

Kader de; deneyimsizlik!...

Deneyim de atasözlerinde gizli.

Atlar için söylenmiş ama gelin biz Lucescu'nun kulağını çınlatarak bir başka deyişle Lincoln'ün durumunu sizlere aktaralım;

Atın hangisi iyidir diye sormuşlar şu cevap gelmiş atalardan;

'Alma alı, sat yağızı, besle kırı, bin doruya'

En değerli at; doru at.

Peki Lincoln ne renk?


Yine 4-6-0 ve göbekte Kewell


Bülent Korkmaz yangınlarda...

Boşa koysa dolmuyor, doluya koysa almıyor...

De Sanctis en garantisi.

Gerisi çile...

Yine ısrarla söylüyorum ki defans; Serkan, Kewell, Hakan Balta, Volkan

Forvet; Sabri, Barış, Ayhan, Lincoln, Baroş ARDA (Nonda)

Aynen 4-6-0...

Kewell savunmanın ortasında Sabri orta alanda...

Arda keyfe keder!

Galatasaray Hamburg karşısında orta alanını çok adamla savunmazsa turu kaybeder!

Açık ve net söylüyorum elenir!

Hamburg'ta da sakatlar çok.

Orta sahada rakibi durdurursan kendi asahanda öteki kaleye daha yakın oynar ve golü bulursun. Malum 1-1'e güvenmek olmaz.

Mutlaka gol atacaksın!

Galip gelmeden tur yok!

0-0'la geçmeye kalkmak düz duvara tırmanmaktır!


Hamburg'un orijinali bu sinemada


Hamburg'un orijinali bu sinemada...

Biz geçen hafta taklit Hamburg'u seyrettik.

Hocaları Martin Jol bile sfenks gibiydi kulübede...

Ancak bu akşam; Gerçek Hamburg çıkacak Ali Sami Yen'e...

Aman dikkat!

Her zaman aynı şeyi söylüyorum;

Kendi bileğine güven!

Galatasaray her zaman kendine güvendiği için Avrupa'da başarılı.

İçerde Kocaeli'ne de yenilse Avrupa'da aslan kesiliyor.

Bu akşam da aynısı olacak...

Galatasaray takım halinde tura koşacak.

O takım da şu;

Bülent Korkmaz,

Bütün takım; oynayan oynamayan...

Yönetim ve,

Tribünlerdeki Galatasaraylılar...

Gazanız mübarek olsun Aslanım.

Turunuz hiç bitmesin...


Bir şiirle bitirelim


Ayva sarı nar kırmızı sonbahar!

Her yıl biraz daha benimsediğim.

Ne dönüp duruyor havada kuşlar?

Nerden çıktı bu cenaze? Ölen kim?

Bu kaçıncı Hamburg gördüğüm tarumar?

Adsız dedi ki...

والجفاف (صورة)
الرئيس الصينى يحضر القمة الماللمجموعة العشرين فى بريطانيا
تحليل اخبارى: خبراء: الركود الاقتصادى لم يصل الى منتهاه
صندوق النقد الدولى: الاقتصاد العالمى ينكمش خلال للمرة الاولى خلال عاما
منطقة نينغشيا الصينية تصدر مواصفات الاغذية الاسلامية
وزارة التجارة: رفض الصين استحواذ كوكاكولا على مجموعة هوييوان لا يعد حمائية تجارية
5تريليونات يوان من القروض واعادة الهيكلة( تركيز البؤرة على التقرير عن أعمال الحكومة 4 )
الصين تحقق والجفاف (صورة)
الرئيس الصينى يحضر القمة الماللمجموعة العشرين فى بريطانيا
تحليل اخبارى: خبراء: الركود الاقتصادى لم يصل الى منتهاه
صندوق النقد الدولى: الاقتصاد العالمى ينكمش خلال للمرة الاولى خلال عاما
منطقة نينغشيا الصينية تصدر مواصفات الاغذية الاسلامية
وزارة التجارة: رفض الصين استحواذ كوكاكولا على مجموعة هوييوان لا يعد حمائية تجارية
5تريليونات يوان من القروض واعادة الهيكلة( تركيز البؤرة على التقرير عن أعمال الحكومة 4 )
الصين تحقق والجفاف (صورة)
الرئيس الصينى يحضر القمة الماللمجموعة العشرين فى بريطانيا
تحليل اخبارى: خبراء: الركود الاقتصادى لم يصل الى منتهاه
صندوق النقد الدولى: الاقتصاد العالمى ينكمش خلال للمرة الاولى خلال عاما
منطقة نينغشيا الصينية تصدر مواصفات الاغذية الاسلامية
وزارة التجارة: رفض الصين استحواذ كوكاكولا على مجموعة هوييوان لا يعد حمائية تجارية
5تريليونات يوان من القروض واعادة الهيكلة( تركيز البؤرة على التقرير عن أعمال الحكومة 4 )
الصين تحققوالجفاف (صورة)
الرئيس الصينى يحضر القمة الماللمجموعة العشرين فى بريطانيا
تحليل اخبارى: خبراء: الركود الاقتصادى لم يصل الى منتهاه
صندوق النقد الدولى: الاقتصاد العالمى ينكمش خلال للمرة الاولى خلال عاما
منطقة نينغشيا الصينية تصدر مواصفات الاغذية الاسلامية
وزارة التجارة: رفض الصين استحواذ كوكاكولا على مجموعة هوييوان لا يعد حمائية تجارية
5تريليونات يوان من القروض واعادة الهيكلة( تركيز البؤرة على التقرير عن أعمال الحكومة 4 )
الصين تحققوالجفاف (صورة)
الرئيس الصينى يحضر القمة الماللمجموعة العشرين فى بريطانيا
تحليل اخبارى: خبراء: الركود الاقتصادى لم يصل الى منتهاه
صندوق النقد الدولى: الاقتصاد العالمى ينكمش خلال للمرة الاولى خلال عاما
منطقة نينغشيا الصينية تصدر مواصفات الاغذية الاسلامية
وزارة التجارة: رفض الصين استحواذ كوكاكولا على مجموعة هوييوان لا يعد حمائية تجارية
5تريليونات يوان من القروض واعادة الهيكلة( تركيز البؤرة على التقرير عن أعمال الحكومة 4 )
الصين تحققوالجفاف (صورة)
الرئيس الصينى يحضر القمة الماللمجموعة العشرين فى بريطانيا
تحليل اخبارى: خبراء: الركود الاقتصادى لم يصل الى منتهاه
صندوق النقد الدولى: الاقتصاد العالمى ينكمش خلال للمرة الاولى خلال عاما
منطقة نينغشيا الصينية تصدر مواصفات الاغذية الاسلامية
وزارة التجارة: رفض الصين استحواذ كوكاكولا على مجموعة هوييوان لا يعد حمائية تجارية
5تريليونات يوان من القروض واعادة الهيكلة( تركيز البؤرة على التقرير عن أعمال الحكومة 4 )
الصين تحقق

eski dost dedi ki...

gerçekten.. öldüren degil ölen suçlu ,tezini bir kez daha dogruladınız..

Adsız dedi ki...

1 kelime daha konuş kitlerim siteni :=)))))
yeni dost

eski dost dedi ki...

eski dost dedi ki...
Suç ve cezalara ilişkin esaslar
Madde 33- (1) Suç ile ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiili gerçekleştirmesinden dolayı cezalandırılamaz ve kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
(2) Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da birinci fıkra uygulanır.
(3) Suçluluğu kesin mahkeme kararı ile hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
(4) Hiç kimse, kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
(5) Ceza sorumluluğu şahsîdir.
(6) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.
(7) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.
(8) Kamu İdaresi, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Türk Silâhlı Kuvvetlerinin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
(9) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.

20.03.2009 18:58


eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59


eski dost dedi ki...
ekonomik suclara biraz daha acıklık getirilmeli.karsılıksız çek davalarından getirilen hapis cezaları kesinlikle kalkmalı,sebebi diğer yorumlarda da acıklandığı gibi bunun alacaklıya hic bir faydası yoktur.borclunun ödeyebilirliğini engellemektir.borc ortadan kalkmamalı,en azından borc meblağına ,ve borclunun konumuna göre süre verilmeli.bu alacaklının hic alamamasından daha iyidir diye düsünüyorum.günümüzde avukatların tutumu hapis kapıya gelince öder olayına katılmıyorum,varsa ödenir ,yoksa girilir ve ödenebilirliği ortadan kalkar.tabiki bu dolandırıcılk amacıyla yapılmis durumların dısında tutulmalıdır.bu ayrım mahkemelerde kolaylıkla tespit edilebilir.çeke güvenilirlik böyle sağlanamadığına inanıyorum.çünkü hic bir tacir çek yazarken veya alcaklı aldığı cekin hapis cezası tasımasını düsünerek bu işlemi yapmaz.kaldı ki ülke nin ekonomik durumu ortada,soncta yönetimin yaptığı hatalar ,piyasalara yansımasıdır ,fakat cek yazıp ödeme tahüdü veren ,insanlar hapis e giriyor.biraz daha bu konuya eğilinmesinde fayda görüyorum,tesekkürler

20.03.2009 19:00


eski dost dedi ki...
Karşılıksız çek de cezaî yaptırımı kaldırdığımız zaman ticarî hayatın sekteye uğrayacağı, çek kullanımının azalacağı dolayısıyla dolaşıma çek yoluyla çıkarılan parasal kıymetin azalmasıyla çek yoluyla yaratılan ticarî gelişmenin gerileyeceği şeklindeki eleştiri gerçeği yansıtmamaktadır. Çeke cezaî yaptırımla sağlanan güvence sanal ve aldatıcıdır. Dürüst insanlar zarar görmektedir. Çekte cezaî yaptırımla Devletin gücünün sağladığı güvence ile rahatlayan insanlar, ticari hayatın temel kurallarından olan, iş yaptığı kişiyi araştırma soruşturma, güven duymada itidallik kısacası basiretli davranmayı terk etmektedir. Bunun sonucunda ticari hayattaki bu boşluk sahtekâr kişilerce rahatça doldurulmaktadır. Dürüst insanlara hizmet etmesi gereken bir kurum sahtekârlara hizmet etmektedir. Çekte cezaî yaptırımın kaldırılmasıyla çekin diğer kıymetli evraklardan önemli bir farkının ortadan kalkacağı bir gerçektir. Bu gerçeğin yanında şunu da söyleyebiliriz. Çek asli fonksiyonu olan nakit para karşılığı ve görüldüğünde ödenecek olması pozisyonuna, daha da yaklaşacaktır. Çek karşılıksız kaldığında cezaî yaptırım olmayacağını bilen insanlar, çok güvendikleri dürüst insanlardan çek kabul edeceklerdir. Bu durumda sözüne ve davranışına güvenilir insanlar ticari hayatta söz sahibi olacaklar, sahtekârlara bu anlamda tanınan kredi de tükenmiş olacaktır. Ayrıca taraflar arasındaki özel alacak borç ilişkisinden doğan karşılıksız çek keşide etme fiiline hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesi, devletin alacaklının yanında taraf olduğu anlamına gelir ki, devlet yargılama faaliyeti sırasında hiçbir şekilde taraf olmamalıdır.
Hürriyeti bağlayıcı ceza ancak, çok ağır ve kamu düzenini ciddi şekilde bozucu fiillerde uygulanmalıdır. Öte yandan Türkiye’nin de taraf olduğu, “İnsan Hakları ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Sözleşme” (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmeleri) çerçevesinde imzalanan ancak ülkemizin katılmadığı 4 sayılı protokolün birinci maddesi, özel hukuk alanında “borç için hapsedilmeme” kuralını öngörmüştür. Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu ve onayladığı uluslararası nitelikteki sözleşmelerde de açık olmasa da kişinin borç nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağını öngören hükümler bulunmaktadır. Uluslararası hukukta yer alan tüm bu belgeler birlikte değerlendirildiğinde genel eğilimin, borç için kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması veya insan haysiyeti ile bağdaşmayan diğer ceza ve uygulamalara maruz kalmaması yolunda olduğu görülür. Bu itibarla karşılıksız çek keşide etmek eylemi nedeniyle borçluyu, “cezaevine girmek veya cezaî yaptırımla karşılaşmak” gibi ikilemle karşı karşıya bırakarak mahkemeler ve savcılıkları borç tahsili için aracı kurum olarak kullanmanın terk edilmiş bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz.

20.03.2009 19:01


eski dost dedi ki...
Türk Ceza Kanunu'nun hazırlanmasında emeği geçen Prof. Dr. Adem Sözüer aradı.
Söze, "Çok daha vahim bir durum var..." diye başladı.

Toplu af gibi...
Yeni Türk Ceza Kanunu'nun 2004'te yürürlüğe girdiğini anımsatıp, "TCK'nın 5'inci maddesini" anımsattı.
Sözünü ettiği madde aynen şöyle:
"Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır..."
Hukuki dildeki anlamı net...
Özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlar tek tek TCK'ya göre yeniden düzenlenecek. Bu düzenlemelerin yapılabilmesi için de Meclis'e bir yıl süre tanındı.
Ancak öngörülen bir yılda düzenlemeler yapılamayınca, birer yıl ertelenerek 31 Aralık 2008'e gelindi.

Çek kanunu atlandı
Bu çerçevede bir ay önce (Aralık 2008) Türk Parasını Koruma Kanunu'ndaki maddelerde de süratle düzenleme yapılıp 5'inci maddenin öngördüğü şekilde TCK ile uyumlaştırıldı...
Ancak hükümet Çek Hamillerini Koruma Kanunu'nu TCK ile uyumlu hale getirmedi; buna ilişkin düzenlemeleri atladı.
Yılbaşı günü de düzenleme yapılması için öngörülen süre sona erdi.
Prof. Dr. Adem Sözüer'i dün Meclis'te Adli Tıp ile ilgili bir konuda çaba gösterirken bulduk.
Çek Kanunu'nu anımsatıp, "Şimdi ne olacak?" dediğimizde yanıtı şöyle oldu:
"TCK'nın genel hükümleri Çek Kanunu için de geçerli. Maalesef Çek Kanunu'ndaki cezalar uygulanamaz hale geldi. Çünkü Ceza Kanunu'nun genel hükümlerinde örneğin tüzel kişilere adli değil, idari para cezası var. Halbuki Çek Kanunu'nda şirketlere para cezası var. Biri diğerini tutmuyor. Uyumlu hale gelmediği için uygulanamaz oluyor."
Prof. Sözüer'e bunun karşılıksız çek kesen veya çekle ilgili bir suç işleyen kişinin affa uğraması anlamına mı geldiğini sorduk.
"Aynen öyle" deyip ekledi:
"Bu kişilere ceza verilmesinin olanağı yok. Zaten birçok mahkemeden de yargı üyeleri telefon açıp davaları düşürdüklerini bildiriyor ve bir an önce çare bulunmasını istiyor. Düzenleme olmazsa çek suçlarına bakılamaz hale gelecek."

"Geçmiş olsun..."
Konuyu Adalet Komisyonu Başkan ve Başkanvekili'ne de sorduk...
Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, önce TCK'yı okudu, sonra Çek Kanunu'nu inceleyip devam etti:
"Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu..."
İyimaya "Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şeyin olmadığını, onların cezalarının ortadan kalktığını" da vurguladı.
Başkanvekili Hakkı Köylü ise daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptıklarını belirterek, "170 kadar yasa maddesinde düzenleme yapılmıştı" anımsatmasında bulundu.
Çek Kanunu ile ilgili olarak da hükümete geçmişte uyarıda bulunduklarını söyleyen Köylü, "Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir" dedi.
Meclis, TCK gibi dev boyutlu Borçlar ve Türk Ticaret kanunlarını bir an önce çıkarabilmek için çaba gösterirken, geçmişte çıkardığı kanunun yarattığı af depremiyle yüz yüze kalıyordu.
İyimaya'nın da dediği gibi; geçmiş olsun...
yani karşılıksız ceke af...

20.03.2009 19:04


eski dost dedi ki...
KONYA 6. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
2007 / 866 E., 2008 / 211 K. Ek karar tarihi 15.01.2009

5252 saylı TCK nun yürürlük ve uygulama şeklindeki geçici 1. maddesi 5237 sy TCK nun 2,5,7/2,45/1 ve 52 maddelderinden anlaşılacağı üzere özel yasalardaki aykırı hükümlerin 31.12.2008 tarihine kadar uygulanabileceği bu tarihten sonra 5237 sy TCK nun yukarıda bahsedilen maddelerinde ve genel hükümlerinde ceza nevi olarak hapis cezası ve gün para sistemi öngörüldüğü, bu durumda çek cezaları için düzenlenen para cezalarının uygulama kabiliyetinin kalmadığı, 5728 sy Temel Ceza Kanunlarına uyum amacı ile çeşitli kanunlarda ve diğer bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanunda yapılan değişiklik ile çek yasasında değişiklik yapılmadığı, bu durumda çek yasasındaki müeyyidenin uygulama kabiliyetinin kalmadığı anlaşıldığından cezanın durdurulmasına karar vermek gerekmiştir.
Ancak 1999 yılından bu yana çıkarılan af yasaları ve TCK ile CMK nun tümü ile değiştirilmesi, uyarlama çalışmaları yapılması esnasında geriue yönelik olarak kanun haricinde Yargıtay kararları ve uyum asaları ile uygulama yapıldığından bu aşamada ortadan kaldırma kararı vermenin mevcut uygulmayaya aykırı düşeceği kanısı ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1) Hükümlü ........... ve ............ A.Ş. hakkında mahkememizden verilen ......... tarih ve .............. esas ve karar ile ilamatın ......... sırasında işlem gören İNFAZIN DURDURULMASINA
2) Bu aşamada ORTADAN KALDIRMA TALEBİNİN REDDİNE,
3) Karardan bir suretin Konya C. Başsavcılığı' na gönderilmesine
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu itirazı kabil olmak üzere karar verildi. 15.01.2009

20.03.2009 19:05


eski dost dedi ki...
Çek suçlularının cezası kalktı'
Çek kanununun TCK ile uyumunun sağlanmaması tartışılıyor. Adalet Komisyonu Başkanı İyimaya, 'Geçmiş olsun! Bu suçu işleyenler yılbaşında kurtuldu' dedi
Takvim'in dün duyurduğu ve Prof. Adem Sözüer tarafından ortaya atılan çek yasası ile ilgili iddia gündemi değiştirdi. 31 Aralık 2008 tarihine kadar yeni TCK'ya uygun hale getirilmediği için çek yasasından ceza alanlar ve yargılananlar için adeta 'af' imkanı doğdu. Haberimiz özellikle hükümlü yakınları ve bu suçtan dolayı halen hapishanede bulunanlar arasında sevinçle karşılanırken, hukukçular arasında da tartışmaya yol açtı.

'Bir şey yapılamaz'
Çek kanunu ile ilgili düzenlemenin yapılmaması ve bununla ilgili sürenin dolmuş olması, Meclis'te de yankı buldu. Takvim'e konuşan TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, çek kanunu inceledikten sonra, "Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu. Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şey yok. Onların cezaları ortadan kalktı" dedi. İyimaya, yeni yasa çıksa bile geriye işlemeyeceğini belirterek, şu bilgileri verdi:

'Cezasızlık dönemi'
"Sonraki kanun yürürlüğe girmek için bir süre öngörmüş, suç ve cezanın tipini de değiştirmiş ise, yürürlük öncesi aksi doğrultudaki hükümler, hüküm ve sonuçlarını sonraki kanun yürürlüğe girdiği anda yitirir. Yasama organının yürürlük öncesi bir uyum yasası çıkarma Çek ması Anayasa'nın 38. maddesi kapsamında bir suçsuzluk ve cezasızlık dönemine yol açabilir. Olay bu kapsamda değerlendirilmeli." TBMM Adalet Komisyonu Başkanvekili Hakkı Köylü ise konuyla ilgili açıklamasında şunları söyledi: "Daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptık. 170 kadar yasa maddesinde düzenleme gerçekleşti. Çek yasası ile ilgili hükümete uyarıda bulunduk. Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir."
Şerife ÜSTÜNER

23.01.2009 13:58

20.03.2009 19:06


eski dost dedi ki...
Ağır Ceza Mahkemesi 2nci Asliye Ceza Mahkemesinin çekle ilgili verdiği hapis kararıyla ilgili itirazı karara bağladı ve cezaevinde bulunan tutuklunun tahliyesine karar verdi.
Ağır Ceza Mahkemesinin çek’le ilgili kararının Türkiyenin dört bir yanında bu suçtan hüküm giyenler için emsal teşkil edebilecegi belirtiliyor.
Mahkeme çekle ilgili yasada boşluk olması nedeniyle ceza verilmeyecegini gerekçe gösteriyor .






T.C.
SAKARYA
1. AĞIR CEZA MAHKEMESİ

DEĞİŞİK İŞ KARAR
DEĞİŞİK İŞ NO : 2009/213

BAŞKAN : ABDÜLKADİR YAVUZ
ÜYE : BURHANETTİN ESENKAR
ÜYE : CEVDET BAK
KATİP : BİLGEN EL

Hükümlü vekili tarafından Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2009 tarih 2007/415-739 esas karar sayılı ek kararı ile sanık vekilinin talebinin reddine ve mahkemelerinin 2007/415 esas-2007/739 karar sayılı ilamının değiştirilmesine ve infazın durdurulmasına yer olmadığına ve infazın devamına dair kararına süresi içerisinde; müvekkilinin 3167 Sayılı Kanuna Muhalefet nedeni ile para cezasına mahkum edildiği ve para cezasının ödenmemesi nedeni ile hapse çevrildiği halen ceza evinde olduğu, 5275 Sayılı Yasanın 98. maddesi uyarınca yaptıkları başvurunun reddedildiği, bu kararın 5237 Sayılı TCK nun 5, 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesi, 3167 Sayılı Yasanın 16. maddesi ayrıca TCK 20.43.52,53,60,61 maddelerinde yer alan düzenlemelere aykırı olduğu, 31.11.2008 tarihi itibari ile karşılıksız çek keşide etmek eyleminin suç olmaktan çıktığı, böylece suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hükümlü hakkında verilen cezanın yasal dayanağının kalmadığı iddiası ile Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 29.1.2009 tarihinde infazın devamına ilişkin ek kararın itiraz incelemesi ile kaldırılmasını ve müvekkili hakkında tayin edilen cezanın bütün sonuçları ile ortadan kaldırılmasını ve tahliyesini istemiştir.
İddia makamı mütalaası alındı, dosya incelendi
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Konu ile ilgili yasal durum incelendiğinde;
1-3167 Sayılı Yasanın 16. maddesinde :
(1) Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4 üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri, kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar. Ancak verilecek para cezası seksenmilyar liradan fazla olamaz. Bu miktar, 01/03/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2 nci maddesine göre her yıl artırılır. Bu suçtan mükerrirlere, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
2 – 5237 Sayılı TCK nun 2/1-3 madde ve fıkralarında ;
(1) “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.”
(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
3- 5237 Sayılı TCK nun 5/1 madde ve fıkralarında :
“Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır. “
4-5237 Sayılı TCK nun 52/1-2-3 Madde ve fıkralarında;
(1) Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.
(2) En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsî hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.
(3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir. “
5-5252 Sayılı Yasanın 5349 Sayılı Yasanın 6. Maddesi ile değişik Geçici 1. Maddesinde:
(1) Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.
6-5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 madde ve fıkrasında:
(1) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.
(3) Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
7- 5275 Sayılı Yasanın 101/1-3 Madde ve fıkrasında:
(1) Cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri istenebilir.
(3)Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan başka mahkemeler tarafından verilmiş olan bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.” hükümleri bulunmaktadır.
Ayrıca TBMM tarafından 5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlar ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile düzenleme yapıldığı ve bu kanunun yürürlükte olduğu ancak yapılan bu düzenlemeler içerisinde 3167 Sayılı Yasanın 16. Maddesi ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı da ortadadır.
Kararına itiraz edilen mahkemenin itiraz edilen kararında 3167 Sayılı Yasanın yürürlükten kalkmadığı ve halen karşılıksız çek keşide etmek suçunun bulunduğu, bu durum karşısında kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edilmediği, 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesindeki düzenlemenin TCK nun 52. maddesi ile uyumlu olduğu, çek bedelinin 5-730 gün arasında olması halinde belirlenen tam gün sayısı ile takdir edilen bir gün karşılığı adli para cezasının çarpılması sonucu para cezası vermek olanaklı olduğu gibi çek bedelinin 5 tam günün altında olması halinde 5 tam güne yükseltilmesi, 730 tam günün üstünde olması halinde ise kanunlarda aksine hüküm bulunmayan hallerde ibaresi dikkate alınarak 3167 Sayılı Kanun 16/1 maddesi uyarınca belirlenecek adli para cezasının verilebileceği bunun TCK nun 52 maddesine aykırılık oluşturmayacağı yasal sebepleri ve diğer yasal sebeplerle sanık vekilinin talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Yürürlükte olan yasal durum incelendiğinde; TCK nun 5/1 maddesinde bu kanunun genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı belirtilerek ceza hukukunda yeknesaklık sağlanmak istenmiştir.
Bu amaçla 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesine; diğer kanunların TCK nun birinci kitabında yer alan düzenlemesine aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulanır hükmü konulmuş ve bu süre yeniden uzatılmamıştır.
Yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. Madde hükmünü dikkate alarak “ Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” adı altında 580 maddeden oluşan 5728 Sayılı Yasayı çıkartmış ve bu yasa yürürlüğe girmiştir.
Buradan da anlaşıldığı üzere yasa koyucunun amacı TCK nun genel hükümlerinin bütün özel yasalarda ve ceza hükmü içeren yasalarda uygulanmasını sağlamaktır.
5237 Sayılı TCK nun 52. maddesi dikkate alındığında adli para cezasının tanımının yapıldığı görülmektedir. Buna göre adli para cezası , beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmadığı hallerde 730 günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması sureti ile hesaplanan meblağın hükümlü tarafından devlet hazinesine ödenmesinden ibarettir
Bu maddenin 1. fıkrasında bulunan “kanunda aksine hüküm bulunmayan haller” tanımının adli para cezası gün sayısının bu genel düzenlemeye aykırı olarak 730 günün altında veya üstünde olabileceği ve bu düzenlemenin de geçerli olduğu anlamındadır. Buradan da anlaşıldığı üzere TCK genel hükümlerinde gün adli para cezası sistemi benimsenmiştir.
3167 Sayılı yasanın 16. maddesi değerlendirildiğinde; “..... çek bedeli tutarı kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar . Ancak verilecek para cezası 80 milyar liradan fazla olamaz. ” hükmünün bulunduğu, bu düzenlemenin gün para cezası içermemesi nedeni ile TCK nun 52/1 maddesine uygun olmadığı ortadadır. Bu düzenleme karşısında açık bir yasal düzenleme yokken çek bedeli kadar tam gün sayısı belirlenerek bunun 20-100 TL arasında takdir edilecek bir bedelle çarpılması sureti ile sanığın cezalandırılabileceğini değerlendirmek kıyas yapmaktır. Kıyas, TCK nun 2/3. madde ve fıkrası ile yasaklanmıştır. Buna göre kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz. Kararına itiraz edilen mahkeme gerekçesinde kıyas yasağına rağmen kıyas yaparak 3167 Sayılı 16/1 maddesindeki ceza düzenlemesinin TCK 52. maddesindeki adli para cezası sistemine uygun olduğunu belirtmiştir.
Yasa koyucunun 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesinde sözünü ettiği diğer kanunlar içerisinde 3167 Sayılı Yasanın da olduğu hususunda tereddüt yoktur. Buna göre 3167 Sayılı Yasada bulunan ve 5237 Sayılı TCK nun 1.kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümler 31.12.2008 tarihine kadar uygulanabilecektir. Bu düzenlemenin mevhumu muhalifinden 3167 Sayılı (özel) Kanunun TCK nun 1. kitabının 52. maddesinde düzenlenen gün para sistemine aykırı olan ceza kuralının 31.12.2008 tarihinden sonra uygulanmayacağı anlaşılmaktadır. Kaldı ki yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesini dikkate alarak 5728 Sayılı Yasa ile özel yasalarda ayrıntılı düzenlemeler yapmasına rağmen 3167 Sayılı Yasada herhangi bir düzenleme yapmamıştır.
Yasa koyucunun atlama yaptığı, bu konuyu unuttuğu kabul edilemeyeceğine göre yasa koyucunun muradının 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesi ile düzenlenen ceza kuralının ortadan kalkması,uygulanamaz olması olduğu kabul edilmelidir. Çünkü ceza kuralları uygulanmak amacı ile konulur. Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir. Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen, bu nedenle yasal olarak kaldırılma dışında yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek gerek Anayasa’da yapılan düzenlemeye, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslararası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanunun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır.
Bu yasal durum karşısında hükümlünün, 31.12.008 tarihinden itibaren zımni olarak yürürlükten kaldırılan ve yerine yeni hüküm konulmamakla cezasız bırakılan karşılıksız çek keşide etmek eyleminden dolayı cezalandırıldığı, hükümlü müdafiinin yaptığı itirazın hukuka uygun olmayan mülahazalarla red edildiği, itirazın yasal ve yerinde olduğu anlaşılmakla 5275 Sayılı Yasanın 101/3 madde ve fıkrasının verdiği yetkiye dayanarak ve hükümlünün telafisi mümkün olmayan zararlara uğramasını engellemek amacı ile 5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 maddesi gereğince mahkumiyet hükmünün yorumunda ve çektirilecek cezanın hesabında açıklanan nedenlerle duraksama olduğundan 3167 Sayılı Yasada yeni bir düzenleme yapılana ya da 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesinin açıkça yürürlükten kaldırılması anına kadar infazın ertelenmesine, yasa koyucunun yeni bir düzenleme yapması halinde hükümlünün durumunun yeniden mahkemesince ele alınarak değerlendirilmesi için itirazın kabülü ile hükümlüye Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2007 tarih ve 2007/415 esas 2007/739 karar sayılı ilamı ile verilen adli para cezasının infazının durdurulmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Hükümlü Hasan Sülhi Seyalıoğlu müdafiinin yapmış olduğu İTİRAZIN KABÜLÜNE,
2-Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2009 tarih ve 2007/415 esas 2007/739 karar sayılı EK KARARININ KALDIRILMASINA
3-Sanık hakkında Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2007 tarih ve 2007/415 esas 2007/739 karar sayılı ilamı ile verilen 33.000TL adli para cezasının İNFAZININ DURDURULMASINA,
4-Kararın bir örneğinin gereğinin yerine getirilmesi için Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
Dosyanın Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesine iadesine
Karardan bir örneğin hükümlü vekiline TEBLİĞİNE ,
Dair; 5275 Sayılı Yasanın 101/3 ve CMK nun 271/4 madde ve fıkrası gereğince incelenen dosya üzerinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.11.03.2009..SAKARYA

20.03.2009 19:08


eski dost dedi ki...
Sakarya lnci Ağır Ceza Mahkemesi, Türkiye’de binlerce kişinin hapisten çıkmasına neden olacak bir karar verdi. Mahkeme 3167 sayılı çek kanunuyla ilgili yasada boşluk olması nedeniyle karşılıksız çek vermek suçundan Adapazarı Asliye Ceza Mahkemesi tarafından hapis cezasına çarptırılan ve tutuklanan İstanbul Ümraniye’de esnaflık yapan Hasan Sulhi S.na verilen 24 bin 300 lira adli para cezası sonrasında verilen hapis cezası hükmü durdurdu

Bu karar sonrasında karşılıksız çek vermek suçundan Ferizli Cezaevinde tutuklu bulunan Hasan H. Seyalıoğlu’nu tahliye ederken mahkemenin bu kararının emsal teşkil edebilecegi belirtildi.

Türkiye’de ilk olan karar , Sakarya lnci Ağır Ceza Mahkemesi başkanı Abdulkadir Yavuz mahkeme heyeti hakim Burhanettin Esenkar, Cevdet Bak tarafından tutuklanan Hasan Sulhi Seyalıoğlu’nun avukatının cezaya yaptığı itiraz sonrasında verildi.

İstanbul Ümraniye’de tavukçuluk yapan Hasan Sulhu S.(64) 17 Şubat 2007 tarihinde kestiği 24 bin 300 liralık çek karşılıksız çıkınca hakkında karşılıksız çek vermek suçundan Adapazarı lnci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından dava açıldı. 12 Aralık 2007 tarihinde karara çıkan dava sonrasında da İstanbullu tavukçu karşılıksız çek vermek suçundan çek bedeli olan 24 bin 300 YTL adli para cezasına çarptırıldı.

Mahkemenin kararı 29 Ocak 2009 tarihinde infaz edilerek Hasan Sulhi Seyalıoğlu tutuklanarak Ferizli Cezaevine konuldu.

Bu tutuklama sonrasında Seyalıoğlu’nun avukatı Sakarya lnci Ağır Ceza Mahkemesine verdiği dilekçe ile hapis cezasının 3167 sayılı çek kanunun 16ncı maddesi ile TCK’nın 20,43,52,53,60 ve 6lni maddelerini kapsayan düzenlemelere aykırı olduğunu ve 31 Kasım 2008 tarihi itibariyle de karşılıksız çek keşide etmek eyleminin suç olmaktan çıktığını belirterek müvekkilinin tahliye edilmesini istedi.

İtirazı inceleyen Sakarya lnci Ağır Ceza Mahkemesi Türkiye’de emsal teşkil edecek bir karar verdi.
İŞTE SAKARYA 1NCİ AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN VERDİĞİ KARAR


Hükümlü vekili tarafından Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.1.2009 tarih 2007/392-856 esas karar sayılı ek kararı ile sanık vekilinin talebinin redidine ve mahkemelerinin 2007/392 esas-2007/856 karar sayılı ilamının değiştirilmesine ve infazın durdurulmasına yer olmadığına ve infazın devamına dair kararına süresi içerisinde: müvekklilinin 3167 Sayılı Kanuna Muhalefet nedeni ile para cezasına mahkum edildiği ve para cezasının ödenmemesi nedeni ile hapse çevrildiği halen ceza evinde olduğu,5275 Sayılı Yasanın 98.maddesi uyarınca yaptıkları başvurunun reddedildiği,bu kararın 5237 Sayılı TCK’nun 5, 5252 Sayılı Yasanın geçici 1.maddesi,3167 Sayılı Yasanın 16.maddesi ayrıca TCK 20.43.52,53,60,61 maddelerinde yer alan düzenlemelere aykırı olduğu,

31.11.2008 tarihi itibarı ile karşılıksız çek keşide eylemenin suç olmaktan çıktığı,böylece suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hükümlü hakkında verilen cezanın yasal dayanağının kalmadığı iddiası ile Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 29.1.2009 tarihinde infazın devamına ilişkin ek kararın itiraz incelemesi ile kaldırılmasını ve müvekkili hakkında tayin edilen cezanın bütün sonuçları ile ortadan kaldırılmasını ve tahliyesini istemiştir.

İddia makamı alındı,dosya incelendi

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Konu ile ilgili yasal durum incelendiğinde:
1-3167 Sayılı Yasanın 16.maddesinde:
(1) Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4’üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri ve yetkili temsilcileri kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar,ağır para cezası ile cezalandırılır. Ancak verilen para cezası sensen milyar liradan fazla olmazsa. Bu miktar 01/03/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2’nci maddesine göre her yıl arttırılır. Bu suçtan mükerrirlere, bir yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir.

2-5237 Sayılı TCK nun 2/1-3 madde ve fıkralarında ;

(1)’’Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilmez ve güvenlik tedbiri
uygulanmaz.Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve
güvenlik tedbirine hükmolunmaz.’’

(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz.Suçve
ceza içeren hükümler,kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.

3-5237 Sayılı TCK nun 5/1 madde ve fıkralarında :

‘’Bu kanunun genel hükümleri,özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar
hakkında da uygulanır.’’

4-5237 Sayılı TCK nun 52/11-2-3 Madde ve fıkralarında;

(1)Adli para cezası,beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde
yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının,bir gün karşılığı
olarak takfir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü
tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.

(2)En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adli para cezasının
miktarı ,kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.

(3)Kararda,adli para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün
karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.’’

5-5252 Sayılı Yasanın 5349 Sayılı Yasanın 6.Maddesi ile değişik Geçici 1.Maddesinde:

(1)Diğer kanunların,5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan
düzenlemelere aykırı hükümleri,ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç
31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.

6-5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 madde ve fıkrasında:

(1) Mahkumiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında
duraksama olursa,cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri
sürülür yada sonradan yürürlüğe giren kanun ,hükümlünün lehinde olursa,duraksamanın
giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden
karar istenir.

(3)Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını
ertelemez.Ancak,mahkeme olayının özelliğine göre infazın ertelenmesine veya
durdurulmasına karar verebilir

7-5275 Sayılı Yasanın 101/1-3 Madde ve fıkrasında:

(1)Cezanın infazı sırasında,98 ila 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden
alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir.Karar verilmeden önce Cumhuriyet
savcısı ve hükümlünün görüşleri yazılı olarak bildirmeleri istenebilir.

(3)Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan başka mahkemeler tarafından verilmiş
olan bu kararlara karşı itiraz yoluna gidebilir.’’hükümleri bulunmaktadır.

Ayrıca TBMM tarafından 5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli
Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun İLE düzenleme
yapıldığı ve bu kanunun yürürlükte olduğu ancak yapılan bu düzenlemeler içerisinde
3167 Sayılı Yasanın 16.Maddesi ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı da ortadadır.

Kararına itiraz edilen mahkemenin itiraz edilen kararında 3167 Sayılı Yasanın
yürülükten kalkmadığını ve halen karşılıksız çek keşide etmek suçunun bulunduğunu,bu
durum karşısında kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edilmediğini,3167 Sayılı
Yasanın 16/1 naddesindeki düzenlemenin TCK nun 52.maddesi ile uyumlu
olduğunu,çek bedelinin 5-730 gün arasında olması halinde belirlenen tam gün sayısı ile takdir edilen bir gün karşılığı adli para cezasının çarpılması sonucu para cezası vermek olanaklı olduğu gibi çek bedelinin 5 tam günün altında olması halinde 5 tam güne yükseltilmesi,730 tam günün üstünde olması halinde ise kanunlarda aksine hüküm bulunmayan hallerde ibaresi dikkate alınarak 3167 Sayılı Kanun 16/1 maddesi uyarınca belirlenecek adli para cezasının verilebileceği bunun TCK nun 52 maddesine aykırılık oluşturmayacağı yasal sebepleri ve diğer yasal sebeplerle sanık vekilinin talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Yürürlükte olan yasal durum incelendiğinde;TCK nun 5/1 maddesinde bu kanunun
genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı belirtilerek ceza hukukunda yeknesaklık sağlamak istenmiştir.

Bu amaçla 5252 Sayılı Yasanın geçici 1.maddesine;diğer kanunların TCK nun birinci
kitabında yer alan düzenlemesine aykırı hükümleri,ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler
yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulanır hükmü konulmuş ve bu süre
yeniden uzatılmıştır.

Yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1.Madde hükmü dikkate alınarak ‘’Temel
Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik

Yapılmasına Dair Kanun” adı altında 580 maddeden oluşan 5728 Sayılı Yasaya çıkartmış
ve bu yasa yürürlüğe girmiştir.

Bundan da anlaşıldığı üzere yasa koyucunun amacı TCK’nun genel hükümlerinin bütün özel yasalarda ve ceza hükmü içeren yasalarda uygulanmasını sağlamaktır.

5237 Sayılı TCK’nun 52. maddesi dikkate alındığında adli para cezasının tamamının yapıldığı görülmektedir. Buna göre adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmadığı hallerde 730 günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığı olarak taktir edilen miktar ile çarpılması sureti ile hesaplanan meblağın hükümlü tarafından devlet hazinesine ödenmesinden ibarettir.

Bu maddenin 1. fıkrasında bulunan” kanunda aksine hüküm bulamayan haller” tanımının adli para cezası gün sayısının bu genel düzenlemeye aykırı olarak 730 günün altında veya üstünde olabileceği ve bu düzenlemenin de geçerli olduğu anlamındadır. Buradan Da anlaşıldığı üzere TCK genel hükümlerinde gün adli para cezası sistemi benimsenmiştir.

3167 Sayılı yasanın 16. maddesi değerlendirildiğinde;….. çek bedeli tutarı kadar ağır para cezası ile cezalandırılır. Ancak verilecek para cezası 80 milyar liradan fazla olmaz” hükmünün bulunduğu bu düzenlemenin gün para cezası içermemesi nedeni ile TCK’nun 52/1 maddesine uygun olmadığı ortadadır. Bu düzenleme karşısında açık bir yasal düzenleme yokken çek bedeli kadar tam gün sayısı belirlenerek bunun 20-100 TL arasında takdir edilecek bir bedele çarpılması sureti ile sanığın cezalandırılabileceğini değerlendirmek kıyas yapmaktır. Kıyas TCK’nun 2/3. madde ve fıkrası ile yasaklanmıştır. Buna göre kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılmaz. Suç ve ceza içeren hükümler kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz. Kararına itiraz edilen mahkeme gerekçesinde kıyas yasağına rağmen kıyas yaparak 3167 Sayılı 16/1 maddesindeki ceza düzenlemesinin TCK 52. maddesindeki adli para cezası sistemine uygun olduğunu belirtmiştir.


Yasa koyucunun 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesinde sözünü ettiği diğer kanunlar içerisinde 3167 Sayılı Yasanın da olduğu hususunda tereddüt yoktur. Buna göre 3167 Sayılı Yasada bulunan ve 5237 sayılı TCK’nun 1. kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümler 31/12.2008 tarihine kadar uygulanabilecektir. Bu düzenlemenin mevhumu muhalifinden 3167 Sayılı (özel) Kanunun TCK’nun 1.kitabının 52. maddesinde düzenlenen gün para sistemine aykırı olan ceza kuralının 31.12.2008 tarihinden sonra uygulanmayacağı anlaşılmaktadır. Kaldı ki yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesini dikkate alarak 5728 Sayılı Yasa ile özel yasalarda ayrıntılı düzenlemeler yapmasına rağmen 3167 Sayılı Yasada herhangi bir düzenleme yapmamıştır.

Yasan koruyucunun altlama yaptığı bu konuyu unuttuğu kabul edilemeyeceğine göre yasa koruyucunun muradının 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesi ile düzenlenen ceza kuralının ortadan kalkması uygulamaz olması olduğu kabul edilmelidir. Çünkü ceza kuralları uygulama amacı ile konulur. Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir. Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen bu nedenle yasal olarak kaldırılma dışında yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek gerek Anayasa’da yapılan düzenlemeye, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslar arası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanununun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulamaz. Kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır.


Bu yasal durum karşısında hükümlünün 31.12.2008 tarihinden itibaren zımni olarak yürürlükten kaldırılan ve yerine yeni hüküm konulmamakla cezasız bırakılan karşılıksız çek keşide etmek eyleminden dolayı cezalandırıldığı hükümlü müdafiinin yaptığı itirazın hukuka uygun olmayan mülahazalarla red edildiği, itirazın yasal ve yerinde olduğu anlaşılmakla 5275 Sayılı Yasanın 101/3 madde ve fıkrasının verdiği yetkiye dayanarak ve hükümlünün telafisi mümkün olmayan zararlara uğramasını engellemek amacı ile 5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 maddesi gereğince mahkumiyet hükmünün yorumunda ve çektirilecek cezanın hesabında açıklanan nedenlerle duraksama olduğundan 3167 Sayılı yasada yeni bir düzenleme yapılana ya da 3167 Sayılı yasanın 16/1 maddesinin açıkça yürürlükten kaldırılması haline kadar infazın ertelenmesine, yasa koyucunun yeni bir düzenleme yapması halinde hükümlünün durumunun yeniden mahkemesince ele alınarak değerlendirilmesi için itirazın kabülü ile hükümlüye Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2007 tarihi ve 2007/392 esas 2007/856 karar sayılı ilamı ile verilen adli para cezasının infazının durdurulmasına kara vermek gerekmiştir

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Hükümlü Hasan Sülhi Seyalıoğlu müdafiinin yapmış olduğu İTİRAZIN KABÜLÜNE,
2- Sakarya1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2009 tarih ve 2007/392 esas 2007/856 karar sayılı EK KARARININ KALDIRILMASINA
3- Sanık hakkında Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2007 tarih ve 2007/392 esas 2007/856 karar sayılı ilamı ile verilen 24.300 TL adli para cezasının İNFAZININ DURDURUMASINA,
4-Kararın bir örneğinin gereğinin yerine getirilmesi için Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine ,
Dosyanın Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesine iadesine
Karardan bir örneğin hükümlü vekiline TEBLİĞİNE,
Dair;5275 Sayılı Yasanın 101/3 ve CMK’nun 271/4 madde ve fıkrası gereğince incelenen dosya üzerinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 06.03. 2009

20.03.2009 19:08


eski dost dedi ki...
SAKARYA 1NCİ AĞIR CEZA MAHKEMESİ TÜRKİYE'DE İLK KEZ KARŞILIKSIZ ÇEK VERMEK SUÇUNDAN HAPİS CEZASINA CARPTIRILAN BİNLERCE KİŞİYLE İLGİLİ OLARAK VERDİGİ TAHLİYE KARARLARINA DEVAM EDİYOR
MAHKEME SAKARYA ASLİYE CEZA MAHKEMESİNİN KARŞILIKSIZ ÇEK VERMEK SUÇUNDAN VERDİGİ HAPİS CEZASINI KALDIRDI. BU SEFERDE FARKLI GEREKÇE İLE. İŞTE MAHKEMENİN 4 SAYFALIK GEREKÇELİ KARARI

T.C.
SAKARYA
1. AĞIR CEZA MAHKEMESİ
DEĞİŞİK İŞ KARAR
DEĞİŞİK İŞ NO : 2009/247

BAŞKAN : ABDÜLKADİR YAVUZ
ÜYE : BURHANETTİN ESENKAR
ÜYE : CEVDET BAK
KATİP : BİLGEN EL


Hükümlü vekili tarafından Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.02.2009 tarih 2007/299-590 karar sayılı ek kararı ile sanık vekilinin talebinin reddine ve mahkemelerinin 2007/299 esas-2007/590 karar sayılı ilamının değiştirilmesine ve infazın durdurulmasına yer olmadığına ve infazın devamına dair kararına dosya içeriğine göre süresi içerisinde; müvekkilinin 3167 Sayılı Kanuna Muhalefet nedeni ile para cezasına mahkum edildiği ve para cezasının ödenmemesi nedeni ile hapse çevrildiği halen ceza evinde olduğu, 5275 Sayılı Yasanın 98. maddesi uyarınca yaptıkları başvurunun reddedildiği, bu kararın 5237 Sayılı TCK nun 5, 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesi, 3167 Sayılı Yasanın 16. maddesi ayrıca TCK 20.43.52,53,60,61 maddelerinde yer alan düzenlemelere aykırı olduğu, 31.11.2008 tarihi itibari ile karşılıksız çek keşide etmek eyleminin suç olmaktan çıktığı, böylece suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hükümlü hakkında verilen cezanın yasal dayanağının kalmadığı iddiası ile Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 04.02.2009 tarihinde infazın devamına ilişkin ek kararın itiraz incelemesi ile kaldırılmasını ve müvekkili hakkında tayin edilen cezanın bütün sonuçları ile ortadan kaldırılmasını ve tahliyesini istemiştir.
İddia makamının mütalaası alındı, dosya incelendi
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Konu ile ilgili yasal durum incelendiğinde;
1-3167 Sayılı Yasanın 16. maddesinde :
(1) Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4 üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri, kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar. Ancak verilecek para cezası seksenmilyar liradan fazla olamaz. Bu miktar, 01/03/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2 nci maddesine göre her yıl artırılır. Bu suçtan mükerrirlere, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
2 – 5237 Sayılı TCK nun 2/1-3 madde ve fıkralarında ;
(1) "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz."
(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
3- 5237 Sayılı TCK nun 5/1 madde ve fıkralarında :
"Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır. "
4-5237 Sayılı TCK nun 52/1-2-3 Madde ve fıkralarında;
(1) Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.
(2) En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsî hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.
(3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir. "
5-5252 Sayılı Yasanın 5349 Sayılı Yasanın 6. Maddesi ile değişik Geçici 1. Maddesinde:
(1) Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.
6-5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 madde ve fıkrasında:
(1) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.
(3) Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
7- 5275 Sayılı Yasanın 101/1-3 Madde ve fıkrasında:
(1) Cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri istenebilir.
(3)Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan başka mahkemeler tarafından verilmiş olan bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir." hükümleri bulunmaktadır.
Ayrıca TBMM tarafından 5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlar ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile düzenleme yapıldığı ve bu kanunun yürürlükte olduğu ancak yapılan bu düzenlemeler içerisinde 3167 Sayılı Yasanın 16. Maddesi ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı da ortadadır.
Kararına itiraz edilen mahkemenin itiraz edilen kararında; 5252 Sayılı Kanunun geçici 1. Maddesinde 5560 Sayılı Kanunla yapılan değişiklik üzerine belirlenen 31.12.2008 gününe değin, diğer kanunların TCK nun birinci kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümlerinin düzeltilmesinin öngörüldüğü halde bu kapsamdan olarak yasa koyucu tarafından 5728 Sayılı "Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"u va'zettiği, dolayısıyla da uyumlaştırılması murat olunan diğer kanunların bu kapsamda yeniden düzenlenildiği., ancak bu çerçevede 3167 Sayılı Kanun hükümlerinin ayrık tutulduğu, bunun ise tamamen mevzuatın "Özel" niteliğinden kaynaklandığı, hal böyle olunca da Yargıtay Yüksek Dairesi'nin pek çok uygulamalarında da "özel yasa " niteliğinden dolayı pek çok uygulanabilir (önödeme-uzlaşma...gibi) hukuk müessesesinden ayrık değerlendirildiği nazara alındığında, ekonomik düzenin önemli bir ödeme aracı teşkil eden çeklerden dolayı tayin olunacak ceza hükmünde de "çek bedeli kadar adli para cezası" olmasında hukuken aykırı bir durum görülmediğinden" sanık vekilinin talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Yürürlükte olan yasal durum incelendiğinde; TCK nun 5/1 maddesinde bu kanunun genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı belirtilerek ceza hukukunda yeknesaklık sağlanmak istenmiştir.
Bu amaçla 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesine; diğer kanunların TCK nun birinci kitabında yer alan düzenlemesine aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulanır hükmü konulmuş ve bu süre yeniden uzatılmamıştır.
Yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. Madde hükmünü dikkate alarak " Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" adı altında 580 maddeden oluşan 5728 Sayılı Yasayı çıkartmış ve bu yasa yürürlüğe girmiştir.
Buradan da anlaşıldığı üzere yasa koyucunun amacı TCK nun genel hükümlerinin bütün özel yasalarda ve ceza hükmü içeren yasalarda uygulanmasını sağlamaktır.
5237 Sayılı TCK nun 52. maddesi dikkate alındığında adli para cezasının tanımının yapıldığı görülmektedir. Buna göre adli para cezası , beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmadığı hallerde 730 günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması sureti ile hesaplanan meblağın hükümlü tarafından devlet hazinesine ödenmesinden ibarettir
Bu maddenin 1. fıkrasında bulunan "kanunda aksine hüküm bulunmayan haller" tanımının adli para cezası gün sayısının bu genel düzenlemeye aykırı olarak 730 günün altında veya üstünde düzenlenecebileceği ve bu düzenlemenin de geçerli olduğu anlamındadır. Buradan da anlaşıldığı üzere TCK genel hükümlerinde gün adli para cezası sistemi benimsenmiştir.
3167 Sayılı yasanın 16. maddesi değerlendirildiğinde; "..... çek bedeli tutarı kadar ağır para cezası (adli para cezası) ile cezalandırılırlar . Ancak verilecek para cezası 80 milyar liradan fazla olamaz. " hükmünün bulunduğu, bu düzenlemenin gün para cezası içermemesi nedeni ile TCK nun 52/1 maddesine uygun olmadığı ortadadır.
Yasa koyucunun 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesinde sözünü ettiği diğer kanunlar içerisinde 3167 Sayılı Yasanın da olduğu hususunda tereddüt yoktur. Buna göre 3167 Sayılı Yasada bulunan ve 5237 Sayılı TCK nun 1.Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümler 31.12.2008 tarihine kadar uygulanabilecektir. Bu düzenlemenin mevhumu muhalifinden 3167 Sayılı (özel) Kanunun TCK nun 1. kitabının 52. maddesinde düzenlenen gün para sistemine aykırı olan ceza kuralının 31.12.2008 tarihinden sonra uygulanmayacağı 5252 Sayıl Yasanın geçici 1. Maddesinin emredici hükmüdür. Kaldı ki yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesini dikkate alarak 5728 Sayılı Yasa ile özel yasalarda ayrıntılı düzenlemeler yapmasına rağmen 3167 Sayılı Yasada herhangi bir düzenleme yapmamıştır.
Ayrıca Adalet Bakanlığı'nın http://www.kgm.adalet.gov.tr/basbakanlik/cekkanunu.pdf adresinde bulunan ve Çek Kanunu Tasarısı Taslağı olarak Başbakanlığa gönderilen metnin 5/1 madde ve fıkrasında "Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî paracezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adlî para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz." düzenlemesinin bulunduğu, bu düzenleme dikkate alındığında yasama organının büyük çoğunluğunu oluşturan yürütmeyi (hükümeti ) temsilen Adalet Bakanlığının da itirazı reddeden mahkeme ve red kararında belirtilen Yargıtay Dairesinin inancına aykırı olarak çek kanununda verilecek adli para cezasının gün para sistemine uygun olması gerektiğini öngördüğü, bu durum karşısında subjektif değerlendirme niteliğinde olan "çekin ekonomik düzenin önemli bir ödeme aracı teşkil etmesi" bu nedenle 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesindeki düzenlemenin değiştirilmediği yani ayrık tutulduğu (temel düzenlemeden istisna edildiği) yönündeki değerlendirmenin mevcut yasal durum karşısında yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Yasa koyucunun atlama yaptığı, bir konuyu unuttuğu kabul edilemeyeceğine ve yukarıda da değinildiği gibi bu konuda değişiklik yapmak için Başbakanlığa kanun tasarısı taslağıda sevk edildiğine göre yürütmenin, (hükümetin ) ve yasa koyucunun (TBMM'nin) muradının 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesi ile düzenlenen ceza kuralının ortadan kalkması ve yeni yasal düzenleme yapılana kadar bu ceza hükmünün uygulanamaz olmasını sağlamak olduğu kabul edilmelidir. Çünkü ceza kuralları uygulanmak amacı ile konulur. Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir. Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen, bu nedenle yasal olarak kaldırılma dışında yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek gerek Anayasa'da yapılan temel haklar ile ilgili düzenlemelere, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslararası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanunun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz, kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır.
Bu yasal durum karşısında hükümlünün, 31.12.2008 tarihinden itibaren zımni olarak yürürlükten kaldırılan ve yerine yeni hüküm konulmaması nedeni ile cezasız bırakılan karşılıksız çek keşide etmek eyleminden dolayı cezalandırıldığı, hükümlü müdafiinin yaptığı itirazın hukuka uygun olmayan mülahazalarla red edildiği, itirazın yasal ve yerinde olduğu anlaşılmakla, 5275 Sayılı Yasanın 101/3 madde ve fıkrasının verdiği yetkiye dayanarak ve hükümlünün telafisi mümkün olmayan zararlara uğramasını engellemek amacı ile 5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 maddesi gereğince mahkumiyet hükmünün yorumunda ve çektirilecek cezanın hesabında açıklanan nedenlerle duraksama olduğundan 3167 Sayılı Yasada yeni bir düzenleme yapılana ya da 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesinin açıkça yürürlükten kaldırılması anına kadar infazın ertelenmesine, yasa koyucunun yeni bir düzenleme yapması halinde hükümlünün durumunun yeniden mahkemesince ele alınarak değerlendirilmesi için itirazın kabülü ile hükümlüye Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.07.2007 tarih ve 2007/299 esas 2007/590 karar sayılı ilamı ile verilen adli para cezasının infazının durdurulmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Hükümlü Hasan Sülhi Seyalıoğlu müdafiinin yapmış olduğu İTİRAZIN KABÜLÜNE,
2-Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.02.2009 tarih ve 2007/299 esas 2007/590 karar sayılı EK KARARININ KALDIRILMASINA
3-Sanık hakkında Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.07.2007 tarih ve 2007/299 esas 2007/590 karar sayılı ilamı ile verilen 26000TL adli para cezasının İNFAZININ DURDURULMASINA,
4-Kararın bir örneğinin gereğinin yerine getirilmesi için Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
Dosyanın Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesine iadesine,
Karardan bir örneğin hükümlü vekiline TEBLİĞİNE ,
Dair; 5275 Sayılı Yasanın 101/3 ve CMK nun 271/4 madde ve fıkrası gereğince incelenen dosya üzerinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi..16.03.2009.

eski dost dedi ki...

kimsin ve ne istiyorsun bu siteden?

Adsız dedi ki...

Armağan Üreten dedi ki...
Hakimlerimizin aldığı ücretleri de yaşanabilir ücret seviyesine çıkaracak önlemler de alırsak çok daha iyi olacak

25.09.2007 16:28


M. Zeki AKTAŞ dedi ki...
(e)Kişi hürriyeti haksız bir şekilde kısıtlandığı, güvenliği, sağlığı zarar gördüğü, zaman ve iş kaybına sebep olunduğu, maddi ve manevi zarara uğradığı mahkemelerce tespit olduğu takdirde bunun bedeli daha önce karar vererek zarara uğratan mahkeme heyeti tarafından ödenir ve mahkeme heyeti cezalandırılır. (Günlük hayat içinde yanlış yapan mühendis, doktor... vs. yaptığı iş ve eylemlerden, verdiği zarardan dolayı ceza almaktadır. Aynı şekilde yanlış karar vererek zarara sebep olan mahkeme heyetlerine de ceza verilebilmelidir. Bu anayasanın eşitlik ilkesine, suç ve cezanın ferdiliği ilkesine, hukuk ve adalete uygun olur. 32. maddeye 6. fıkrasına (e) bendi olarak eklenmelidir.)

27.09.2007 00:31


M. Zeki AKTAŞ dedi ki...
(f)Davalı, davacı veya sanık mahkeme için parası olmayıp malı varsa harcı her türlü masrafı devlet tarafından karşılanır. Davayı kazan taraf ise karşı tarafından devlet alacağını tahsilâtını yapar. Davayı kaybeden taraf ise şahsın malını paraya çevirmek sureti ile devlet alacağını tahsil eder. Tamamen yoksul ise her türlü mahkeme masrafları devlet tarafından karşılanır. ( Hak, hukuk aramanın önündeki bütün engelleri kardırmadığımız takdirde yurttaşlarımız arasında mağdurlar ve devletine küskünler, düşmanlar sürüsü oluştururuz. Buna fırsat vermeyelim. 6 fıkraya (f) bendi olarak eklenebilir.)

27.09.2007 00:43


eylül dedi ki...
sy. aslı bende toplantının içeriğini tam olarak bilemiyorum.girip bakmak isterseniz www.anayasa.gov.tr/general yazıp bakabilirsiniz.

25.02.2009 23:25


eylül dedi ki...
sy. aslı bende toplantının içeriğini tam olarak bilemiyorum.girip bakmak isterseniz www.anayasa.gov.tr/general yazıp bakabilirsiniz.

25.02.2009 23:25


eski dost dedi ki...
mrb arkadaşlar .diger sitenin problemi nedeni ile yazamıyoruz.yeni yazılarımıza buradan devam edebiliriz.

20.03.2009 18:37


eski dost dedi ki...
Suç ve cezalara ilişkin esaslar
Madde 33- (1) Suç ile ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur. Kimse, işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiili gerçekleştirmesinden dolayı cezalandırılamaz ve kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez.
(2) Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da birinci fıkra uygulanır.
(3) Suçluluğu kesin mahkeme kararı ile hükmen sabit oluncaya kadar, kimse suçlu sayılamaz.
(4) Hiç kimse, kendisini ve kanunda gösterilen yakınlarını suçlayan bir beyanda bulunmaya veya bu yolda delil göstermeye zorlanamaz.
(5) Ceza sorumluluğu şahsîdir.
(6) Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.
(7) Ölüm cezası ve genel müsadere cezası verilemez.
(8) Kamu İdaresi, kişi hürriyetinin kısıtlanması sonucunu doğuran bir müeyyide uygulayamaz. Türk Silâhlı Kuvvetlerinin iç düzeni bakımından bu hükme kanunla istisnalar getirilebilir.
(9) Uluslararası Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere, vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez.

20.03.2009 18:58


eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

20.03.2009 18:59


eski dost dedi ki...
ekonomik suclara biraz daha acıklık getirilmeli.karsılıksız çek davalarından getirilen hapis cezaları kesinlikle kalkmalı,sebebi diğer yorumlarda da acıklandığı gibi bunun alacaklıya hic bir faydası yoktur.borclunun ödeyebilirliğini engellemektir.borc ortadan kalkmamalı,en azından borc meblağına ,ve borclunun konumuna göre süre verilmeli.bu alacaklının hic alamamasından daha iyidir diye düsünüyorum.günümüzde avukatların tutumu hapis kapıya gelince öder olayına katılmıyorum,varsa ödenir ,yoksa girilir ve ödenebilirliği ortadan kalkar.tabiki bu dolandırıcılk amacıyla yapılmis durumların dısında tutulmalıdır.bu ayrım mahkemelerde kolaylıkla tespit edilebilir.çeke güvenilirlik böyle sağlanamadığına inanıyorum.çünkü hic bir tacir çek yazarken veya alcaklı aldığı cekin hapis cezası tasımasını düsünerek bu işlemi yapmaz.kaldı ki ülke nin ekonomik durumu ortada,soncta yönetimin yaptığı hatalar ,piyasalara yansımasıdır ,fakat cek yazıp ödeme tahüdü veren ,insanlar hapis e giriyor.biraz daha bu konuya eğilinmesinde fayda görüyorum,tesekkürler

20.03.2009 19:00


eski dost dedi ki...
Karşılıksız çek de cezaî yaptırımı kaldırdığımız zaman ticarî hayatın sekteye uğrayacağı, çek kullanımının azalacağı dolayısıyla dolaşıma çek yoluyla çıkarılan parasal kıymetin azalmasıyla çek yoluyla yaratılan ticarî gelişmenin gerileyeceği şeklindeki eleştiri gerçeği yansıtmamaktadır. Çeke cezaî yaptırımla sağlanan güvence sanal ve aldatıcıdır. Dürüst insanlar zarar görmektedir. Çekte cezaî yaptırımla Devletin gücünün sağladığı güvence ile rahatlayan insanlar, ticari hayatın temel kurallarından olan, iş yaptığı kişiyi araştırma soruşturma, güven duymada itidallik kısacası basiretli davranmayı terk etmektedir. Bunun sonucunda ticari hayattaki bu boşluk sahtekâr kişilerce rahatça doldurulmaktadır. Dürüst insanlara hizmet etmesi gereken bir kurum sahtekârlara hizmet etmektedir. Çekte cezaî yaptırımın kaldırılmasıyla çekin diğer kıymetli evraklardan önemli bir farkının ortadan kalkacağı bir gerçektir. Bu gerçeğin yanında şunu da söyleyebiliriz. Çek asli fonksiyonu olan nakit para karşılığı ve görüldüğünde ödenecek olması pozisyonuna, daha da yaklaşacaktır. Çek karşılıksız kaldığında cezaî yaptırım olmayacağını bilen insanlar, çok güvendikleri dürüst insanlardan çek kabul edeceklerdir. Bu durumda sözüne ve davranışına güvenilir insanlar ticari hayatta söz sahibi olacaklar, sahtekârlara bu anlamda tanınan kredi de tükenmiş olacaktır. Ayrıca taraflar arasındaki özel alacak borç ilişkisinden doğan karşılıksız çek keşide etme fiiline hürriyeti bağlayıcı ceza verilmesi, devletin alacaklının yanında taraf olduğu anlamına gelir ki, devlet yargılama faaliyeti sırasında hiçbir şekilde taraf olmamalıdır.
Hürriyeti bağlayıcı ceza ancak, çok ağır ve kamu düzenini ciddi şekilde bozucu fiillerde uygulanmalıdır. Öte yandan Türkiye’nin de taraf olduğu, “İnsan Hakları ve Ana Hürriyetlerini Korumaya Dair Sözleşme” (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmeleri) çerçevesinde imzalanan ancak ülkemizin katılmadığı 4 sayılı protokolün birinci maddesi, özel hukuk alanında “borç için hapsedilmeme” kuralını öngörmüştür. Ayrıca Türkiye’nin taraf olduğu ve onayladığı uluslararası nitelikteki sözleşmelerde de açık olmasa da kişinin borç nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılamayacağını öngören hükümler bulunmaktadır. Uluslararası hukukta yer alan tüm bu belgeler birlikte değerlendirildiğinde genel eğilimin, borç için kişinin özgürlüğünden yoksun bırakılması veya insan haysiyeti ile bağdaşmayan diğer ceza ve uygulamalara maruz kalmaması yolunda olduğu görülür. Bu itibarla karşılıksız çek keşide etmek eylemi nedeniyle borçluyu, “cezaevine girmek veya cezaî yaptırımla karşılaşmak” gibi ikilemle karşı karşıya bırakarak mahkemeler ve savcılıkları borç tahsili için aracı kurum olarak kullanmanın terk edilmiş bir yöntem olduğunu söyleyebiliriz.

20.03.2009 19:01


eski dost dedi ki...
Türk Ceza Kanunu'nun hazırlanmasında emeği geçen Prof. Dr. Adem Sözüer aradı.
Söze, "Çok daha vahim bir durum var..." diye başladı.

Toplu af gibi...
Yeni Türk Ceza Kanunu'nun 2004'te yürürlüğe girdiğini anımsatıp, "TCK'nın 5'inci maddesini" anımsattı.
Sözünü ettiği madde aynen şöyle:
"Bu kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır..."
Hukuki dildeki anlamı net...
Özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlar tek tek TCK'ya göre yeniden düzenlenecek. Bu düzenlemelerin yapılabilmesi için de Meclis'e bir yıl süre tanındı.
Ancak öngörülen bir yılda düzenlemeler yapılamayınca, birer yıl ertelenerek 31 Aralık 2008'e gelindi.

Çek kanunu atlandı
Bu çerçevede bir ay önce (Aralık 2008) Türk Parasını Koruma Kanunu'ndaki maddelerde de süratle düzenleme yapılıp 5'inci maddenin öngördüğü şekilde TCK ile uyumlaştırıldı...
Ancak hükümet Çek Hamillerini Koruma Kanunu'nu TCK ile uyumlu hale getirmedi; buna ilişkin düzenlemeleri atladı.
Yılbaşı günü de düzenleme yapılması için öngörülen süre sona erdi.
Prof. Dr. Adem Sözüer'i dün Meclis'te Adli Tıp ile ilgili bir konuda çaba gösterirken bulduk.
Çek Kanunu'nu anımsatıp, "Şimdi ne olacak?" dediğimizde yanıtı şöyle oldu:
"TCK'nın genel hükümleri Çek Kanunu için de geçerli. Maalesef Çek Kanunu'ndaki cezalar uygulanamaz hale geldi. Çünkü Ceza Kanunu'nun genel hükümlerinde örneğin tüzel kişilere adli değil, idari para cezası var. Halbuki Çek Kanunu'nda şirketlere para cezası var. Biri diğerini tutmuyor. Uyumlu hale gelmediği için uygulanamaz oluyor."
Prof. Sözüer'e bunun karşılıksız çek kesen veya çekle ilgili bir suç işleyen kişinin affa uğraması anlamına mı geldiğini sorduk.
"Aynen öyle" deyip ekledi:
"Bu kişilere ceza verilmesinin olanağı yok. Zaten birçok mahkemeden de yargı üyeleri telefon açıp davaları düşürdüklerini bildiriyor ve bir an önce çare bulunmasını istiyor. Düzenleme olmazsa çek suçlarına bakılamaz hale gelecek."

"Geçmiş olsun..."
Konuyu Adalet Komisyonu Başkan ve Başkanvekili'ne de sorduk...
Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, önce TCK'yı okudu, sonra Çek Kanunu'nu inceleyip devam etti:
"Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu..."
İyimaya "Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şeyin olmadığını, onların cezalarının ortadan kalktığını" da vurguladı.
Başkanvekili Hakkı Köylü ise daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptıklarını belirterek, "170 kadar yasa maddesinde düzenleme yapılmıştı" anımsatmasında bulundu.
Çek Kanunu ile ilgili olarak da hükümete geçmişte uyarıda bulunduklarını söyleyen Köylü, "Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir" dedi.
Meclis, TCK gibi dev boyutlu Borçlar ve Türk Ticaret kanunlarını bir an önce çıkarabilmek için çaba gösterirken, geçmişte çıkardığı kanunun yarattığı af depremiyle yüz yüze kalıyordu.
İyimaya'nın da dediği gibi; geçmiş olsun...
yani karşılıksız ceke af...

20.03.2009 19:04


eski dost dedi ki...
KONYA 6. ASLİYE CEZA MAHKEMESİ
2007 / 866 E., 2008 / 211 K. Ek karar tarihi 15.01.2009

5252 saylı TCK nun yürürlük ve uygulama şeklindeki geçici 1. maddesi 5237 sy TCK nun 2,5,7/2,45/1 ve 52 maddelderinden anlaşılacağı üzere özel yasalardaki aykırı hükümlerin 31.12.2008 tarihine kadar uygulanabileceği bu tarihten sonra 5237 sy TCK nun yukarıda bahsedilen maddelerinde ve genel hükümlerinde ceza nevi olarak hapis cezası ve gün para sistemi öngörüldüğü, bu durumda çek cezaları için düzenlenen para cezalarının uygulama kabiliyetinin kalmadığı, 5728 sy Temel Ceza Kanunlarına uyum amacı ile çeşitli kanunlarda ve diğer bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair kanunda yapılan değişiklik ile çek yasasında değişiklik yapılmadığı, bu durumda çek yasasındaki müeyyidenin uygulama kabiliyetinin kalmadığı anlaşıldığından cezanın durdurulmasına karar vermek gerekmiştir.
Ancak 1999 yılından bu yana çıkarılan af yasaları ve TCK ile CMK nun tümü ile değiştirilmesi, uyarlama çalışmaları yapılması esnasında geriue yönelik olarak kanun haricinde Yargıtay kararları ve uyum asaları ile uygulama yapıldığından bu aşamada ortadan kaldırma kararı vermenin mevcut uygulmayaya aykırı düşeceği kanısı ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1) Hükümlü ........... ve ............ A.Ş. hakkında mahkememizden verilen ......... tarih ve .............. esas ve karar ile ilamatın ......... sırasında işlem gören İNFAZIN DURDURULMASINA
2) Bu aşamada ORTADAN KALDIRMA TALEBİNİN REDDİNE,
3) Karardan bir suretin Konya C. Başsavcılığı' na gönderilmesine
Dair dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu itirazı kabil olmak üzere karar verildi. 15.01.2009

20.03.2009 19:05


eski dost dedi ki...
Çek suçlularının cezası kalktı'
Çek kanununun TCK ile uyumunun sağlanmaması tartışılıyor. Adalet Komisyonu Başkanı İyimaya, 'Geçmiş olsun! Bu suçu işleyenler yılbaşında kurtuldu' dedi
Takvim'in dün duyurduğu ve Prof. Adem Sözüer tarafından ortaya atılan çek yasası ile ilgili iddia gündemi değiştirdi. 31 Aralık 2008 tarihine kadar yeni TCK'ya uygun hale getirilmediği için çek yasasından ceza alanlar ve yargılananlar için adeta 'af' imkanı doğdu. Haberimiz özellikle hükümlü yakınları ve bu suçtan dolayı halen hapishanede bulunanlar arasında sevinçle karşılanırken, hukukçular arasında da tartışmaya yol açtı.

'Bir şey yapılamaz'
Çek kanunu ile ilgili düzenlemenin yapılmaması ve bununla ilgili sürenin dolmuş olması, Meclis'te de yankı buldu. Takvim'e konuşan TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, çek kanunu inceledikten sonra, "Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu. Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şey yok. Onların cezaları ortadan kalktı" dedi. İyimaya, yeni yasa çıksa bile geriye işlemeyeceğini belirterek, şu bilgileri verdi:

'Cezasızlık dönemi'
"Sonraki kanun yürürlüğe girmek için bir süre öngörmüş, suç ve cezanın tipini de değiştirmiş ise, yürürlük öncesi aksi doğrultudaki hükümler, hüküm ve sonuçlarını sonraki kanun yürürlüğe girdiği anda yitirir. Yasama organının yürürlük öncesi bir uyum yasası çıkarma Çek ması Anayasa'nın 38. maddesi kapsamında bir suçsuzluk ve cezasızlık dönemine yol açabilir. Olay bu kapsamda değerlendirilmeli." TBMM Adalet Komisyonu Başkanvekili Hakkı Köylü ise konuyla ilgili açıklamasında şunları söyledi: "Daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptık. 170 kadar yasa maddesinde düzenleme gerçekleşti. Çek yasası ile ilgili hükümete uyarıda bulunduk. Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir."
Şerife ÜSTÜNER

23.01.2009 13:58

20.03.2009 19:06


eski dost dedi ki...
Ağır Ceza Mahkemesi 2nci Asliye Ceza Mahkemesinin çekle ilgili verdiği hapis kararıyla ilgili itirazı karara bağladı ve cezaevinde bulunan tutuklunun tahliyesine karar verdi.
Ağır Ceza Mahkemesinin çek’le ilgili kararının Türkiyenin dört bir yanında bu suçtan hüküm giyenler için emsal teşkil edebilecegi belirtiliyor.
Mahkeme çekle ilgili yasada boşluk olması nedeniyle ceza verilmeyecegini gerekçe gösteriyor .






T.C.
SAKARYA
1. AĞIR CEZA MAHKEMESİ

DEĞİŞİK İŞ KARAR
DEĞİŞİK İŞ NO : 2009/213

BAŞKAN : ABDÜLKADİR YAVUZ
ÜYE : BURHANETTİN ESENKAR
ÜYE : CEVDET BAK
KATİP : BİLGEN EL

Hükümlü vekili tarafından Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2009 tarih 2007/415-739 esas karar sayılı ek kararı ile sanık vekilinin talebinin reddine ve mahkemelerinin 2007/415 esas-2007/739 karar sayılı ilamının değiştirilmesine ve infazın durdurulmasına yer olmadığına ve infazın devamına dair kararına süresi içerisinde; müvekkilinin 3167 Sayılı Kanuna Muhalefet nedeni ile para cezasına mahkum edildiği ve para cezasının ödenmemesi nedeni ile hapse çevrildiği halen ceza evinde olduğu, 5275 Sayılı Yasanın 98. maddesi uyarınca yaptıkları başvurunun reddedildiği, bu kararın 5237 Sayılı TCK nun 5, 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesi, 3167 Sayılı Yasanın 16. maddesi ayrıca TCK 20.43.52,53,60,61 maddelerinde yer alan düzenlemelere aykırı olduğu, 31.11.2008 tarihi itibari ile karşılıksız çek keşide etmek eyleminin suç olmaktan çıktığı, böylece suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hükümlü hakkında verilen cezanın yasal dayanağının kalmadığı iddiası ile Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 29.1.2009 tarihinde infazın devamına ilişkin ek kararın itiraz incelemesi ile kaldırılmasını ve müvekkili hakkında tayin edilen cezanın bütün sonuçları ile ortadan kaldırılmasını ve tahliyesini istemiştir.
İddia makamı mütalaası alındı, dosya incelendi
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Konu ile ilgili yasal durum incelendiğinde;
1-3167 Sayılı Yasanın 16. maddesinde :
(1) Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4 üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri, kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar. Ancak verilecek para cezası seksenmilyar liradan fazla olamaz. Bu miktar, 01/03/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2 nci maddesine göre her yıl artırılır. Bu suçtan mükerrirlere, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
2 – 5237 Sayılı TCK nun 2/1-3 madde ve fıkralarında ;
(1) “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.”
(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
3- 5237 Sayılı TCK nun 5/1 madde ve fıkralarında :
“Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır. “
4-5237 Sayılı TCK nun 52/1-2-3 Madde ve fıkralarında;
(1) Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.
(2) En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsî hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.
(3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir. “
5-5252 Sayılı Yasanın 5349 Sayılı Yasanın 6. Maddesi ile değişik Geçici 1. Maddesinde:
(1) Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.
6-5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 madde ve fıkrasında:
(1) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.
(3) Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
7- 5275 Sayılı Yasanın 101/1-3 Madde ve fıkrasında:
(1) Cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri istenebilir.
(3)Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan başka mahkemeler tarafından verilmiş olan bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.” hükümleri bulunmaktadır.
Ayrıca TBMM tarafından 5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlar ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile düzenleme yapıldığı ve bu kanunun yürürlükte olduğu ancak yapılan bu düzenlemeler içerisinde 3167 Sayılı Yasanın 16. Maddesi ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı da ortadadır.
Kararına itiraz edilen mahkemenin itiraz edilen kararında 3167 Sayılı Yasanın yürürlükten kalkmadığı ve halen karşılıksız çek keşide etmek suçunun bulunduğu, bu durum karşısında kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edilmediği, 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesindeki düzenlemenin TCK nun 52. maddesi ile uyumlu olduğu, çek bedelinin 5-730 gün arasında olması halinde belirlenen tam gün sayısı ile takdir edilen bir gün karşılığı adli para cezasının çarpılması sonucu para cezası vermek olanaklı olduğu gibi çek bedelinin 5 tam günün altında olması halinde 5 tam güne yükseltilmesi, 730 tam günün üstünde olması halinde ise kanunlarda aksine hüküm bulunmayan hallerde ibaresi dikkate alınarak 3167 Sayılı Kanun 16/1 maddesi uyarınca belirlenecek adli para cezasının verilebileceği bunun TCK nun 52 maddesine aykırılık oluşturmayacağı yasal sebepleri ve diğer yasal sebeplerle sanık vekilinin talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Yürürlükte olan yasal durum incelendiğinde; TCK nun 5/1 maddesinde bu kanunun genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı belirtilerek ceza hukukunda yeknesaklık sağlanmak istenmiştir.
Bu amaçla 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesine; diğer kanunların TCK nun birinci kitabında yer alan düzenlemesine aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulanır hükmü konulmuş ve bu süre yeniden uzatılmamıştır.
Yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. Madde hükmünü dikkate alarak “ Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” adı altında 580 maddeden oluşan 5728 Sayılı Yasayı çıkartmış ve bu yasa yürürlüğe girmiştir.
Buradan da anlaşıldığı üzere yasa koyucunun amacı TCK nun genel hükümlerinin bütün özel yasalarda ve ceza hükmü içeren yasalarda uygulanmasını sağlamaktır.
5237 Sayılı TCK nun 52. maddesi dikkate alındığında adli para cezasının tanımının yapıldığı görülmektedir. Buna göre adli para cezası , beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmadığı hallerde 730 günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması sureti ile hesaplanan meblağın hükümlü tarafından devlet hazinesine ödenmesinden ibarettir
Bu maddenin 1. fıkrasında bulunan “kanunda aksine hüküm bulunmayan haller” tanımının adli para cezası gün sayısının bu genel düzenlemeye aykırı olarak 730 günün altında veya üstünde olabileceği ve bu düzenlemenin de geçerli olduğu anlamındadır. Buradan da anlaşıldığı üzere TCK genel hükümlerinde gün adli para cezası sistemi benimsenmiştir.
3167 Sayılı yasanın 16. maddesi değerlendirildiğinde; “..... çek bedeli tutarı kadar ağır para cezası ile cezalandırılırlar . Ancak verilecek para cezası 80 milyar liradan fazla olamaz. ” hükmünün bulunduğu, bu düzenlemenin gün para cezası içermemesi nedeni ile TCK nun 52/1 maddesine uygun olmadığı ortadadır. Bu düzenleme karşısında açık bir yasal düzenleme yokken çek bedeli kadar tam gün sayısı belirlenerek bunun 20-100 TL arasında takdir edilecek bir bedelle çarpılması sureti ile sanığın cezalandırılabileceğini değerlendirmek kıyas yapmaktır. Kıyas, TCK nun 2/3. madde ve fıkrası ile yasaklanmıştır. Buna göre kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz. Kararına itiraz edilen mahkeme gerekçesinde kıyas yasağına rağmen kıyas yaparak 3167 Sayılı 16/1 maddesindeki ceza düzenlemesinin TCK 52. maddesindeki adli para cezası sistemine uygun olduğunu belirtmiştir.
Yasa koyucunun 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesinde sözünü ettiği diğer kanunlar içerisinde 3167 Sayılı Yasanın da olduğu hususunda tereddüt yoktur. Buna göre 3167 Sayılı Yasada bulunan ve 5237 Sayılı TCK nun 1.kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümler 31.12.2008 tarihine kadar uygulanabilecektir. Bu düzenlemenin mevhumu muhalifinden 3167 Sayılı (özel) Kanunun TCK nun 1. kitabının 52. maddesinde düzenlenen gün para sistemine aykırı olan ceza kuralının 31.12.2008 tarihinden sonra uygulanmayacağı anlaşılmaktadır. Kaldı ki yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesini dikkate alarak 5728 Sayılı Yasa ile özel yasalarda ayrıntılı düzenlemeler yapmasına rağmen 3167 Sayılı Yasada herhangi bir düzenleme yapmamıştır.
Yasa koyucunun atlama yaptığı, bu konuyu unuttuğu kabul edilemeyeceğine göre yasa koyucunun muradının 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesi ile düzenlenen ceza kuralının ortadan kalkması,uygulanamaz olması olduğu kabul edilmelidir. Çünkü ceza kuralları uygulanmak amacı ile konulur. Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir. Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen, bu nedenle yasal olarak kaldırılma dışında yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek gerek Anayasa’da yapılan düzenlemeye, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslararası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanunun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır.
Bu yasal durum karşısında hükümlünün, 31.12.008 tarihinden itibaren zımni olarak yürürlükten kaldırılan ve yerine yeni hüküm konulmamakla cezasız bırakılan karşılıksız çek keşide etmek eyleminden dolayı cezalandırıldığı, hükümlü müdafiinin yaptığı itirazın hukuka uygun olmayan mülahazalarla red edildiği, itirazın yasal ve yerinde olduğu anlaşılmakla 5275 Sayılı Yasanın 101/3 madde ve fıkrasının verdiği yetkiye dayanarak ve hükümlünün telafisi mümkün olmayan zararlara uğramasını engellemek amacı ile 5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 maddesi gereğince mahkumiyet hükmünün yorumunda ve çektirilecek cezanın hesabında açıklanan nedenlerle duraksama olduğundan 3167 Sayılı Yasada yeni bir düzenleme yapılana ya da 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesinin açıkça yürürlükten kaldırılması anına kadar infazın ertelenmesine, yasa koyucunun yeni bir düzenleme yapması halinde hükümlünün durumunun yeniden mahkemesince ele alınarak değerlendirilmesi için itirazın kabülü ile hükümlüye Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2007 tarih ve 2007/415 esas 2007/739 karar sayılı ilamı ile verilen adli para cezasının infazının durdurulmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Hükümlü Hasan Sülhi Seyalıoğlu müdafiinin yapmış olduğu İTİRAZIN KABÜLÜNE,
2-Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.02.2009 tarih ve 2007/415 esas 2007/739 karar sayılı EK KARARININ KALDIRILMASINA
3-Sanık hakkında Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.10.2007 tarih ve 2007/415 esas 2007/739 karar sayılı ilamı ile verilen 33.000TL adli para cezasının İNFAZININ DURDURULMASINA,
4-Kararın bir örneğinin gereğinin yerine getirilmesi için Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
Dosyanın Sakarya 2. Asliye Ceza Mahkemesine iadesine
Karardan bir örneğin hükümlü vekiline TEBLİĞİNE ,
Dair; 5275 Sayılı Yasanın 101/3 ve CMK nun 271/4 madde ve fıkrası gereğince incelenen dosya üzerinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.11.03.2009..SAKARYA

20.03.2009 19:08


eski dost dedi ki...
Sakarya lnci Ağır Ceza Mahkemesi, Türkiye’de binlerce kişinin hapisten çıkmasına neden olacak bir karar verdi. Mahkeme 3167 sayılı çek kanunuyla ilgili yasada boşluk olması nedeniyle karşılıksız çek vermek suçundan Adapazarı Asliye Ceza Mahkemesi tarafından hapis cezasına çarptırılan ve tutuklanan İstanbul Ümraniye’de esnaflık yapan Hasan Sulhi S.na verilen 24 bin 300 lira adli para cezası sonrasında verilen hapis cezası hükmü durdurdu

Bu karar sonrasında karşılıksız çek vermek suçundan Ferizli Cezaevinde tutuklu bulunan Hasan H. Seyalıoğlu’nu tahliye ederken mahkemenin bu kararının emsal teşkil edebilecegi belirtildi.

Türkiye’de ilk olan karar , Sakarya lnci Ağır Ceza Mahkemesi başkanı Abdulkadir Yavuz mahkeme heyeti hakim Burhanettin Esenkar, Cevdet Bak tarafından tutuklanan Hasan Sulhi Seyalıoğlu’nun avukatının cezaya yaptığı itiraz sonrasında verildi.

İstanbul Ümraniye’de tavukçuluk yapan Hasan Sulhu S.(64) 17 Şubat 2007 tarihinde kestiği 24 bin 300 liralık çek karşılıksız çıkınca hakkında karşılıksız çek vermek suçundan Adapazarı lnci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından dava açıldı. 12 Aralık 2007 tarihinde karara çıkan dava sonrasında da İstanbullu tavukçu karşılıksız çek vermek suçundan çek bedeli olan 24 bin 300 YTL adli para cezasına çarptırıldı.

Mahkemenin kararı 29 Ocak 2009 tarihinde infaz edilerek Hasan Sulhi Seyalıoğlu tutuklanarak Ferizli Cezaevine konuldu.

Bu tutuklama sonrasında Seyalıoğlu’nun avukatı Sakarya lnci Ağır Ceza Mahkemesine verdiği dilekçe ile hapis cezasının 3167 sayılı çek kanunun 16ncı maddesi ile TCK’nın 20,43,52,53,60 ve 6lni maddelerini kapsayan düzenlemelere aykırı olduğunu ve 31 Kasım 2008 tarihi itibariyle de karşılıksız çek keşide etmek eyleminin suç olmaktan çıktığını belirterek müvekkilinin tahliye edilmesini istedi.

İtirazı inceleyen Sakarya lnci Ağır Ceza Mahkemesi Türkiye’de emsal teşkil edecek bir karar verdi.
İŞTE SAKARYA 1NCİ AĞIR CEZA MAHKEMESİNİN VERDİĞİ KARAR


Hükümlü vekili tarafından Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.1.2009 tarih 2007/392-856 esas karar sayılı ek kararı ile sanık vekilinin talebinin redidine ve mahkemelerinin 2007/392 esas-2007/856 karar sayılı ilamının değiştirilmesine ve infazın durdurulmasına yer olmadığına ve infazın devamına dair kararına süresi içerisinde: müvekklilinin 3167 Sayılı Kanuna Muhalefet nedeni ile para cezasına mahkum edildiği ve para cezasının ödenmemesi nedeni ile hapse çevrildiği halen ceza evinde olduğu,5275 Sayılı Yasanın 98.maddesi uyarınca yaptıkları başvurunun reddedildiği,bu kararın 5237 Sayılı TCK’nun 5, 5252 Sayılı Yasanın geçici 1.maddesi,3167 Sayılı Yasanın 16.maddesi ayrıca TCK 20.43.52,53,60,61 maddelerinde yer alan düzenlemelere aykırı olduğu,

31.11.2008 tarihi itibarı ile karşılıksız çek keşide eylemenin suç olmaktan çıktığı,böylece suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hükümlü hakkında verilen cezanın yasal dayanağının kalmadığı iddiası ile Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 29.1.2009 tarihinde infazın devamına ilişkin ek kararın itiraz incelemesi ile kaldırılmasını ve müvekkili hakkında tayin edilen cezanın bütün sonuçları ile ortadan kaldırılmasını ve tahliyesini istemiştir.

İddia makamı alındı,dosya incelendi

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Konu ile ilgili yasal durum incelendiğinde:
1-3167 Sayılı Yasanın 16.maddesinde:
(1) Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4’üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri ve yetkili temsilcileri kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar,ağır para cezası ile cezalandırılır. Ancak verilen para cezası sensen milyar liradan fazla olmazsa. Bu miktar 01/03/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2’nci maddesine göre her yıl arttırılır. Bu suçtan mükerrirlere, bir yıldan 5 yıla kadar hapis cezası verilir.

2-5237 Sayılı TCK nun 2/1-3 madde ve fıkralarında ;

(1)’’Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilmez ve güvenlik tedbiri
uygulanmaz.Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve
güvenlik tedbirine hükmolunmaz.’’

(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz.Suçve
ceza içeren hükümler,kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.

3-5237 Sayılı TCK nun 5/1 madde ve fıkralarında :

‘’Bu kanunun genel hükümleri,özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar
hakkında da uygulanır.’’

4-5237 Sayılı TCK nun 52/11-2-3 Madde ve fıkralarında;

(1)Adli para cezası,beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde
yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının,bir gün karşılığı
olarak takfir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü
tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.

(2)En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adli para cezasının
miktarı ,kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.

(3)Kararda,adli para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün
karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.’’

5-5252 Sayılı Yasanın 5349 Sayılı Yasanın 6.Maddesi ile değişik Geçici 1.Maddesinde:

(1)Diğer kanunların,5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan
düzenlemelere aykırı hükümleri,ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç
31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.

6-5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 madde ve fıkrasında:

(1) Mahkumiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında
duraksama olursa,cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri
sürülür yada sonradan yürürlüğe giren kanun ,hükümlünün lehinde olursa,duraksamanın
giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden
karar istenir.

(3)Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını
ertelemez.Ancak,mahkeme olayının özelliğine göre infazın ertelenmesine veya
durdurulmasına karar verebilir

7-5275 Sayılı Yasanın 101/1-3 Madde ve fıkrasında:

(1)Cezanın infazı sırasında,98 ila 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden
alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir.Karar verilmeden önce Cumhuriyet
savcısı ve hükümlünün görüşleri yazılı olarak bildirmeleri istenebilir.

(3)Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan başka mahkemeler tarafından verilmiş
olan bu kararlara karşı itiraz yoluna gidebilir.’’hükümleri bulunmaktadır.

Ayrıca TBMM tarafından 5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli
Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun İLE düzenleme
yapıldığı ve bu kanunun yürürlükte olduğu ancak yapılan bu düzenlemeler içerisinde
3167 Sayılı Yasanın 16.Maddesi ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı da ortadadır.

Kararına itiraz edilen mahkemenin itiraz edilen kararında 3167 Sayılı Yasanın
yürülükten kalkmadığını ve halen karşılıksız çek keşide etmek suçunun bulunduğunu,bu
durum karşısında kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edilmediğini,3167 Sayılı
Yasanın 16/1 naddesindeki düzenlemenin TCK nun 52.maddesi ile uyumlu
olduğunu,çek bedelinin 5-730 gün arasında olması halinde belirlenen tam gün sayısı ile takdir edilen bir gün karşılığı adli para cezasının çarpılması sonucu para cezası vermek olanaklı olduğu gibi çek bedelinin 5 tam günün altında olması halinde 5 tam güne yükseltilmesi,730 tam günün üstünde olması halinde ise kanunlarda aksine hüküm bulunmayan hallerde ibaresi dikkate alınarak 3167 Sayılı Kanun 16/1 maddesi uyarınca belirlenecek adli para cezasının verilebileceği bunun TCK nun 52 maddesine aykırılık oluşturmayacağı yasal sebepleri ve diğer yasal sebeplerle sanık vekilinin talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Yürürlükte olan yasal durum incelendiğinde;TCK nun 5/1 maddesinde bu kanunun
genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı belirtilerek ceza hukukunda yeknesaklık sağlamak istenmiştir.

Bu amaçla 5252 Sayılı Yasanın geçici 1.maddesine;diğer kanunların TCK nun birinci
kitabında yer alan düzenlemesine aykırı hükümleri,ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler
yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulanır hükmü konulmuş ve bu süre
yeniden uzatılmıştır.

Yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1.Madde hükmü dikkate alınarak ‘’Temel
Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik

Yapılmasına Dair Kanun” adı altında 580 maddeden oluşan 5728 Sayılı Yasaya çıkartmış
ve bu yasa yürürlüğe girmiştir.

Bundan da anlaşıldığı üzere yasa koyucunun amacı TCK’nun genel hükümlerinin bütün özel yasalarda ve ceza hükmü içeren yasalarda uygulanmasını sağlamaktır.

5237 Sayılı TCK’nun 52. maddesi dikkate alındığında adli para cezasının tamamının yapıldığı görülmektedir. Buna göre adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmadığı hallerde 730 günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığı olarak taktir edilen miktar ile çarpılması sureti ile hesaplanan meblağın hükümlü tarafından devlet hazinesine ödenmesinden ibarettir.

Bu maddenin 1. fıkrasında bulunan” kanunda aksine hüküm bulamayan haller” tanımının adli para cezası gün sayısının bu genel düzenlemeye aykırı olarak 730 günün altında veya üstünde olabileceği ve bu düzenlemenin de geçerli olduğu anlamındadır. Buradan Da anlaşıldığı üzere TCK genel hükümlerinde gün adli para cezası sistemi benimsenmiştir.

3167 Sayılı yasanın 16. maddesi değerlendirildiğinde;….. çek bedeli tutarı kadar ağır para cezası ile cezalandırılır. Ancak verilecek para cezası 80 milyar liradan fazla olmaz” hükmünün bulunduğu bu düzenlemenin gün para cezası içermemesi nedeni ile TCK’nun 52/1 maddesine uygun olmadığı ortadadır. Bu düzenleme karşısında açık bir yasal düzenleme yokken çek bedeli kadar tam gün sayısı belirlenerek bunun 20-100 TL arasında takdir edilecek bir bedele çarpılması sureti ile sanığın cezalandırılabileceğini değerlendirmek kıyas yapmaktır. Kıyas TCK’nun 2/3. madde ve fıkrası ile yasaklanmıştır. Buna göre kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılmaz. Suç ve ceza içeren hükümler kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz. Kararına itiraz edilen mahkeme gerekçesinde kıyas yasağına rağmen kıyas yaparak 3167 Sayılı 16/1 maddesindeki ceza düzenlemesinin TCK 52. maddesindeki adli para cezası sistemine uygun olduğunu belirtmiştir.


Yasa koyucunun 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesinde sözünü ettiği diğer kanunlar içerisinde 3167 Sayılı Yasanın da olduğu hususunda tereddüt yoktur. Buna göre 3167 Sayılı Yasada bulunan ve 5237 sayılı TCK’nun 1. kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümler 31/12.2008 tarihine kadar uygulanabilecektir. Bu düzenlemenin mevhumu muhalifinden 3167 Sayılı (özel) Kanunun TCK’nun 1.kitabının 52. maddesinde düzenlenen gün para sistemine aykırı olan ceza kuralının 31.12.2008 tarihinden sonra uygulanmayacağı anlaşılmaktadır. Kaldı ki yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesini dikkate alarak 5728 Sayılı Yasa ile özel yasalarda ayrıntılı düzenlemeler yapmasına rağmen 3167 Sayılı Yasada herhangi bir düzenleme yapmamıştır.

Yasan koruyucunun altlama yaptığı bu konuyu unuttuğu kabul edilemeyeceğine göre yasa koruyucunun muradının 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesi ile düzenlenen ceza kuralının ortadan kalkması uygulamaz olması olduğu kabul edilmelidir. Çünkü ceza kuralları uygulama amacı ile konulur. Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir. Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen bu nedenle yasal olarak kaldırılma dışında yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek gerek Anayasa’da yapılan düzenlemeye, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslar arası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanununun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulamaz. Kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır.


Bu yasal durum karşısında hükümlünün 31.12.2008 tarihinden itibaren zımni olarak yürürlükten kaldırılan ve yerine yeni hüküm konulmamakla cezasız bırakılan karşılıksız çek keşide etmek eyleminden dolayı cezalandırıldığı hükümlü müdafiinin yaptığı itirazın hukuka uygun olmayan mülahazalarla red edildiği, itirazın yasal ve yerinde olduğu anlaşılmakla 5275 Sayılı Yasanın 101/3 madde ve fıkrasının verdiği yetkiye dayanarak ve hükümlünün telafisi mümkün olmayan zararlara uğramasını engellemek amacı ile 5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 maddesi gereğince mahkumiyet hükmünün yorumunda ve çektirilecek cezanın hesabında açıklanan nedenlerle duraksama olduğundan 3167 Sayılı yasada yeni bir düzenleme yapılana ya da 3167 Sayılı yasanın 16/1 maddesinin açıkça yürürlükten kaldırılması haline kadar infazın ertelenmesine, yasa koyucunun yeni bir düzenleme yapması halinde hükümlünün durumunun yeniden mahkemesince ele alınarak değerlendirilmesi için itirazın kabülü ile hükümlüye Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2007 tarihi ve 2007/392 esas 2007/856 karar sayılı ilamı ile verilen adli para cezasının infazının durdurulmasına kara vermek gerekmiştir

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Hükümlü Hasan Sülhi Seyalıoğlu müdafiinin yapmış olduğu İTİRAZIN KABÜLÜNE,
2- Sakarya1. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2009 tarih ve 2007/392 esas 2007/856 karar sayılı EK KARARININ KALDIRILMASINA
3- Sanık hakkında Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 20.02.2007 tarih ve 2007/392 esas 2007/856 karar sayılı ilamı ile verilen 24.300 TL adli para cezasının İNFAZININ DURDURUMASINA,
4-Kararın bir örneğinin gereğinin yerine getirilmesi için Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine ,
Dosyanın Sakarya 1. Asliye Ceza Mahkemesine iadesine
Karardan bir örneğin hükümlü vekiline TEBLİĞİNE,
Dair;5275 Sayılı Yasanın 101/3 ve CMK’nun 271/4 madde ve fıkrası gereğince incelenen dosya üzerinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 06.03. 2009

20.03.2009 19:08


eski dost dedi ki...
SAKARYA 1NCİ AĞIR CEZA MAHKEMESİ TÜRKİYE'DE İLK KEZ KARŞILIKSIZ ÇEK VERMEK SUÇUNDAN HAPİS CEZASINA CARPTIRILAN BİNLERCE KİŞİYLE İLGİLİ OLARAK VERDİGİ TAHLİYE KARARLARINA DEVAM EDİYOR
MAHKEME SAKARYA ASLİYE CEZA MAHKEMESİNİN KARŞILIKSIZ ÇEK VERMEK SUÇUNDAN VERDİGİ HAPİS CEZASINI KALDIRDI. BU SEFERDE FARKLI GEREKÇE İLE. İŞTE MAHKEMENİN 4 SAYFALIK GEREKÇELİ KARARI

T.C.
SAKARYA
1. AĞIR CEZA MAHKEMESİ
DEĞİŞİK İŞ KARAR
DEĞİŞİK İŞ NO : 2009/247

BAŞKAN : ABDÜLKADİR YAVUZ
ÜYE : BURHANETTİN ESENKAR
ÜYE : CEVDET BAK
KATİP : BİLGEN EL


Hükümlü vekili tarafından Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.02.2009 tarih 2007/299-590 karar sayılı ek kararı ile sanık vekilinin talebinin reddine ve mahkemelerinin 2007/299 esas-2007/590 karar sayılı ilamının değiştirilmesine ve infazın durdurulmasına yer olmadığına ve infazın devamına dair kararına dosya içeriğine göre süresi içerisinde; müvekkilinin 3167 Sayılı Kanuna Muhalefet nedeni ile para cezasına mahkum edildiği ve para cezasının ödenmemesi nedeni ile hapse çevrildiği halen ceza evinde olduğu, 5275 Sayılı Yasanın 98. maddesi uyarınca yaptıkları başvurunun reddedildiği, bu kararın 5237 Sayılı TCK nun 5, 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesi, 3167 Sayılı Yasanın 16. maddesi ayrıca TCK 20.43.52,53,60,61 maddelerinde yer alan düzenlemelere aykırı olduğu, 31.11.2008 tarihi itibari ile karşılıksız çek keşide etmek eyleminin suç olmaktan çıktığı, böylece suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hükümlü hakkında verilen cezanın yasal dayanağının kalmadığı iddiası ile Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 04.02.2009 tarihinde infazın devamına ilişkin ek kararın itiraz incelemesi ile kaldırılmasını ve müvekkili hakkında tayin edilen cezanın bütün sonuçları ile ortadan kaldırılmasını ve tahliyesini istemiştir.
İddia makamının mütalaası alındı, dosya incelendi
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Konu ile ilgili yasal durum incelendiğinde;
1-3167 Sayılı Yasanın 16. maddesinde :
(1) Üzerinde yazılı keşide tarihinden önce veya ibraz süresi içinde 4 üncü madde uyarınca ibraz edildiğinde, yeterli karşılığı bulunmaması nedeniyle kısmen de olsa ödenmeyen çeki keşide eden hesap sahipleri veya yetkili temsilcileri, kanunların ayrıca suç saydığı haller saklı kalmak üzere, çek bedeli tutarı kadar ağır para cezasıyla cezalandırılırlar. Ancak verilecek para cezası seksenmilyar liradan fazla olamaz. Bu miktar, 01/03/1926 tarihli ve 765 sayılı Türk Ceza Kanununun ek 2 nci maddesine göre her yıl artırılır. Bu suçtan mükerrirlere, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.
2 – 5237 Sayılı TCK nun 2/1-3 madde ve fıkralarında ;
(1) "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz."
(3) Kanunların suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak biçimde geniş yorumlanamaz.
3- 5237 Sayılı TCK nun 5/1 madde ve fıkralarında :
"Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır. "
4-5237 Sayılı TCK nun 52/1-2-3 Madde ve fıkralarında;
(1) Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hâllerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.
(2) En az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsî hâlleri göz önünde bulundurularak takdir edilir.
(3) Kararda, adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir. "
5-5252 Sayılı Yasanın 5349 Sayılı Yasanın 6. Maddesi ile değişik Geçici 1. Maddesinde:
(1) Diğer kanunların, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun Birinci Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31 Aralık 2008 tarihine kadar uygulanır.
6-5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 madde ve fıkrasında:
(1) Mahkûmiyet hükmünün yorumunda veya çektirilecek cezanın hesabında duraksama olursa, cezanın kısmen veya tamamen yerine getirilip getirilemeyeceği ileri sürülür ya da sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar istenir.
(3) Yukarıdaki fıkralar uyarınca yapılan başvurular cezanın infazını ertelemez. Ancak, mahkeme olayın özelliğine göre infazın ertelenmesine veya durdurulmasına karar verebilir.
7- 5275 Sayılı Yasanın 101/1-3 Madde ve fıkrasında:
(1) Cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri istenebilir.
(3)Bölge adliye mahkemesi veya Yargıtaydan başka mahkemeler tarafından verilmiş olan bu kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir." hükümleri bulunmaktadır.
Ayrıca TBMM tarafından 5728 Sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlar ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile düzenleme yapıldığı ve bu kanunun yürürlükte olduğu ancak yapılan bu düzenlemeler içerisinde 3167 Sayılı Yasanın 16. Maddesi ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı da ortadadır.
Kararına itiraz edilen mahkemenin itiraz edilen kararında; 5252 Sayılı Kanunun geçici 1. Maddesinde 5560 Sayılı Kanunla yapılan değişiklik üzerine belirlenen 31.12.2008 gününe değin, diğer kanunların TCK nun birinci kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümlerinin düzeltilmesinin öngörüldüğü halde bu kapsamdan olarak yasa koyucu tarafından 5728 Sayılı "Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"u va'zettiği, dolayısıyla da uyumlaştırılması murat olunan diğer kanunların bu kapsamda yeniden düzenlenildiği., ancak bu çerçevede 3167 Sayılı Kanun hükümlerinin ayrık tutulduğu, bunun ise tamamen mevzuatın "Özel" niteliğinden kaynaklandığı, hal böyle olunca da Yargıtay Yüksek Dairesi'nin pek çok uygulamalarında da "özel yasa " niteliğinden dolayı pek çok uygulanabilir (önödeme-uzlaşma...gibi) hukuk müessesesinden ayrık değerlendirildiği nazara alındığında, ekonomik düzenin önemli bir ödeme aracı teşkil eden çeklerden dolayı tayin olunacak ceza hükmünde de "çek bedeli kadar adli para cezası" olmasında hukuken aykırı bir durum görülmediğinden" sanık vekilinin talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
Yürürlükte olan yasal durum incelendiğinde; TCK nun 5/1 maddesinde bu kanunun genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı belirtilerek ceza hukukunda yeknesaklık sağlanmak istenmiştir.
Bu amaçla 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesine; diğer kanunların TCK nun birinci kitabında yer alan düzenlemesine aykırı hükümleri, ilgili kanunlarda gerekli değişiklikler yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulanır hükmü konulmuş ve bu süre yeniden uzatılmamıştır.
Yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. Madde hükmünü dikkate alarak " Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacı ile Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" adı altında 580 maddeden oluşan 5728 Sayılı Yasayı çıkartmış ve bu yasa yürürlüğe girmiştir.
Buradan da anlaşıldığı üzere yasa koyucunun amacı TCK nun genel hükümlerinin bütün özel yasalarda ve ceza hükmü içeren yasalarda uygulanmasını sağlamaktır.
5237 Sayılı TCK nun 52. maddesi dikkate alındığında adli para cezasının tanımının yapıldığı görülmektedir. Buna göre adli para cezası , beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmadığı hallerde 730 günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması sureti ile hesaplanan meblağın hükümlü tarafından devlet hazinesine ödenmesinden ibarettir
Bu maddenin 1. fıkrasında bulunan "kanunda aksine hüküm bulunmayan haller" tanımının adli para cezası gün sayısının bu genel düzenlemeye aykırı olarak 730 günün altında veya üstünde düzenlenecebileceği ve bu düzenlemenin de geçerli olduğu anlamındadır. Buradan da anlaşıldığı üzere TCK genel hükümlerinde gün adli para cezası sistemi benimsenmiştir.
3167 Sayılı yasanın 16. maddesi değerlendirildiğinde; "..... çek bedeli tutarı kadar ağır para cezası (adli para cezası) ile cezalandırılırlar . Ancak verilecek para cezası 80 milyar liradan fazla olamaz. " hükmünün bulunduğu, bu düzenlemenin gün para cezası içermemesi nedeni ile TCK nun 52/1 maddesine uygun olmadığı ortadadır.
Yasa koyucunun 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesinde sözünü ettiği diğer kanunlar içerisinde 3167 Sayılı Yasanın da olduğu hususunda tereddüt yoktur. Buna göre 3167 Sayılı Yasada bulunan ve 5237 Sayılı TCK nun 1.Kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümler 31.12.2008 tarihine kadar uygulanabilecektir. Bu düzenlemenin mevhumu muhalifinden 3167 Sayılı (özel) Kanunun TCK nun 1. kitabının 52. maddesinde düzenlenen gün para sistemine aykırı olan ceza kuralının 31.12.2008 tarihinden sonra uygulanmayacağı 5252 Sayıl Yasanın geçici 1. Maddesinin emredici hükmüdür. Kaldı ki yasa koyucu 5252 Sayılı Yasanın geçici 1. maddesini dikkate alarak 5728 Sayılı Yasa ile özel yasalarda ayrıntılı düzenlemeler yapmasına rağmen 3167 Sayılı Yasada herhangi bir düzenleme yapmamıştır.
Ayrıca Adalet Bakanlığı'nın http://www.kgm.adalet.gov.tr/basbakanlik/cekkanunu.pdf adresinde bulunan ve Çek Kanunu Tasarısı Taslağı olarak Başbakanlığa gönderilen metnin 5/1 madde ve fıkrasında "Üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanunî ibraz süresi içinde ibrazında, çekle ilgili olarak karşılıksızdır işlemi yapılmasına sebebiyet veren kişi hakkında, hamilin şikâyeti üzerine, her bir çekle ilgili olarak, binbeşyüz güne kadar adlî paracezasına hükmolunur. Ancak, hükmedilecek adlî para cezası, çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olamaz." düzenlemesinin bulunduğu, bu düzenleme dikkate alındığında yasama organının büyük çoğunluğunu oluşturan yürütmeyi (hükümeti ) temsilen Adalet Bakanlığının da itirazı reddeden mahkeme ve red kararında belirtilen Yargıtay Dairesinin inancına aykırı olarak çek kanununda verilecek adli para cezasının gün para sistemine uygun olması gerektiğini öngördüğü, bu durum karşısında subjektif değerlendirme niteliğinde olan "çekin ekonomik düzenin önemli bir ödeme aracı teşkil etmesi" bu nedenle 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesindeki düzenlemenin değiştirilmediği yani ayrık tutulduğu (temel düzenlemeden istisna edildiği) yönündeki değerlendirmenin mevcut yasal durum karşısında yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Yasa koyucunun atlama yaptığı, bir konuyu unuttuğu kabul edilemeyeceğine ve yukarıda da değinildiği gibi bu konuda değişiklik yapmak için Başbakanlığa kanun tasarısı taslağıda sevk edildiğine göre yürütmenin, (hükümetin ) ve yasa koyucunun (TBMM'nin) muradının 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesi ile düzenlenen ceza kuralının ortadan kalkması ve yeni yasal düzenleme yapılana kadar bu ceza hükmünün uygulanamaz olmasını sağlamak olduğu kabul edilmelidir. Çünkü ceza kuralları uygulanmak amacı ile konulur. Uygulanamayan bir ceza kuralı kaldırılmış demektir. Uygulanamayacağı yasa ile düzenlenen, bu nedenle yasal olarak kaldırılma dışında yok hükmünde olan bir kurala göre ceza vermek gerek Anayasa'da yapılan temel haklar ile ilgili düzenlemelere, temel hak ve özgürlükleri içeren Uluslararası Sözleşme hükümlerine ve gerekse Türk Ceza Kanunun 2. maddesinde düzenlenen kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz, kanunlarda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz kuralına da aykırıdır.
Bu yasal durum karşısında hükümlünün, 31.12.2008 tarihinden itibaren zımni olarak yürürlükten kaldırılan ve yerine yeni hüküm konulmaması nedeni ile cezasız bırakılan karşılıksız çek keşide etmek eyleminden dolayı cezalandırıldığı, hükümlü müdafiinin yaptığı itirazın hukuka uygun olmayan mülahazalarla red edildiği, itirazın yasal ve yerinde olduğu anlaşılmakla, 5275 Sayılı Yasanın 101/3 madde ve fıkrasının verdiği yetkiye dayanarak ve hükümlünün telafisi mümkün olmayan zararlara uğramasını engellemek amacı ile 5275 Sayılı Yasanın 98/1-3 maddesi gereğince mahkumiyet hükmünün yorumunda ve çektirilecek cezanın hesabında açıklanan nedenlerle duraksama olduğundan 3167 Sayılı Yasada yeni bir düzenleme yapılana ya da 3167 Sayılı Yasanın 16/1 maddesinin açıkça yürürlükten kaldırılması anına kadar infazın ertelenmesine, yasa koyucunun yeni bir düzenleme yapması halinde hükümlünün durumunun yeniden mahkemesince ele alınarak değerlendirilmesi için itirazın kabülü ile hükümlüye Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.07.2007 tarih ve 2007/299 esas 2007/590 karar sayılı ilamı ile verilen adli para cezasının infazının durdurulmasına karar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Hükümlü Hasan Sülhi Seyalıoğlu müdafiinin yapmış olduğu İTİRAZIN KABÜLÜNE,
2-Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.02.2009 tarih ve 2007/299 esas 2007/590 karar sayılı EK KARARININ KALDIRILMASINA
3-Sanık hakkında Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.07.2007 tarih ve 2007/299 esas 2007/590 karar sayılı ilamı ile verilen 26000TL adli para cezasının İNFAZININ DURDURULMASINA,
4-Kararın bir örneğinin gereğinin yerine getirilmesi için Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine,
Dosyanın Sakarya 3. Asliye Ceza Mahkemesine iadesine,
Karardan bir örneğin hükümlü vekiline TEBLİĞİNE ,
Dair; 5275 Sayılı Yasanın 101/3 ve CMK nun 271/4 madde ve fıkrası gereğince incelenen dosya üzerinde oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi..16.03.2009.

20.03.2009 19:09


eski dost dedi ki...
TC Şişli 11. Asliye Ceza Mahkemesi
DOSYA NO:2007/541
KARAR NO:2009/113
C.Savcılığı Esas No:2007/6970
GEREKÇELİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
HAKİM :F.O
C.SAVCISI :C.K
DAVACI :KAMU HUKUKU
KATILAN :K.K
VEKİLİ :Av.S.Y
SANIK :A.A
SUÇ :Karşılıksız Çek Keşide Etme
SUÇ TARİHİ:16.12.2006
KARAR TARİHİ:05.03.2009

Mahkememizce açılan davanın yapılan yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın karşılıksız çek keşide ettiğinde bahisle hakkında kamu davası açılmış ve 3167 sayılı yasanın 16/1 maddesi gereğince çek yaprağı sayısınca cezalandırılması talep edilmiştir.
Öncelikle 5237 sayılı yeni TCK'nun özel kanunlarla ilişkisini düzenleyen 5. maddesinde "Bu kanunun genel hükümlerinin özel ceza kanunları ve ceza içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanacağı" hükme bağlanmış TCK'nun yürürlük ve uygulama şekli hakkındaki 5252 sayılı yasanın 5560 yasayla değişik geçici 1. maddesinde ise "Diğer kanunların 5237 sayılı TCK'nun 1.kitabında yer alan düzenlemelere aykırı hükümlerinin ilgili kanunlarda değişiklik yapılıncaya ve en geç 31.12.2008 tarihine kadar uygulanmasına devam edileceği" belirtilmek suretiyle çek yasasının TCK'un genel hükümlerine aykırılık içeren kısımları süreye tabi tutularak bu tarihten sonra aykırı düzenlemelerin artık uygulanmayacağı açıkca ifade edilmiştir.
Yasama organı tarafından bir çok yasada TCK'nın genel hükümlerine uygun düzenlemeler yapıldığı halde 31.12.2008 tarihine kadar 367 sayılı çek yasası bakımından böyle bir düzenleme yapılmamıştır.
TCK'nun genel hükümleri yürürlüğe girmemiş gibi 01.01.2009 tarihinden itibaren karşılıksız çek keşide edenlere çek bedeli kadar adli para cezası verilmesi TCK'nın 5. maddesiyle 5252 sayılı yasanın geçici 1. maddesini anlamsız hale getirecektir.Bir başka değişle ceza içeren diğer özel yasalar bakımından TCK'nın genel hükümlerinin yürürlüğe girdiğinin kabul edip sadece çek yasası bakımından yürürlüğe girmediğini ileri sürmek böyle bir istisnai düzenleme olmadığı için mümkün değildir.
Ayrıca tüzel kişilere ceza verilemeyeceğine ilişkin lehe olan TCK'nın 20/2 maddesinin 01.01.2009 tarihinden itibaren çek yasası bakımından da geçerli olduğunu kabul edip TCK'nın genel hükümlerinde yer alan diğer hususların ise çek yasası bakımından geçerli olmadığını ileri sürmek de kendi içinde tutarsızlık oluşturacak ve TCK ile 3167 yasanın genel nitelikteki hükümlerinin karma uygulamasına yol açacaktır.
TCK'nun yürürlüğüne ilişkin 5252 sayılı yasanın 5/2 maddesinde nispi nitelikteki adli para cezalarından aksedilmiş olması,bu tür cezaların karşılıksız çek keşide etmek suçları bakımından da varlığını kabul ve 01.01.2009 tarihinden itibaren de uygulanacağı anlamına gelmemektedir.Bu düzenleme aynı maddede belirtilen alt ve üst sınırların maktu adli para cezaları bakımından geçerli olduğunu ancak nispi nitelikteki adli para cezaları bakımından geçerli olmadığını ifade etmek için yasaya konulmuştur.Dolayısıyla 31.12.2008 tarihine kadar özel ceza yasalarında belirtilen nispi nitelikteki adli para cezaları uygulamasına devam edileceği ve söz konusu tarihten sonra ise bu uygulamanın da son bulacağı amaçlanmış,zaten bu durum aynı yasanın geçici 1. maddesinde açıkca ifade edilmiştir.Eğer 5252 yasanın geçici 1. maddesindeki düzenleme söz konusu olmasaydı TCK'nın genel hükümlerinin yürürlüğe girdiği tarih ile 31.12.2008 tarihleri arasındaki dönemde de çek bedeli kadar adli para cezası uygulaması yasal açıdan mümkün

eski dost dedi ki...

cevap verirmisin kimsin ve ne istiyorsun bu siteden,ne yapıldı bu siteden sana,neden böyle yapıyorsun?

Adsız dedi ki...

erkek dedi ki...
Erkekler aşık olursa...






Bir erkeğin size aşık olup olmadığını anlamak hiç de zor değil. İşte bir kaç ipucu...

İltifat eder

Erkekler her ne kadar "Benim için iç güzelliği önemli, fiziki değerlere çok önem vermem" deseler bile mutlaka dış güzelliğe bakarlar, öncelikle bir erkek âşık olduğunu ilk olarak sizi baştan aşağı süzerek belli eder.

Giyiminize, makyajınıza, yüz hatlarınıza, kilonuza, el- ayak bakımınıza, saçlarınıza, gözlerinize… Kısacası onun tarafından baştan sona fiziksel bir sınavdan geçirilirsiniz. Sınav bitiminin ardından, "Ne güzel gözlerin var", "Saçlarını çok beğeniyorum", "Mini etek sana çok yakışıyor" gibi iltifatlarla karşılaşmaya başlarsınız.

Sözün kısası, iç güzelliğiniz de olsun ama yine de siz her zaman güzel ve bakımlı olmaya gayret edin. Çünkü bir gün mutlaka bir erkek tarafından iltifat alacaksınız.

Dinler

Eğer bir erkek sizden hoşlandıysa ses tonunuzu, diksiyonunuzu; kısacası onu sözlerinizle nasıl etkileyeceğinizi merak eder. Yanınıza gelip sizinle konuşmak ve sorular sormak ister. Mümkün olduğunca ikinizin de hoşuna gidecek güncel konular bulmaya çalışın. Ona soracağınız sorular hem kendisiyle ilgilendiğinizi gösterecek hem de onun nelerden zevk aldığına dair size ipuçları verecek.

Erkekler güldüren ve zeki kızlardan hoşlanırlar. Örneğin ona çocukluğunuzun komik anılarını anlatabilirsiniz. Ayrıca tane tane konuşmaya gayret edin. İyi bir diksiyon ve etkileyici bir ses tonuna önem verdiklerini de unutmayın.

Fedakâr olur

Eğer bir erkek sizden hoşlanıyorsa içgüdüsel olarak sizi korumak ister, örneğin kalabalık ortamlarda rahatsız olduğunuzu düşünürse sizin için tartışmaya girebilir. Size sorular sorarak ihtiyaçlarınızı anlamaya çalışır.

Sağlığınızın ve keyfinizin yerinde olmasını herkesten çok o ister. Sizi her koşulda korumaya çalışıp üzülmemeniz için elinden geleni yapar.

Zaman ayırmanızı ister
Bir erkeğin hayatta en önem verdiği şeylerden biri de ilgilenilmektir. Kısacası ona önem vermenizi ve onunla vakit geçirmenizi bekler. "Bu akşam ne yapıyorsun?", "Kiminle çıkıyorsun?", "Seni evine bırakmamı ister misin?" gibi hafif kıskançlık kokan sözlerle de hayatınıza dâhil olmaya çalışır.

Onunla ilgilendiğiniz zaman mutlu olup, ona vakit ayırmadığınız zamanlarda ise kıskançlık duyguları ön plana çıkar. Eğer bir akşam eski aşkınızla yemeğe çıkacak olursanız, "Neden, ne gerek var ki?" veya "Ben varken neden onunla yemeğe çıkıyorsun?" gibi onlarca soruyla karşılaşabilirsiniz. Yani dikkat! İlişkinizin tehlikeye girmesini istemiyorsanız eski sevgililerinizle görüşmemeye çalışın. Eğer görüşecekseniz de bunu ölçülü tutmaya çalışın.

Bilin ki o sadece sizin tarafınızdan ilgi görmek istiyordur. Ona olan konsantrasyonunuzun azaldığını hissettiği andan itibaren aklına "Acaba başka bir erkek mi var?" sorularını getiriyor olabilir.

Her halinizle güzel bulur

Elbette ki de saçlarınız yapılı olduğunda ve ışıl ışıl parladığınızda size iltifat etmesini doğal karşılıyor olabilirsiniz. Yataktan kalktığınız andan gece uyuyana kadar geçen her saniyenizde, ister bakımlı görünmek için tonlarca para harcayın isterseniz de en doğal halinizle, makyaj bile yapmadan gezin, o sizi yine de güzel bulacaktır. Bu durumda gözü sizden başkasını görmüyor demektir.

Öncelik sizsinizdir

Seven erkek sevgilisine öncelik tanır. Onun için siz, zaman zaman ailesinden ve en yakın arkadaşlarından bile önce gelirsiniz, örneğin kız kardeşiyle ve sizinle alışverişe çıktığında en güzel kıyafetleri öncelikle size alır. Önce sizin iyi olmanızı, sizin gülmenizi ve mutlu olmanızı ister.

Soğuk bir yerde sizden başka üşüyen biri varsa ceketini önce size verir, hasta olduğunuzda işine gitmek yerine önce sizi ziyaret eder, hafta sonlarını ailesiyle geçirmek yerine sizinle program yapmaya çalışır. Çünkü siz onun hayatının en önemli değerisinizdir.

21.03.2009 18:48


Adsız dedi ki...
Koçlar araştırmacı ve dikkatli, Boğalar tutucu ve geleneklerine bağlı... İşte burcunuza göre karakteriniz...


KOÇ

Kilit noktası: Kendini araması
Grubun: Ateş
Uğurlu günün: Salı
Uğurlu sayısın: 9
Uğurlu günleri: 3 Ocak, 9 Şubat, 6 Mart
Pozitif yönün: Cesur ve çok enerjik olman
Negatif yönün: Çabuk sinirlenmen, aceleci davranman
Burçtaşın: Emre Altuğ (14 Nisan), Georg Listing-Tokio Hotel (31 Mart), Arda Kural (12 Nisan), Reese Witherspoon (22 Mart), Keira Knightly (26 Mart), Jesse Mc Cartney (9 Nisan), Mandy Moore (10 Nisan), Sarah Michelle Gellar (14 Nisan), Jennifer Garner (17 Nisan), Hayden Christensen (19 Nisan), James Franco (19 Nisan), Jess Mc Cartney (9 Nisan), Şebnem Ferah (12 Nisan)
Uğur ağacın: Meşe
Cesur ve güçlü bir yapın var. Acıma duygun fazla yok. Sürekli hareket halindesin, boş durmayı sevmiyorsun.
Gezegenin :Mars
Asla sönmeyen ateşini, kızıl gezegen Mars’tan almışsın.
Çiçeğin :Sümbül
Koçun zamanı ilkbahar olduğu için bu dönemde sümbül ile mutlu olur. Pembe, mavi, mor ve beyaz renkler onu büyüler.
Ruhunda lider olma özelliği var. Etrafındakiler seni canlı, aktif ve enerjik bir insan olarak biliyor. Pratik bir zekaya sahip olmana rağmen, dikkatsiz ve aceleci davranarak hatalar yapabiliyorsun. Cesur oluşun çevrenden takdir topluyor. Yaptığın kıskançlıklar ilişkilerine zarar verebiliyor. Araştırmaya çok meraklısın. Şık olmak ve dikkat çekmek için elinden gelen her şeyi yapıyorsun.

BOĞA

Kilit noktası: : Kendini, ona ait olan şeylerde araması
Grubun: Toprak
Uğurlu günün: Cuma
Uğurlu sayısın: 6
Uğurlu günleri: 6 Ocak, 26 Temmuz, 27 Eylül
Pozitif yönün: Pratik, sabırlı, güvenilir ve sıcak kalpli olman
Negatif yönün: İnatçı, saldırgan ve kinci olman
Burçtaşın: Mehmet Günsur (8 Mayıs), Cem Yılmaz (23 Nisan), Kelly Clarkson (24 Nisan), Reene Zellweger (25 Nisan), Penelope Cruz (28 Nisan), Kirsten Dunst (30 Nisan), David Beckham (2 Mayıs), Enrique Iglesias (9 Mayıs), David Boreanaz (16 Mayıs), Chris Brown (5 Mayıs)
Uğur ağacın: Üvez
Etrafına neşe saçan, dikkat çekmeyi seven birisin. Hayata sımsıkı bağlısın. Zevk sahibisin. Duygusallık ve hassaslık senin göbek adın.
Gezegenin :Venüs
Güzellik ve zarafetle bütünleşen bu gezegen, seni olduğu gibi yansıtıyor, çekiciliğine çekicilik katıyor.
Çiçeğin :Lale
Boğa, canlı renkleri olan çiçekleri çok sever, en çok da farklı tonları ve görünümleri olan laleleri…
En önemli özelliklerinden biri, damak tadına olan düşkünlüğün. Çevrende tutucu ve geleneklerine bağlı özelliklerinle ayırt ediliyorsun. İnatçı kişiliğin yüzünden seçtiğin noktaya kilitleniyorsun. Hastalıklara karşı yeterince dirençlisin. Kolay kolay sinirlenmiyorsun, ama patladığında yanında kimse olmazsa çok iyi olur. Ailene bağlılık ve dürüstlük, hayatının önceliği.

İKİZLER

Kilit noktası: Kendini düşündüklerinde araması
Grubun: Hava
Uğurlu günün: Çarşamba
Uğurlu sayın: 5
Uğurlu günlerin: 11 Mayıs, 18 Mart, 8 Ekim
Pozitif yönün: Mantıklı, çabuk öğrenen ve yetenekli olman
Negatif yönü: Kararsız ve değişkensin
Burçtaşın: Naz Elmas (16 Haziran), Colin Farrell (31 Mayıs), Juliette Lewis (21 Haziran), Nicole Kidman (20 Haziran), Anna Kournikova (7 Haziran), Lee Ryan (17 Haziran), Gülşen (29 Mayıs), Gökhan Kırdar (2 Haziran), Liam Neeson (7 Haziran), Joseph Fiennes (27 Mayıs), Shane West (10 Haziran), Mehmet Okur (26 Mayıs)
Uğurlu ağacın: Kestane
İnsanları etkilemek gibi bir derdin yok. Her şeyi oluruna bırakırsın. İnsanlara karşı daha açık ve net olmalısın.
Gezegenin: Merkür
İkizler burcunun yöneticisi Merkür, duygusal olmayan ve objektif düşünceyi temsil eder. Uçarı olduğun kadar ciddi ve mesafelisin de…
Çiçeğin:Gül
İster tek bir dal, ister bir buket olsun; ister kırmızı, ister beyaz olsun hiç fark etmez! Gül, ikizlerin en sevdiği çiçektir.
Üstesinden gelinmesi zor durumlardan kıvrak zekan sayesinde rahatlıkla kurtulabiliyorsun. Her ortama kolaylıkla uyum sağlayabiliyorsun. Arkadaş bulmakta zorlanmıyorsun, ama havai yapınla her şeyden hemen bıkabiliyorsun. Cömertsin. Hırs yaptığın konularda çevrendekilerle yarışmaktan çekinmiyorsun.

YENGEÇ

Kilit noktası: Kendini hissettiklerinde araması
Grubun: Su
Uğurlu günün: Pazartesi
Uğurlu sayın: 2
Uğurlu günlerin: 25 Şubat, 11 Kasım, 31 Aralık
Pozitif yönün: İyi kalpli, duygusal, zeki ve sadıksın
Negatif yönün: Dikkatsiz, somurtkan ve fazla alıngan olabiliyorsun
Burçtaşın: Cansu Dere (30 Haziran),obey Maguire (27 Haziran), Tom Cruise (3 Temmuz), 50 Cent (6 Temmuz), Vin Diesel (18 Temmuz), Josh Holloway (20 Temmuz), Kevin Bacon (8 Temmuz), Josh Hartnett (21 Temmuz), Will Kemp (29 Haziran), Aşkın Nur Yengi (3 Temmuz)
Uğurlu ağacın: Karaağaç
İnsanlara neşe vermeyi seviyorsun. Başkaları için karar vermekten çok hoşlanırsın. Pratik bir zekan ve iyi bir espri anlayışın var.
Gezegenin: Ay
Yengeç burcunu, Dünya’mızın biricik yavrusu Ay yönetir. Onun çekim gücüne karşı durmak çok zordur.
Çiçeğin:Akdeniz lalesi
Akdeniz’den gelen anemon, kendine özgü bir güzelliğe sahiptir ve Yengeç’in yaşam tarzına çok uygundur.
Merhametli ve duygusal açıdan oldukça hassassın. Sahiplenmeyi seviyorsun. Aile yaşantısına çok önem veriyorsun. Aktif ve çalışkansın, fakat aceleci bir kişiliğin var. Bu yüzden dikkatin çok çabuk dağılabiliyor. Neşe dolu, umutlu, enerjik ve sportifken, aniden duygusal ruh değişimi yaşayarak sessiz, kırgın ve yüzü gülmeyen biri olman işten bile değil. Altıncı hissin çok güçlü. Sevdiğin zaman tam seviyorsun ve çok zor vazgeçiyorsun.

ASLAN

Kilit noktası: Kendini yaratma gücünde araması
Grubun: Ateş
Uğurlu günün: Pazar
Uğurlu sayın: 1
Uğurlu günlerin: 7 Nisan, 24 Mayıs, 3 Kasım
Pozitif yönün: Cömert, heyecanlı ve ileri görüşlüsün
Negatif yönün: Kibirli ve sabit fikirlisin
Burçtaşın: Madonna (16 Ağustos),oray Candemir (07 Ağustos), Charlize Theron (7 Ağustos), James Marsters (20 Ağustos), Edward Norton (18 Ağustos), Carrie Anne Moss (21 Ağustos), Halle Berry (14 Ağustos), Sandra Bullock (26 Temmuz), Ben Affleck (15 Ağustos), Kate Beckinsale (26 Temmuz)
Uğurlu ağacın: Kavak
Fazla atılgan olmasan da gerektiği zaman çok hırslı ve cesaretlisin. İnsanlarla olan ilişkilerinde seçici davranırsın.
Gezegenin:Güneş
Sonsuz ışık kaynağımız Güneş gibi, sadece kendin için değil, sevdiklerin için de elinden gelen her şeyi yapıyor, onlara güven veriyorsun.
Çiçeğin: Orkide
Aslan, kendisi gibi gösterişli olan çiçekleri sever. Büyüleyici güzellikteki orkideler, bu yüzden favorileri arasındadır.
Burçlar arasında en fazla liderlik özelliğine sahip olanlardandır Akrep Burcu. Sen de bu özellikten fazlasıyla nasibini almışsın. Kendine çok güveniyorsun. Hatta kendini o kadar çok beğeniyorsun ki bu bazen kibirlik olarak görülebiliyor. Herkesten farklı şeyler yapmak istiyorsun, bu yüzden de yaratıcılığını sonuna kadar kullanıyorsun. Gururlusun. Tek bir aşkla yaşamak sana göre değil. Ancak sevince tüm benliğinle seviyorsun.

BAŞAK

Kilit noktası: Kendini öğrendiklerinde araması
Grubun: Toprak
Uğurlu günün: Çarşamba
Uğurlu sayın: 5
Uğurlu günlerin: 15 Ocak, 29 Nisan, 26 Haziran
Pozitif yönün: Dikkatli, titiz, düzenli ve çalışkansın
Negatif yönün: Çekingen, kuruntulu ve arada zorluk çıkaran birisin
Burçtaşın: Chad Murray (24 Ağustos),Gökhan Keser (9 Eylül), Tom Kaulitz-Tokio Hotel /1 Eylül), Gustav Schäfer-Tokio Hotel (8 Eylül), İbrahim Kendirci (9 Eylül), Yasemin-Hepsi (21 Eylül), Keanu Reeves (2 Eylül), Chda Michael Murray (24 Ağustos), Benjamin Mc Kenzie (12 Eylül), Salma Hayek (2 Eylül), Adam Sandler (9 Eylül), Hugh Grant (9 eylül), Emmy Rossum (12 Eylül), Thalia (26 Ağustos), Pink (8Eylül), Claudia Schiffer (25 Ağustos)Rafet El Roman (25 Ağustos)
Uğurlu ağacın: Zeytin
Sıcak ortamlarda bulunmayı seviyorsun. Kalbin de sıcacık; kıskançlık ve hırs nedir bilmiyorsun.
Gezegenin: Merkür
Titizliğini ve güvenini Merkür’den alıyorsun.
Çiçeğin: Lavanta
Mis gibi kokan mor lavantalar tam başaklara göredir. Etkileyici, çekici ve doğal…
Her konuda düzenli olduğun gibi temizsin de. Detaylara inmeyi çok seviyorsun, fakat bazen bütün bunların içinde kaybolabiliyorsun. Evhamlı ve hastalık hastası özelliklerin de var. Hayattaki en büyük hedefin, her konuda mükemmele ulaşmak. Bu anlayışın ilişkilerinde problem yaratabiliyor. Mizah anlayışın çok gelişmiş. İnsanları rahatlıkla eleştirebiliyorsun. Ama eleştirilen sen olduğunda gözün hiçbir şey görmüyor.

TERAZİ

21.03.2009 18:49


Adsız dedi ki...
ÜYE NUMARANIZ ŞİFRENİZ






21 Mart 2009
Cumartesi
18:50:33

HESABIM ANASAYFA İDDAA AT YARIŞI SPORTOTO HAKKIMIZDA YARDIM

İddaa Bülteni İddaa Sonuçları At Yarışı Programı At Yarışı Sonuçları Para Yatırma İşlemleri








IDDAA KUPONLARI AT YARIŞI KUPONLARI AT YARIŞI BİLGİLERİ

BANKO KUPON
227 SIVASSPOR - BESIKTAS
MS 2


2,10

232 LE HAVRE - BORDEAUX
MS 2


1,50

244 VILLARREAL - BILBAO
AÜ Üstü


1,65


Toplam Oran 5,20

SÜRPRİZ KUPON
230 NIJMEGEN - WILLEM
MS 2


6,00

257 ROSARIO CENTRAL - VELEZ SARSFIELD
İM X/2


5,75

342 SPARTAK NALCHIK - RUBIN KAZAN
İM X/2


4,50


Toplam Oran 155,25

BASKETBOL KUPONU
770 TAU CERAMICA - BADALONA (4,50h) (8,50h)
MS 1
Limit:166,50



792 GRANADA - ZARAGOZA (3,50h) (6,50h)
MS 2
Limit:155,50



795 MENORCA - ESTUDIANTES (0,50h) (1,50h)
AÜ Altı
Limit:152,50



797 SEVILLA - MURCIA (2,50h) (5,50h)
MS 2
Limit:154,50




Toplam Oran 8,00


Tüm Hazır Kuponlar İçin Tıklayınız







Sıradaki bahisleri kuponunuza eklemek için oranlara tıklayınız
21.03.2009 Tarihli sıradaki bahisler MBS 1 X 2 1X 12 X2 Toplam Altı Üstü Y
223 19:00 AUSTRIA KARNTEN - RAPID VIENNA 2,70 3,00 2,10 1,42 1,18 1,24 - 1,60 1,85
224 19:00 RIED - ALTACH 1,65 3,20 4,00 1,09 1,17 1,78 - 1,90 1,55
225 19:00 STURM GRAZ - MATTERSBURG 1,35 3,75 6,50 - 1,12 2,38 - 1,85 1,60
226 19:00 CATANIA - LAZIO 2,10 2,80 2,90 1,20 1,22 1,42 - 1,65 1,80
227 19:00 SIVASSPOR - BESIKTAS 2,60 3,10 2,10 1,41 1,16 1,25 - 1,65 1,80
768 19:00 PAOK - KAVALA (7,50 h) Ekle - Ekle - - - 148,50 Ekle Ekle
769 19:00 CLE CAVALIERS - ATL HAWKS (8,50 h) Ekle - Ekle - - - 184,50 Ekle Ekle
770 19:15 TAU CERAMICA - BADALONA (8,50 h) Ekle - Ekle - - - 166,50 Ekle Ekle
228 19:20 CRYSTAL PALACE - READING 2,70 3,00 2,10 1,42 1,18 1,24 - 1,65 1,80
229 19:30 NEWCASTLE - ARSENAL 4,50 3,30 1,55 1,90 1,15 1,05 - 1,75 1,70
230 19:45 NIJMEGEN - WILLEM 1,40 3,60 6,00 - 1,14 2,25 - 1,75 1,70
231 20:00 AUXERRE - LE MANS 1,80 2,80 3,75 1,10 1,22 1,60 - 1,45 2,05
232 20:00 LE HAVRE - BORDEAUX 6,00 3,00 1,50 2,00 1,20 - - 1,60 1,85
233 20:00 LILLE - GRENOBLE 1,40 3,30 7,00 - 1,17 2,24 - 1,50 1,95
234 20:00 NANCY - MONACO 2,00 2,70 3,20 1,15 1,23 1,46 - 1,40 2,15



DUYURULAR

SAKAT VE CEZALI OYUNCULAR...
Bazı oyuncular, maç öncelerinde yapılan tıbbi müdahalelerle sahaya çıkabilmektedirler.Bu nedenle lis »»

PROGRAM BİLGİLERİ...

YENİ PROGRAMLA İLGİLİ HENÜZ BİR DEĞİŞİKLİK YAPILMAMIŞTIR.
»»


Lig Radyo'daki Kampanyalarımız...

Maçın adamı;

Lig sonuna kadar 4 büyük »»

Nesine Abi bizlerle...

Klasik tahmin anlayışından biraz daha farklılaşarak, yine futbolu ön planda tutmak üzere, herke »»


HAFTANIN FUTBOLCUSU

»»

“Hazır Bahis”ve“Ertesi Güne Oyun Oynama”
Daha önce yurtiçi ve yurtdışı yarış programlarında açıklanan müşterek bahis oyunlarına oynanabilen b »»


60 günde 48 kupon..
2009 yılı başından itibaren, ilk 16 dönem sonunda, editörlerimiz Serdar PİRNAL ve Volkan Ç »»

RADYOSPOR'DAYIZ..

www.nesine.com»»


Nesine.com CNN TÜRK'te..

nesine.com artık CNN TÜRK'te yayınlanan, 3 büyüklerin maçları öncesi futbols »»

Nesine.com Şekerbank İş birliği

Bundan böyle, Şekerbank internet şubesinde ödemeler adımından üye numaranızı kullanarak, Nesine »»









18 YAŞINDAN KÜÇÜKLER OYNAYAMAZ!
Hakkımızda İletişim Bilgileri Gizlilik Kullanım Şartları
SporToto ve Türkiye Jokey Kulubü yasal bayisi

önerir; hepsiburada.com azbuz blog
gezisitesi.com sevgili
ekolay.net hemalhemsat.com

21.03.2009 18:50


Adsız dedi ki...
Online Social Networks Bring People Together
Online social networks have become the replacement for many real life social networks. It is easier to keep in touch with friends and family with the use of online social networks.

If people want to make new friends, find old friends, or make business contacts, the easiest place to do so is though fun online social networks. Online social networks help people who want to make friends by having members make profiles. People seeking friendships can search online social networks' profiles to find the type of people that they are seeking to have as friends.

Similarly, online social networks can help people to find old friends by allowing members to search profiles on online social networks for specific names. If people are using online social networks to make social business connections, they can search the online social networks' profiles by members' occupations or business affiliations.

Other uses for online social networks are sharing music and learning about different cultures. On online social networks, people can share music that they have written or they can share music videos or CDs by playing it on their profile page.

If people want to learn something new about different cultures, a great place to look is on online social networks. Online social networks include people from all over the world and people can befriend anyone on the networks. Just by visiting some profiles, members can learn interesting facts about other countries and cultures.

PerfSpot.com is a diverse online social network where people of all ages and backgrounds get together and share interests. Whether people want to make friends with people who are just like them or if they want to diversify and make friends with people who are completely different, PerfSpot.com is the perfect spot. PerfSpot.com encourages friendly interaction among its members through videos, music, photos, and personal blogs.

21.03.2009 18:56


eski dost dedi ki...
hepiniz kendi kişiligini baltalayan zavallılarsınız .bunların acısını başınıza büyük olaylar geldigi zaman anlayacaksınız ,ama tren kaçackk

21.03.2009 18:57


Adsız dedi ki...
Cinsel ilişkide uyum






Eşinizle birlikte uyumlu bir cinsel hayatınızın olması, ilişkinizi kuvvetlendirmenin yanı sıra, ruh halinizi de olumlu yönde etkiler. Ortak bir ahengin ve uyumun yakalandığı güzel bir cinsel yaşam için, bazı ayrıntılara dikkat etmeniz gerekiyor.

Uzman Psikolojik Danışman Hülya Topal, konuyla ilgili: "Cinsel ilişkide sadece kendinizi ya da eşinizi düşünerek hareket ediyorsanız, bu her şekilde eksik bir ilişki yaratacaktır. Cinsel birleşme, her iki taraf için de zevk alınacak, uyum içerisinde ortak duyguların ve sonuçların elde edildiği bir süreç olmalıdır. Aksi takdirde bir tarafa zevk verirken, bir taraf acı çekebilir veya hiçbir şey hissetmeyebilir. Buna bağlı olarak duygu durumunda farklılaşma görünebilir. Mutsuzluk, hayal kırıklığı, öfke, karamsarlık, başka arayışlar vs. duygular cinsel ilişkinize gölge düşürebilir." diyor ve devam ediyor:

Doğru bir uyum için neler yapılmalı

Uyum; birlikte daha güçlü olmak ve daha iyi sonuçlar alma çabasıdır. Uyum yaşamanın her aşamasında önemliyken, cinsellikte çarpıcı bir öneme sahiptir.

Hem kendinizi hem de eşinizi tanıyın: Öncellikle kendinizin ve eşinizin bedenini tanıyın. Kendinizle barışık olun. Kendini tanımayan ve kendi ile ilgili olumlu ve olumsuz düşüncelerin farkında olmayan biri, cinsellikte de rahat olmaz.

İletişim kurun: Karşılıklı konuşarak cinsellikle ilgili kafanızdaki kaygılarınızı, korkularınızı, üzüntülerinizi, geçmiş sıkıntılarınızı, cinsellikle ilgili beklentilerinizi ve hayallerinizi paylaşmalı ve bunları uygun bir dille iletebilmelisiniz. Kendinizin ve eşinizin algı sistemlerini (görsel, işitsel, dokunsal gibi) fark edebilmeniz ve ona bağlı iletişim kanallarını aralamalısınız.

Kendinizi sevin ve güvenin: Kendinizi sevmezseniz, başkasının da sizi seveceğine inanmanız zorlaşır. Kendinizi güvende hissedin ki, partneriniz de güvenli olarak, sağlıklı ve mutlu bir cinsellik yaşasın.

Partnerinize karşı sevgi ve saygı besleyin: Eşlerin birbirlerine karşı saygı ve sevgileri olmadığı takdirde, mutsuz sağlıksız bir cinsel hayatları olur. Gün içinde güzel jest ve mimikler kullanmak, güzel ve anlamlı bir bakış, bir çiçek vermek ya da telefonla hal hatırı güzel aşk sözcükleri ile ifade etmek, sevgi ve ilgiyi ifade eden yollardan bazılarıdır.

Birbirinize zaman ayırın: Bir şeye biçtiğiniz değer, ona ayırdığınız zamanla ilintilidir. Eşinizle yeni tanıştığınızda birbirinize ayırdığınız zaman belki daha çokken, sonraları çocuk, iş, arkadaşlar, günlük sorunlara odaklanıp birlikte daha az vakit geçirmeye başlamış olabilirsiniz. Eşinizle birbirinize ayırdığınız zaman ilk günkü gibi olmalıdır.

Tartışmaktan çekinmeyin: Çiftler arasındaki farklılıklar kaçınılmazdır ve tartışma ilişkinin doğal parçasıdır. Eşinizle, her zaman aynı fikirde olmasanız bile, sağlıklı bir şekilde tartışmalı ve duygularınızı paylaşmalısınız. Bu, aranızdaki bağı güçlendirir.

Sık sık dokunun: Dokunmak insan doğasında var olan bir duygudur ve birey için bir ihtiyaçtır. Dokunmanın vermiş olduğu rahatlık, karşınızdakine güven, destek, koruma, şefkat ve tabii ki heyecan verir.

Esnek ve değişime açık olun: İnsanlar, fizyolojik ve psikolojik değişimlere bağlı olarak sancılı veya sancısız değişim ve gelişim geçirebilirler. Partnerinizin geçirdiği değişime uyum sağlamanız ya da birlikte değişebilmeniz, size başarılı bir ilişki sürdürebilmeniz için fayda sağlar.

Spor yapın ve iyi beslenin: Alkol ve kafein tarzı içeceklerden sakınmalısınız, çünkü bunlar cinsel hayatınızı olumsuz etkiler. Ayrıca, düzgün ve esnek bir vücuda sahip olmak için spor yapmalısınız. Örneğin, eşinizle birlikte yaptığınız sabah yürüyüşleri, genel anlamda sağlığınız ve cinsel yaşamınız için son derece önemlidir, çünkü sinir sisteminiz, salgı bezleriniz ve iç organlarınız arasında güçlü bir ilişki bulunmaktadır. Cinsel ilişkinizde bu küçük ayrıntılara dikkat ettiğinizde aranızdaki uyumun arttığını fark edeceksiniz.

Sağlıklı cinsel ilişkinin püf noktaları

Sağlıklı bir cinsel yaşantıya sahip olabilmek ve cinsel ilişkinizi daha sağlıklı ve mutlu hale getirebilmek için dikkat etmeniz gereken birtakım can alıcı noktalar vardır. Belki zaman zaman bilmeden ya da bilerek ihmal ettiğiniz bu durumları, tekrar gözden geçirerek her bir madde ile ilgili sıkıntılarınızın olup olmadığını değerlendirmeli ve gerek görülürse cesaretli bir şekilde, bir cinsel terapistten yardım almalısınız.

• Her iki taraf için de iyi sonuçlanan bir cinsel ilişki için, seçtiğiniz ortam çok önemli. Öncelikle rahat edebileceğiniz uygun bir mekan ve rahat bir ortam belirlemelisiniz. Dinlendirici bir müzik, loş ışıklar, güzel kokular ve mumlar odaya romantik bir hava katabilir. Mutluluğunuzu hatırlatan resimlerle, odayı süsleyebilir ve odanızda kafanızı karıştıracak veya dikkatinizi dağıtacak eşyalardan arındırabilirsiniz. Sade ve sık sık havalandırabileceğiniz bir ortam sizin için uygun olabilir.

• Yemekten hemen sonra cinsel ilişkiye girmemeye dikkat edin. Şişkinlik yapan veya partnerinizi rahatsız edecek ağız kokusu yaratacak yiyeceklerden sakınmalısınız. Yorgun, aç ve kızgınken de cinsel ilişkiden kaçının. Bu, sizin ya da partnerinizin cinsel enerjisinde dengesizlik yaratabilir. Sevişmeden önce tuvalet ihtiyacınızı giderin, çünkü bu sizde basınç yapabilir ve bu da sizi rahatsız eder.

• Sevişmeden hemen sonra kasların gevşemesi ile birlikte bir rehavet oluştuğundan dinlenmeniz size iyi gelecektir. İlişki sonrası dinlenme, tekrar enerjinizi toparlayabilmenizi sağlar.

• İlişkiye girmeden önce sakin ve rahat olmanız çok önemli. Önce ılık bir duş alın ve cinselliğin tadını çıkarmak için olumsuz düşüncelerden zihninizi arındırın. Öfkeli ve kızgınsanız, duygu durumunuzu mutlaka değiştirmeli ve sakinleşmelisiniz.

• Yaşayacağınız cinselliğe iyi konsantre olmanız gerekiyor. Cinsel ilişki esnasında kafanız açık olan ocağa, komşuya gidecek sese, açık kalan cama takılmamalı ve tam olarak yaptığınız işe kendinizi vermelisiniz. Aksi takdirde, haz almadığınız gibi karşınızdakine de veremeziniz ve boşalma gerçekleşmez. Boşalmanın önce zihinde gerçekleşmesi gerekir.

20.02.2009

21.03.2009 18:58


ÇİNÇİNLİ dedi ki...
ULAN AMINA KOYDUGUMUN EVLATLARI DALGA GEÇECEKSENİZ ÇET YAPACAKSANIZ BAŞKA YER Mİ YOK SİKTİRİN GİDİN PEZEVENKLER

21.03.2009 18:58


Adsız dedi ki...
Hamilelik sonrasında cinsellik






Tıbbi açıdan kadının kanaması durduktan ve doğuma veya sezaryene bağlı yara iyileşmesi tamamlandıktan sonra cinsel ilişkide bulunulmasında sakınca yoktur. Bu da doğumdan sonra ortalama 4–6 haftalık bir dönemi kapsar. Bu dönemde eşler birbirinden uzak durmamalı fiziksel ve duygusal yakınlığı sürdürmelidirler. Eşlerin birbirlerine sarılıp okşamaları, duygu ve düşüncelerini paylaşmaları yapılacak en güzel davranıştır.

Emzirme ve doğumun etkisi ile gebelik şansı azalmakla birlikte güvenilir bir doğum kontrol yöntemi doğumdan 1.5 ay sonra kullanılmaya başlanmalıdır. Bu dönemden sonra cinselliğe başlanılabilr. İlk başlarda vajende eskiye oranla bir kuruluk görülebilir. Bunun nedeni özellikle emziren kadınlarda yüksek prolaktin hormonu bazen cinsel istekte azalma ve vajinada kuruluk yapabilir. Kuruluk vajinal jellerle giderilebilir. Doğum ve bebek bakımının kadın için son derece yorucu olması nedeniyle doğum sonrası ilişki sıklığında azalma beklenen bir durumdur. Ancak doğum sonrası depresyon veya başka bir sorun eklenmediğinde genellikle doğumdan 3 ay sonra gebelik öncesi cinsel ilişki sıklığına dönülmektedir. Doğumdan özellikle bir yıl sonrasında cinsel aktiviteyi gebeliğin başındaki cinsel aktivite miktarı etkilemektedir. Yine İsveç’te yapılan b ir çalışmada çiftlerin doğumdan 6 ay sonraki cinselliğini inceliyor. Buna göre en sık görülen cinsel aktivite miktarı ayda 1 veya 2 olarak bulunmuş. Buna en büyük neden olarak çiftler ve özellikle kadınlar “cinsel aktivite için çok yorgun olduklarını” gösteriyor. Bebeğin bakım ihtiyaçları azaldıkça, uykusu düzene girdikçe cinsel aktivitenin de normale dönmesi bekleniyor.

Etken olan bir başka factor ağrı duyulmasıdır. Emziren annede meme başı tahrişi ve normal doğuran annede epizyotomi bölgesindeki ağrı problem oluşturuyor. Doğumdan sonraki 6. ayda da devam eden ağrılı cinsel ilişki görülme sıklığı normal ve vajinal yırtık olmaksızın doğuranlar ile sezaryan ameliyatı ile doğuranlarda yüzde 3-4 iken, ileri düzeyde vajinal yırtık veya kesi ile doğum yapanlarda yüzde 11-14 olarak bulunmuştur. Estetik kaygılar yüzünden kendini beğenmeyen kadının sevişme sırasında zihnini sürekli bedeniyle meşgul etmesi cinsel ilişkiden zevk almasını önlüyor. Bunun yanı sıra eşini eskisi kadar bakımlı bulmayan erkek de cinsel yaşamdan uzaklaşıyor Doğum sonrasındaki değişimler en çok kadını etkiliyor demek hiç de yanlış olmaz.

Doğum, başta cinsel isteksizlik olmak üzere, disparoni ve vajinismus gibi önemli pek çok soruna yol açabiliyor. Aslında bu durumdan kadınlar kadar olmasa da erkekler de etkileniyor. Onlar da yeni bir düzene alışmaya çalışırken cinsel yaşamlarında sorunlar başlıyor. Cinsel isteksizlik ve ereksiyon kaybı, doğum sonrasında erkekler arasında en sık görülen cinsel sorunları oluşturuyor. Doğumun ardından geçirilen uykusuz geceler, iki üç saatte bir tekrarlanan emzirme işlemi, bebeğin sık sık hastalanması derken ailenin yaşantısı tam anlamıyla altüst olabiliyor. Bununla birlikte o güne dek sadece birbirine odaklanan çiftler, doğumun ardından neredeyse tüm ilgiyi çocuğa yöneltiyor. Bir yandan yeni bir yaşama uyum sağlamaya çalışmanın gerginliği, bir yandan da eşinden eskisi kadar ilgi görememenin yarattığı sıkıntı cinsel isteksizliğin oluşmasına yol açıyor. Disparoni, kadında cinsel ilişkiye yineleyici biçimde ya da sürekli olarak genital ağrının eşlik etmesi şeklinde nitelendiriliyor. Bu sorundan yakınan kadınlar, acının verdiği korkuyla ilişki kurmaktan kaçınıyor. Hatta ağrının çok şiddetli oluşması, vajinismusa bile yol açabiliyor. Doğum sonrasında gelişen disparoninin en önemli nedeni ise, doğum sonrası kadının sağlığına tam kavuşmadan cinsel ilişkiye girilmesi. Bunun yanı sıra bir diğer neden cinsel isteksizlik sorunu yaşayan kadınlar ilişki sırasında uyarılma sorunu yaşadıkları için vajinal bölgelerinde yeterli ıslanma oluşmuyor. Vajinadaki kuruluk da disparoniye, yani ağrılı cinsel birleşmeye yol açıyor. Bunun sonucunda cinsel isteksizlik daha da şiddetleniyor ve böylece bir kısır döngü oluşuyor.
Vajinusmus ise vajinal kasların, penisin içeri girmesine engel olacak kadar sıkı şekilde kasılması olarak nitelendiriliyor. Erkeklerde ortaya çıkan cinsel sorunların kaynağında da yeni hayata uyum sağlamak, kadının bedenindeki değişimler, cinsel bölgelerin imajının değişmesi gibi faktörler rol oynuyor.

Ancak doğum sonrasında ortaya çıkan cinsel sorunlar erkeklerde kadınlara oranla çok daha nadir görülüyor.

Bu dönemde çiftlerin özellikle erkeğin eşine şefkat ,ilgi,sevgi ve anlayış ile yaklaşması, beğenisinin devam ettiğini belli etmesi, kadının ise bu geçiş döneminin özelliklerini bilerek eski haline döneceğini sorun olmadığını bilmesi gereklidir.

Prof. Dr. İsmail Çepni

21.03.2009 18:59


ÇİNÇİNLİ dedi ki...
KARINIZI BAŞKASI SİKİYO SİZ DALGA PEŞİNDESİNİZ

21.03.2009 19:00


Adsız dedi ki...
Cinsel isteksizlik






Cinsel Eğitim ve Tedavi Derneği Yönetim Kurulu üyesi Doç. Dr. Cem İncesu, Türk toplumunda kadınların en yaygın cinsel sorununun “cinsel isteksizlik” olduğunu, buna karşın kadınların tedavi için en çok vajinismus sorunu için hekime başvurduğunu vurguladı.

Eğitim ve Sağlık Muhabirleri Derneği (ESAM) ile Cinsel Eğitim ve Tedavi Derneğinin (CETAD) birlikte Swissotel’de düzenlediği “Sağlık Bilinci ve Medya” konulu toplantıda “Cinsel Sağlık ve Üreme Sağlığı Bilinci” ele alındı.

Toplantıda konuşan Doç. Dr. İncesu, kadın cinselliğindeki sorunları ele alarak, kadınların cinsel yaşamlarında gelenekler, bekaret ve namus kavramı, şiddet, cinsiyet rolleri, dini ve ahlaki tutumlardan kaynaklanan sosyo-kültürel, eğitimsizlik ve toplumsal yaşama ilişkin sorunlarının var olduğuna dikkati çekti.

Doç. Dr. İncesu, bu sorunların yanı sıra ergenlik, adet dönemi, gebelik, emzirme dönemi ve menopozdan kaynaklanan dönemsel isteksizlik, uyarılma ve orgazm bozuklukları, vajinismus ve ağrılı cinsel birleşmenin neden olduğu cinsel işlev bozuklukları ve psikolojik sorunların da kadınların cinsel yaşamlarını etkilediğini anlattı.

Doç. Dr. İncesu, kadınlarda yüzde 27-33 oranında istek azlığı, yüzde 10-18 oranında uyarılma bozukluğu, yüzde 5-25 oranında orgazm bozukluğu ve yüzde 3-11 oranında da vajinismusun da aralarında bulunduğu cinsel ağrı şeklinde görülen işlev bozuklukları olduğunu söyledi.

“Cinsel isteksizlik, Türk toplumunda kadınların en yaygın cinsel sorunudur” diyen Doç. Dr. İncesu, ancak bu konuda hekime başvuru oranının ise çok düşük olduğunu kaydetti.

Doç. Dr. İncesu, yapılan tüm çalışmaların, herhangi bir cinsel sorun yaşayan kadınların yaklaşık olarak yarısında, ek olarak depresyon ya da psikolojik sorun bulunduğunu da gösterdiğini dile getirdi.

Türkiye’de her 3 kadından 1’nin, en az 1 cinsel işlev bozukluğu yaşadığının da düşünüldüğünü anlatan Doç. Dr. İncesu, bir çok kadının birden fazla cinsel sorun yaşayabildiğini söyledi.

VAJİNİSMUS

Doç. Dr. İncesu, yalnızca cinsel birleşme kurulamamasından çok öte bir kavram olan vajinismusun ise birleşmeye engel olan ya da olmayan kas kasılmaları olduğunu, bazı vakalarda tüm vücudun kilitlendiğinin görüldüğünü anlattı.

Vajinismusun; eğitim, aile, meslek, entelektüel düzey ve bölgeden bağımsız bir durum olduğunu ifade eden Doç. Dr. İncesu, bu hastalığın mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini, kendisinin tedavi ettiği kadın doğum uzmanı ya da psikolog olan vajinismus hastalarının bile bulunduğunu söyledi.

Doç. Dr. İncesu, “Vajinismus, en sık rastlanan cinsel sorun olmamasına rağmen, Türkiye’deki kadınların en sık cinsel tedaviye başvurma nedenidir” dedi.

Türkiye’de yüzbinlerce çiftin bu sorunu yaşamalarına rağmen evliliklerini yıllarca sürdürdüklerini dile getiren Doç. Dr. İncesu, vajinismusun 1-4 ay içinde tedavi edilebildiğini kaydetti.

Doç. Dr. İncesu, bu alanda kızlık zarının alınması, ameliyat ortamında ya da doktor veya hemşire önünde cinsel birleşme sağlanması gibi yanlış tedavilerin uygulanabildiğini ifade ederek, son dönemde bu konuda gündemde olan botoks uygulamasının da doğru bir tedavi olmadığını söyledi.

CİNSEL ŞİDDET

Türkiye Psikiyatri Derneği Başkanı Prof. Dr. Şahika Yüksel de cinsel şiddetin çeşitleri arasında çocukluk çağı cinsel istismarları, tecavüz, evlilikte tecavüz, iş yerinde cinsel istismar, doktor cinsel istismarının da bulunduğuna işaret ederek, bunlara maruz kalan kişilerin bir ruhsal hastalığının olabileceğini, özellikle partner ilişkilerinde sorunlar yaşayabileceğini ya da intihar edebileceğini anlattı.

Cinsel istismara uğrayan kişilerin bir cinsel travma yaşadığına dikkati çeken Prof. Dr. Yüksel, “Tecavüz, bir insanın yaşam hakkının elinden alınmasından sonra en ağır suçtur. En düşük oranda bildirilen suç da tecavüzdür” dedi.

Evlilikte ya da sevgilinin tecavüzünün de söz konusu olabildiğini dile getiren Prof. Dr. Yüksel, yakın ve eş tecavüzünün klasik tecavüzlerdeki gibi tekil olaylar olmadığını, çoğul ve çok yönlü olduğunu söyledi.

ERKEK CİNSELLİĞİNDEKİ SORUNLAR

Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ferruh Şimşek de erkeklerde sertleşme kaybının tüm erkek toplumunun yüzde 10’unda bulunduğunu, 45 yaşını geçen erkeklerin ise çoğunda bu sorunun görülebileceğini ifade ederek, 60 yaş üzeri erkeklerde yüzde 50 oranında sertleşme kaybı bulunduğunu söyledi.

Prof. Dr. Şimşek, sertleşme kaybının önemli bir sağlık sorunu olduğunu vurgulayarak, “Sertleşme kaybının Türkiye’de dünya geneline göre daha fazla görülmesinin nedeni, ağır sigara içicisi bir toplum olmamızdır” dedi.

Sertleşme kaybının damar problemleri, otonom sinir sistemi hasarı ve hormonal anormallikler gibi hastalıkların habercisi olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Şimşek, kardiyovasküler hastalıklar, diyabet, prostat büyümesi, depresyon, obezite, sigara ve tütün içiciliğinin de sertleşme kaybında önemli bir etken olduğunu dile getirdi.

21.03.2009 19:00

Adsız dedi ki...

bir kaç haftadır sizleri izliyorum sadece sana sinir oldum diğer yeri kapattım burda seviyeni korumazsanız burayıda kapatırım ben haber7 çalışanıyım

eski dost dedi ki...

senin kim oldugunu tespit ettim kafanı yorma

Adsız dedi ki...

kimmişim tespitçi

eski dost dedi ki...

madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmidir?

eski dost dedi ki...

bülent

eski dost dedi ki...

bana neden sinir oldun birde onu yazarsan sevinirim?

eski dost dedi ki...

ne oldu nereye gittin?

eski dost dedi ki...

hadi yazsana arkadaşım bülent o.... senin borç zaten az(5000)o yüzden tuzun kuru işin taşagındasın degilmi?

Adsız dedi ki...

Yazık değilmi size, ben bulennd değilim herhangi bir tanıdıgında degilim aslında çok iyi bir insansın ve aşırı duygusalsın herkese yardım etmekte istiyorsun ama boyle hizipçilikle kimsenin kimseye faydası olmaz çok iyi meziyetlerinde var ama bu meziyetleri kullanmak onemli ama bu sekilde kimseye faydalı olmak çok zor siz bilirsiniz yinede

eski dost dedi ki...

haa bide şunu unutma bülent bey.geride iz bırakmayan şuç henüz dünyada yok tur...!!!

eski dost dedi ki...

bak arkadaş ben hizipçi degilim.amacım saadece başımızdaki beladan kurtulmak için elimden geleni yapmak

edki dost dedi ki...

diger sitede saadece eleştiri yüzünden bir kaç arkadaştan tepki aldım.yazılarımda en ufak bir saygısızlık yoktu

eski dost dedi ki...

eski dost dedi ki...
madde 33.(6)Hiç kimse, yalnızca sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.ifadesi yer almaktadır.ama halen birkaç parça tencere tava yada ev eşyası alıp borcunu ödeyemeyip hacizlik olmuş ve çaresizlikten alacaklıya borcunu ödeyeceğine dair taahhüd sözleşmesi yapmış ve ödeme gücü olmadığı için sözleşmeyi yerine getiremediğinden dolayı hapis cezası almış ve iki parça eşya yüzünden hayatı altüst olmuş geleceğini kaybetmiş ailesi dağılmış insanlar var.oysaki anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü açıkça ortadadır.ve demiştirki hiçkimse sözleşmeden doğan bir yükümlülüğü yerine getirememesinden dolayı hürriyetinden alıkonulamaz.gayet açık bir ifadedir.ama bazı mahkemelerce halen bu tip davalarda hapis kararı çıkabilmektedir.bunun gibi uyuşmazlıkları ortadan kaldırmak için birde uyum yasası çıkarılması şart değilmi

eski dost dedi ki...

ekonomik suclara biraz daha acıklık getirilmeli.karsılıksız çek davalarından getirilen hapis cezaları kesinlikle kalkmalı,sebebi diğer yorumlarda da acıklandığı gibi bunun alacaklıya hic bir faydası yoktur.borclunun ödeyebilirliğini engellemektir.borc ortadan kalkmamalı,en azından borc meblağına ,ve borclunun konumuna göre süre verilmeli.bu alacaklının hic alamamasından daha iyidir diye düsünüyorum.günümüzde avukatların tutumu hapis kapıya gelince öder olayına katılmıyorum,varsa ödenir ,yoksa girilir ve ödenebilirliği ortadan kalkar.tabiki bu dolandırıcılk amacıyla yapılmis durumların dısında tutulmalıdır.bu ayrım mahkemelerde kolaylıkla tespit edilebilir.çeke güvenilirlik böyle sağlanamadığına inanıyorum.çünkü hic bir tacir çek yazarken veya alcaklı aldığı cekin hapis cezası tasımasını düsünerek bu işlemi yapmaz.kaldı ki ülke nin ekonomik durumu ortada,soncta yönetimin yaptığı hatalar ,piyasalara yansımasıdır ,fakat cek yazıp ödeme tahüdü veren ,insanlar hapis e giriyor.biraz daha bu konuya eğilinmesinde fayda görüyorum,tesekkürler

eski dost dedi ki...

sayın yüksek yargı üyeleri..eger gözünüzün ucu takılırda buraları görürseniz ,lütfen okuyun.31/12/2008 itibari ile oluşan bu kanun boşlugunu çok çok iyi biliyorsunuz buna eminim...bu kanun boşlugunu ve yapılması gerekenleri,sizlere karşı haddim olmadıgı için yazmayacagım...ama artık buradan hakkımız olan ,bu kanunun uygulanması için ,haykırmak gerektigine inanıyorum.sadece ekonominin normal seyrinde iyi niyetle ve ödenmek üzere yazılmış çeklere,verilen ceza (her ne kadar kanun koyucu tarafından konsada)ANAYASAMIZA AYKIRIDIR.bu ayrı bir konu,, Çek Yasası'ndaki cezaların yeni Türk Ceza Kanunu'na uygun hale getirilmesi için son tarihin 31 Aralık 2008 olduğunu ve bu tarih geçtiği için cezaların hükümsüz olduğu anlaşılmıştır.
Konu Adalet Komisyonu Başkan ve Başkanvekili'ne de soruldu..
Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, önce TCK'yı okudu, sonra Çek Kanunu'nu inceleyip devam etti:
"Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu..."
İyimaya "Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şeyin olmadığını, onların cezalarının ortadan kalktığını" da vurguladı.
Başkanvekili Hakkı Köylü ise daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptıklarını belirterek, "170 kadar yasa maddesinde düzenleme yapılmıştı" anımsatmasında bulundu.
Çek Kanunu ile ilgili olarak da hükümete geçmişte uyarıda bulunduklarını söyleyen Köylü, "Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir" dedi.
Meclis, TCK gibi dev boyutlu Borçlar ve Türk Ticaret kanunlarını bir an önce çıkarabilmek için çaba gösterirken, geçmişte çıkardığı kanunun yarattığı af depremiyle yüz yüze kalıyordu.
İyimaya'nın da dediği gibi; geçmiş olsun...
yani karşılıksız ceke af... durum bu iken siz sayın yüksek yargı üyelerinden,son nokta istiyoruz,istiyoruzkii,,30 BİN ESNAF VE SANAYİCİ ŞU AN CEZAEVİNDE İŞYERİ VE AİLESİ DAGILMIŞ DURUMDA................KURTULSUNLAR..125 000 İŞ ADAMI VE ESNAF EVLERİNİ BARKLARINI TERK ETMİŞ,BİR KAÇAK KONUMUNDA YAŞAMASIN..........HALEN DEVAM EDEN ÇEK DAVALARI SEBEBİ İLE 700 000 ESNAF VE SANAYİCİ BU DURUMLERA DÜŞMESİN...........................YAKLŞIK SON VERİLERE GÖRE 7 MİLYON YAZILAN ÇEKE DAVA AÇILIP BU DURUMLARA DÜŞMESİM.....SAYGILAR

eski dost dedi ki...

BU ÇOK ÖNEMLİİ BU GÜN SAAT 10 DA YAPILAN GÖRÜŞME TAMAMEN DOGRUDUR.. arkadaşlar..buradan bu konu ile ilgili bütün arkadaşlara sesleniyorum..itirazlar,dilekçeler,avkat tutmalar,şu an için bunlar tamamen boş şeyler....bu gün saat o10 da ankarada bürakrasinin hatırı sayılır bir mevkisindeki arkadaşımıza,emekli bir savcı arkadaşını arattırdım.emeki savcı nın hukuk bürosu mevcutmuş ankarada.bütün konuyu arkadaşım anlatacaktı ama hiç konuşturmadı bile,nedeni hepsinden haberimiz var dedi,sakarya ,konya ,şişli mahkemelerinin,ve yargıtay 10 dairedeki görüş farklılıklarının....cgk da bu konunun gündemde oldugunu söyledi,cgk nun da çek cezaları konumuna karar vermek için ,hükümet kanadı ile yaklaşık 1.5 aydır görüş birligine varmak gerektigini savunuyor ve yazışıyorlarmış.yeni çek kanunuda o yüzden seçim öncesi telaşı olmasına ragmen başbakanlıga gönderilmiş.en kısa zaman da son halini alarak mejlise gelecekmiş.şu andada 14 kişilik hukuk çu gurubu ile bu konu şekilleniyormuş....diger mesele bizleri dogrudan ilgilendiren kanun boşlugunu ,bütün hukukçu ve yargıtay üyelerinin sözlü olarak onayladıklarını,fakat yeni çek kanunu yasa koyucu tarafından konulmadıktan sonra,bu boşlukla ilgili itirazın degerlendirilemeyecegini,belirginsizligin şu an devam ettigini,bu belirginsizlik içinde kanun boşlugu itirazlarının olumlu yada olumsuz degerlendirme imkanını bulunmadıgını o yüzden bekleme kararı aldıklarını,ancak yeni kanun yasalaşır yasallaşmaz bu konunun itirazının karara baglanacagını söylemişler.yani yeni kanun yasallaştıgı tarihten önceki çek cezalarının kanunsuz verildigi kesinleşmesi nedeni ile tüm hükümlerin bozulacagı söylenmiş.şu an karar vermemeleri ni de şimdi verecekleri bozma kararından sonra,yeni çek yasasının çok uzun sürecegi için karar tarihinden sonraki çek cezalarının ortada kaldoıgı imiş .o yüzden çek kanununa öncelik verilmesine karar vermişler yargı ve hükümet kanadı,,,,yani arkadaşlar benim anladıgım.çek yasasına öncelik verecekler ,yargıtayın istegi dogrultusunda,yasa kısa zamanda çıkacak ve arkasından kanun boşlugu itirazı karara baglanacak.KENDİSİDE KESİN BU BOŞLUKTAN DOLAYI GEÇMİŞ DAVALAR BOZULACAK DİYOR 60 ,70 DAVAM VAR BİR DİLEKÇE BİLE VERDİRMİYORUM ÇÜNKÜ TAMAMEN BOŞ UGRAŞ DİYOR ÇOK KISA BİR ZAMANIMIZ KALDIGINIDA SÖYLÜYOR.EN GEÇ NİSAN AYI SONU DİYOR....SAYGILAR

eski dost dedi ki...

Ana sayfa > Finans&Borsa
Google Facebook Favorilerim Digg Del.icio.us
Kredi kartında 'Barış Projesi'
Bireysel tüketicilerin kredi borçlarını yeniden yapılandırılmayı planlanıyor. Hükümet faiz yükünü hafifletecek bir formül üzerinde çalışıyor
22 Mart 2009 Pazar, 10:22
Vergi indirimlerinin ön plana çıktığı ekonomik paketin ardından gözler reel sektör ve bankalar arasındaki finansman sorununu çözmeye dönük 5'inci pakete çevrildi. Sabah gazetesinin haberine göre, ekonomi yönetimi, reel sektörün borçları, tüketici kredileri ve kredi kartlarında yaşanan sıkıntıları giderecek yeni bir "barış projesi" üzerinde çalışıyor. AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, "Kriz ortamındayız, insanlar sıkıntı yaşıyor. Kredi kartı borçlarında yapılandırmaya gidilmesi şart" dedi.

Proje kapsamında, takibe düşen kredilerin tüketici kredilerine dönüştürülmesi planlanıyor. Bunun karşılığında bankaların rahatlatılması amacıyla kredilerden alınan yüzde 5'lik Bankacılık Sigorta ve Muameleleri Vergisi'nin (BSMV) ve stopajın belli bir süreyle alınmaması öngörülüyor. Türkiye Bankalar Birliği de, kredi kartları ve tüketici kredilerine yönelik bir çalışma grubu oluşturdu. Çalışma grubunun ortaya koyacağı rapor borç yapılandırmasının önemli bir ayağını oluşturacak. Canikli , borç yapılandırmasının bankaların da menfaatine olacağını belirterek, "Bu noktada sorunun taraflarından birisi olan bankalardan da adım atmalarını bekliyoruz. Esas gayemiz vatandaşın, reel ve mali sektörün rahatlatılması" dedi.



başbakan kredi kartı magdurlarını dürüst görmüyor,akp grup başkan vekiki canikli nin beyanı da böyle oluyor. 'Gündemimizde Af Yok'
Cemil Çiçek, 'Bizim Af Konusuyla İlgili Şu An Ne Çalışmamız Var Ne Böyle Bir Düşüncemiz Var Ne de Böyle Bir Konu Üzerinde Duruyoruz' Dedi.
Haber Yayın Tarihi: 20.03.2009 16:48
bunu buraya not olarak düşüyorum sayın cemil çiçek...kürt konferansı ve obamanın gelmesi ile fikirleriniz degişirde ,eger pkk nın sayesinde bizleride af ederseniz,,,bunun türk esnafı ve işadamlarının ölünceye kadar içinde bir sızı olarak kalacagını,unutmayınnn

cemil çiçek böyle açıklıyor başbakan pkk silah bırakırsa olumlu düşünürüz diyor.. yaniii kısacası bu hükümetin net bir düşünce ve kararları yok.. her an her türlü kararlar verilebiliyor......................

eski dost dedi ki...

ybulut@gazetevatan.com
İşverenler de isyan ediyor!
Bir okurumdan mektup aldım. Kendisi bir işveren. Orta ve küçük ölçekli bir işveren. Mağdur...

Alacaklarını alamıyor, ödemesi gerekenleri ödemiyor. Onun durumunda “borçlu” ama siyasetçilerimizin iddia ettiğinin aksine “namusuyla” borçlu, binlerce insanımız var...

Zor durumda. Haykırıyor. Haklı olduğu yüzlerce nokta var.

Bakalım ne diyor sevgili okurum;

“...Sn.Bulut, yüksek tahsilli, kriz kurbanı müflis bir tüccarım. Lütfen haberlerde işsizler kadar bir nebzede işverenlerin durumuna değinilsin, sanki bizim durumumuz işçilerden iyi mi? Neticede vasıflı bir ücretli ekonomi biraz toparlanınca tekrar işini bulur ve normal yaşamına döner. Biz tüccarlar ne yapacağız, nasıl tekrar ayağa kalkacağız düşünen var mı? Yılların birikimi bütün varlığımız, kredibilitemiz, aile düzenimiz herşeyimiz gitti. Siz bankacılık sektörünü bilen insansınız soruyorum size, bu ülkede ticari siciliniz bozulursa bunu düzeltmeniz kaç yıl sürer?

Yani bir tüccar, yukarıda saydığım telafisi hemen hemen imkansız çok büyük bedeller ödemektedir. Bunlar yetmezmiş gibi birde aleyhimize açılmış karşılıksız çek davalarından hapis cezalarıyla karşı karşıyayız. Geçen gün Bursa’da 34 yaşında gencecik bir tüccar, karşılıksız çekine hapis cezası çıkmasından dolayı kendini astı, intiharlara bakın hepsi tüccar, çünkü onlarda kayıplar korkunç boyutlarda, İşçilerden çok farklı... Bu nasıl bir adalet ki; krizden dolayı batmış vatandaşlarını bir de borcundan dolayı içeri tıkıyor...

Sayın Bulut, mevcut çek yasasındaki cezai yaptırımların 31.12.12008 tarihine kadar yeni Türk Ceza Kanunu ile uyumlu hale getirilmediği için 01.01.2009 tarihinden itibaren artık uygulanamaz olduğu ve yeni yasa çıkıncaya kadar bu davalara ve devam eden mahkumiyetlere beraat kararı verilmesi gerektiği üst düzey bir çok hukukçumuz tarafından söylenmektedir. Bunların başında Meclis Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya ve özelliklede İ.Ü.Hukuk Fakültesi Dekanı Adem Sözüer gelmektedir...

Bazı Hakimlerimiz bu davalara “İNFAZIN DURDURULMASI” veya “BERAAT” yönünde kararlar verirken, bazı hakimlerimiz “tersi yönde karar vermektedirler”! Acaba diyorum, bunu düşündüğüm için bile utanıyorum ama diyorum; “AVUKAT VE BANKA LOBİLERİNİN” baskısıyla mı “HAPİS” cezaları devam etmektedir! Çünkü yeni düzenleme ile avukatların ekmeği kesilecek ve bankaların batık kredilerle lgili yaptırımları azalacak! Örneğin, bir adliyede 3.ve 11.Asliye Ceza mahkemeleri çek davaları ile ilgili “BERAAT” kararı verirken, aynı binadaki diğer mahkemeler “HAPİS” cezası vermektedir. Bir başka olay da başka bir ilde başka bir Adliyede yaşanmaktadır, Asliye Ceza Mahkemelerinin daha önce vermiş olduğu hapis cezalarına mahkum avukatlarının yaptığı “Tahliye” itirazları reddedilmekte olup, aynı bina içindeki üst mahkeme olan 1. Ağır Ceza Mahkemesi bu defa itirazların kendilerine yapılması durumunda bu Asliye Ceza Mahkemelerinin kararlarının hatalı olduğu gerekçesiyle bu cezalara “TAHLİYE” kararı vermektedir. Bu emsal kararlar 4 tane olup, sonuncusunu ek’te gönderiyorum...

Sayın Bulut soruyorum; insan özgürlüğünün kısıtlanması ile ilgili böyle bir çifte standart başka hangi ülkede vardır? Hangi ülkede Bankacılık lobileri bu kadar güçlüdür!!

Sevgili dostlar, Adem Sözüer bu işi en iyi bilen isimlerden biri ve yaptığı açıklamalar sonrası gazetelere yansıyan haberi de aynen aktarıyorum; “...Hukukçu Prof. Dr. Adem Sözüer, yaptığı açıklamada yürürlükte olan TCK’nın cezaların niteliği ve ceza sorumluluğuna ilişkin kurallarla, 3167 sayılı Çek Kanunu’nda yer alan kuralların birbirine uymadığını söyledi. TCK’ya atıfta bulunarak ceza verilmesini düzenleyen kanunların, TCK’nın ilgili maddelerine uyumlu hale getirilmesi için 31 Aralık 2008 tarihine kadar süre bulunduğunu söyleyen Sözüer, ‘Çek Kanunu’nda ilgili değişiklik yapılmadı. 31 Aralık 2008’den itibaren TCK’nın genel kuralları Çek Kanunu’nun cezalarına ilişkin kuralları ortadan kaldırmış oluyor dedi...”

eski dost dedi ki...

sayın serpil 41 son derece yanlış düşünüyorsunuz.ben kimseyi oraya yönlendirmeye çalışmıyorum.sadeece bildigim o siteden 2 kişinin çok iyi biliyorum,bir başkaa siteye taahamülü olmadıgı veya kişiligi itibari ile ,çok çirkin yazılarla saldırıda bulunuyor............aksine oradaki(2kişi hariç)arkadaşların hepsine saygı duyuyor ve destekliyorum.oradaki alınan bir kararı ben de buradan hayata geçiriyorum(maailler)...önemli buldugum haberi hemen oraya kopyalıyorum.o siteye yazmıyor olabilirim ama bu o siteyi zarara ugratmamı getirmez.bence bu tip işler tamamen basit vede çocukça hareketler.sonunçta yapılan mücadele benim içinde öyle degilmi.....tekrar yanlış düşündügünü hatırlatıyor saygılar diliyorum.....eşinizede en kısa zanmanda özgürlük ler diliyorum...

serpil41 dedi ki...

çok teşekkür ederim ozaman buyrun sizde o siteye en azından küfür edilmiyor ben burda siz de dahil herkezden küfür dolu sözler görüyorum diğerleri varsın yazsınlar siz ne diye onlar gibi küfürle cvb veriyorsunuz vermeyin bizler bu sitelere ağıza alınmayacak sözleri okumak için açmıyoruz saygılarımla allah hepimizin yardımcısı olsun.

eski dost dedi ki...

sayın serpil 41 yanlış düşünüyorsunuz dedim halen diyorsunuzki sizde dahil küfür duydum diyorsunuz.bakın geçmiş yazılara 1 tane küfür,onu da geç saygısızlık içren bir yazı varmı?lütfen haksızlık etmeyiniz....ben daha önce o siteye yazıyordum.orada eleştiri yapamıyorsunuz 2 kişi var biz ne dersek o dogrudur diyorlar,ve insanları boş yere üzüp boş yere sevindiriyorlar.benim sadece o sitedeki eleştirim içinde en ufak bir saygısızlık olmayan yazıların bile yayınlanmaması süzgeçten geçmesi ve sansür uygulanması,kim neye ve hangi felsefeye göre sansür uyguluyor.neden insanlar yorumlarını özgürce yazamıyor.benim eleştirim sadece buuu.küfür ve saygısızlık içeren yazıları yayınlamayın okey dedik ama dedigim gibi eleştiriye taahammülü olmayan 2 kişi kendi istegine göre karar vermeye başladı...bizlerin amacı sitem,ize olabildigi kadar insan çekip potansiyel oluşturmak ama bu 2 arkadaş her yeni gelen insanları bu tip yaklaşımlardan dolayı yıldırıyor.saygılar

Mutaasıp Aile Kızı dedi ki...

eski dost bana yardımçı olacakmısnız pek zor durumdayım ludfen bu çek sucu afından bizimde kurtulaçakmıyız ben sadeçe parona çek verdim o yazdi benim imzan yok birde çek vermekten kaçyıl ceza veriolar çok önemli

eski dost dedi ki...

mutasıp...sizler gerçekten zavallı insanlarsınız.....arkadaşım ne istersin burdan yaa gerçekten anlamıyorum...bırak git başka çhat siteleri var daha eglenceli neden oralara yazmıyorsun????veya benim le ne gibi bir sorunun var onu aç çözelim arkadaşım...bakın gerçekten insanlar çok kötü günler geçiriyor hepsi perişan evleri barkları dagılmış durumda burada bir şeyler yapmaya çalışıyorlar.bu işlerin dalgası olmaz ,gırgırı olmaz,ayıptır günahtır buradan çıkacak bir haberi küçücük çocuklar bile beklerler.senin çocugun yokmu annen yokmu???tekrar rica ediyorum hiç bir sorunumuz yok seninle benim boş ver vazgeç bu dalga işinden ve kendi kişiligine saygın artsın olmazmıııı mutasssıppp

eski dost dedi ki...

sayın yüksek yargı üyeleri..eger gözünüzün ucu takılırda buraları görürseniz ,lütfen okuyun.31/12/2008 itibari ile oluşan bu kanun boşlugunu çok çok iyi biliyorsunuz buna eminim...bu kanun boşlugunu ve yapılması gerekenleri,sizlere karşı haddim olmadıgı için yazmayacagım...ama artık buradan hakkımız olan ,bu kanunun uygulanması için ,haykırmak gerektigine inanıyorum.sadece ekonominin normal seyrinde iyi niyetle ve ödenmek üzere yazılmış çeklere,verilen ceza (her ne kadar kanun koyucu tarafından konsada)ANAYASAMIZA AYKIRIDIR.bu ayrı bir konu,, Çek Yasası'ndaki cezaların yeni Türk Ceza Kanunu'na uygun hale getirilmesi için son tarihin 31 Aralık 2008 olduğunu ve bu tarih geçtiği için cezaların hükümsüz olduğu anlaşılmıştır.
Konu Adalet Komisyonu Başkan ve Başkanvekili'ne de soruldu..
Komisyon Başkanı Ahmet İyimaya, önce TCK'yı okudu, sonra Çek Kanunu'nu inceleyip devam etti:
"Yapacak bir şey yok; geçmiş olsun. Geçmişte bu suçu işleyenler yılbaşından itibaren ceza almaktan kurtuldu..."
İyimaya "Teşekkül etmiş suçlar açısından yapacak bir şeyin olmadığını, onların cezalarının ortadan kalktığını" da vurguladı.
Başkanvekili Hakkı Köylü ise daha önce TCK ile ilgili bazı düzenlemeler yaptıklarını belirterek, "170 kadar yasa maddesinde düzenleme yapılmıştı" anımsatmasında bulundu.
Çek Kanunu ile ilgili olarak da hükümete geçmişte uyarıda bulunduklarını söyleyen Köylü, "Çekte kusurlu suçlar açısından sorun çıkmış olabilir" dedi.
Meclis, TCK gibi dev boyutlu Borçlar ve Türk Ticaret kanunlarını bir an önce çıkarabilmek için çaba gösterirken, geçmişte çıkardığı kanunun yarattığı af depremiyle yüz yüze kalıyordu.
İyimaya'nın da dediği gibi; geçmiş olsun...
yani karşılıksız ceke af... durum bu iken siz sayın yüksek yargı üyelerinden,son nokta istiyoruz,istiyoruzkii,,30 BİN ESNAF VE SANAYİCİ ŞU AN CEZAEVİNDE İŞYERİ VE AİLESİ DAGILMIŞ DURUMDA................KURTULSUNLAR..125 000 İŞ ADAMI VE ESNAF EVLERİNİ BARKLARINI TERK ETMİŞ,BİR KAÇAK KONUMUNDA YAŞAMASIN..........HALEN DEVAM EDEN ÇEK DAVALARI SEBEBİ İLE 700 000 ESNAF VE SANAYİCİ BU DURUMLERA DÜŞMESİN...........................YAKLŞIK SON VERİLERE GÖRE 7 MİLYON YAZILAN ÇEKE DAVA AÇILIP BU DURUMLARA DÜŞMESİM.....SAYGIL

eski dost dedi ki...

eski dost dedi ki...
'Gündemimizde Af Yok'
Cemil Çiçek, 'Bizim Af Konusuyla İlgili Şu An Ne Çalışmamız Var Ne Böyle Bir Düşüncemiz Var Ne de Böyle Bir Konu Üzerinde Duruyoruz' Dedi.
Haber Yayın Tarihi: 20.03.2009 16:48
bunu buraya not olarak düşüyorum sayın cemil çiçek...kürt konferansı ve obamanın gelmesi ile fikirleriniz degişirde ,eger pkk nın sayesinde bizleride af ederseniz,,,bunun türk esnafı ve işadamlarının ölünceye kadar içinde bir sızı olarak kalacagını,unutmayınnn

eski dost dedi ki...

30 BİN ESNAF VE SANAYİCİ ŞU AN CEZAEVİNDE İŞYERİ VE AİLESİ DAGILMIŞ DURUMDA................KURTULSUNLAR..125 000 İŞ ADAMI VE ESNAF EVLERİNİ BARKLARINI TERK ETMİŞ,BİR KAÇAK KONUMUNDA YAŞAMASIN..........HALEN DEVAM EDEN ÇEK DAVALARI SEBEBİ İLE 700 000 ESNAF VE SANAYİCİ BU DURUMLERA DÜŞMESİN...........................YAKLŞIK SON VERİLERE GÖRE 7 MİLYON YAZILAN ÇEKE DAVA AÇILIP BU DURUMLARA DÜŞMESİM.....SAYGIL

eski dost dedi ki...

Ana sayfa > Finans&Borsa
Google Facebook Favorilerim Digg Del.icio.us
Kredi kartında 'Barış Projesi'
Bireysel tüketicilerin kredi borçlarını yeniden yapılandırılmayı planlanıyor. Hükümet faiz yükünü hafifletecek bir formül üzerinde çalışıyor
22 Mart 2009 Pazar, 10:22
Vergi indirimlerinin ön plana çıktığı ekonomik paketin ardından gözler reel sektör ve bankalar arasındaki finansman sorununu çözmeye dönük 5'inci pakete çevrildi. Sabah gazetesinin haberine göre, ekonomi yönetimi, reel sektörün borçları, tüketici kredileri ve kredi kartlarında yaşanan sıkıntıları giderecek yeni bir "barış projesi" üzerinde çalışıyor. AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, "Kriz ortamındayız, insanlar sıkıntı yaşıyor. Kredi kartı borçlarında yapılandırmaya gidilmesi şart" dedi.

Proje kapsamında, takibe düşen kredilerin tüketici kredilerine dönüştürülmesi planlanıyor. Bunun karşılığında bankaların rahatlatılması amacıyla kredilerden alınan yüzde 5'lik Bankacılık Sigorta ve Muameleleri Vergisi'nin (BSMV) ve stopajın belli bir süreyle alınmaması öngörülüyor. Türkiye Bankalar Birliği de, kredi kartları ve tüketici kredilerine yönelik bir çalışma grubu oluşturdu. Çalışma grubunun ortaya koyacağı rapor borç yapılandırmasının önemli bir ayağını oluşturacak. Canikli , borç yapılandırmasının bankaların da menfaatine olacağını belirterek, "Bu noktada sorunun taraflarından birisi olan bankalardan da adım atmalarını bekliyoruz. Esas gayemiz vatandaşın, reel ve mali sektörün rahatlatılması" dedi.



başbakan kredi kartı magdurlarını dürüst görmüyor,akp grup başkan vekiki canikli nin beyanı da böyle oluyor. 'Gündemimizde Af Yok'
Cemil Çiçek, 'Bizim Af Konusuyla İlgili Şu An Ne Çalışmamız Var Ne Böyle Bir Düşüncemiz Var Ne de Böyle Bir Konu Üzerinde Duruyoruz' Dedi.
Haber Yayın Tarihi: 20.03.2009 16:48
bunu buraya not olarak düşüyorum sayın cemil çiçek...kürt konferansı ve obamanın gelmesi ile fikirleriniz degişirde ,eger pkk nın sayesinde bizleride af ederseniz,,,bunun türk esnafı ve işadamlarının ölünceye kadar içinde bir sızı olarak kalacagını,unutmayınnn

cemil çiçek böyle açıklıyor başbakan pkk silah bırakırsa olumlu düşünürüz diyor.. yaniii kısacası bu hükümetin net bir düşünce ve kararları yok.. her an her türlü kararlar verilebiliyor......................

eski dost dedi ki...

BU ÇOK ÖNEMLİİ DÜN C TESİ SAAT 10 DA YAPILAN GÖRÜŞME TAMAMEN DOGRUDUR.. arkadaşlar..buradan bu konu ile ilgili bütün arkadaşlara sesleniyorum..itirazlar,dilekçeler,avkat tutmalar,şu an için bunlar tamamen boş şeyler....bu gün saat o10 da ankarada bürakrasinin hatırı sayılır bir mevkisindeki arkadaşımıza,emekli bir savcı arkadaşını arattırdım.emeki savcı nın hukuk bürosu mevcutmuş ankarada.bütün konuyu arkadaşım anlatacaktı ama hiç konuşturmadı bile,nedeni hepsinden haberimiz var dedi,sakarya ,konya ,şişli mahkemelerinin,ve yargıtay 10 dairedeki görüş farklılıklarının....cgk da bu konunun gündemde oldugunu söyledi,cgk nun da çek cezaları konumuna karar vermek için ,hükümet kanadı ile yaklaşık 1.5 aydır görüş birligine varmak gerektigini savunuyor ve yazışıyorlarmış.yeni çek kanunuda o yüzden seçim öncesi telaşı olmasına ragmen başbakanlıga gönderilmiş.en kısa zaman da son halini alarak mejlise gelecekmiş.şu andada 14 kişilik hukuk çu gurubu ile bu konu şekilleniyormuş....diger mesele bizleri dogrudan ilgilendiren kanun boşlugunu ,bütün hukukçu ve yargıtay üyelerinin sözlü olarak onayladıklarını,fakat yeni çek kanunu yasa koyucu tarafından konulmadıktan sonra,bu boşlukla ilgili itirazın degerlendirilemeyecegini,belirginsizligin şu an devam ettigini,bu belirginsizlik içinde kanun boşlugu itirazlarının olumlu yada olumsuz degerlendirme imkanını bulunmadıgını o yüzden bekleme kararı aldıklarını,ancak yeni kanun yasalaşır yasallaşmaz bu konunun itirazının karara baglanacagını söylemişler.yani yeni kanun yasallaştıgı tarihten önceki çek cezalarının kanunsuz verildigi kesinleşmesi nedeni ile tüm hükümlerin bozulacagı söylenmiş.şu an karar vermemeleri ni de şimdi verecekleri bozma kararından sonra,yeni çek yasasının çok uzun sürecegi için karar tarihinden sonraki çek cezalarının ortada kaldoıgı imiş .o yüzden çek kanununa öncelik verilmesine karar vermişler yargı ve hükümet kanadı,,,,yani arkadaşlar benim anladıgım.çek yasasına öncelik verecekler ,yargıtayın istegi dogrultusunda,yasa kısa zamanda çıkacak ve arkasından kanun boşlugu itirazı karara baglanacak.KENDİSİDE KESİN BU BOŞLUKTAN DOLAYI GEÇMİŞ DAVALAR BOZULACAK DİYOR 60 ,70 DAVAM VAR BİR DİLEKÇE BİLE VERDİRMİYORUM ÇÜNKÜ TAMAMEN BOŞ UGRAŞ DİYOR ÇOK KISA BİR ZAMANIMIZ KALDIGINIDA SÖYLÜYOR.EN GEÇ NİSAN AYI SONU DİYOR....SAYGILAR

eski dost dedi ki...

iince@hotmail.com
iyimaya.ahmet@gmail.com
Dengir Mir Mehmet FIRAT ADANA AK Par
Kürşat ATILGAN ADANA MHP
Ömer ÇELİK ADANA AK Parti
eminekmen@tbmm.gov.tr
ahmetaydin@tbmm.gov.tr
zekeriya.aslan@tbmm.gov.tr
farukbebek@hotmail.com
celal.erbay@tbmm.gov.tr
veysikaynak@tbmm.gov.tr
metin.cobanoğlu@tbmm.gov.tr
ali.ihsankokturk@tbmm.gov.tr
isa.gok@tbmm.gov.tr
mustafahamarat@tbmm.gov.tr
yahya.akman@tbmm.gov.tr
halil.unlutepe@tbmm.gov.tr
ridvanyalcin@hotmail.com
ali.ihsan.kokturkt@tbmm.gov.tr
metin.cobanoglu@tbmm.gov.tr
yilmaz.tunc@tbmm.gov.tr

eski dost dedi ki...

TÜRKİYE BÜYÜK MÎLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA

Aşağıdaki sorularımın Başbakan Sayın R. Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak cevaplandırılmasını arz ederim. Saygılarımla

Dt. Şevket KÖSE Adıyaman Milletvekili


08.03.2003 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren ve 4814 sayılı Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkında Kanun'da yer alan düzenlemeler konusunda, on binlerce yurttaşımız mağduriyet yaşamaktadır. Çek bedeli kadar ağır para cezasını hükmeden yasa, aynı zamanda para cezası ödenmediği takdirde hapis cezası Öngörülmekte ve bu ceza ertelenmemektedir. Üstelik borcu da devam etmektedir. Bu bağlamda:

1. Avrupa Birliği'ne uyum çerçevesinde, ilgili yasa Avrupa Birliği kriterlerine uygun mudur? Avrupa Birliği ülkelerinde bu gibi uygulamalar bulunmakta mıdır?

2. Yasada herhangi bir düzenleme yapılması düşünülüyor mu?

3. Çok sayıda işadamı ve esnafın ticari yaşamdan çekilmesine neden olan bu yasanın, hem vicdani sorumlulukla hem de hukuk ilkeleriyle bağdaştığını düşünüyor musunuz?

Arkadaşlar Yazılı soru önergesi sahibi Adıyaman Milletvekili Sayın Şevket KÖSE'yi destekliyelim.

Tel: 4205716 - 17
Faks: 4206956
Cep: 533/7464864

eski dost dedi ki...

Ordu'da borç intiharı
ORDU (İHA) - Ordu'da yüklü miktarda borcu olduğu iddia edilen oto galerici, kendisine ait araç içerisinde kafasına tek el ateş ederek intihar etti.

Edinilen bilgiye göre, oto galerici olduğu öğrenilen Hamdi Yılmaz (30), kendisine ait 34 TD 6762 plakalı otomobiliyle Bahçelievler Mahallesi'nde Civil Irmağı üzerindeki Gazi Köprüsü yanına geldi. Burada aracını park eden Hamdi Yılmaz, üzerindeki silahı çıkartarak bir süre elinde silah dışarıda dolandı. Daha sonra yine kendisine ait araca binen Yılmaz sürücü koltuğunda kafasına tek el ateş ederek intihar etti. Hamdi Yılmaz'ın şüpheli hareketleri ve elindeki silahı gören vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, Hamdi Yılmaz'ı araç içerisinde kanlar içinde buldu. Polisin haber vermesiyle olay yerine gelen 112 Acil Servis ekipleri yaşam belirtilerinin olması üzerine genç adamı Ordu Devlet Hastanesi'ne götürdü. Burada yapılan tüm müdahalelere rağmen Hamdi Yılmaz hayatını kaybetti. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

eski dost dedi ki...

arkadaşlar bu haberlerde gördüğümüz intiharlar gördüklerimizden çok fazla nedense haber edilmek istenmiyor borç için intihar edenler haber olmuyor geçen hafta arkadaşım borç için intihar etti çevreden de bi kaç kişi daha 8 intihardan 1 ini duyuyoruz ama herşey güllük gülistanlık görünüyo halen nereye kadar böyle görecez halkın borcu ödenebilecek seviyeden çok yukarıda ödenmez bu borçlar...................................habere yapılan bir vadandaş yorumudur

eski dost dedi ki...

Maliye tefecilerin peşine düştü


Factoring şirketleri nezdinde ilk vergi incelemesini Maliye Teftiş Kurulu başlattı. Denetim birimlerinin son 10 yıllık dönemdeki sektör incelemelerini büyüteç altına alan Kurul, risk analizleri sonucunda factoring sektöründe geniş çaplı denetim kararı aldı.

Bu çerçevede Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'ın onayıyla, factoring şirketlerine yönelik ön araştırma yapıldı. Bu araştırmada, Türkiye'nin ABD'den sonra en fazla factoring şirketine sahip ülke olduğu ve şirketlerin 2008'e girerken 20 milyar dolarlık bir işlem hacmine ulaştığı tespit edildi.

Daha sonra da factoring sektörünü inceleyecek bir ekip oluşturuldu ve 100 firma için tarama çalışması başlatıldı. Bu çalışmada şirketlerin ortaklık yapısı ve faaliyetleri masaya yatırıldı, risk analizlerine yönelindi. Analiz sonrası, öncelikle denetlenecek firmalar belirlenerek, bunlar nezdinde incelemeye geçildi. Maliye müfettişlerinin sektör incelemesinin devam ettiği belirtildi.

Son dönemde factoring sektöründe krizi fırsat bilen bazı kişi ve kuruluşların kayıt dışı olarak elden para verdiği ve tefecilik yaptığı şeklinde Gelir İdaresi Başkanlığına çok sayıda şikayet iletildi.

Bu gelişme üzerine Gelirler Kontrolörlerinin de factoring şirketleri nezdinde kapsamlı denetim faaliyetinde bulunması kararlaştırıldı.

Gelirler Kontrolörlerinin de, ön araştırmaların ardından factoring sektörünü büyüteç altına alacağı bildirildi.

5 LİRA KAYITLIYSA, 10-15 LİRA KAYIT DIŞI
Öte yandan Hesap Uzmanları Kurulunun bankacılık sektörüne yönelik incelemeleri sırasında da bir factoring şirketinin kayıt dışı işlemlerle tefecilik yaptığı ortaya çıkarıldı.

Hesap uzmanlarının denetim çalışmasında, İstanbul'da bazı kişilerin banka hesaplarında çok ciddi tutarlarda para hareketleri olduğu belirlendi. Para hareketlerinin uzantılarının soruşturulması neticesinde 25 kişiye ait hesapların 1 merkezden yönetildiği anlaşıldı.

Para hareketleriyle ilgili araştırmaları daha da derinleştiren Hesap Uzmanları, işlemlerin bir factoring şirketi tarafından gerçekleştirildiğini tespit etti. Şirket ortaklarının işlemlerin bir bölümünü kayıtlı olarak yaptığı, kayıtlı tutarın 2-3 katı işlemin ise kayıt dışı şekilde elden yürütüldüğü görüldü ve bu factoring şirketine 200 milyon liranın üzerinde vergi ve ceza tahakkuk ettirildi.

Factoring şirketi, daha sonra Maliye Bakanlığı'na uzlaşma talebinde bulundu ve taraflar 130 milyon liraya uzlaştı.

Maliye Bakanlığı'ndan bir yetkili, ülkemizde, piyasada faaliyet gösteren tefecilerin yanı sıra factoring şirketleri kanalıyla da tefecilik yapıldığını belirterek, şu değerlendirmede bulundu:

"Bu tür tefecilik işleri, ekonomik kriz ortamlarında çok daha yaygınlaşıyor. Krizi fırsat bilenler, bu tür işlere yöneliyor. Bu işlem de daha çok çek, senet kırmak suretiyle gerçekleştiriliyor. Ortada vadesi gelmemiş ya da tahsili böyle kriz ortamlarında daha da zorlaşmış çok sayıda çek ve senet var. Şirkete gidiliyor. 100 liralık çek ya da senet karşılığı 50 lira alınıyor. Tefecilik yapanlar da, bunu bazen zor kullanarak, tahsil ediyor. Diğer yöntemde de zora düşen kişi ya da şirketler, elden yüksek faizle para alıyor ve darboğazı atlatmaya çalışıyor."

eski dost dedi ki...

eski dost dedi ki...
'Gündemimizde Af Yok'
Cemil Çiçek, 'Bizim Af Konusuyla İlgili Şu An Ne Çalışmamız Var Ne Böyle Bir Düşüncemiz Var Ne de Böyle Bir Konu Üzerinde Duruyoruz' Dedi.
Haber Yayın Tarihi: 20.03.2009 16:48
bunu buraya not olarak düşüyorum sayın cemil çiçek...kürt konferansı ve obamanın gelmesi ile fikirleriniz degişirde ,eger pkk nın sayesinde bizleride af ederseniz,,,bunun türk esnafı ve işadamlarının ölünceye kadar içinde bir sızı olarak kalacagını,unutmayınnn

eski dost dedi ki...

31 /12/2008 SONRASI LEHİMİZE GELİŞEN DURUMLAR 1)ÇEK KANUNUNUN UYUMLULUGUNUN YAPILMAMASI VE ÇEK CEZALARININ,31/12/2008 İTİBARİ İLE KANUNSUZ KALMASI 2)ANAYASADA KANUNUSUZ ŞUÇ OLMAZ MADDESİ 3)ŞİŞLİ ,KONYA ASLİYE,SAKARYA AGIR CEZA MAHKEMELERİNİN BU SEBEPLE BERAAT VERMESİ 4)BU KONUNUN YCK NA TAŞINMIŞ OLMASI VE YCK TAN LEHİMİZE KARAR VERİLMESİ OLASILIGINI YÜKSEK OLMASI(KANUNLARA GÖERE HAKLIYIZ) 5)İÇİNDE BULUNDUGUMUZ EKONOMİK KRİZ VE ÇEK CEZALARININDA EKONOMİK SUÇ OLMASI(MECBUREN HÜKÜMET KANADININ BİR KOLAYLIKLAR YAPMASI KAÇINILMAZ) 6)ANAYASAMIZIN AB FORMLARINA UYGUN HALE GETİRİLMESİ İÇİN YAPILMASI GEREKEN BAZI KANUNLARIN ÖZGÜRLÜKÇÜ HALE GETİRİLMESİ ZORUNLULUGU(AB KURALLARI KESİNLİKLE EKONOMİK SUÇLARIN ÖZGÜRLÜK BAGLAYICI OLMADIGI YÖNÜNDEDİR) 7)ABD NİN BASKISI VE KÜRT SORUNUNUN BİTİRİLMESİ İÇİN TASARLANAN VE MECBUR DURUMDA BIRAKILAN AF YASASI(BAŞBAKAN VE HÜKÜMET ÜYELERİNİN BİLE AGZINDAN DUYDUK.ÖZELLİKLE BAŞBAKAN NIN PKK SİLAH BIRAKIRSA HER TÜRLÜ KOLAYLIK SAGLANACAKTIR GİBİ) BUNCA LEHİMİZE OLAN DURUMLAR İÇERİGİNDE RAHAT OLALIM ZAFER YAKINNN BİAZ SABIRR DAHA LAZIMMM

eski dost dedi ki...

Erdoğan'dan 'PKK silah bırakırsa adım atarız' mesajı
23.03.2009 | Cevdet Aşkın | Yorum
ARAÇLAR
yorum yaz
favorilerime ekle
haberi yazdır
arkadaşıma gonder
&
KUZEY IRAK GÜNCESİ
22 MART 2008 SAAT: 18.00

ANKARA

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün ATV'de sorulara verdiği yanıtta nisan ayında Erbil'de yapılması beklenilen Kürt konferansına ilişkin olarak "Kuzey Irak, bölücü terör örgütünün konuşlanma alanı olmaktan çıkabilecek mi? Burası çok önemli. Önce bunu halletmeniz lazım. Kaldı ki bölücü terör örgütü silahlarını bırakabilecek mi? Yoksa bizim güvenlik güçlerimiz sürekli böyle bir operasyonun içerisinde olmanın arzusunu taşımıyorlar. Ama biz her zaman burada olumlu bir yaklaşımın içinde oluruz. Yeter ki bölücü terör örgütü silahını bıraksın. Temennimiz odur" dedi. PKK ile Kürt sorununun özdeşleştirilmesini Kürt vatandaşlara "hakaret" sayan Erdoğan, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Bağdat ziyareti için şunları söyledi: "Irak'a yapacakları seyahatte şüphesiz ki Talabani'nin kuzeyle ilgili bir katkısı olabilirse bu bölgedeki soruna yardımcı olabilir. Kuzeyde bir Barzani var. Bunu da gerçekçi olarak değerlendirmeye alacaksınız."
Dışişleri Bakanı Ali Babacan, yeni ABD yönetiminin PKK ile mücadele konusunda eski çizginin devam edeceği yönünde garanti verdiğini söyledi. Babacan önceki gün ATV'de yaptığı açıklamada "Kürt konferansının 3-4 aydır gündemde olmasına rağmen bizden hiçbir şey çıkmadı. Bu beklentilerin bu kadar yükseleceği, herkesin bu kadar çok şey bekleyeceği bir konferans haline getirilmemeliydi, ama Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani böyle bir konferansın olacağını söyledi ve beklentiyi çok yüksek bir noktaya çekti. Şimdi kendi kendilerini zora sokmuş oldular beklentiyi yükseltmekle" dedi. Babacan konferansın etnik milliyetçilik ve PKK için propaganda zemini oluşturacaksa yapılmaması gerektiği düşüncesinde olduklarını söyledi. Babacan, Türkiye'nin "sopasıyla" elde edilecek bir sonuçtan ziyade Iraklı Kürtlerin kendi çaba ve inisiyatifleriyle çözüm üretmeye çalışmaları ve ortaya çıkacak çözümün de "sahibi biziz" demelerinin çok daha olumlu bir tablo olduğunu belirtti.

IRAK

Irak Hükümet Sözcüsü Ali Debbağ, Cumhurbaşkanı Gül'ün bu hafta Bağdat'ı ziyaret edeceğini söyledi. Peyamner Ajansı'nın önceki günkü haberine göre Debbağ, Gül'ün ziyaretinin 2 gün süreceğini belirtti.

KUZEY IRAK

İnternet üzerinden Türkçe yayın yapan haftalık Hewlerpost gazetesinin önceki günkü ilk sayısında Cumhurbaşkanı Gül'ün Kürt sorunuyla ilgili Kürt liderlerle görüşmeler yapması beklenen Bağdat ziyaretinin 23 Mart günü gerçekleşeceği ileri sürüldü.

PKK

PKK'nın askeri kanadı HPG'nin lideri Bahoz Erdal, Irak sınırına yeni karakollar yapıldığını ileri sürdü. Fırat Haber Ajansı'nın dünkü haberine göre Erdal, 29 Mart yerel seçimlerinde AKP'nin Kürtlerden beklediği desteği bulması halinde kapsamlı saldırıların başlayacağını söyledi. Erdal kış aylarını HPG'nin yoğun ideolojik ve askeri hazırlık içinde geçirdiğini, saldırılara hazırlıklı olduklarını belirtti.

GELİŞMELER NEYE İŞARET EDİYOR

Uzun zamandır bizzat açıklama yapmayan ve PKK üst yönetimiyle anlaşmazlık içinde olduğuna dair haberler çıkan Bahoz Erdal tarafından yapıldığı ileri sürülen açıklama, TSK tarafından sınıra yönelik son iki haftadır yoğunlaşan sevkıyat ve konuşlanmalarla paralellik arz ediyor.
Babacan'ın sözleri Ankara'nın PKK'nın Kuzey Irak'tan çıkarılmasının Erbil marifetiyle gerçekleşmesini tercih ettiğine işaret ediyor.
Hem Erdoğan hem de Babacan'ın konferansa ilişkin açıklamaları, Ankara'nın Erbil'den PKK'yı tecrit eden bir kararın çıkışını garantilemesini beklediğini gösteriyor.
Erdoğan'ın silah bırakmaya ilişkin sözleri ise Ankara'da Kürt sorununun çözümü ve PKK üyelerinin genel af da dahil olmak üzere topluma entegrasyonuyla ilgili adımların atılması için önce örgütün silah bırakması gerektiğine işaret ediyor.
Cumhuriyet tarihinin en kritik yerel seçimlerine bir hafta kala 22 Mart 2009 tarihi itibariyle PKK'nın tasfiyesi ile çakışan Kürt sorununun çözüm sürecinde tarafların durumu şöyle somutlaşıyor:
1- PKK, 29 Mart seçimlerinde AKP'nin Doğu ve Güneydoğu'da DTP tarafından önemli ölçüde geriletilmesi halinde sorunun çözümünde askeri olmayan yöntemlerin hakim olmasını; aksi halde kendisini imha etmeyi hedefleyen büyük saldırıların başlamasını bekliyor ve kendini buna hazırlıyor
2- Kuzey Irak'taki Bölgesel Kürt Yönetimi, PKK'nın devre dışı bırakılması için Ankara tarafından tanınma sürecinin tamamlanması gerektiğini düşünüyor. Kendileri tarafından kontrol edilemeyeceğini gördüklerinden PKK'nın rakip siyasi varlığının tasfiyesi hem Barzani hem de Talabani'nin çıkarına uygun düşüyor. Ancak her ikisi de bu tasfiyenin Kürtler içinde hain duruma düşülmeden yapılmasını dizayn etmeye çalışıyor.
3- Ankara, Kürt sorununu zamana yayan çözümlerle adeta "sönümlendirmeyi" düşünüyor. Bunun için PKK ve Kürt sorunu arasına çizgi çekmeye özen gösteriyor. AKP'nin 29 Mart'ta Doğu ve Güneydoğu'da oylarını artırarak çizgiyi kalınlaştırması hedefleniyor. Örgütün Kuzey Irak'taki varlığının tasfiyesini Erbil'in omuzuna yükleyerek askeri riski asgariye indirmek istiyor.
KUZEY IRAK GÜNCESİ22 MART 2008 SAAT: 18.00 ANKARA Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün ATV'de sorulara verdiği yanıtta nisan ayında Erbil'de yapı...
( KB)

eski dost dedi ki...

eski dost dedi ki...
'Gündemimizde Af Yok'
Cemil Çiçek, 'Bizim Af Konusuyla İlgili Şu An Ne Çalışmamız Var Ne Böyle Bir Düşüncemiz Var Ne de Böyle Bir Konu Üzerinde Duruyoruz' Dedi.
Haber Yayın Tarihi: 20.03.2009 16:48
bunu buraya not olarak düşüyorum sayın cemil çiçek...kürt konferansı ve obamanın gelmesi ile fikirleriniz degişirde ,eger pkk nın sayesinde bizleride af ederseniz,,,bunun türk esnafı ve işadamlarının ölünceye kadar içinde bir sızı olarak kalacagını,unutmayınnn

eski dost dedi ki...

Tefeci cinneti 23 Mart 2009


DHA



İzmir'ın Gaziemir İlçesi'nde ticaretle uğraşan Aziz Ulusoy, borç aldığı ve tefecilik yaptığını ileri sürdüğü H.E.'nin galerisini silahla bastı. Sağa sola ateş açan Aziz Ulusoy kafasına silah dayayıp borçlarının silinmesini, el konulan mallarının kendisine geri verilmesini istedi. Polis, Aziz Ulusoy'u ikna etmek için uğraşıyor.

eski dost dedi ki...

Kredi kartı borcu ölüme sürükledi
Üzerinden 10'dan fazla kredi kartı çıkan şahıs kafasına sıktı. AHT muhabiri Ersin Özmen'in haberi

23.03.2009 15:11
Ordu'da bir şahıs aracında kafasına bir el ateş ederek intihar etti. Üzerinden 10'dan fazla kredi kartı çıkan kişinin yaklaşık 40 bin TL borcu olduğu öğrenildi.

Ersin ÖZMEN / ORDU (AHT)

Olay Ordu merkezde bulunan Civil Irmağı kenarında bugün sabah saatlerinde meydana geldi. Otomobil alım-satımı yaptığı öğrenilen Hamdi Yılmaz (30), 34 TD 6772 plakalı aracında kafasına bir ateş etti. Silah sesini duyanların haber vermesi üzerine olay yerine gelen polis ve ambulans geldi. 112 Acil Servis ambulansıyla Ordu Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Yılmaz, yapılan tüm müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

Yılmaz'ın intihar ettiği aracın içerisinde ise 10'dan fazla kredi kartı çıktı. Aracında kendini vurarak intihar eden Hamdi Yılmaz'ın yaklaşık 40 bin TL'lik kredi kartı borcu olduğu ve bu yüzden intihar ettiği iddia edildi.

Cuneyt dedi ki...

Sayın Eski Dost
Nasılsınız? Bilgilendirme açısından yaptığınız bu çalışma için sizi takdir ediyorum. teşekkürler

eski dost dedi ki...

rica ederim sayın cüneyt..bende sizin bu konudaki ülçülü,gerçekçi,mücadeleci,ve dürüst çabalarınızı tebrik ediyorum ,,,ben her ne kadar sizin oraya yazmasamda devamlı takip ediyorum.nerde ne yapmaya karar veririseniz katılıyorum.göstediginiz her adrese maaillerimi atıyorum...mücadelemiz ortak bir amaç için degilmi?

eski dost dedi ki...

Erdoğan, AKP'nin Bolu'da düzenlediği yerel seçim mitinginde yaptığı konuşmada, muhalefetin Türkiye'de kapanan iş yerleriyle ilgili sözlerine atıfta bulunarak, "Kalkıp efendim 'şu kadar tekstil fabrikası kapanmış, şu olmuş bu olmuş' diyorlar. Abarttıkları gibi bir şey yok ortada. Yani işini bilmeyen başarısız varsa, olabilir; kapatmış da olabilir" dedi.

Krizin küresel ve ABD kaynaklı olduğunu yineleyen Erdoğan, "Benim 'teğet geçiyor' ifademden rahatsız oluyorlar. Aynı şeyi söylüyorum: Evet, teğet geçecek. En az zararla bunu biz atlatacağız" diye konuştu.

İşsizliğin dünya genelinde bir sorun olduğunu anımsatan Erdoğan, "Niye bu kadar rahatsız oluyorsun. Allah'ın izniyle çalışacağız, gayret edeceğiz bunu (işsizliği) tekrar indireceğiz" dedi.

TÜİK, geçen yıl sonu itibariyle işsizlik oranını yüzde 13.6 olarak açıklamıştı.

Erdoğan, açıkladıkları dördüncü kriz paketinin ciddi hareketlendirme başlattığını kaydetti.
İŞTE DURUM VE HALEN.DE İLLA HÜKÜMET DENİRSE...........RAHMETLİ AZİZ NESİNİ VE O MEŞHUR SÖZLERİNİN HATIRLAMAMK ELDE DEGİL....

eski dost dedi ki...

23 Mart 2009 Pazartesi 20:14
kader dedi ki...
arkadaşlar,

kusura bakmayın dayanamadım artık sayın cüneyt , sayın my way

küfür ve hakaretlerin yayınlanmaması gayet hoş site inanılmaz seviyeli ama bencğdur 07 ikinci bir ŞEKER vakası adminlik demek her sorulana cevap vermek değildir kimin ne yorum yapacağına karar vermek değildir. diyeceksinizki beğenmiyorsan okuma, öbür sitedede beğenmediklerimizi okumamaya çalışıyorduk . malum şahsın fikirleri neyin yazılıp yazılmayacağına karar vermesini hangi bilgi düzeyi ve hangi hakla olduğunu açıklarsanız sevineceğim

saygılarımla

kader

evet syn cüneyt siteyi eleştirme nedeni benim de bu idi,yoksa site konusunda başka bir rahatsızlıgım yoktu....bu tür engellemeler sitede yogunlaşacak insanları yıldırıyor.yanii içinde küfür aşagılama olmayan eleştiri yazıları birinin hoşuna gitmiyor diye yayınlanmıyor du...neye göre,hangi kıstasa göre,hangi bilgi seviyesine göre karar veriliyor?? syn kader gibi insanlar rahatsızlıklarını içinde tutmak zorunda kalıyor ve daha dayanamaz hale geliyor.bir an önce bu sorunu çözmeniz dilegi ile saygılar

eski dost dedi ki...

Hükümet karşılıksız çek sorununa el attı
Diğer EKONOMİ haberlerini okumak için tıklayınız...

Hükümet, ekonomik krizin ardından patlayan geçen şubata göre yüzde 53.1 artarak, 1 milyon 400 bini aşan karşılıksız çek sorununu çözmek için harekete geçti.24 Mart 2009 08:40

Oya Armutçu'nun haberi

Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan 11 maddelik yeni Çek Kanunu Taslağı, Başbakanlığa gönderildi. Seçimden sonra Bakanlar Kurulu’nda görüşülüp süratle yasalaşması beklenen taslak, çekte çok önemli yenilikler yanında ekonomik kriz önlemi de getiriyor.

Hükümet’in ekonomik önlem paketinde de bulunan ve çeklerin vadelerinden önce işleme konulmalarını engelleyen düzenleme, taslağa eklendi. 31 Aralık 2009’a kadar vadesi gelmemiş çekler, bankalara ibraz edilemeyecek. Geçici madde sadece 31 Aralık 2009 tarihine kadar uygulanacak. 1 Ocak 2010 itibaren genel hükümler geçerli olacak. Taslak şöyle:

Hapis yerine para

TCK’nın genel hükümlerine paralel "karşılıksız çek" suçunda "hapis" yerine 1500 güne kadar "adli para cezası" verilecek.

Karşılıksız çek verdiği için hakkında dava açılan sanık, mahkemece belirlenecek adli para cezasını öderse, cezaevine girmekten kurtulacak.

Ancak, hükmedilecek adli para cezası çek bedelinin karşılıksız kalan miktarından az olmayacak.

Mahkemeler cezayı belirlerken, çek miktarını dikkate alarak 1500 güne kadar adli para cezası verecek.

Bu durumda karşılıksız çek sanığı, 150 bin TL’ye kadar adli para cezasına çarptırılabilecek.

Karşılıksız çek miktarı 150 bin TL’nin üzerinde olursa, adli para cezası yükselecek.

Para cezasını ödeyemeyen sanık, günlüğü 100 liradan hapis yatacak.

Hükmedilen adli para cezası kaç lira olursa olsun, bu cezanın karşılığında sanığın yatacağı hapis mevzuat gereği 3 yılı geçemeyecek.

Birden çok karşılıksız çek suçu işleyen ve adli para cezasını ödeyemeyen sanıklar ise en fazla 5 yıl hapis yatacak.

Adli para cezasını ödeyemediği için hapse giren kişi, para cezasını ödediği veya çek miktarını faizi ile birlikte alacaklıya verdiği takdirde, cezaevinden çıkacak. Soruşturma yapılıyorsa soruşturma sona erecek, açılmışsa dava düşecek.

10 yıllık kara liste

KARŞILIKSIZ çek düzenleyen, adına karşılıksız çek düzenlenen ve çekin karşılığını tarihinde banka hesabında bulundurmayan gerçek ve tüzel kişi hakkında, savcının talebi üzerine, sulh ceza hakimi tarafından karşılıksız çıkan her bir çekle ilgili olarak çek düzenleme-çek hesabı açma yasağı kararı verilecek. Karşılıksız kalan çek bedelini faiziyle tamamen ödeyen kişi hakkında, savcı tarafından soruşturma yapılmayacak, dava açılmışsa dava düşecek, mahkumiyet kararı ise bütün sonuçları ile ortadan kaldırılacak. Şikayetten vazgeçilmesi halinde de bu hükümler uygulanacak. Kişinin mahkum olduğu adli para cezası tamamen infaz edildikten veya bu cezayı ödemediği için hakkında hapis uygulanıp serbest bırakıldıktan itibaren üç yıl ve her halde yasağın konulduğu tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, hükmü veren mahkemeden çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağının kaldırılmasını talep edebilecek.

eski dost dedi ki...

daha önceki site lere defalarca yazmıştım,hükümetin 1 oy için bile neler yapabilecegini hepimiz gördük ve şahit olduk.şimdi böyle bir potansiyelden yararlanma düşüncesinin hükümette ilk sıralarda yer aldıgı düşüncesindeyim....bu nedenleki bu konu artık gündeme gelmeye başladı,benim şahsi düşüncem seçim öncesi bir şey yapacaklarıdır.yetiştiremeseler bile çıkıp bu konuda lehimize şeyler söyleyecektir.c tesi günü bile olsa pazarı çok etkileyecektir,bunu bizlerden daha iyi bildiklerini düşünüyorum.. bakalım görecezz

eski dost dedi ki...

SONNN DAKİKAAA...... BARZANİDEN PKK YA AF ŞARTI..........

eski dost dedi ki...

Barzani: PKK sorununun çözümü için af gerekli 24 Mart 2009


A.A



Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Irak ziyaretinin ikinci gününde temaslarını sürdürüyor. Gül, bu sabah Barzani ile görüştü. Kuzeydeki bölgesel yönetimin yetkilisi Neçirvan Barzani, ''PKK sorununun çözümü için af gerekli'' dedi.


Barzani, ''Türkiye ile birbirimizi artık daha iyi anlıyoruz. Talabani ile aynı düşünüyoruz. PKK silah bırakmalı.'Af PKK'yı dağdan indirmede önemli bir adım olur.' diye konuştu.

Bugün ilk olarak, başkent Bağdat'ta kendisine tahsis edilen Devlet Konuk Evi'nde Iraklı Türkmen milletvekillerini kabul eden Cumhurbaşkanı Gül, bu kabulün hemen ardından, kuzeydeki bölgesel yönetimin yetkilisi Neçirvan Barzani ile bir araya geldi.


Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bugün Irak temaslarını tamamlayarak yurda dönecek.

eski dost dedi ki...

'Gündemimizde Af Yok'
Cemil Çiçek, 'Bizim Af Konusuyla İlgili Şu An Ne Çalışmamız Var Ne Böyle Bir Düşüncemiz Var Ne de Böyle Bir Konu Üzerinde Duruyoruz' Dedi.
Haber Yayın Tarihi: 20.03.2009 16:48
bunu buraya not olarak düşüyorum sayın cemil çiçek...kürt konferansı ve obamanın gelmesi ile fikirleriniz degişirde ,eger pkk nın sayesinde bizleride af ederseniz,,,bunun türk esnafı ve işadamlarının ölünceye kadar içinde bir sızı olarak kalacagını,unutmayınnn

eski dost dedi ki...

Hükümetin gündeminde af yok"
Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'den Neçirvan Barzani'nin af talebine jet yanıt

24.03.2009 11:33
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ile görüşmesinde PKK'ya af konusunu gündeme getiren Bölgesel Kürt Yönetimi Başbakanı Neçirvan Barzani'ye Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin'den jet yanıt geldi. Şahin, "Hükümetimizin
HER NE KADAR HÜKÜMET ÜYELERİNİN BU AÇIKLAMALARI OLSADA,ARTIK ÇIKAR YOLUN OLMADIGI,BU AF MESELESİNİN DOGUŞ YERİ OLAN ABD NİN OLDUGU,VE KÜRT GURUPLARI İLE ALINMIŞ OLAN BU KARARIN BOP PROJESİ DOGRULTUSUNDA TÜRKİYENİN YAPACAK BİR ŞEYİ OLMADIGI KESİNDİR,,,,,,,,BU TÜR AÇIKLAMALAR AŞIRI MİLLİYETÇİ ŞAHSİYETLER VE ŞEHİT YAKINLARININ OYUNU KAYBETMEMEK İÇİN YAPILMAKTADIR..........SEÇİM SONRASI YAPACAKLAI İLK İŞ AF KONUSUDUR BUNA EMİN OLABİLİRSİNİZ....

eski dost dedi ki...

AKP'li Meclis üyesi borç yüzünden intihar etti 25 Mart 2009


Galip ERAYDIN - İSTANBUL DHA



Kartal Belediyesi'nin AKP'li Meclis üyesi ve Rize'nin İyidere İlçesi'nde iki dönem belediye başkanlığı yapan Adil Mete, borçları nedeniyle Maltepe'deki evinde intihar etti.


Edinilen bilgilere göre olay dün saat 03:00 sıralarında meydana geldi. Rize'nin İyidere İlçesi eski Belediye Başkanı ve işadamı Adil Mete (57), ruhsatlı silahı ile başına bir el ateş ederek hayatına son verdi. En son gece 23.00 sıralarında oğlu Osman Mete'yi aradığı öğrenilen iş adamının oğlu ve eşine hitaben bir mektup yazdığı öğrenildi.



Mete'nin mektubunda 'Ali Rıza abi benim onurumu koruyun' yazdığı ve yazının altında borçlu olduğu kişilerin adları ve borç miktarının yazıldığı öğrenildi. AKP Kartal Belediyesi Meclis üyeliği görevini yürüten Mete'nin cenazesi yapılan incelemenin ardından Kartal Dr. Lütfi Kırdar Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı.



Adil Mete, Rize'nin İyidere ilçesi'nde 1994 - 2004 yılları arasında iki ayrı dönem belediye başkanlığı görevini yürüttü. Mete'nin memleketi İyidere'de defnedileceği öğrenildi.

eski dost dedi ki...

Av. Rahmi Ofluoğlu
Mali Oligarşinin Cübbelilerine hayır..! Hukuk Ro
Mali Oligarşinin Hizmetindeki Cübbelilere hayır..!

.

Anayasanın 38 .maddesi sözleşmelerden doğan borçların yerine getirilmemesi nedeni ile kimsenin hürriyetinden yoksun bırakılamayacağını emretmektedir..!

.
Hile ve dolandırıcılık gibi bir suç unsuru bulunmadıkça, çeklerin ödenmemesi “ekonomik suç” değil, “ekonomik sonuçtur” ve yaptırımı da, faiz ve tazminattır. Para ve hapis cezası Dünya tarihinde ve halen yoktur..!

.

Mart 25, 2009 Yazan: rahmiofluoglu | Uncategorized | | Yorum yapılmamış

Karşılıksız Çek, Anayasa ve İnsan Hakları Sözleşmesi
Bu konuda yazılabilecek en güzel yazıyı Prof. Dr. Hayri Domaniç yazmış, söylenebilecek en güzel sözü söylemiştir. Hoca, Çek yasasını anayasaya aykırı bulmayan Anayasa Mahkemesi için “AĞIR ŞEKİLDE HATALIDIR” demektedir.

Anayasa mahkemesinin bu ağır hatasını anlatıp kurandan örnek vererek şöyle demektedir:

KUR’AN-I KERİM’in AHZAP Suresinin 72. Ayeti diyor ki;
İnsan ZALUMEN CEHULA yani İNSAN ÇOK ZALİM ve ÇOK CAHİLDİR.

Anayasanın 38 .maddesi sözleşmelerden doğan borçların yerine getirilmemesi nedeni ile kimsenin hürriyetinden yoksun bırakılamayacağını emretmektedir. Anayasa mahkemesi ise, çeki bir sözleşme olarak kabul etmemiş ve ekonomik suça ekonomik ceza diye aslında hukuk literatüründe bulunmayan bir kavram uydurarak çek yasasının anayasaya aykırı olduğu davasını ret etmiştir. Domaniç Hoca bu konuda şöyle demektedir:

“EKONOMİK SUÇA EKONOMİK CEZA” gerekçesi ile hapis cezasını tespit eden, 4814 sayılı kanunla, bu doğrultudaki Anayasa Mahkemesi kararı hatalı olup, DÜNYA MEVZUATINA AYKIRI VE ACEMİLİK ÜRÜNÜDÜR..

1) Yeni Çek Kanunu’nun gerekçesinde yer alan “ekonomik suça ekonomik ceza” hem komik derecede yanlış, hem de çeke dayalı ekonomik suç tekrarlandığı takdirde, karşılıksız çek düzenleyenlere 1 – 5 yıl hapis cezası kuralı ile çelişkilidir. Zira “ekonomik suç” kavramı, hırsızlık, dolandırıcılık, evrakta sahtekarlık gibi haksız yararlar sağlayan suçları da kapsar ve tüm Dünya kanunlarında hapisle cezalandırılmıştır. Hile ve dolandırıcılık gibi bir suç unsuru bulunmadıkça, çeklerin ödenmemesi “ekonomik suç” değil, “ekonomik direncedir” ve yaptırımı da faiz ve tazminattır. Para ve hapis cezası Dünya tarihinde ve halen yoktur. Anayasa Mahkemesi kararlarına da yansıyan “ekonomik suça ekonomik ceza” hiçbir yasal dayanak gösterilmeden yakıştırılmış bir acemilik ürünüdür, böyle bir prensip Dünyada yoktur. “Ekonomik suç” ile mal, hizmet ve para borçlarını “ödemede temerrüt dirence” karıştırılmıştır. Parasal direncelerin yaptırımı parasaldır, faiz ve tazminattır. Hapis ve hatta para cezası yoktur. Ekonomik direnceye alacaklı yararına parasal yaptırım uygulanacakken “ekonomik ceza” Devlete ödenmekte olup, alacağı direnceye uğrayan alacaklıya bir faydası yoktur. Çek bedeli borcunu ödemeyen borçlunun para cezasını Devlete ödemesi de söz konusu değildir. Çek Kanununun Yeni 16. maddesi’ne göre 80 milyar lirayı aşmamak üzere karşılıksız kalan çek bedeli kadar para cezası da, çekin temsilciler tarafından imzalanması halinde iki üç katına çıkabilmektedir. Zira 16. madde hem temsil edene hem temsil edilen kişiye ayrı ayrı çek bedeli kadar para cezası uygulamaktadır. Temsil edilen özel kişi 80 milyar, temsilcide 80 milyar lira ceza ödeyecektir. Vakıf ve Dernek gibi özel tüzel kişiler adına çek imzalanması hallerinde de tüzel kişi ayrı, temsilci veya temsilcilerden her biri ayrı ayrı çek bedeli kadar para cezası ödemek zorundadır. Çeklere uygulanacak poliçe hükümlerine yollama yapan TK.730’un yollama yaptığı TK.599 ve 600 gereğince, çek borçlusu çeki ibraz eden lehtara karşı her tür defileri ileri sürebildiği ve bu defi imkanı nama yazılı çeklerde iyi niyet sahibi üçüncü şahıslara karşı da geçerli olduğu halde, 16. madde karşılıksız çekte hapis ve para cezası için bu defileri de göz ardı etmiştir.

ÇEK BİR SENETTİR

Hoca , çekin senet niteliğinde olduğunu şöyle anlatmaktadır:
2) Çeklerin birer havale ve sözleşme senedi olduğunu düzenleyen başlıca yasalar:
a) Çekler dahil Kıymetli Evrakı tarif eden TK. 557:
Kıymetli evrak ÖYLE SENETLERDİR Kİ, bunlarda mündemiç olan hak senetten ayrı olarak dermeyan edilemediği gibi başkalarına da devredilemez.
Şeklinde olup, çekin SENET olduğunu açıklamaktadır.
b) Çekin şekil şartlarını düzenleyen TK. 692’nin 2. bendine göre çek;
“Kayıtsız ve şartsız muayyen bir bedelin ödenmesi için HAVALE”dir.
c) Borçlar Kanunu 457’ye göre de;”HAVALE BİR AKİTTİR” sözleşmedir.
d) TK. 694 hükmü de çeklerin HAVALE SENEDİ olduğunu tekrarlamıştır.
e) Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 9.7.1958 tarihli ve K. 28 sayılı kararına göre de:
Çek mahiyeti itibariyle BORÇ İKRARINI HAVİ bir vesika değil, HAVALE BENZERİ bir ödeme vasıtasıdır.
f) Hususî ve resmî evrakta sahtekarlık suçlarını cezalandıran Türk Ceza Kanunu’nun 349. maddesi’nin 2. bendi de, TK. 557 gereğince çekleri de kapsayan “Emre veya hamile yazılı olarak tanzim edilen KAMBİYO SENETLERİ”ni daha ağır cezalara tabi tutmuş ve ÇEKLERİ de SENET VE SÖZLEŞME saymıştır.
g) “KAMBİYO SENETLERİ (ÇEK, POLİÇE VE EMRE MUHARRER SENET) HAKKINDAKİ HUSUSİ TAKİP USULLERİ”ni düzenleyen İİK. 167-176 hükümleri de çekleri senet ve sözleşme saymış ve özel bir icra takip usulüne tabi tutmuştur.
h) 57 maddeden oluşan 1931 tarihli Milletler Yeknesak Çek Kanunu (Loi Uniforme Concernant le Cheque) de 1 ve 3. maddelerinde çekin bir banka üzerine yazılan özel bir havale sözleşmesi olduğunu açıklamıştır.
HAYRİ DOMANİÇ de, 1990 YAYIMI KIYMETLİ EVRAK HUKUKU adlı kitabının 529. sayfasında:
“Çek, münhasıran bir bankaya hitaben yazılabilen, kanuni şekil şartlarına tabi, kıymetli evrakta madut ve sadece nakde taalluk edebilen hususî bir HAVALE SENEDİDİR.”
Şeklinde bir tarif yapmış, çekin bir senet ve sözleşme olduğunu belirtmiştir. Hocamız Ord. Prof. Dr. Halil ARSLANLI’da 1960 yayımı Ticari Senetler adlı eserinde ÇEKİN BİR HAVALE SÖZLEŞMESİ ÜRÜNÜ olduğu beyan etmiştir.
Prof. Dr. Reha POROY ile Prof. Dr. Hamdi YASAMAN’ ın müşterek eseri KIYMETLİ EVRAK HUKUKU adlı kitap da çekler bir havale ve senet olarak tarif edilmiştir.
Ziraat Bankasının, 1988 yayımı “Tevdiat ve Banka Hizmetleri Mevzuatı” adlı kitapçığının 1 ve 2. sayfalarında da çek, bir havale ve senet olarak tarif edilmiştir.
Özetle, 26.2.2003 tarihli ve 4814 sayılı Yeni Çek Kanunu’na kadar çekin sözleşme niteliğinde bir havale ve senet olmadığını savunan yasal, yargısal ve doktrinal bir görüş yoktur.

ÇEK YASASI ORTAÇAĞ KALINTISI BİR ZİHNİYETİN ESERİ OLDUĞU GİBİ, BAŞBAKANLIĞA SUNULAN YENİ ÇEK YASA TASARISI DA 3167 SAYILI YASAYI ARATMAYACAK UCUBE BİR TASARIDIR..

Çek hamillerin koruma adı altında borçlarını ödemekten acze düşenlere feodal şiddet uygulanmaktadır. Çekini öde yoksa yakarım ha !.. yanarsın Ha !.. Peki bir sorum var:

NEDEN BONOYU ÖDEMEYENLERE CEZA YOK? NEDEN KİRAYI ÖDEMEYENLERE, KREDİ KARTINI ÖDEMEYENLERE V.S V.S CEZA YOK ? VARMI BUNU AÇIKLAYACAK BİRİSİ?

Vadeli yazılan çeklerin bonodan, kira sözleşmesinden ne farkı var? Çek yazıldığı, keşidecinin elinden çıktığı anda bankada karşılığı olmalı. Çek buna denir. Bir para yerine geçen bir ödeme aracıdır. Benim bankada param var. Git al diyorsun. Adam sana güveniyor bankaya gidiyor. EYVAH PARA YOK, DOLANDIRILDIM! Burada keşidecinin dolandırma kastı vardır. Peki ya bir ödeme vasıtası olarak kullanılan vadeli çekte böyle bir kasıt var mıdır? Üç beş ay sonraya, bazen daha da uzun, çek yazan insanlar acaba dolandırma kastı ile mi bu çekleri keşide etmektedirler. Ne gezer? Zaten mevcut çek yasası böyle bir kastı aramamaktadır. Genellikle insanlar çek vadelerinde karşılaştıkları sıkıntılar nedeni ile çeklerini ödeyememektedirler. İşlerinin iyi gitmemesi, ekonomik kriz v.s gibi nedenlerle. Çeklerini ödeyemeyen bu insanlardan bir bölümü yargılama sürecin de parayı bulup ödemekte, bazen de hapiste iken yakınlarının gayreti ile ödeyip özgürlüklerine kavuşmaktadırlar. Peki hiç bu parayı bulamayanlar, işte onlar yandılar.. BÖYLE BİR KAST OLUR MU? BÖLE ÇAĞDAĞ BİR YASA OLUR MU?

Adamın hiçbir kastı yok. Batmış gitmiş, bir de yıllarca hapiste yatacak..Kimi koruyorsunuz ? ÇEK HAMİLLERİNİ.. Peki diğer çeşit alacaklıların ne günahı var? Bu durumda borcunu ödemeyen herkes hapse girsin. Mademki kast ve hile aramaksızın çekini ödemeyen hapse giriyor, o zaman eşitliği sağlayın bütün borçlular hapse girsin.. ADAM GİBİ ORTAÇAĞ BÖYLE OLUR..

KARŞILIKSIZ ÇEKE HAPİS CEZASI MALİ OLİGARŞİNİN ESERİDİR..!

Dikkat! Bankaların % 55 i yabancıların elinde. Sigortacılık öyle, perakendecilik öyle.. Ve yabancılar kendi ülkelerinde olmayan olanaklardan bizim ülkemizde yararlanmaktadırlar. TAM SÖMÜRGE BUNA DENİR.

Mart 25, 2009 Yazan: rahmiofluoglu | Uncategorized | | Yorum yapılmamış


ARKADAŞLAR LİNK AŞAGIDADIR............................................................... http://rahmiofluoglu.wordpress.com/2009/03/25/

eski dost dedi ki...

ARKADAŞLAR OFLUOĞLUNA GEREKEN DESTEGİ VERMELİYİZ...SESİMİZİ DUYURMASI YÖNÜNDEN ÇOK FAYDALI OLACAGI KANISINDAYIM

eski dost dedi ki...

Av.Rahmi Ofluoğlu (Aydın)

İstanbul Barosu

Cep : +90 532 550 50 61

eposta : rahmi68@hotmail.com

eski dost dedi ki...

tabii kii bu avkat arkadaşımızın veya daha degişik hukuk adamlarının ,bu yöndeki açıklamalarını hepimiz biliyoruz.biliyoruz diyede okumadan geçemeyiz degilmi? bakın,kamuoyu oluşturmak ses getirmek konumuzu gündemde tutmaktan bahsediyoruz...nasıl yapacaz bu işii?? birbirimizi boş yazılarla avutarak degil elbetteki.bu tür avkat,yazar,haber siteleri vs gibi insanlara maail mesajve görüşme gibi faaliyetlerle yapabiliriz..bizler artık bu konuları çok iyi biliyoruz artık bu dogru,ama biz ler ne kadar gündem yaratabiliriz,hangi kanalda programa katılabiliriz..ancak bu kişiler vasıtası ile amacımıza ulaşma imkanlarımız mevcuttur,bu nedenlede bu insanlarla yazışmalarımız ve diyaloglarımız olmalıdır.

Adsız dedi ki...

sayın eski dost programa siz niye katılmıyorsunuz?Katılsanız sesimiz olursunuz

samim

«En Eski ‹Eski   1 – 200 / 288   Yeni› En yeni»

Yeni anayasa yapılmalı mı?

AKP'nin tavrı kürt sorununun çözümüne olumlu katkı yapıyor mu?

DTP'nin tavrı kürt sorununun çözümüne olumlu katkı yapıyor mu?